2015 Genel Seçimi

Eğitime erişim arttı, peki ya kalite?

Türkiye 7 Haziran Genel Seçimi'ne hazırlanıyor. 12 yıl önce tek başına iktidara gelen AKP’nin en çok konuşulan ve tartışılan politikalarından biri eğitim oldu. Türkiye’de son 12 yılda eğitim sisteminde 17 temel değişiklik yapıldı. Eğitimdeki değişiklikleri ve sonuçlarını araştırdık.

Konular: Türkiye, Eğitim, AKP
İlayda ve Adasu Akça kardeş. Babaları Özgür Akça sürekli değişen eğitim sistemi nedeniyle iki kızının da farklı sınavlara girdiğini söylüyor. [Fotoğraf: Umay Aktaş Salman/Al Jazeera Turk]

İlayda ve Adasu Akça, kardeş. Aralarında beş yaş fark var. İkisi de farklı eğitim sistemlerinde okuyor ve farklı sayıda sınava giriyor. Hayatlarında değişmeyen tek şey sınavın varlığı. Akça kardeşlerin hikâyesi, eğitim sisteminin baş döndüren hızına en güzel örneklerden biri.

İlayda Akça’nın 11 yıllık eğitim hayatı boyunca tam dört kez liseye, bir kez de üniversiteye giriş sistemi değişti. Bu değişikliklerle birlikte İlayda'nın düzeni de…

Sistem değişirse korkusu


İlayda Akça, Türkiye’nin yüksek puanlı Anadolu liselerinden birinde Maltepe Anadolu Lisesi’nde okuyor. Ancak ‘dershanelerin dönüşümü’ nedeniyle üç yıl boyunca girmek için çaba harcadığı okulunu bırakacak. Lise son sınıfı dershaneden dönüşen bir temel lisede tamamlayacak. Kendi deyişiyle, değişiklikleri takip etmekte zorlanıyor:

"Aynı okuldaki alt sınıftan arkadaşlarımla bile farklı sınav sistemiyle okula girmişiz. Eğitim sistemi yarıştıran ve sosyal olmayan bir sistem. Beni sadece ders odaklı yaşamak zorunda bırakıyor. Bu yıl istediğimiz yerleri kazanamazsak seneye de sınava gireceğiz.  En büyük kaygımız sınav sisteminin değişmesi."

Eğitim sisteminde yapılan değişikliklerden etkilenen sadece İlayda Akça değil. Akça’nın kendinden beş yaş küçük kardeşi de altıncı sınıfta okuyor. Adasu Akça 4+4+4 eğitim sisteminde okuyan nesilden. İlkokula başladığında sekiz yıllık kesintisiz eğitimin bir parçası olan Akça, dördüncü sınıfı bitirdiğinde sistem değişti. Okullar ilk ve ortaokul olarak ayrıldı. O da dört yıl okuduğu okula veda edip, ortaokula dönüşen başka bir okula geçti. Onun da altı yıllık eğitim hayatı süresince liseye giriş iki kez değişti. Akça okul sınavlarındaki başarıyı temel alan TEOG ile liseye yerleşecek. Tabii sistem değişmezse... 

EN ÇOK TARTIŞILAN EĞİTİM POLİTİKALARI

  • 4+4+4 ile eğitime başlama yaşının isteğe bağlı 5, zorunlu 5.5 yaşa düşürülmesi.
  • İmam hatiplerin ortaokul kısmının yeniden açılması.
  • 5. sınıftan itibaren okulda başörtüsünün serbest kalması.
  • İmam hatip liselerinin sayısındaki artış. (2003’te 450 olan imam hatip lisesi sayısı bugün 1017)
  • Aynı okulda dört yılını dolduran 7 bin okul müdürünün görev yeri değiştirildi.
  • Dershanelerin dönüşümü.
  • 19. Milli Eğitim Şûrası’nda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin zorunlu olarak 1,2 ve3. sınıfta da verilmesi yönünde tavsiye kararı alınması.
  • 2014 lise yerleştirme sisteminde bazı öğrencilerin adresinden çok uzak okullara, tercih etmediği halde imam hatip lisesine veya meslek lisesine yerleştirilmesi. 

12 yılda 17 temel değişiklik, 5 farklı bakan 

Türkiye’de en fazla değişikliğin yapıldığı alanların başında eğitim geliyor. Son 12 yılda sadece beş kez liseye giriş sistemi değişti. Müfredattan, ortaokulda başörtüsünün serbest kalmasına; üniversiteye girişte uygulanan farklı katsayı uygulamasına son verilmesinden, okul müdürlerinin görev yerlerinin değiştirilmesine; liselerin dört yıla çıkartılmasından, düz liselerin kapatılmasına kadar pek çok uygulama hayata geçti.

Eğitimdeki bu değişikliklerin bazılarının olumlu, bazılarının ise olumsuz sonuçları oldu.

"Her hükümet eğitime ideolojisini empoze etti"

Eğitim Reformu Girişimi Direktör Vekili Işık Tüzün’e göre, son 12 yılda özellikle eğitime ulaşan öğrenci sayısının artmasında, kız ve erkek çocuklar arasındaki eşitsizliklerin azalmasında önemli gelişmeler oldu. Ancak Tüzün en büyük sorunun Türkiye’de az sayıda çocuğa kaliteli eğitimin verilmesi olduğunu vurguluyor. Tüzün eğitimin önceki dönemlerde olduğu gibi AK Parti döneminde de çocukları eleştirel düşünmeye yönelten bir içeriğe sahip olmadığını söylüyor:

"Bir çocuğun gelir durumu ve ailesinin eğitim durumu hangi okula gideceğinde belirleyici. Oysa eğitimin bu farklılıkları gidermesi gerekiyor. Esas politika tüm okullarda eşit kalitede eğitim verilmesi olmalı. Öğretmenlere daha fazla odaklanılmadıkça bunu yapmak mümkün görünmüyor. Bu dönemde Ulusal Öğretmen Strateji Planı hazırlandı. Ancak 3,5 yıldır hâlâ açıklanmasını bekliyoruz. Kaliteli eğitim için öğretmenlere yönelik politikalara ihtiyaç var. Her hükümet kendi ideolojisini empoze etti eğitime. Halbuki bireyi güçlendiren  ve özgürleştiren bir eğitime ihtiyacımız var. "

"Eğitim sistemi yeteri kadar demokratik değil"

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nda (SETA) araştırmacı olan Doç.Dr. Zafer Çelik’e göre ise, okullulaşma ve cinsiyet eşitsizliği sorunu genel olarak çözülse de bölgesel sorunlar devam ediyor.  

Çelik eğitimin dünyanın her yerinde siyasal bir konu olduğunu savunuyor:

"Siyasi iktidarın eğitim konusunda tartışarak değişiklik yapmasında sorun görmüyorum. Bana göre AKP’nin zayıf kaldığı nokta eğitimi yeteri kadar demokratikleştirememesi oldu. Milli güvenlik dersi, andımız kaldırıldı, farklı dil ve lehçelerde seçmeli dersler konuldu. Olumlu adımlar atıldı. Ancak eğitim sistemi hâlâ yeteri kadar demokratik değil. Hâlâ eğitim yasalarının pek çoğu askeri darbe döneminde yapılmış olanlar. 4+4+4 yasası tartışılırken, kimse 'sistem nasıl daha demokratik olur' diye sormadı.”

Okula giden çocuk sayısı yüzde 100’e yakın

Uzmanların da dikkat çektiği okullulaşma oranlarındaki artış, olumlu gelişmelerden. Özellikle ilk ve ortaöğretimde okula giden çocuk sayısı arttı. Eğitimin 12 yıl zorunlu olmasından sonra liseye giden öğrenci sayısında belirgin bir artış yaşandı. Eğitimde kız ve erkek öğrenciler arasındaki okullulaşma farkı da hızla kapandı. İlkokula giden kız sayısı erkekleri geçti.

Okullulaşmayı artıran etkenlerden biri de 'şartlı eğitim yardımı' oldu. Yoksul ailelere ‘devamlılık şartıyla’  ilköğretimde öğrenci başına 35-40 TL, ortaöğretimde 50-60 TL veriliyor. Yardım, çocuğun okula devamsızlığı halinde kesiliyor. Böylece devamsızlık sorunu da azalmış oldu.

Farklı dillerde seçmeli dersler geldi 

Velilerin memnun olduğu uygulamalardan biri de kitapların bedava dağıtılması oldu. Ayrıca Fatih Projesi kapsamında 800 bin öğretmen ve öğrenciye tabletler dağıtıldı. Sınıflara akıllı tahtalar yerleştirildi. Hedef tüm öğrencilere tablet dağıtılması. Üniversiteye girişte meslek liselerine ve imam hatiplere uygulanan düşük katsayı uygulaması kaldırıldı. Uygulamada sorunlar olsa da Kürtçe, Çerkesce gibi farklı dil ve lehçeler seçmeli ders oldu. Özel okula gitmek isteyene devlet desteği verilmeye başlandı. Engelli öğrenciler eğitim kurumlarına ve rehabilitasyon merkezlerine ücretsiz taşınmaya başlandı.

OECD ve Dünya Bankası'nın ortak çalışması Evrensel Temel Beceriler Raporu'nda da, Türkiye'de eğitime erişimde yaşanan artışa ve gelişmeye dikkat çekildi.

Öğretmen sayısı iki katına çıktı

12 yıl önce 558 bin olan öğretmen sayısı bugün 919 bine yükseldi. 116 bin öğretmene daha ihtiyaç var. Atanamayan öğretmenler sorunu ise devam ediyor. Yaklaşık 300 bin öğretmen atama bekliyor. Derslik sayılarında da artış yaşandı. 2003'ten bu yana 234 bin yeni derslik yapıldı. Derslik sayısı 562 bin oldu.  

Nitelik sorunu devam ediyor

Ancak tüm bunlara rağmen eğitimin niteliği ve fırsat eşitliğinde hâlâ sorunlar var. Milli Eğitim Bakanlığı da (MEB) 2014 yılı faaliyet raporunda eğitimin zayıf yanlarını açıkça sıralıyor:

"Sınıf mevcudunun fazlalığı, ikili öğretimin ve birleştirilmiş sınıf uygulamasının devam etmesi, bazı bölgelerde yaşanan hızlı öğretmen değişimi, eğitim planlamalarının kısa dönemli yapılması ve sık sık değişmesi, kişilerin ilgi ve yeteneklerine uygun rehberliğin istenilen düzeyde yapılamaması, Özel eğitim alanındaki öğretmen sayısının mevcut ihtiyaca cevap vermemesi, mesleki teknik eğitim-istihdam dengesinin yeterince kurulamaması..."

Bir sınıfta 65 öğrenci 

Türkiye’de eğitim ve imkânlar standart değil. Bölgelere, illere göre, hatta aynı ilde ilçeler arasında bile fiziki şartlar ve eğitimin niteliği değişiyor. Bu da eşitsizlik yaratıyor. Bu sorun azalsa da yıllardır aşılabilmiş değil.

Esenyurt'taki Örnek İlkokulu'nda sınıf mevcutları 60'ı aşıyor. [Fotoğraf: Umay Aktaş Salman/Al Jazeera Turk]

Örneğin İstanbul Esenyurt’taki Örnek İlkokulu’nun yaklaşık 4 bin öğrencisi var. Neredeyse bir belde nüfusuna sahip. Sınıf mevcudu 50’nin altına düşmüyor, hatta 65 kişilik sınıflar da var. Sadece iki rehber öğretmen görevli. Burası öğretmen trafiğinin yoğun olduğu bir okul. Gelen öğretmen kalmak istemiyor, tayin yöntemine başvuruyor.

İstanbul tek değil. Türkiye genelinde ilk ve ortaokulda 27 olan sınıf mevcudu ortalamasının uzağında pek çok il var. Güney Doğu Anadolu'da bazı illerde ilk ve ortaokullarda sınıf mevcudu 40'ı buluyor. Lisede ise bu rakamlar 40'ın üzerine çıkabiliyor. 


TÜİK 2014 Yaşam Memnuniyeti Araştırması’na göre, Türkiye’nin yüzde 65.6’sı eğitim hizmetinden memnun. Bu memnuniyet 2003’ten bu yana da artış gösteriyor. 

"Ders kitaplarının bedava dağıtılması çok iyi, memnunuz. Ancak okulda imkân yok. 60 kişilik sınıfta okuyor oğlum. 30-35 kişilik sınıfta eğitim alan birine göre oğlum daha geride. Ayrıca temizlik görevlisi çalıştırabilmek için okul yıllık 100 TL aidat alıyor. İki taksitte veriyoruz ama bu para bizim için çok."

Seher Sekmen’in iki çocuğu var. Biri üçüncü sınıf öğrencisi, diğeri henüz okul çağında değil. Oğlu Esenyurt Örnek İlkokulu’na gidiyor. Sekmen eğitimden kısmen memnun onlanlardan.

Bir diğer eşitsizlik, tüm olumlu gelişmelere karşın, özelikle Güneydoğu Anadolu'da kız çocuklarının liseye devam etme oranının batıya göre düşük kalması. 1990'larda kızların Türkiye genelinde lisede okullulaşma oranı yüzde 30-40 aralığındaydı. 2002-2003 eğitim yılında bu rakam yüzde 45.16'ydı. Şimdi ise yüzde 79,26. SETA'dan Doç Dr. Zafer Çelik bu sorunun bölgesel olarak karşımızda durduğunu söylüyor: "Ağrı, Muş  gibi yerlerde kızların liseye gitme oranı yüzde 50’nin aşağısında. Batıda ise liseye giden kızların oranı yüzde 80-90'ların üstünde pek çok ilde. Hâlâ bu sorun ciddi olarak karşımızda duruyor" diye konuşuyor.  

İkili eğitim sorunu bitmedi  

Nitelikli eğitimin önündeki en büyük engellerden biri de aynı okulda sabahçı ve öğlenci olarak ikili eğitim yapılması. 12 yılda bu alanda da büyük bir gelişme yaşanmadı. 

9. Kalkınma Planı’nın eğitim raporuna göre, ilköğretimde ikili eğitim alan öğrenci oranı 2002-2003’te yüzde 57.2’ydi. Eğitim Reformu Girişimi’nin 2013 Eğitim İzleme Raporu’na göre, ilköğretim düzeyinde 2012 yılında ikili öğretim gören öğrenci oranı  yüzde 51'ken, bu oran 2013 yılı sonunda, 4+4+4’ten sonra yüzde 57,46’ya yükseldi.

ERG Direktör Vekili Tüzün, ikili eğitimin bazı okullarda sabah çok erken başlamasına ve akşam da geç bitmesine neden olduğunu söylüyor:

"Öğrenci ve öğretmenler kendini yorgun hissediyor. Sosyal etkinlikler ve kulüp çalışmaları yapmak için zaman ve mekân sorunu yaşanıyor. İkili eğitim yapan okul oranları daha düşük ancak ikili eğitim alan öğrenci oranına bakılınca işin vahameti anlaşılıyor."

İkili eğitim oranları okullara göre de değişiyor. Tüzün, "Fırsatlar eşit dağılmıyor. Ortaöğretimde ikili eğitim alan öğrenci oranı yüzde 29. Bu, meslek liselerinde yüzde 33, Anadolu-fen lisesinde yüzde 30’u buluyor. İmam hatip liselerine gidenlerin de sadece yüzde 9’u ikili eğitimde" diyor. 

4+4+4 ile okul öncesi hız kesti  

2003’te okul öncesi öğrenci sayısı 320 binken, bu sayı 2013 yılında 1 milyon 59 bin oldu. 2003’te yüzde 12’erde olan okullulaşma oranı 2011-2012 eğitim yılında dört-beş yaş için yüzde 44, beş yaş için yüzde 65’lere çıktı. Bu yükselişten sonra 4+4+4 ‘ün başladığı 2012-2013 eğitim yılında beş yaş okullulaşma oranı yüzde 39.72’ye indi. Bu yıl ise bu rakam yüzde 53.78.

[[Fotoğraf: AA-Arşiv]]

Tüzün yıllardır MEB’in proje ve hedeflerinde okul öncesi eğitime vurgu olduğunu ama bu kademenin ücretsiz ve zorunlu olmadığını söylüyor:

"4+4+4 ile okula başlama yaşı düşürüldü. Bir tarafta ücretsiz ilköğretim alternatifi var, bir de ücretli okul öncesi var.  Aileler ücretsiz olanı tercih ediyor. Artık şartlı eğitim yardımı okul öncesinde de verilecek. Bu olumlu bir adım." 

AİHM'e rağmen zorunlu din kültürü 

Yıllardır tartışılan din kültürü ve ahlâk bilgisi dersi AİHM'in "Devlet yansız ve tarafsız olmalı,  isteyen öğrencilerin dersten muaf tutulmalarını sağlayacak bir sisteme geçmesi" kararına karşın hâlâ zorunlu. Öte yandan astronomiden dramaya kadar eklenen pek çok seçmeli ders öğrencileri sevindirdi. Ancak Tüzün’e göre seçmeli derslerde öğrenciler söz hakkı sahibi değil:

"Okulun elindeki kaynak, öğretmen ve dersliklere göre belirli derslere yönlendiriliyor öğrenciler. Çok seçilen derslere bakılınca da matematik ve yabancı dil çıkıyor. Çocuklar bu dersleri o alanda kendini geliştirmek istediği için değil de sınav sisteminin yarattığı baskıyla mı seçiliyor bu dersleri, bunu kestirmek güç. Bu alanda izleme çalışması da yaptık. Öğrenci ve öğretmen devamsızlığı da yüksek."

Fen ve matematikte iyileşme var ama…

Uluslararası veriler de Türkiye’nin eğitimdeki eksikleri ve gelişmeleri ortaya koyuyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) 15 yıldan bu yana üçer yıllık dönemler halinde, 15 yaşındaki  öğrencilerin bilgi ve becerilerini ölçüyor. Türkiye bu değerlendirmeye 2003 yılından beri katılıyor.

Türkiye’deki öğrenciler, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2012 sonuçlarına göre, okuma becerileri ile fen ve matematikte pek başarılı değil. Okuma becerilerinde 65 ülke arasında Türkiye 42. sırada. Matematikte 44, fende 43. sırada. Türkiye üç alanda puanlarını yükseltse de, 2003 yılından bu yana bir üst ya da alt sıra dışında konumu değişmedi.

Sıralama parlak değil ama bu alanlarda son 12 yılda en düşük performans gösteren öğrenci oranlarında azalma var. Matematikte en düşük düzeyde performans gösteren çocuklar yüzde 52'yken yüzde 42’ye indi. Fende en temel becerilerde başarı gösteremeyen çocukların oranı yüzde 46.6’dan yüzde 26’ya indi. Okuma alanında öğrencilerin yüzde 36.8'i temel okuma becerilerine sahip değilken 2012'de bu oran yüzde 21.6 oldu.  

Kaynak: Al Jazeera 

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;