Nükleer santral

Türkiye'de nükleere doğru

26 Nisan Çernobil'deki nükleer santral kazasının yıldönümü. 1986'daki kazada 30 kişi hayatını kaybetti, binlerce insan radyasyona maruz kaldı. Türkiye’de ise ilk nükleer santral inşaatı için geri sayım başladı.

Konular: Nükleer santral
Türkiye ve Rusya ortaklığında kurulan Akkuyu NGS adlı bir şirket, nükleer santrali 2023 yılında bitirmeyi planlıyor. [Fotoğraf: AA-Arşiv]

Mersin Akkuyu’daki nükleer santral için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporuna onay vermesi bekleniyor. Birkaç ay içinde çıkması beklenen raporun ardından Akkuyu’daki nükleer santral inşaatı başlayacak. Akkuyu’nun ardından yapılacak diğer santralin adresi Sinop. Bir diğer santral için konuşulan yer ise Karadeniz kıyısındaki İğneada. İğneada ismi henüz yetkililer tarafından net olarak açıklanmadı.

Akkuyu’daki nükleer santrali Rus devlet kuruluşu Rosatom yapacak. Nükleer santral için iki ülke işbirliğiyle Akkuyu NGS adlı bir şirket kuruldu. 2023 yılında bitirilmesi planlanan nükleer santralin ilk etabı 2020 yılında faaliyete geçecek.

Nükleer santral karşıtlarının itirazları var

Mersin Nükleer Karşıtı Platform, nükleer santral yapılmasına karşı yerel düzeyde kampanyalar düzenliyor. Türkiye’de yıllardır nükleer santral konusuna karşı çıkan gruplardan biri de Küresel Eylem Grubu. İçerisinde siyasi partilerden sivil toplum kuruluşlarına kadar çok sayıda yapıyı barındıran grubun aktivistlerinden Nuran Yüce, nükleer santrale karşı olmalarının gerekçesini iki başlıkta topluyor: İlki kaza durumunda yaşanacak felaket, diğeriyse santralden çıkacak atıkların yüzyıllar boyunca sürecek olumsuz etkileri.

Yüce’ye göre nükleer santrallerde kaza olma ihtimali çok yüksek:

"Nükleer santraller 50-60 yıl önce hizmete girdi. Bu yıllar içerisinde 500’den fazla kaza gerçekleşti. Biz sadece birkaç tane büyük kazayı biliyoruz. Bunları da boyutu büyük olduğu için biliyoruz. Çernobil ve Fukuşima bu kazalarda başı çekenler. Her nükleer santral çalıştığı an itibariyle kaza olma riskine sahip ve bu kazalar gerçekleşiyor. Kaza olma durumunda da yaşanacak olumsuzluklar sayısız. Bunlar olmasa bile çalıştığı dönem içerisinde radyoaktif kirlenmeye yol açtığı için de zararlı."

Nuran Yüce, kaza riski konusunda verilen güvenceleri de tatminkâr bulmadıklarını söylüyor:

"Yakın tarihte bir Fukuşima örneği var. Fukuşima kazası yaşanmadan önce Türkiye’den yetkililer tesisi ziyaret etmişlerdi. O dönemki açıklamaları çok net hatırlıyoruz. Demişlerdi ki: ‘Yerinde gördük; nasıl çalıştığını, ne kadar ciddi tedbirler alındığını’ gördük. Kazayı deprem tetiklemişti. Siz insani olarak gerekli tedbirleri alsanız bile kazalar yaşanabiliyor. Fukuşima nükleer santralinde de gerekli tedbirler alınmıştı."

Küresel Eylem Grubu’ndan Yüce’nin ikinci itiraz noktası ise nükleer santrallerden çıkan atıklar:

"Nükleer santrallerin atık problemi hâlâ çözülebilmiş değil. Ne iddia edilirse edilsin dünya üzerinde nükleer atıkların muhafaza edilebileceği güvenli bir yöntem henüz icat edilmedi, bulunmadı. Uygulanan her yöntem rafa kaldırılmış durumda. Bu atıklar güvenlik açısından problem, çünkü bu atıkların 100-200 yıl boyunca aktif halde olduğu ve etrafa zarar verebileceği bilinen bir gerçek."

Küresel Eylem Grubu’nun Türkiye’nin enerji ihtiyacı için önerileriyse güneş ve rüzgar gibi alternatif enerji kaynakları.

Akkuyu sahillerine kurulacak santral için birçok kez protesto gösterisi düzenlendi. [Fotoğraf: AA-Arşiv]

'Nükleer santral gerekli' diyenler

Peki nükleer santralin Türkiye için gerekli olduğuna inanan isimler ne diyor? Onlardan biri nükleer fizik uzmanı, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Necmi Dayday. Dayday nükleer enerjinin Türkiye için sürekli enerji anlamına geleceğini ve mutlaka sahip olunması gerektiğini söylüyor: 

"Türkiye’ye nükleer santral gerekli çünkü Türkiye’nin sürekli, kesintisiz enerjiye ihtiyacı var. Sanayinin ihtiyaç duyduğu enerjinin kesintisiz olması lazım. İklim şartlarından bağımsız olması lazım. Elinizde nükleer enerjiniz olduğu zaman sürekli enerjiniz olur. Diğer enerjilerinizi de kullanırsınız, onlar yetmediği zaman nükleer sizin ihtiyacınızı karşılar. Nükleer enerji yarı bağımsızlık da demektir. 6 metreye 6 metre bir odayı dolduracak nükleer yakıta 4 milyar dolar verdiğiniz zaman 10 seneniz garanti demektir."

Necmi Dayday güvenlik riski konusunun da abartıldığı görüşünde: 

"Türkiye’de inşa edilecek nükleer santralin güvenliği konusunda kuşkum yok. Nükleer santrallerin güvenli olmadığı konusunda anlatılanlar abartılı. Çernobil’de ölen kişi sayısı anlatıldığı kadar büyük değil. Uluslarası ciddi kurumların öngörülerinde önümüzdeki 30 yılda nükleer santraller nedeniyle olabilecek ölüm sayısı 4 bin kişi olarak açıklandı. Türkiye’de bir yılda trafik kazalarında ölen kişi sayısı 10 binin üzerinde. Santral kazalarında da uzun yıllar etki sürmez. Japonya’ya atom bombası atıldı. Etkisi uzun sürse orada pırıl pırıl, atom bombası atılan iki kent şimdi olmazdı. Üç yıl sonra Fukuşima'nın çevresi de temizlenecek, insanlar orada yaşayabilecek."

Dayday nükleer santrallerde işlenen yakıtın saklanmasında da problem olmadığı görüşünde. Dayday nükleer işlem sonrası ortaya çıkanın da atık değil artık olduğunu söylüyor:

"Nükleer reaktörlerde atık diye bir şey yoktur. Atık olarak kullanılan eldivenler, giysileri ve bazı bezleri kastediyorsanız tamam. Ama işlem sonrası ortaya atık değil artık çıkar. Yüzde beş zenginleştirilmiş yakıt reaktörde kullanıldıktan sonra ikinin altına düşer. Bunlar hem nükleer silahlarda hem de ileri reaktörlerde kullanılabilir. Akıllı ülkeler bunları alırlar, değerlendirirler. Bizim Akkuyu’daki artıkları da Ruslar alacak. Bu değerli bir artıktır; ayrıştırılır, birçok teknolojik yerlerde kullanılır. Bunlar büyük hacimli maddeler de değildir. Bir reaktörün bütün işlemler yapıldıktan sonra bir yılda çıkardığı artık, otellerin girişine konulan silindirik güvenlik dubaları kadar bir şeydir. Bunları depolamak da zor bir şey değildir. Güvenli bir şekilde depolanır, bunlar sorun olmaz. Bu artıklar insan hayatı için risk içeren artıklar da değildirler. Fransa 50 yıldır güvenli bir şekilde depoluyor. Herhangi bir kaza da duymadık."

Dünyada durum

Dünyada en çok nükleer santrale sahip ülke Amerika Birleşik Devletleri. ABD’de 104 nükleer santral çalışıyor, üç nükleer santral ise inşa halinde. ABD’yi takip eden ülkeyse 58 nükleer santral ile Fransa. Fransa’da da bir reaktör inşası sürüyor. Yeni nükleer santral yapımı konusunda en iştahlı ülkelerse Çin ve Rusya. Rusya’da 11, Çin’de ise 27 yeni nükleer santralin inşaatı devam ediyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın listesine göre dünyada yapım aşamasında olan 64 yeni reaktör var. Bunların sadece iki tanesi Batı Avrupa’da. Fransa ve Finlandiya yeni nükleer santral inşa eden Avrupa ülkeleri.

Japonya’da 2011 yılındaki depremin ardından Fukuşima nükleer santralindeki patlamalar sonrası özellikle Avrupa ülkeleri nükleer santral politikalarını gözden geçirdi. Konuyla ilgili en önemli adım Almanya'dan geldi. Almanya Başbakanı Angela Merkel 1980'den önce kurulan yedi santralin üç ay içinde kapatılacağını açıkladı. Almanya daha önce 2022 yılında ülkedeki tüm nükleer santralleri kapatmayı öngörmüştü. Bu karar zaman zaman tartışmaya açılsa da nükleer santral konusu Almanya’da iç politika tartışmalarının en önemli başlıklarından birisi. Dört nükleer santrale sahip İsviçre hükümeti de güvenliğin ana öncelik olduğunu açıklayarak, ülkedeki yeni nükleer santral planlarını askıya aldığını duyurdu.

Kaynak: Al Jazeera

 

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;