ABD

Obama Küba'da

Soğuk Savaş yılları boyunca Sovyetler Birliği etkisi altında kalan Küba, ABD Başkanı Barack Obama'yı ağırlıyor. Obama, 1928'den bu yana Küba'yı ziyaret eden ilk ABD Başkanı oldu.

Konular: ABD, Küba

ABD Başkanı Barack Obama, 88 yılın ardından Küba'yı ziyaret eden ilk ABD Başkanı olarak Küba'ya gitti. Andrews Hava Kuvvetleri Üssü'nden kalkan Air Force One uçağı, yaklaşık üç saatlik yolculuğun ardından Obama ve ailesini başkent Havana'ya ulaştırdı.

Başkan Obama'nın, üç gün kalacağı Havana'daki ilk durağı geçen yıl yaklaşık 50 yıl aradan sonra diplomatik ilişkilerin kurulmasıyla yeniden açılan ABD Büyükelçiliği oldu. Obama, Büyükelçilik görevlilerine yaptığı konuşmada, ziyaretini "tarihi bir an" olarak nitelendirdi. "Küba halkıyla direkt irtibat halinde olmak tarihi bir fırsattır" dedi.

Barack Obama, kendisinden önce görevdeyken Küba'yı ziyaret eden tek ABD Başkanı olan Calvin Coolidge'ın 1928’teki ziyaretine de atıfta bulunarak, "O, savaş gemileriyle buraya geldiği zaman yolculuğu 3 gün sürmüştü, fakat bizim için sadece 3 saat sürdü" ifadesini kullandı.

Obama ve ailesi, daha sonra Havana'nın tarihi semtini gezdi. Bir Kübalının ABD’nin kendilerine uyguladığı ambargoyu kaldırması yönündeki seslenişine, Obama sağ elini kaldırarak yanıt verdi. Burada Havana'nın tarihi sokaklarına uğrayan Obama ve beraberindekiler, Havana Katedrali'ni de ziyaret etti.

Obama bugün Küba Devlet Başkanı Raul Castro ile bir araya gelecek. Yardımcıları, Obama’nın görüşmede daha fazla ekonomik reform ve internete daha fazla erişim sağlama konularında tavsiyelerde bulunacağını söyledi.

Barack Obama, salı günü de Küba halkına sesleneceği bir konuşma yapacak ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle bir araya gelecek. Obama ailesi daha sonra Küba Milli Beyzbol Takımı ile Tampa Bay Rays takımı arasındaki gösteri maçını izleyecek. ABD Başkanı Obama, aynı gün Arjantin'e gitmek üzere ülkeden ayrılacak.

Küba'da Obama'nın ziyaretinden sonra bir ilk daha yaşanacak. Ünlü İngiliz rock grubu Rolling Stones, başkent Havana'da ücretsiz bir konser verecek. 25 Mart'taki dostluk konseri, Küba'da bir İngiliz rock grubunun ilk açık hava performansı olacak.

Amerikalı diplomatların Küba sokaklarını ziyaret edişini değerlendiren Küba'nın ABD ile İlişkiler Başkan Yardımcısı Gustavo Machin, "Küba halkının Kuzey Amerika kültürü ile lanetleneceğini düşünmüyorum. ABD ile ilişkiler bizi korkutmuyor" dedi.

Castro karşılamadı

Obama'nın Havana'da Küba Devlet Başkanı Raul Castro tarafından karşılanmaması ise ABD basınında geniş yer buldu. Cumhuriyetçi Parti'nin en güçlü Başkan aday adayı Donald Trump, sosyal medya üzerinden paylaştığı mesajda, Castro'nun Obama'yı ciddiye almadığını savundu.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik danışmanlarından Ben Rhodes, Castro'nun karşılayanlar arasında olmamasından dolayı gücenmediklerini dile getirerek, "Karşılama tasarlanmamıştı ve üzerinde tartışılmamıştı" şeklinde konuştu.

Obama, geçen hafta yaptığı açıklamada, Küba ziyaretinin bu ülkeyle diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesine katkı sağlayacağını belirterek, "Yaklaşık 90 yıl sonra gelecek hafta bir savaş gemisi eşlik etmeden Küba'yı ziyaret eden ilk ABD Başkanı olmayı sabırsızlıkla bekliyorum" ifadesini kullanmıştı. 

ABD'de Obama'nın, Küba'da ise Fidel Castro'nun kardeşi Raul'un göreve geldiği 2008 yılından itibaren iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerde yavaş yavaş yumuşama emareleri görülürken, ekonomik ambargolar konusunda son karar, Obama'nın Küba açılımından çok da memnun gözükmeyen Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Kongre'ye düşüyor.

İki ülke arasındaki ilişkilerin gerçek anlamda normalleşmesi için Kongre'nin ekonomik ve ticari yaptırımları kaldırması ve ABD'nin elinde bulundurduğu Guantanamo Körfezi'ni terk etmesi gerektiği belirtiliyor.

Bununla birlikte Küba konusunda Obama'yı eleştiren isimlerin kullandığı en belirgin argüman, Havana yönetiminin tartışılan insan hakları karnesi.
ABD-Küba ilişkilerinde bugün gelinen noktanın ne anlama geldiği ve Obama'nın ziyaretinin neden çok önemli olduğunu anlamak için öncelikle Soğuk Savaş koşullarında Küba'yı ABD ile Sovyetler Birliği arasında "sıkıştıran" olaylar silsilesine bakmakta fayda var.

1 Ocak 1959'da Küba Devrimi ile iktidara gelen Fidel Castro, kurduğu sosyalist rejim ile ülkenin yönetimini tam anlamıyla ele aldı. 1960 yılında ülkedeki tüm yabancı varlıkları millileştiren Castro, Amerikan mallarına yüksek vergi koymakla kalmayıp aynı zamanda Sovyetler Birliği ile de ticari anlaşmalar imzaladı. Buna karşılık dönemin ABD Başkanı Dwight Eisenhower, ABD'deki tüm Küba varlıklarını dondurdu, ağır bir ticari ambargo koydu ve Küba ile diplomatik ilişkileri kesti.

Eisonhower'dan sonra başkan olan John F. Kennedy'nin Castro'yu devirmek için 17 Nisan 1961'de Küba'ya yolladığı askeri birlik başarısız oldu ve Amerikalı askerler tutuklandı. Bu olaydan yaklaşık 10 ay sonra ABD yönetimi, 7 Şubat 1962'de Küba'ya "tam ekonomik ambargo" uygulamaya başladı ve aynı çerçevede seyahat kısıtlamaları getirildi.

Soğuk Savaş yıllarının getirdiği şartlarda Castro etkisi altındaki Küba, gizli bir anlaşma ile adalarından birinde Sovyetler Birliği'nin füze üssü kurmasına izin verdi. ABD casuslarının bu olayı ortaya çıkarmasıyla Başkan Kennedy, 1962 yılının ekim ayında Küba'ya askeri blokaj uygulamaya başladı. 13 gün süren blokaj sonunda, nükleer bir savaş tehdidi ortaya çıkınca ABD ile Sovyetler Birliği anlaştı ve nükleer bir felaketin eşiğinden dönüldü.

Johnson döneminde Kübalılara ABD yolu açıldı

1966 yılında başkan Lyndon Johnson döneminde çıkarılan bir yasa ile deniz yoluyla ABD'ye ulaşıp karaya ayak basan Kübalılara 1 yıl sonra vatandaşlık hakkının verilmesinin önü açıldı. 1986 yılında kabul edilen Göçmenlik Yasası'nda ve 1994 yılında kabul edilen Küba ile göçmenlik anlaşmasında da bu politika sürdürüldü.

ABD'nin Küba'ya uyguladığı ekonomik yaptırımların toplumdaki faturasının giderek ağırlaştığı dönemde Küba'dan ABD'ye toplu göçmen geçişi yaşandı. 1980 yılında ekonomik şartların giderek kötüleşmesi üzerine ortaya çıkan insani durumu müteakiben dönemin başkanı Jimmy Carter'ın ve Castro'nun onayı ile birkaç aylık süre içinde 125 bin Kübalı mülteci olarak Florida'ya botlarla geçti. Bugün hala Florida'da Kübalıların yoğun olmasının tarihi nedenlerinden biri kuşkusuz o dönemdeki mülteci akınıdır.
ABD'nin 42. başkanı Bill Clinton tarafından 12 Mart 1996'da imzalanan Helms-Burton Yasası, Küba'ya uygulanan ambargonun daha da sıkılaştırılmasını, Küba ile iş yapan yabancı firmalara da yaptırım uygulanmasını ve bu ülke ile ilişkilerin, ancak Castro ve kardeşi Raul'ün iktidardan uzaklaşmasıyla düzelebileceğini öngörüyordu.

İlişkilerde dönüm noktası, Obama ve Raul'ün göreve gelmesi

Uzun yıllar Küba'yı yöneten Castro yaşlanıp hastalanınca kardeşi Raul Castro, 24 Şubat 2008'de görevi devraldı. Gerek Raul, gerekse 4 Kasım 2008'de ABD'de başkan olarak seçilen Barack Obama ile Amerika-Küba ilişkilerinde yeni bir sayfa açıldı.

2009 yılı başında Oval Ofis'te görevine başlayan Obama, aynı yıl içinde Küba'ya seyahat yasağını hafifletti. Bundan 3 yıl sonra ise Küba, kendi vatandaşlarının yurt dışına çıkışlarındaki vize prosedürlerini kolaylaştırdığını açıkladı. Ancak iki ülke arasındaki ilişkilerin dönüm noktası, 2014 yılındaki mahkum takası olayı oldu. Castro adına casusluk yaptıkları iddia edilen 5 Kübalı 1998'de ABD'de yakalanmıştı. 2001 yılında suçlu bulunan bu kişilerden biri 2011, diğeri ise 2014 yılında hapisten çıkmıştı. Ancak ABD-Küba diplomatik ilişkileri açısından önem taşıyan olay, diğer üç Kübalının 17 Aralık 2014'de iki ülke arasında gerçekleştirilen mahkum takasında salıverilmesi oldu.

Bu olayın ardından Obama ile Raul, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesi yolundaki niyetlerini ilk kez açıkça beyan ettiler. Obama, Küba'nın başkenti Havana'da büyükelçilik açmayı planladığını dile getirdi.

Küba, "terörü destekleyen ülkeler" listesinden çıkarıldı

İkili ilişkiler açısından tarihi bir diğer dönüm noktası da geçtiğimiz yılın nisan ayında yaşandı. Obama, diplomatik ilişkilerin kesildiği dönemden itibaren bir Küba devlet başkanı ile görüşen ilk ABD başkanı olarak 2015 yılının nisan ayında düzenlenen bir zirvede Raul ile bir araya geldi. Bu ilk görüşmeden kısa bir süre sonra Obama yönetimi, 1982'de "terörü destekleyen ülkeler" listesine konulan Küba'yı, 29 Mayıs 2015'te bu listeden çıkardığını açıkladı.

Bu diplomatik jestin ardından iki ülke karşılıklı olarak büyükelçiliklerini açtı. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin 14 Ağustos 2015 tarihinde bayrağı göndere çekmesiyle açılan elçilik, henüz atanmış büyükelçiler olmasa da, ikili diplomatik ilişkiler açısından tarihi bir adım olarak nitelendirildi.

1961 yılında kapatılan elçiliklerin açılmasına rağmen ekonomik ambargoların kaldırılması Kongre kararına bağlı olduğu için henüz bu konuda bir adım atılmadı.
Şubat ayında Beyaz Saray'dan yapılan "Obama mart ayında Küba'ya gidecek" açıklaması, sadece iki ülkede değil, tüm dünyada büyük bir heyecana sebep oldu. Obama'nın 20 Mart'ta gerçekleşecek Küba ziyareti, 90 yıldır ilk kez görevdeki bir ABD başkanının bu ülkeyi ziyaret etmesi bakımından özel ve tarihi bir anlam taşıyor.

Ancak Obama döneminde oldukça iyimser bir dönem geçiren ABD-Küba ilişkilerinin yakın geleceği için yeni başkanın kim olacağı oldukça önem arz ediyor. Zira şimdiye kadar Kongre'deki Cumhuriyetçiler Küba'yla ilişkiler konusunda Obama'ya kıyasla daha "şüpheci" gözüktüler. Demokrat bir başkanın Oval Ofis'te göreve başlaması halinde bugünküne yakın bir Küba politikasının izlenmesi muhtemel gözükürken, 8 Kasım'da Cumhuriyetçi bir adayın başkan seçilmesi halinde iki ülke arasındaki ilişkilerin nasıl seyredeceği şimdiden merak konusu.


 

Kaynak: Reuters ve AA

 

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;