Türkiye

Türkiye'nin nüfus ve sağlık haritası

Türkiye'nin son beş yıllık nüfus ve sağlık araştırmasına göre yaşlı nüfus yüzde 8'e çıktı. Kadınlarda doğum yapma yaşı ilerlerken, karşıt politikalara rağmen sezaryenle doğum oranında artış var.

Konular: Sağlık, Türkiye
65 yaş ve üzeri nüfus ilk kez yüzde 8'i buldu, 10 yıl içinde yaşlı nüfus yüzde 21'e ulaşacak. [Fotoğraf: Hüseyin Narin/Al Jazeera Türk]

Beş yılda bir yapılan ve Kalkınma ve Sağlık ile diğer bazı bakanlıkların politikalarını belirleyen Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA) 2013 sonuçları açıklandı. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından, TÜBİTAK'ın da mali desteğiyle hazırlanan araştırmaya göre Türkiye nüfusunun yarısı 30 yaşın, yüzde 26'sı ise 15 yaşın altında. 65 yaş ve üzeri nüfus ilk kez yüzde 8’e ulaştı. 

Sonuçların açıklandığı basın toplantısında konuşan Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, 10 yıl içinde yaşlı nüfusun yüzde 21’e ulaşmasının beklendiğini, bu nüfusun şimdiden iyi analiz edilmesi ve aktif hale getirilmesi gerektiğini söyledi.

Çalışan kadın için yeni politika

Araştırma verilerine göre Türkiye'de kadınların ilk evlenme yaşı ortalaması 21.

15-19 yaş arası her yüz kadından 7'si evli. 

Kadınların çalışma oranı yüzde 31. Ancak bu sayının sadece yarısı sosyal güvenceye sahip. Çalışmayan her yüz kadından 24'ü çocuk bakımı ve gebelik, 15'i ise eşinin ve ailesinin izin vermemesini gerekçe gösteriyor. 

Doğurganlık düzeyi ise kadın başına ortalama 2,6 çocuk seviyesinde. Bu seviye, son on yılda neredeyse hiç değişmedi. Tek fark, kadınların doğumu ileri yaşlara ertelemesi.

Daha önce 20-24 yaş arası sıklıkla görülen doğum yapma yaşı 25-29 aralığına kaydı. 

Kadınların sahip olduğu ortalama çocuk sayısında doğu ve batı arasında yaklaşık iki kat fark var. Batı Anadolu'da ortalama çocuk sayısı 1,9 iken, Doğu Anadolu'da bu 3,4.

Bakan Yılmaz’ın açıklamasına göre, çalışan kadınlarda arzu edilen çocuk sayısı ortalaması 2,9. Yıldız, bu isteği “çok iyi bir haber” diye değerlendirdi. Ancak çalışan kadının sahip olduğu ortalama çocuk sayısı bunun altında. Yıldız, bu konuyla ilgili politikalar geliştireceklerini söyledi:

“Evli kadınlarda arzu edilen çocuk sayısıyla gerçekleşen çocuk sayısı aynı değil. Giderek çalışan kadın sayısı artıyor, sahip olmak istedikleri çocukla gerçekleşen çocuk arasındaki farkı minimuma indirmek için çalışıyoruz. Kadının hem çocuk sahibi olup bakımını yapabileceği hem de istihdamının sağlanacağı bir sistem hedefimiz. Bunu Fransa’da başardılar. Biz de kurumsal çocuk bakım hizmetleri, aile ve iş yaşamı uyumunun güçlendirilmesi, kadınlara esnek çalışma saatleri gibi politikalarla bunu sağlayacağız.”

Sezaryen doğumda artış

Doğurgan çağdaki kadınların yüzde 75’i gebeliği önleyici yöntem kullanıyor. Bu oran, son iki araştırmada da aynı oranda kaldı.

Son beş yılda doğumların yüzde 97’si bir sağlık kuruluşunda gerçekleşti. Sezaryan doğumlarda ise son beş yılda yüzde 11’lik artış gözlemlendi. Doğumların yüzde 48’i, yani neredeyse yarısı, uygulanan politikalara ve sezaryen doğum karşıtı açıklamalara rağmen bu yöntem gerçekleşti.

Gebeliklerin yüzde 5'i ise isteğe bağlı kürtajla sonuçlandı. Bu oran beş yıl öncesine göre yarı yarıya azaldı.

Her on çocuktan biri obez

Sağlık açısından yapılan kilo değerlendirmesinde ise Türkiye’deki beş yaşından küçük her on çocuktan birinin boyunun yaşına göre kısa olduğu, bu oranın kırsal alanlarda, annesi hiç eğitim almamış ya da ilkokul bitirmemiş çocuklar arasında daha yaygın olduğu tespit edildi. Aynı zamanda, her on çocuktan birinin normal kilonun üzerinde, yani obez olduğu da belirlendi.

Son beş yılda doğan her 1000 çocuktan 13’ü bir yaşına gelmeden hayatını kaybetti. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, bebek ölümlerinde geçen yıllara göre bir hayli düşüş kaydedildiğini bunun devam edeceğini açıkladı. 

Çocukların neredeyse tamamı nüfusa kayıtlı. Son 20 yıl içinde nüfusa kayıtlı olmayan beş yaş altı çocukların oranı yüzde 26’dan yüzde 1’e geriledi.

Eğitimde cinsiyet farkı sürüyor

6 yaşın üzerindeki nüfusun içinde kadınların %28'si, erkeklerin %16'sı ya hiç okula gitmedi ya da ilkokulu bitirmedi.

Son 20 yılda aynı ev içinde yaşayanların sayısı azaldı, ortalama 4,5 kişiden 3,6 kişiye indi.

Türkiye’deki hane halklarının yarısı dört ya da daha fazla kişiden oluşmasına rağmen, hanelerin yüzde 9’u tek kişilik olduğu için sayı düşük. Reisi kadın olan hane halklarının oranı kentte yüzde 15’i, kırsal bölgede ise yüzde 14,7’yi buluyor.

Kaynak: Al Jazeera

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;