Türkiye

Dost ateşine 54 kurban

Kıbrıs Barış Harekâtı'nın en trajik anlarından biri, Kocatepe muhribinin Türk uçaklarının yanlışlıkla açtığı ateş sonucu batmasıydı. 54 askerin şehit olduğu gemiden kurtulan Emin Sacit Kemanoğlu o günü Al Jazeera Türk'e anlattı.

Kıbrıs gazisi Emin Sacit Kemanoğlu vatani görevini yaparken ziyaretine gelen eşi ve kızı ile birlikte. [Fotoğraf: Al Jazeera Türk]

Antalyalı Emin Sacit Kemanoğlu vatani görevini yerine getirmek için İskenderun 1. Deniz Tabur Komutanlığı'na gider ve nizamiyeden içeri girdiğinde birliğine teslim olan ilk asker olduğunu öğrenir. Acemilik eğitimini tamamlayan Kemanoğlu’nun dağıtım emri TCG Kocatepe adlı muhribe çıkar. 

Komutanları, Kemanoğlu’nu birliğine katılan ilk asker olduğu için ödüllendirmek istemiş ve NATO tatbikatlarına katılan bir gemi olduğundan, dünyayı gezsin diye, onu Kocatepe’ye vermiş. Kemanoğlu Akdeniz’in farklı koylarını gezme hayalleri kurarken TCG Kocatepe ile Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli harekâtına tanıklık edeceğini aklına bile getirmemişti. 

Kemanoğlu yeni silah arkadaşlarıyla görev yapacağı gemiye çıktığında onları TCG Kocatepe muhribinin komutanı Kıdemli Yarbay Güven Erkaya karşılar. Erkaya daha sonra Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na kadar yükselecek, donanmanın parlak subaylarındandır. Kemanoğlu gemideki ilk günlerini şöyle anlatıyor:

Rahmetli Güven Erkaya bizleri çok sıcak bir şekilde karşıladı. Hepimizi görev yerlerine dağıttılar. Ben ikmal bölümündeydim. Başlarda çok sıkıcıydı. Ama görev yerime alışınca daha güzel geçmeye başladı. Herhalde askerliğin ikinci veya üçüncü ayıydı. Deniz Kurdu tatbikatına çıkmıştık. Gelen emir üzerine tatbikatı yarıda kesip Mersin'e geçtik. Bizim istihbarat o zamanlar Kıbrıs’ta darbe yapıldığı haberini almış. Dolayısıyla harekata hazırlanmak amacıyla, Mersin Limanı'nda beklemeye başladık. Diğer muhripler ve denizaltılar da bize katıldı. Dolayısıyla 19 Temmuz günü Kıbrıs’a çıkarma emri geldi ve gemiler sabahın erken saatlerinde limandan demir aldı.

Kıbrıs Barış Harekâtı başlıyor

Gemiler sefer hazırlığına başlar. Gemi mürettebatı heyecanlı ve savaşmaya isteklidir. Kemanoğlu o gün yaşananları şöyle anlatıyor:

19 Temmuz sabahı, ikinci komutan, yola çıkmadan önce personeli kıç kısmında topladı ve hükümetin Kıbrıs’a harekât yapma kararı aldığını söyledi. Herkesi görevini büyük bir ciddiyetle yapması konusunda uyardı. Artık tatbikatta olmadığımızı ve görevini aksatanı vurma yetkisinin olduğunu söyledi. Hatta ‘Gerekirse bu yetkiyi çekinmeden kullanırım’ dedi. Bu konuşmanın hemen ardından gemiler hareket etti. Ama yaklaşık üç saat yol aldıktan sonra bir emir daha geldi ve dönmemiz istendi. Bu emir üzerine rotamızı tekrar Mersin’e çevirdik. Daha biz yoldayken yeni bir emir daha geldi ve tekrar Kıbrıs’a yöneldik.

TCG Kocatepe mürettebatına katılan Emin Sacit Kemanoğlu denizci ünüforması ile. [Fotoğraf: Al Jazeera Türk]

Gece boyu süren açık denizdeki yolculuğun ardından Türk savaş gemileri Kıbrıs açıklarındaki yerlerini aldı. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte TCG Kocatepe ve diğer gemilerden karaya topçu atışı başladı. Üç saat süren bombardıman boyunca, zaman zaman Rum topçusundan da karşı atışlar geliyordu. Harekatın ikinci aşaması hava bombardımanı olacaktı. Türk uçaklarının Kıbrıs’a yaklaşmasını telsiz konuşmalarından öğrenen mürettebat bombardımanı izlemek için güverteye çıktı. Emin Sacit Kemanoğlu da onların arasındaydı:

Şu anda anlatırken bile tüylerim diken diken oluyor. Türk jetlerinin deniz seviyesinin hemen üzerinde hızla adaya yaklaşırken birden adanın üzerinde şahlanması ve bombalarını Beşparmak Dağlarına bırakması hâlâ gözlerimin önünde. Hava bombardımanının bitmesiyle birlikte deniz piyadelerinin ve paraşütçü komandoların çıkarması da başlamış oldu. O gün akşam saatlerinde, görevimiz tamamlandığı için Mersin’e dönüş emri aldık. Ama yolda yeni bir görev için Girne açılarına yönelmemiz istendi.

Türk tarihinin en trajik ‘dost ateşi’

TCG Adatepe ve TCG Kocatepe muhripleri ile TCG Fevzi Çakmak destroyeri Yunanistan’ın Girit Adası'ndan Kıbrıs’ın Baf Limanı'na doğru ilerleyen Yunan deniz filosunu durdurmak ve imha etmekle görevlendirildi. Üç Türk gemisi Yunan filosunun önünü kesmek için Baf açıklarında mevzilendi. Orada karşılaştıkları küçük bir Rum hücumbotunu hemen imha ettiler. Ancak gemiler de, Türk karakol uçağı da Yunan filosunu göremedi. Türkiye’de bulunan radarlar bölgede bir Yunan filosu olduğu konusunda ısrarcıydı. Bunun üzerine Türk jetleri havalandı ve hedef bölgeye ulaştıklarında üç gemi gördüler. Bunlar aslında Yunan filosunu bekleyen Türk donanma unsurlarından başkası değildi. Gemiler güvertelerine Türk bayrağı açtı ve telsizden pilotlara Türkçe çağrı yaptı. Gemi mürettebatı, bombardıman başlayana kadar, daha önce belirlenen zaman tablosuna göre, geminin helikopter pistine doğru renklerde panoları açarak havadaki unsurlara Türk gemisi olduklarını şifreli olarak ta  bildirmeye devam etti. Ama Ankara’daki komutanlar bunun bir Rum aldatmacası olduğuna kanaat getirerek saldırı emri verdi. Kıbrıs gazisi Emin Sacit Kemanoğlu gemilerinin vurulduğu anı şöyle anlatıyor:

Birden patlamalar başladı. Patlamalardan bir tanesi de bizim gemide oldu. O ana kadar uçaklardan düşmanlık beklemeyen Türk gemileri, ilk bombaların hemen ardından hava saldırı alarmı verdi. Aniden bütün elektrikler kesildi ve gemi durdu. Daha sonra arkadaşlarımdan öğrendiğime göre bombalardan biri geminin motor hanesine isabet etmişti. Normalde uçakların hareketli hedefleri vurması çok zormuş. Ama ilk bomba motoru susturunca TCG Kocatepe Türk jetleri için kolay bir hedef haline geldi.

İlk patlamadan sonra sağ kalan mürettebat can yeleklerini giydi ve sağlam kalan filikaları suya indirdi. Tahliye sırasında uçakların saldırısı sürüyordu:

İlk saldırının üzerinden iki saat geçmişti ki Fevzi Çakmak destroyeri denize dağılan Kocatepe mürettebatını toplamak için bize yaklaşmaya başladı. Tam o sırada uçaklarımız yine geldi. Adatepe, Kocatepe ve Fevzi Çakmak gemileri denizaltı savunması için üretilmişti. Hava savunma silahları bulunmuyordu. Ama Fevzi Çakmak topları ile uçaklarımızın alçalmasına izin vermiyordu. Dört topu birden çalışıyordu. Çok başarılı manevralarla, uçakların yüksekten bıraktığı bombalardan kaçmayı başardılar. Derken o da bir yara aldı. Baktı ki baş edemeyecek, bir sis bombası attı ve bir daha Fevzi Çakmak destroyerini görmedik.

Denizde can pazarı

TCG Fevzi Çakmak ve TCG Adatepe aldıkları hafif hasarla kuzeye, Mersin Limanı'na ulaşmayı başardı. TCG Kocatepe ise aldığı ağır isabetler sonucu battı. Mürettebat hava muharebesi sırasında gemiden uzaklaşmaya çalışırken birbirinden kopmuş, dalgalı deniz onları birbirinden uzaklaştırmıştı. Kemanoğlu hava kararırken herkeste üzüntü ve umutsuzluğun hakim olmaya başladığını söylüyor:

Biz dört kişilik bir sala 11 kişi tutunuyorduk. Acil durum paketlerinde İkinci Dünya Savaşından kalma sular vardı. Susuz kalma tehlikesine karşı onları içmiyor, adeta yalayarak, tasarruflu bir şekilde kullanıyorduk. Rahmetli Güven Erkaya yakınımızda bulunan bir diğer saldaydı (işkampavya). Kurtarılana kadar silahını bırakmadı. Tabii zor bir şey denizde olmak. Karayı görseniz bir ümidiniz olur. Geceyi denizde geçirdik. Biz 11 kişiydik. Bizimle Astsubay Erol Başgedikli vardı. O olmasa aklımızı yitirirdik herhalde. İki gün boyunca, Kıbrıs Taşucu’na çıkacağız diye bizi yüzdürdü. Kurtarıldıktan sonra ise ‘Ne Taşucu, ben zihinsel olarak sizi meşgul etmek için yüzdürüyordum’ dedi. İki gün boyunca kendi moralini bozmadığı gibi bizim moralimizi de yüksek tuttu.

Ufukta bir gemi 

Kemanoğlu ve silah arkadaşlarının dalgalı denizde verdikleri hayatta kalma mücadelesi, ikinci günün sonunda ufukta görünen bir gemi ile umuda dönüşür. Türk denizciler yaklaşan gemiye işaret vermeye başlar:

Ufukta görünen geminin ne olduğunu, hangi ülkeye ait olduğunu bilmiyorduk. Dalgalarla her yükselip alçaldığımızda bize biraz daha yaklaştılar. Derken bunun bir İsrail gemisi olduğunu anladık. O bölgeden biz dahil olmak üzere toplam 42 askerimizi kurtardılar. Rahmetli Güven Erkaya da aramızdaydı. Bir süre bizi öylece güvertede oturttular. Sonra çay verdiler. O çayın tadı hala damağımdadır. Sonra da bize bisküvi, su ve karpuz ikram ettiler. Sivil, ıslak güverteli bir gemiydi. Okul gemisi olduklarını söylemişlerdi. Otuz saatlik bir yolculuktan sonra İsrail’in Hayfa Limanı'na ulaştık. Oradan Telaviv kentine nakledildik. Türk Hava Kuvvetlerine ait bir uçak bizleri Ankara'ya geri getirdi.

'Keşke savaşlar olmasa’

Türk uçaklarının kendi gemilerini batırdığı kamuoyundan bir yıl boyunca gizlendi. Ancak daha sonraki yıllarda basına sızan bilgiler ve harekata katılan bazı pilotların yaptığı açıklamalar TCG Kocatepe’nin başına gelenler, Türk askeri tarihinin en trajik dost atışı vakası olarak kayda geçmiş oldu. Olayda 242 mürettebata sahip olan TCG Kocatepe 54 şehit verdi. Bombardımanda sağ kalan diğer askerler, İngilizler ve Libyalılar tarafından kurtarıldı. Bu trajik hadiseden sonra Türk Silahlı Kuvvetleri şifreli milli muhabere cihazlarının üretimi için çalışmalar başlattı. Aselsan’ın uçak ve diğer muhabere araçları için tamamen Türk yazılımı ile çalışan sistemler geliştirme çabasının altında bu acı olay yatıyor.

Gemi komutanı Güven Erkaya, 28 Şubat sürecinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na kadar yükseldi. 24 Haziran 2000 tarihinde kolon kanseri ve çoklu organ metastası teşhisi ile tedavi gördüğü Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nde hayata gözlerini yumdu.  

Emin Sacit Kemanoğlu savaştan yıllar sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni, Kıbrıs Rum Kesimini ve Yunanistan’ı ziyaret etti. Ona göre savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunu en iyi onu yaşayanlar bilir:

Kıbrıs’ta şehit düşen arkadaşlarımın mezarını ziyaret ettim. Bir başka seyahatimde de Rum kesimine gittim. Orada bir Türk olarak gördüğüm ilgi ve alaka beni çok duygulandırdı. Bir zamanlar bu insanlarla savaştım. Belki bizim attığımız bombalar onların yakınlarını öldürdü. Ben gördüm ki, savaş kötü bir şey. Halkların arasında hiçbir sorun yok. Sorunları siyasiler çıkartıyor.

Kıbrıs Barış Harekatı gazisi Emin Sacit Kemanoğlu Antalya’da yaşıyor ve ticaretle uğraşıyor.  

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;