Türkiye

Ankara saldırısının kapanmayan yaraları

10 Ekim'de Ankara'daki Barış Mitingi'ne yapılan bombalı saldırının üzerinden 89 gün geçti. Geride kalanlar, psikolojik ve fiziksel olarak iyileşmeye çalışıyor. Ama hayat artık onlar için eskisi gibi değil. Patlamadan yaralı kurtulanlarla konuştuk.

Konular: Türkiye, Yaşam, İnsan

Türkiye tarihinin en kanlı saldırısının üzerinden yaklaşık üç ay geçti. Ankara'daki Barış Mitingi'ne düzenlenen bombalı saldırılarda 103 kişi hayatını kaybetti, 508 kişi yaralandı. Patlamada yakınlarını kaybedenler, saldırıdan yaralı kurtulanlar için bu üç ay hiç kolay geçmedi. Geride kalanlardan pek çoğu için hayat artık eskisi gibi değil. Kimi hastaneden taburcu oldu ama işine, okuluna henüz dönemedi, kimi hayatına engelli olarak devam ediyor. Onlar, hem psikolojik hem de fiziksel olarak yaralarını sarmaya çalışıyor…

8 ameliyat geçirdi

Onlardan biri 22 yaşındaki Uğur Erman Karakoç. İstanbul Üniversitesi Hititoloji Bölümü 2. sınıf öğrencisi. Karakoç ailesinin altı çocuğundan en küçüğü. Üyesi olduğu EMEP ile Ankara’ya giden gençlerden. Patlamada 16 arkadaşını kaybetti. Kendi de ağır yaralandı. Karakoç’un, bacağına saplanan şarapnel parçaları ve bilyeler, hem kemiklerini kırdı hem de damarları ve bacağını parçaladı. Ankara Numune Hastanesi’nde yaklaşık bir ay yattı. 8 ameliyat geçirdi. Şimdi İstanbul’da evinde. Ama evine 'başka' biri olarak döndü. 

İyileşmesi iki seneyi bulacak

Karakoç’un tedavi süreci devam ediyor. Yeniden hastaneye yatacak ve önünde yeni ameliyatlar var. Evden sadece doktora gitmek için çıkıyor. Evde koltuk değneklerini, dışarda ise tekerlekli sandalye kullanıyor.


[Uğur Erman Karakoç, 22 yaşında. Patlamadan sonra sol bacağının dizinden aşağısı parçalandı. [Fotoğraf: Guray Ervin/Al Jazeera]]

Bacağındaki açık yara yüzünden enfeksiyon riski hâlâ sürüyor. Doktorunun tamamen iyileşmesinin iki seneyi bulabileceğini söylediğini anlatan Karakoç, "Hâlâ bacağımı kullanamıyorum. Bacağımdaki  kasları ve sinirleri temizlediler. Çünkü çürüme başlamıştı. Yapay damar taktılar. Bacaktaki kırıklar kaynadı" diye konuşuyor. 

"Yerinde duramayan birini yatağa mahkûm ettiler"

Üniversiteye henüz geri dönemeyen Karakoç, akademik olarak bir yıl kaybettiğini seneye 2. sınıftan yeniden başlayacağını söylüyor:

"Normal hayata dönemedim, epey bir zamanda dönemeyeceğim. Yerinde oturamayan birini yatağa mahkûm ettiler. Patlama birçok insanın hayatını değiştirdi. Birçok aile eskisi gibi değil. Herkesin hayatı değişti."

"Gelecek umutları olan insanları, anılarımızı çaldılar"

Karakoç tedavi sürecinde sadece fiziksel değil psikolojik yaralarını da sarmaya çalışıyor: 

"16 arkadaşım yaşamını yitirdi. Korkmaz Ağabey’in, Şebnem’, Ali Deniz’in, Elif’in öldüğünü öğrendim. Onlarla birlikte geçirdiğimiz vakitler aklıma geliyor. Bir şeyleri çalıp götürdüler bizden açıkçası. Sadece gidenler Şebnem, Korkmaz Ağabey, Mesut Ağabey değil. Geleceğe dair umutları olan insanları, anılarımızı götürdüler. Bir daha oturup muhabbet edip, çay içemeyeceğim Korkmaz Ağabey’i de götürdüler. Büyük bir vahşet yani."

Karakoç psikolojik destek almaya devam ediyor. Bir süre, hem ağrılarından hem de gözünü kapatınca aklına gelenlerden dolayı uyuyamadığını anlatıyor:

"İstanbul’a geldikten sonra uyumaya başladım. Uyku ilacını artık kullanmıyorum. Antidepresanları kullanmak zorundayım. Patlamadan sonra sinir hali devam ediyor. Ani patlamalar yaşıyorum hâlâ. Bazen antidepresanların bile tesiri olmuyor."

Karakoç’un, bacağının üzerine yeniden basacağına dair umudu tam. İyileştiğinde yeniden 'barış' demek için eylemlere gideceğini söylüyor. İnancının ve kararlılığının değişmediğini anlatıyor. 

"Yaşamımız hücre yaşamına döndü"

Henüz eski hayatına dönemeyenlerden biri de 56 yaşındaki Seyfullah Gücükatalak. Gücükatalak 32 yıllık devlet memuru. Atatürk Havalimanı’nda makine teknisyeni. Gücükatalak üyesi olduğu Birleşik Taşımacılık Sendikası'yla Ankara’ya gitti. Patlamada bacaklarından yaralandı. Şarapnel parçaları ve bilyeler bacaklarına saplandı. İki ameliyat geçirdi. Sağ bacağında parçalı kırıklar var. Bacağına sabitlenmiş, çelik çivi ve çemberler kırılmış kemiklerini bir arada tutuyor.


[56 yaşındaki Gücükatalak, üç aydır yatıyor. İşine henüz geri dönemedi. [Fotoğraf:Guray Ervin/Al Jazeera Turk]]

13 gün Ankara’da İbni Sina Hastanesi’nde yattıktan sonra İstanbul’a geldi. Yaklaşık 3 aydır hep yatıyor. Koltuk değnekleriyle doğrularak karşılıyor bizi. "Geçmiş olsun. Nasılsınız ?" sorumuza "Askerler azalan günleri sayar. Biz günler çoğaldıkça mutlu oluyoruz. İyileşmeyi bekliyoruz " diye yanıt veriyor. İşine de henüz dönemedi:

"Yataktan kalkamıyor, evden çıkamıyorsun. Arada evde iki koltuk değneğiyle sağ ayağımın üzerine basmadan dolaşıyorum.Yaşamımız hücre yaşamına döndü. En az iki ay daha evdeyim. Sonra belki değnekle dışarı çıkabilirim. Arkadaşlarımı ve işimi çok özledim."

Patlamalarda sendikadan 14 arkadaşını kaybeden Gücükatalak, onların bedenlerinin kendisine set olduğunu ve yaralı olarak kurtulduğunu anlatıyor:

"Kolay değil o travmayı yaşayıp, arkadaşlarının paramparça olmuş, etrafında can çekişme durumunun bir insan üzerinde olumsuz etki bırakmaması mümkün değil. Benim üzerimde de yoğun bir etki bıraktı. Öldürülen arkadaşlarımız önemlidir. Barış ve demokrasi şehidi olarak her zaman anacağız. Bir de geri kalanlar, yaralılar, hâlâ benim gibi yatakta yatanlar, çeşitli uzuvlarını kaybeden insanlar, ömür boyu engelli olarak kalacaklar var. Bunun bir bedeli olmalı diye düşünüyorum."

"Gündüzler iyi de geceler zor geçiyor"

Gücükatalak’ın en büyük destekçisi ziyaretine gelen arkadaşları. Umudunu koruyor:

"Gündüzüm iyi geçiyor. Ziyarete gelen insanlar bana teselli oluyor, onlar benim umudum. Geceleri kendinize kaldığınızda olanları hatırlamamak mümkün değil. Kitap, dergi okuyarak atlatmaya çalışıyorum. Yaşamak ve mücadelenize devam etmek istiyorsanız pozitif noktaya gelip o mücadeleyi sürdürmeniz gerekiyor."

Gücükatalak, patlamadan sonra düşünsel anlamda bir değişiklik yaşamadığını, barış, demokrasi ve emek mücadelesinde aynı ideallerle yola devam edeceğini sölüyor.


[Fatih Kıyak, patlamadan sonra dizinden yaralandı. Artık ayağa kalkabiliyor ama işine daha geri dönmedi. [Fotoğraf: Guray Ervin/Al Jazeera]]

32 yaşındaki PTT memuru Fatih Kıyak da patlamalardan yaralı kurtulanlardan. Sendikası Haber Sen ile birlikte mitinge gitti. Saldırıda sağ dizine gelen bilyeler onu yaraladı. İki kemik ortasına saplanan bilye sinirlere ve dokulara zarar verdi.  Bir buçuk ay boyunca hareket etmeden yattı. Dizinde hâlâ kemik iliği ödemi var. İşe henüz dönemedi ama koltuk değneklerini attı. Hafif aksayarak da olsa ayağının üzerine basıyor, dışarıya çıkabiliyor.

"Filmde bombalama sahnesini izleyemedim"

Patlamanın etkilerini hâlâ yaşıyor:

"Bir film izliyordum geçen. İrlanda filmi. IRA bir barı bombalıyor. O bombalama esnasında, görünce filmi kapattım. Kötü oldum. Daha dün çöp konteynerini kaldırmışlar. Yere bırakınca kuvvetli ses gelir ya, o kuvvetli sesi duyunca kötü oldum. Zaman zaman o ana geri götüren şeyler de doğal olarak insan kötü oluyor. 

Geçtiğimiz günlerde doğum günümdü. 'Doğum gününü değiştir. Senin doğum gününün 10 Ekim' diyorlar. İnsan kendi yaşadığına sevinsin mi, üzülsün mü ? Kendi yaşadığınızdan utanır oluyorsunuz. Çok gencecik insanlar gitti. Siz bireysel olarak tekrardan doğdum, diye düşünemiyorsunuz. Düşünmemek de gerekir."

 

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;