Spor Portre

Portre: Aziz Yıldırım

Fenerbahçe tarihinin en uzun süre görev yapan başkanı Aziz Yıldırım, 17 yıldır aralıksız bu koltukta.

Aziz Yıldırım, 1998'den beri Fenerbahçe'de kesintisiz başkanlık koltuğunda oturuyor. [AA]

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım sert ve baskın bir kişilik.

Davranışları, açıklamaları, rakipleri hakkında bazen alaya kaçan ifadeleri, etrafındakileri ezen güç gösterileri, ters düştüklerini kulüpten uzaklaştırması onu bazen Fenerbahçelilerin gözünde bile sevimsizleştiriyor.
 

Aziz Yıldırım

Doğum yeri: Ergani, Diyarbakır
Doğum tarihi: 1952
Görevi: Fenerbahçe Kulübü Başkanı (1998- )

Ama neyi niçin yaparsa yapsın, Fenerbahçe onun vazgeçilmez tutkusu. 1990 yılında yönetici olarak girdiği kulübe tesisleşme, sportif başarı marka değeri ve ekonomik gelişme anlamında büyük katkılar yaptı.

1998'de başlayan başkanlık döneminde 11 seçime girdi, hepsini kazandı. Türk futbolundaki şike davasında mahkemece suçlu bulundu ama Fenerbahçe camiası son seçimde -üstelik ezici bir farkla- yine onu tercih etti.

Futbol ve okul

Aziz Yıldırım 3 Kasım 1952 tarihinde Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde dünyaya geldi. Ailenin üç erkek çocuğunun en büyüğüydü.

İlkokuldan itibaren annesinin memleketi Düzce'de okudu. Lise futbol takımından sonra ilçenin amatör kulübü Hamidiyespor'da üç yıl top koşturdu.Okulla birlikte sürdürdüğü futbola nokta koyan Yıldıırm, Ankara Devlet  Mühendislik Mimarlık Akademisi’nden inşaat mühendisi olarak mezun oldu.

İnşaat mühendisi olan dayısı Faruk Yalçın'ın da desteğiyle kendi şirketini kurdu, NATO müteahhidi olarak tanınmaya başladı.

Genelkurmay İçişleri Bakanlığı'ndan ihaleler kazanan Yıldırım, başka sektörlerde de faaliyet gösterdi ama inşaat hep ilk sıradaydı. İş hayatındaki başarıları devam ederken ilk kulüp başkanlığı deneyimini 1981'den 83'e kadar Üsküdar Anadolu'da yaşadı. 

Fenerbahçe'ye giriş

Küçük yaşlarda gönül verdiği Fenerbahçe'ye girişi ise Metin Aşık dönemine rastlıyor. 4 Mart 1990 tarihindeki kongre ile yönetim kurulu üyesi oldu.

1991-92 sezonunda futbol şube sorumlusu olarak görev yaptı, voleybol şubesinin sorumluluğunu da üstlendi. Yöneticilik döneminde ezeli rakipleri Galatasaray'dan golcü Tanju Çolak'ı transfer ederek camiada göze girdi.

15 Şubat 1998 tarihindeki seçimde başkanlık için adaylığını koydu. Sloganı 'Bir gün herkes Fenerbahçeli olacak', vaadi futbolun diğer birimleriyle barış sağlamaktı. Kulübü özellikle Ali Şen zamanında yoğunlaşan uzlaşmaz ve kavgacı görüntüsünden kurtarmak istediğini söylüyordu.

Aşık yönetiminde birlikte çalıştığı Vefa Küçük'ü bir oy farkla geride bıraktı ve Galatasaray derbisine denk gelen bir günde kulüp tarihinin 52'nci başkanı oldu.


Yıldırım kulübe birçok yıldız kazandırdı ama Alex gibi efsane olanları gönderirken bile hiç tereddüt etmedi. [AA] 

İlk şampiyonluk ve tesisleşme

Yıldırım'ın ilk iki yılında lig şampiyonu Galatasaray oldu. Başarısızlığa tahammülü olmayan Yıldırım takımı sırasıyla Otto Bariç, Joachim Löw, Rıdvan Dilmen, Zdenek Zeman ve Turan Sofuoğlu'na emanet etti.

Çok arzuladığı şampiyonluğu Mustafa Denizli getirdi. Milan Rapajic, Haim Revivo, Kenneth Andersson gibi uluslararası isimleri toplam 70 milyon dolarlık bir maliyetle kadroya katan Yıldırım, 2000-01 sezonunda ilk şampiyonluk sevincini yaşadı.

Sezon sonunda sağlık ve ailevi nedenlerle görevini bıraktığını açıkladı ama geri döndü. Fenerbahçe 2001-02 sezonuna yine Denizli ile başladı ama şampiyonluğun Yıldırım'daki kredisi ancak devre arasına kadar sürdü.

Fenerbahçe'nin altıncı bitirdiği o sezon, Yıldırım'ın ilk seçimdeki vaadinin aksine futbolun her kesimiyle kavgalı görüntüsünü besleyen olaylara sahne oldu. Öyle ki bir maçın ardından Merkez Hakem Kurulu Başkanı Bülent Yavuz'u tehdit ettiği yolundaki iddialar için, "Hatırlamiyorum, çok sinirliydim. Dediysem de lafımın arkasindayım" diyerek bir anlamda iddiaları doğruladı.

Yıldırım'ın başkanlığa seçildiği ilk günden itibaren üzerine özenle eğildiği konu tesisleşmeydi. İlk etapta altyapı tesislerini tamamladı, Samandıra'daki antrenman merkezini hizmete soktu. Asıl büyük proje Şükrü Saracoğlu Stadı'nın yenilenmesiydi.

Kulüplerin gelirlerinin neredeyse tamamının yayına bağlı olduğu bir dönemde stat kapasitesinin arttırılmasının, geliri çeşitlendirmek ve marka değerini yükseltmek için hayati önem taşıdığını ilk fark eden belki Yıldırım değildi, ama bunu uygulamaya koyan ilk kişiydi.

2000'de başlayan yenileme aşama aşama ilerledi, 2006'nın Ekim ayında tamamlandı. Stadın 30 bin olan kapasitesi 52 bine çıkarıldı. Statla beraber pazarlama, forma ve ürün satışı gibi ek gelir kaynaklarını etkin şekilde yaratan ilk kulüp de Fenerbahçe oldu. Tesisleşme hamlesi ilerleyen yıllarda hız kesmeden devam etti.

Galatasaray ile ilişkileri

2005'in Mart ayında katıldığı bir panelde Galatasaray'ın UEFA Kupası'nı kazanmasını 'tesadüf' olarak değerlendirince sarı-kırmızılı camianın tepkisini çekti.  

Daha sonra yanlış anlaşıldığını, Galatasaray'ın bu başarıyı mali kazanca dönüştüremediğini kastettiğini belirtti, Fenerbahçe'nin bu konuda hazırlıklı olduğunu söyledi.

Türkiye'nin futbol ortamında normal sayılabilecek 'kötü sonuçlarda suçu hakemlere, federasyona ve rakip takımlara atma' kapsamındaki atışmalar dışında sarı-kırmızılı camiayla en ciddi sürtüşmesi şike davası sırasında oldu.

Ezeli rakibini, Fenerbahçe'nin ceza alması için uluslararası lobi faaliyetleri yürütmekle ve önlerini kesmekle suçladı. Galatasaray'ın sermaye arttırımı ve borsadaki hareketlerine şüpheyle yaklaştı.  

Sportif başarılar

Ariel Ortega, Nicolas Anelka, Roberto Carlos, Alex gibi yıldız transferler her zaman başarıyı getirmese de Aziz Yıldırım başkanlığı boyunca beş lig, iki Türkiye Kupası, iki de Süper Kupa şampiyonluğu yaşadı.

Avrupa'daki en büyük başarıları ise 2007-08 sezonunda Zico ile Şampiyonlar Ligi'ndeki çeyrek final ve 2012-2013 sezonunda Aykut Kocaman ile UEFA Avrupa Ligi'nde yarı final. Ama iki teknik adam da Yıldırım ile yaşadıkları yıpratıcı süreçlerin sonunda kulüpten ayrıldı.

Kulübün Yıldırım döneminde tartışmasız üstünlük sağladığı alan amatör sporlar oldu. Galatasaray ve Beşiktaş maddi kaygılarla bazı dallardaki faaliyetletlerini askıya alırken, Fenerbahçe voleybol, basketbol, atletizm, kürek gibi dallarda başarıdan başarıya koştu.

Fenerbahçe'nin 100'üncü kuruluş yılı olan 2007'de kazanılan resmi kupa ve madalya sayısı 920'ydi. Bu sayı, faaliyet gösterdiği dokuz spor branşından geldi. 

Futbol Para Ligi'nde ilk Türk kulübü

Fenerbahçe ekonomik alanda saygın bir yere sahip Deloitte firmasının her yıl yayınladığı Futbol Para Ligi'nde ilk 20'ye giren ilk Türk kulübü oldu.

Küresel düzeyde futbol kulüplerinin gelirlerini incelediği raporda Fenerbahçe 2007-08 sezonundaki 111.3 milyon euro tutarındaki geliri ile 19'uncu sırada yer aldı.

Sarı-lacivertliler Avrupa’nın beş büyük ligi (İngiltere, Almanya, İspanya, İtalya, Fransa) dışında yer alan bir  ligden Futbol Para Ligi sıralamasına giren ilk kulüp olarak da etkileyici bir başarı gösterdi.

Fenerbahçe’nin naklen yayın hakları, maç günü gelirleri, sponsorluk anlaşmaları ve logolu ürün satışlarının yanı sıra UEFA Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalde mücadele etmesi de gelirlerini artıran faktörler oldu.

Aziz Yıldırım 11'inci başkanlık döneminin ilk yılında, kulüp tarihinde en uzun süre başkanlık koltuğunda oturan kişi unvanını alacaktı. Ama önündeki tek engel onu durdurdu. Yargıtay şike davasında aldığı hapis cezasını onadı.

Şike davası nedeniyle 358 gün cezaevinde yattı. 9 Ekim 2015'te kendisine yöneltilen tüm suçlamalardan oybirliğiyle beraat etti.

Kaynak: Al Jazeera

 

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;