Türkiye

'Bu dil Peygamber dili değil'

Eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, "Siyaset ve İslam’ı özdeşleştiren anlayışın kullandığı dil, bireyleri, İslam konusunda yol ayrımına getiren bir noktaya sürüklüyor" dedi.

Konular: Türkiye
Eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu. [Fotoğraf:CHA/Arşiv]

Eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Hürriyet Gazetesi’nden Ahmet Hakan’a verdiği röportajda İslamofobi, İslam ülkelerinde şiddet kültürü, özeleştiri yoksunluğu, ulema ve entelektüellerin hataları ve Batılıların yanlış sebep-sonuç ilişkileri kurması gibi konular üzerine konuştu. Türkiye’nin sadece şeklen dindarlaştığını, tarikatların dünyevileştiğini ve akıl ile ahlâka uygun hareket eden insanların geri planda kaldığını söyledi.

“Türkiye şeklen dindarlaşıyor”

Bardakoğlu, Türkiye’nin gittikçe dindarlaştığı tezine şu argümanlarla karşı çıkıyor:

“Türkiye'nin giderek dindarlaştığı tezi doğru değil. Şekil ve sembolleri ölçü alırsak, bolca kullanılan dini kelime ve kavramları ölçü alırsak ilk bakışta dindarlaşma artıyor zannederiz. Ama dinin insandan beklediği özü ve samimiyeti ölçü alırsak, ahlâkiliği esas alırsak, kendine ve çevresine barış ve huzur veren bir rahmet olmasını esas alırsak... Çok gerilere gittiğimizi söyleyebilirim. Türkiye şeklen dindarlaşıyor, özünde dindarlaşmıyor diyorsunuz...”

“İslami zihin, Kuran'ın inşa ettiği süreci tersine döndürdü”

Eski Diyanet İşleri Başkanı, cemaat ve tarikatların hızla dünyevileşerek şeklen dindarlaşmaya katkı sağladığını da şu sözlerle öne sürdü:

“Türkiye ve İslam ülkeleri hızlı bir şekilde dünyevileşiyor. Dini cemaat ve tarikatlar bugün itibariyle dünyevi oluşumlardır. Din adına topladıklarıyla dünyaya yatırım yapıyorlar. İslami zihin, bugün Kuran'ın inşa ettiği süreci tersine döndürdü. Yani akide (inanç) ve ahlâk sona, muamelat (uygulamalar) başa alındı. Neden? Çünkü dünya, dinin önüne geçti. Böyle olunca da kul ile Allah ilişkisi de bozuldu, insanın insan ile ilişkisi de.”


Eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu (ortada)
[[Fotoğraf:CHA/Arşiv]]

“Asıl sorun İslam entelektüellerinde”

Bardakoğlu artan İslamofobi (İslam düşmanlığı) hakkında ise şunları söyledi:

“İslamofobi'nin Müslümanlar aleyhinde gelişmesinde İslam adına fotoğraf verenlerin çok büyük rolü ve sorumluluğu var. Ama asıl sorun İslam entelektüellerinde. İki nedenden dolayı... Bir: Bir kısmı böyle sorunlu bir kitle yetiştirdiği için... İki: Bir kısmı da sustuğu için... Ne çıktı buradan? Akla ve ahlâka uygun düşünen, insanlığı geliştirici değer ve aksiyon üreten insan yerine; duygularıyla davranan, değer aşındıran reaksiyoner insanlar çıktı. Böyle bir modelin insanlık vicdanında sevimli görünmesi mümkün mü?”

Ali Bardakoğlu günümüz İslam âlimlerini ise şöyle eleştirdi:

“İslam dünyası hep ötekinin yapıp ettiklerine bakıyor. Oysa yapılması gereken aynaya bakmaktır. İslam dünyasında şiddet var. Mezhep çatışmalarında kan akıyor, birbirlerinin camilerini bombalıyorlar. Sünni ve Şii ulema bir araya gelip tavır alamıyor. Aksine kendi mezhep mensuplarını haklılaştıran karşıt fetvalar yayınlıyorlar. Çeşitli âlimler sürekli cihat, tekfir ve canlı bomba fetvaları veriyorlar. Bütün bunlar sorunu büyütüyor.”

“Bireyler din konusunda yol ayrımına getiriliyor”

Ali Bardakoğlu siyaset ve İslam’ı özdeşleştiren bir dil anlayışının hakim olduğunu ve bunun da din konusunda insanların kafasını karıştırdığını söyledi:

“İdeoloji ile İslam'ı, siyaset ile İslam'ı özdeşleştiren ve bireyleri din konusunda yol ayrımına getiren bir dil benimsenmiş durumda. Bu dil, Kuran'da ve Peygamber'de olmayan, sonradan üretilmiş siyasal bir dildir, dini dil değildir. Dini söylem ideolojik oldu... Din ideolojilerle yarıştırıldı... Kavgalar din üzerinden verildi. Herkes dinden kendini meşrulaştıracak veya ötekini dışlayacak argümanlar seçme yarışına girdi.”


[[Fotoğraf:CHA]]

“Kim belirleyecek gerçek İslam'ı?”

Bardakoğlu sorunların sebebi olarak gördüğü günümüz ulemalarının çözüm üretemeyeceğini de öne sürdü:

“Bireye özgürlük alanı bırakmak şöyle dursun, kimi sevip kime karşı olması gerektiğine kadar inen "prototip Müslüman" modeli sunuldu. Oysa bizim kadim geleneğimiz böyle değildi. İslam hep sivil ve özgür ortamda gelişti. 'Gerçek İslam' deniliyor. Kim belirleyecek gerçek İslam'ı? ‘Ulema’ deniliyor. İyi ama zaten sorunların arkasında ulemanın zihin yapısı yok mu? Yapılacak şey belli: Şablonlar ortaya koymak yerine, bireyi Kuran ve İslam'la zihinsel temas kuracak bir donanıma sahip kılmak. Böylece İslam'ı anlama ve yaşama tercihini ona bırakmak.”

“Özgüven yoksunluğu özeleştiriyi engelliyor”

Bardakoğlu, "Müslümanların neden özeleştiriden kaçtığı” sorusunu ise “özgüven yoksunluğu”na bağlıyor: 

“Kendisine güvenen bir medeniyet, özeleştiri kültürünü geliştirir. İslam medeniyeti de tarihte böyleydi. Ama Müslümanlarda ciddi bir özgüven kaybı oldu. Tarihten devraldıklarını bir ayıklama yapmaksızın korumaya ve savunmaya başladılar. Ulemayı ve şeyhleri "eleştirilebilir", "yanılabilir" kişiler değil de Allah'tan özel yetkiler almış ayrıcalıklı kimseler zannettiler. Oysa yanılmaz olan Kuran ve sünnetin bilgisidir. Dünyevileştiler ama Allah diyerek dönüyorlar”

“Tarikatlar ve cemaatler dünyevileşti”

Ali Bardakoğlu günümüzdeki cemaat ve tarikatlara şu eleştirileri yöneltiyor:

“Günümüzde tarikatlar ve cemaatler, topluma maneviyat ve güzel ahlâk vermek yerine, dünya nimetlerinden alabildiğince pay alma yarışına girmiş durumda. Bugün Türkiye'de dini cemaatler ve tarikatlar, dünyevi ve seküler oluşumlardır. Her biri ekonomik sektördür. Boğazlarına kadar dünyevileşme girdabında Allah diyerek döneduruyorlar. Dinden kazandıklarını dünyaya yatırmaktadırlar. Dinî görünen cemaatlerin kolayca siyasi manevralara ve işbirliklerine girmesi, adeta kendi borsasını oluşturması da dünyevi karakterleri sebebiyledir. Türkiye'de son dönemde yaşananlar da bunu yansıtmıyor mu?”


[[Fotoğraf:CHA]]

“Ahlâk gitti, şekil kaldı”

Bardakoğlu Müslümanların bugün geldikleri noktayı şu saptamalarla anlatıyor:

"İslam'ın hükmü kaybolmadı ama hikmeti kayboldu. Ahlâk ve hikmet zemini olmaksızın İslam'ın şekil ve kurallarının içinin boşalacağını fark edemedik. Ana gövde, ahlâk ve hikmetten soyutlanmış kurallarla boğuşuyor. Dinin kerameti, ahlâk ve hikmetten soyutlanmış kurallarda aranmaya başlandı."

“Ulema, sorunun kaynağı”

Günümüz İslam âlimlerine Bardakoğlu'nun eleştirileri ise şunlar:

“Bir sarıklı cübbeli çıkıyor... Kamu düzenini ortadan kaldıracak şekilde şiddeti ve terörü körükleyecek bir dizi fetva verebiliyor. Din adına kadınlara ayrımcılık yapabiliyor. "Öteki" gördüklerine ayrımcılık yapabiliyor. Cihat ilan edebiliyor, ölüm fermanı çıkarabiliyor. Bütün bunlar ciddi bir eleştiriyle karşılanmıyor. Böyle bir keyfilik olur mu? İslam tarihinde böyle bir keyfiliğe hiç meydan verilmedi. Bugün niye bu fetvalar kendisine alan bulabiliyor? Bunun bir nedeni de günümüzde ulemanın birbirini idare ediyor ve adeta meslek dayanışması gösteriyor oluşu... Sözüm ona ulemanın itibarına gölge düşürmüyorlar. Bugün İslam dünyasında tam bir ulema enflasyonu ve dini bilgi keşmekeşliği var. Sorun çözücü olması gereken ulema sorun kaynağı olabiliyor. Ulema da dünyevileşti. Siyasete ve dünyaya bu kadar yakın duran ulemanın eğilip bükülmemesi, kirlenmemesi de zaten mümkün değildi.”

“Müslümanların incinmemesi düşünülemez”

Bardakoğlu, “Hazreti Muhammed'le alay eden bir karikatür karşısında bir Müslüman'ın tavrı ne olmalıdır?” sorusuna yanıtı şu:

“Bir Müslüman'ın Peygamber Efendimize hakaret eden bir karikatür karşısında incinmemesi düşünülemez. Ona sessiz kalması beklenemez. Ancak gösterdiği tepkide hukukun içinde kalmak zorundadır. Şiddete başvurmak kabul edilemez. Bırakın şiddete başvurmayı... Karşı hakarete bile başvurulamaz."

Ali Bardakoğlu İslam'dan terör çıkaranların şu üç unsura başvurduklarını söylüyor:

“Bir: İslam tarihindeki olayları tarayıp kendi amaçlarına en uygun olanları seçiyorlar. İki: Bu olayları kendi şartlarından kopararak bugüne bir davranış kuralı ve modeli olarak taşıyorlar. Üç: O günkü şartlarda üretilmiş kişisel görüşleri kutsallaştırıp dini bilgi ve talimat olarak bugün muhataplarına sunuyorlar."

Kaynak: Hürriyet

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;