Portre

Portre: Hişam Kandil

Başarılı teknokrat Hişam Kandil'i başbakanlığa getiren Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin bu tercihi, şaşkınlık yaratsa da genelde olumlu karşılanmıştı.

Hişam Kandil ve Muhammed Mursi
Hişam Kandil, Mısır'ın ilk sivil lideri olan Muhammed Mursi döneminde Başbakan olarak görev yapmıştı. [Fotoğraf: AFP-Arşiv]

Mısır’da 16-17 Haziran 2012’de düzenlenen demokratik seçimleri kazanarak ülkenin ilk sivil cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi'nin hükümetini emanet ettiği Hişam Kandil, bir teknokrat olarak parlak kariyerine rağmen ülkesinde pek fazla tanınmıyordu. 

Kandil, aslında ülke idaresi noktasında belli ölçüde deneyim sahibiydi. Eski Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in Şubat 2011’de devrilmesiyle kurulan İsam Şeref ve Kemal El Cenzuri hükümetlerinde, Su Kaynakları ve Sulama Bakanlığı görevini yürütmüştü.

Başarılı mühendislik kariyeri

1962 yılında Mısır’da dünyaya gelen Hişam Kandil, 1984’te Kahire Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nden mezun oldu.

Uzmanlık eğitimi için ABD’ye giden Kandil, sulama sistemleri alanında 1988’de Utah Üniversitesi’nden yüksek lisans, 1993’te ise North Carolina Üniversitesi’nden doktora derecesi aldı.

Mısır’a döndükten sonra Su Kaynakları ve Sulama Bakanlığı’na bağlı Ulusal Su Araştırmaları Merkezi’nde (NWRC) çalışan Kandil, 1995’te ikinci sınıf cumhuriyet nişanına lâyık görüldü.

1999’dan 2005’e kadar yine aynı bakanlıkta müdürlük makamında oturmasının yanı sıra, Mısır ve Sudan arasında Nil suyunun paylaşımı için kurulan ortak komisyonda gözlemci üye sıfatıyla yer aldı. Kandil, 2002 yılında öğretim üyeliği yapmaya başladı.

Daha sonra Afrika Kalkınma Bankası’nda (AfDB) çalışmak için Tunus’a giden Kandil, burada su kaynakları başmühendisliği ünvanını aldı. Afrika kıtasındaki sulama sistemlerinin gelişim planlarının hazırlanmasıyla görevli ekibe başkanlık etti. Etiyopya, Sudan, Tanzanya, Zambiya, Malavi, Mozambik ve diğer Afrika ülkelerinde su ve sulama kaynaklarının arttırılması projelerini denetledi.

AfDB bünyesindeki Nil Birimi Başkanlığı vazifesini de yürüten Kandil, su kaynaklarının sürdürülebilir gelişim için kullanılmasını amaçlayan Nil Havzası Girişimi çatısı altındaki faaliyetlere katıldı.

Aralarında ‘Afrika’da yiyecek güvenliği’ başlıklı raporun da bulunduğu çok sayıda akademik makale kaleme alan Kandil, ‘su sorunu’ hakkında düzenlenen uluslararası konferanslarda Mısır’ı temsil etti.

Bakanlık ile başlayan siyasi hayat

Tunus’ta Aralık 2010’da başlayan hükümet karşıtı gösterilerin Ocak 2011’de Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali’nin ülkeyi terk etmesiyle sonuçlanması, Mısır halkını da harekete geçirdi.

Başkent Kahire’nin Tahrir Meydanı’nda günlerce süren protestolar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) coğrafyasını derinden sarsan Arap Baharı dalgasının ikinci durağı olan Mısır’ı 30 yıldır yöneten Hüsnü Mübarek’i Şubat 2011’de istifa etmek zorunda bıraktı.

Mübarek’in devrilmesiyle ülkeyi yöneten asıl güç konumu belirginleşen Yüksek Askeri Konsey (YAK) denetimdeki hükümetler eliyle Mısır’daki geçiş süreci idare edilmeye başlandı.

Kandil'in Mübarek sonrası Mısır'ın idaresindeki kariyeri, İsam Şeref’in Temmuz 2011’de kurduğu ikinci hükümette Su Kaynakları ve Sulama Bakanı olarak atanmasıyla başladı.

İsam Şeref’in Kasım 2011’de istifa etmesi üzerine yerine Kemal El Cenzuri getirildi. Kandil, başbakanlık kendisine verilene kadar bu makamda kalan El Cenzuri’nin kurduğu üçüncü geçiş hükümetinde de bakanlık görevini sürdürdü.

Haziran 2012 seçimlerinde, Mübarek dönemi başbakanlarından Ahmed Şefik karşısında Müslüman Kardeşler (İhvan) cemaatinden Muhammed Mursi’nin ipi göğüslemesiyle, Mısır için yeni dönemin asıl safhası resmen başladı.

İdeolojisine ve mensubu olduğu İhvan cemaatine yönelik endişeleri yatıştırmak isteyen Mursi, çoğulcu bir yapıda olmasını istediği kabineyi kuracak ismi tespit etmek için acele etmedi. 

Mübarek döneminde ilişkilerin zayıfladığı Afrika ülkeleri ile tekrar yakınlık kurmak amacıyla 17 Temmuz 2012’de Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da düzenlenen Afrika Birliği Zirvesi’ne katılan Mursi’ye eşlik eden isimler arasında Kandil de vardı.

Parlak kariyerine rağmen oldukça düşük bir profil sergileyen genç teknokratın çalışkanlığından oldukça etkilendiği belirtilen Mursi, gündemde dolaşan tanınmış ve etkili isimleri eleyerek, Kandil'i 24 Temmuz 2012’de kabineyi kurmakla görevlendirdi. Bu tercihiyle o dönemde hem Mısır'da hem de dünyada şaşkınlık yaratan Mursi'nin, ülkesinin acil çözüm bekleyen güncel sorunlarını çözmeyi hedeflediğini göstermeye çalıştığı yorumları yapılmıştı. 

Başbakan olması genelde olumlu karşılanan Kandil, önceliğinin Mursi’nin 100-gün planı adını verdiği programı hayata geçirmek olduğunu ve 31 kişilik kabineyi kurarken liyakati esas alacağını açıkladı. Mursi göreve başladıktan sonraki ilk yüz günde yapılacakları ortaya koyan 100-gün planı'nın dörtte birlik kısmı, başbakan olacak ismin belirlenmesiyle geçti. 

Mısır’ın beş temel sorununu oluşturan güvenlik, trafik, ekmek, kamusal alanların temizliği ve akaryakıt temininin çözülmesini temel alan 100 günlük sürenin sonunda somut bir gelişme ortaya konamaması, Mursi'nin yanı sıra Kandil'i de eleştirilerin odağına oturttu. 

Müslüman Kardeşler ile resmi bağı bulunmayan, hiçbir siyasi partiye yönelik açık bir eğilim de sergilemeyen Kandil, bazı muhalif parti ve gruplarca İslamcı ve gizli İhvan üyesi olmakla itham edilse de genel anlamda bağımsız bir figür olarak biliniyordu.

Siyasetteki tecrübesizliği nedeniyle Kandil'in, Mısır’daki yeni dönemin ağırlığını kaldırmakta zorlanmasından endişe ediliyordu. Başbakan olarak performansı tartışmalı olsa da Kandil, halkın seçtiği sivil cumhurbaşkanı ile sistemin odakları YAK ve Anayasa Mahkemesi arasında güç çekişmesinin yaşandığı ülkede ayakta kalmayı başardı.

Sol ve liberal kesimlerin protestolarıyla geçen Müslüman Kardeşler yönetiminin yaklaşık bir yıllık iktidarının ardından 7 Mayıs 2013 günü yapılan kabine değişikliği sırasında Kandil koltuğunu korudu. Dokuz bakanın yenilendiği revizyonla beraber kabinedeki Müslüman Kardeşler üyelerinin sayısı artırıldı.

Büyük tartışma yaratan kabine değişikliğinin, Kandil'in hareket alanını genişleteceği öngörülüyordu. Fakat işler Mursi ve Knadil için beklendiği gibi gitmedi.

3 Temmuz 2013 akşamı, Genelkurmay Başkanı General Abdulfettah Sisi'nin gerçekleştirdiği ve sivil muhalefetin geniş kesiminin desteklediği darbe ile Mursi devrildi. Yeni seçimlere kadar görev yapmak üzere cumhurbaşkanlığı makamına Anayasa Mahkemesi Başkanı Adli Mansur getirildi.

Mursi'nin devrilmesi üzerine istifa ettiğini açıklayan Kandil'in yerine geçici başbakanlık görevi Hazım Biblavi'ye verildi.

Mısır’da Cemal Abdulnasır’ın ardından başbakanlık koltuğuna oturan en genç ikinci isim sıfatıyla kayıtlara geçen Kandil de, Mursi ve diğer İhvan üyeleri gibi, hapis cezasıyla karşı karşıya kaldı. Mısır Temyiz Mahkemesi, darbenin yapıldığı gün, Kandil'in bir yıl hapsine ve görevinden uzaklaştırılmasına hükmetti. Kararın gerekçesi, 'Kandil'in devlete ait Nil Pamuk Çırçır Şirketi (NCGC) çalışanları hakkında verilmiş kanuni hükmü uygulamaması' şeklinde açıklandı. İdari Mahkeme, Kandil'e dair Nisan 2013'te aynı kararı vermiş ancak hüküm uygulamaya konmamıştı. 

Tutuklanan Kandil, 15 Temmuz 2014 akşamı serbest bırakıldı. Hakkındaki suçlamaları reddeden Kandil, yeniden yargılanacak. 

Kaynak: Al Jazeera ve ajanslar

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;