Portre

Portre: Leyla Zana

'Yemin krizi’ ile başlayan ilk milletvekilliği deneyimi cezaevinde noktalandı. 10 yıl hapis yatan Kürt siyasetçi, Çözüm Süreci'nde İmralı'ya gitti ve 23 yıl sonra Öcalan ile görüştü.

1991 yılındaki yemin krizi sonrası milletvekili dokunulmazlığı kaldırılan DEP'liler DGM'de yargılanarak hapis cezasına çarptırılmıştı. [Fotoğraf: AA Arşiv]

Leyla Zana

Künye

Doğum yeri: Silvan, Diyarbakır, Türkiye

Doğum Tarihi: 3 Mayıs 1961

Siyasi Görevi: Diyarbakır Bağımsız Milletvekili 

Türkiye’de 1991 yılında düzenlenen genel seçimler, Kürt siyaseti açısından bir dönüm noktasıydı. Seçimlerden bir yıl önce kurulan ve çoğunluğunu Kürt siyasetçilerin oluşturduğu Halkın Emek Partisi (HEP) adayları, seçimlere Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) listesinden giriyor ve bu adaylardan 22’si milletvekili olmayı başarıyordu. O milletvekilleri arasında bir de kadın vardı: Leyla Zana.

Tüm milletvekilleri gibi Leyla Zana’nın da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) kürsüye ilk çıkışı yemin etmek içindi. Diyarbakır Milletvekili Leyla Zana, kendisi için bir ilki yaşadığı 6 Kasım 1991 günü, Türkiyeli Kürtlere de bir ilk yaşatıyor, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kürtler, Meclis’te ilk defa kendi dillerini duyuyordu: Zana, yeminini, Kürtçe, “Ez vê sondê li ser navê gelê kurd û tirk dixwîm” (Bu yemini Türk ve Kürt halkı adına ediyorum) sözleriyle bitirdi. Bu sözlerin ardından TBMM’de yaşanan tartışmalar, suçlamalar ve bağırışmalar Zana’nın milletvekilliğinin geri kalan kısmının nasıl geçeceği hakkında da ipucu veriyordu. Leyla Zana’yı zor bir süreç bekliyordu. Tıpkı hayatının önceki dönemlerinde olduğu gibi...

Erken evlilik

1961 yılında Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde doğdu. Evlenene kadar “Dağlı” soyadını taşıdı. Daha sonra hayatının önemli bir bölümünde karşı karşıya geleceği “polis” gerçeğiyle de soyadının “Zana” olduğu ilk gün tanıştı. Daha 14 yaşında, kendisinden 21 yaş büyük kuzeni Mehdi Zana ile evlendiği günün gecesinde polisler gelip kocasını gözaltına almıştı. Bu ilk ayrılık kısa sürdü. Uzun ayrılığı ise 12 Eylül 1980 darbesiyle yaşadı. O dönem Diyarbakır Belediye Başkanı olan Mehdi Zana gözaltına alınıp tutuklandı ve 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Darbe ve siyasallaşma dönemi

12 Eylül darbesi, Türkiye’de milyonlarca kişi gibi Leyla Zana’nın hayatını derinden etkilemiş, onu iki çocuğuyla baş başa bırakmıştı. Diğer yandan hapishane kapılarında yaşadığı acılar ve sıkıntılarla birlikte “politize” olmuştu. O süreci şu sözlerle anlatıyor:

“11 Eylül’ü 12 Eylül’e bağlayan gece kişisel sorunlarıyla cebelleşen bir ev kadını olarak uyuyordum. 12 Eylül sabahı tank ve postal sesleriyle uyandığımda, bir başka insan olmanın kıpırtısı vardı yüreğimde. 12 Eylül ve sonrasında gördüğüm işkenceler, beni önce kendime, aileme, çevreme sonra da topluma ve ülkemin sorunlarına duyarlı kıldı. Giderek politize oluyordum.”

O yaşa kadar alabildiği eğitim Leyla Zana’nın, Kürtçe “bilge, alim” anlamına gelen soyadıyla büyük bir tezat oluşturuyordu. Zana, ilkokulun sadece birinci sınıfına gidebilmiş, üstelik onu da tamamlayamadan okula veda etmişti. Okuma-yazma bilmiyordu. İlk olarak okuma-yazma öğrendi; ardından ilkokulu, ortaokulu ve liseyi dışarıdan bitirdi. Bu dönemde eğitimine ayırdığı zamandan daha fazlasını ise politik faaliyetlere ayırıyordu. 1987 yılında İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi’nin kurucuları arasında yer aldı. 1988’de Yeni Ülke gazetesinde muhabir olarak çalışmaya başladı.

Bir ‘kriz’le başlayan milletvekilliği

80’lerin sonuna doğru giderek büyüyen Kürt siyasal hareketi; dernek, kültür merkezi gibi oluşumları bir üst seviyeye çıkararak 90’ların başında partileşme sürecine girdi. 1990 yılında kurulan Halkın Emek Partisi (HEP), darbe sonrasında Kürt siyasetinin ilk yasal partisiydi. Leyla Zana, partinin kuruluş çalışmalarında yer almış ve SHP çatısı altında da milletvekili seçilmişti. PKK’nın bayrağındaki renkleri temsil eden sarı-kırmızı-yeşil bir saç bağıyla katıldığı yemin töreninde kurduğu Kürtçe cümle ve daha sonra yaptığı konuşmalar ilk Kürt kadın milletvekilinin Kürtler gözündeki popülaritesini artırıyordu. 

Ancak artan sadece Zana’nın popülaritesi değil, aynı zamanda Devlet Güvenlik Mahkemesi’ndeki dosyalarıydı. ABD’de yaptığı bir konuşma nedeniyle hakkında düzenlenen dokunulmazlık fezlekesi 3 Mart 1994 tarihinde Meclis’te oylandı ve Orhan Doğan, Hatip Dicle ve Selim Sadak’la birlikte Zana’nın dokunulmazlığı da kaldırıldı. Bir gün sonrasında, 4 Mart 1994’te, Zana, bu üç arkadaşıyla birlikte Meclis bahçesinde gözaltına alındı. İki hafta süren gözaltı sürecinden sonra tutuklandı. 

Zana, gözaltındaki sorgusunda geçen bir diyaloğu şöyle aktarıyor:

“1994’te gözaltına alındığımda beni sorgulayan savcı sormuştu: ‘Peki bu ülkede Kürtlerin hakları verilirse diğer halklar ne olacak? Onlar da mı isteyecek?’ Bu soruya ‘evet’ demiştim. ‘Herkes kendi kimliğine, kendi kültürüne sahip olabilmeli.’ Bunu deyince, savcı beni dövmek istedi. İkinci savcı onu tuttu.”

8 Aralık 1994’teki karar duruşmasında Zana, örgüt üyeliği suçlamasından 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Zana cezaevinde

Leyla Zana 1994 yılında girdiği Ankara Ulucanlar Cezaevi’nde 10 yıl kaldı. Cezaevinde geçen bu sürede Leyla Zana adı gündemden düşmedi. Zana hapisteyken Avrupa ülkelerinde birçok prestijli ödüle layık görüldü. Bunlar arasında en önemlisi 1995 yılında aldığı Avrupa Parlamentosu'nun Sakharov Özgürlük Ödülü'ydü. Norveç, 1995 ve 1998’de Nobel Barış Ödülü’ne Zana’yı aday gösteriyor, Paris ve Roma belediyeleri kendisine fahri hemşehrilik unvanı veriyordu. Türkiye’nin AB üyeliği yolunda, Avrupalı siyasetçilerden en sık duyduğu sorulardan biri Zana’nın mahkûmiyetiydi.

10 Yıl sonra gelen özgürlük 

Zana, cezaevinden çıktığında, fiziksel anlamda özgür, siyasi olarak ise hâlâ yasaklıydı. Bu yüzden herhangi bir siyasi partiye üye olamadı. Ancak bunun dışında da, sessizliğini koruyor, pek fazla basın karşısına çıkmıyor, demeç vermiyordu.

Zana’yı bu kısa süren sessizlik döneminden sonra yeniden gündeme getiren, 2007 yılında Diyarbakır’daki Nevruz etkinliğinde yaptığı konuşma oldu. Zana konuşmasında PKK’nın hapisteki lideri Abdullah Öcalan’ı ve Irak’taki Kürt liderler Mesut Barzani ile Celal Talabani’yi kastederek “Kürtlerin üç lideri var. Bu üç lidere minnet borçluyuz” diyor ve bu sözlerinin ardından yeni bir soruşturmaya uğruyordu. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Zana, “terör örgütünün propagandasını yapmak” suçundan 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ceza ertelendi, Zana hapse girmedi. Bu cezadan daha ağırıyla ise 2012 yılında karşı karşıya kaldı. Farklı yerlerde yaptığı 9 konuşmadan dolayı yine örgüt propagandası yapmaktan 10 yıl ceza aldı. Zana, aldığı bu ceza sonrasında da hapse girmedi. Çünkü o artık bir milletvekiliydi.

Yeniden milletvekili

Zana, 1991’de girdiği Meclis’ten 1994’te gözaltına alınarak çıkarılmıştı. 12 Haziran 2011’de ise, Zana, ikinci kez Diyarbakır Milletvekili olarak Meclis’e girmeyi başardı. HEP geleneğinin devamı olan Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) desteklediği bağımsız adaylardan biri olan Leyla Zana 20 yıl sonra yeniden Meclis kürsüsüne, yemin etmek için çıktı. Bu kez bir ‘kriz’ yaşanmadı. Zana, Meclis’te Kürtçe konuşmadı.

"Bu işi Erdoğan çözer"

Seçim sonrası birçok bağımsız milletvekili BDP’ye dönerken Zana siyasi yasağı nedeniyle partiye üye olamadı. Partiyle arasındaki yasal uzaklık, kendisini bazı siyasi konularda da gösterdi. Zana, ikinci milletvekilliği döneminde, Kürt sorununa çözümün diyalog yoluyla olması gerektiğini daha fazla dillendiriyordu. Bunun için de Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’dan umutlu olduğunu belirtiyor ve Haziran 2012’de Hürriyet Gazetesi’ne verdiği röportajda “Bu işi Erdoğan çözer” diyordu. Bu sözler BDP tarafından onaylanmamış ve Genel Başkan Selahattin Demirtaş tarafından “saflık” olarak nitelendirilmiş olsa da, Zana durduğu noktadan geri adım atmadı. Hatta Başbakan Erdoğan ile baş başa görüştü. Görüşmede kendisine, “müzakerelere dönülmesi, Öcalan'a ev hapsi sağlanması, Kürtçe anadilde eğitim ve devletin Kürtlerden özür dilemesi” gibi öneriler sundu.

Zana, Başbakan Erdoğan ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi lideri Mesut Barzani’nin 16 Kasım 2013’teki Diyarbakır ziyareti sırasında da, birçok BDP’liden farklı bir tutum sergiledi. BDP Diyarbakır il binasında ziyareti eleştiren pankartların asılı olduğu sırada, Zana, Başbakan’ı havaalanında karşılıyor, onu ve Kürt lider Barzani’yi Diyarbakır’daki programlarının birçok bölümünde yalnız bırakmıyordu.

23 yıl sonra Öcalan'la görüştü

Çözüm Süreci'ne açık destek veren Leyla Zana, 25 Ocak 2014'te Sırrı Süreyya Önder ile birlikte İmralı'ya giden heyette yer aldı. Zana, böylece 23 yıl aradan sonra Abdullah Öcalan ile görüştü. Zana ve Önder, İmralı'daki görüşmede Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'nin mesajını Öcalan'a iletti.

Zana ikinci kez 10 Temmuz 2014'te yine Sırrı Süreyya Önder ile İmralı'ya gidip Öcalan ile görüştü.

Kaynak: Al Jazeera ve ajanslar

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;