Kürt sorunu

‘Hasta çocuklarımızı tahliye edin’

Çözüm sürecinde Kürt tarafının ağır hasta mahkûmların tahliyesi talebi yeniden gündemde. İHD'ye göre 247 kişi tahliye bekliyor. Al Jazeera Türk'e konuşan aileler, "Cezaevlerinde sağlıklı tedavi olma imkânları yok, hasta çocuklarımızı bıraksınlar" diyor.

21 yıldır hükümlü olan hasta mahkûmlardan İdris Başaran (soldan 3.) cezaevindeyken ailesiyle birlikte. [Fotoğraf:Burhan Ekinci/Al Jazeera Türk]

Cezaevlerindeki ağır hasta mahkûmlar sorunu, çözüm sürecinin 'kritik' ve 'acil çözüm bekleyen' taleplerinden biri.

Kürt tarafı hasta mahkûmların bırakılmasını talep ediyor. Konunun, çözüm için hazırlanan yol haritasında üçüncü sırada yer aldığı söyleniyor. Ancak atılacak adımlar halen belirsiz.

Tahliye talepleri hükümet ile İmralı heyetinin 28 Şubat’taki ortak açıklamasının ardından yeniden gündemde. Öcalan’ın Kürt sorununun çözümü için hazırladığı 10 maddelik müzakere taslağının okunması ve “silahlara veda” çağrısı sonrası yeniden konuşulmaya başlayan hasta mahkûmların tahliyesi için umutlu bir bekleyiş var. Henüz resmi bir açıklama yok ancak ailelerin çağrısı net: "Çocuklarımız ağır hasta, onlara evde bakmak istiyoruz"

İHD: 247 ağır hasta mahkûm var

İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) ve HDP Mardin Milletvekili Gülseren Yıldırım’ın Adalet Bakanlığı’nın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde yer alan verilere göre, Türkiye'deki cezaevlerinde 247'si ağır olmak üzere toplam 649 hasta mahkûm bulunuyor. Buna göre, 23 mahkûm da ağır şizofreni hastası. İHD Genel Merkezi, hasta mahkûmlarla ilgili bu verileri bir liste halinde en son Ocak 2015'te Adalet Bakanlığı'na sundu.

Al Jazeera Türk’e konuşan İHD İstanbul Şube Başkanı Abdulbaki Boğa’nın verdiği bilgilere göre, İzmir'deki 9 Eylül Üniversitesi'nde tedavi gören kanseri hastası Abdulsamet Çelik'in 11 Şubat 2015’te hayatını kaybetmesiyle, bu yıl hayatını kaybeden hasta mahkûm sayısı 8'e ulaştı. Bu mahkûmlardan 4'ü cezaevinde tedavileri sürerken, diğerleri tahliye edildikten bir süre sonra hayatını kaybetti.

İstanbul Tutuklu Aileler Dayanışma Derneği (TUAD)  Başkanı Arif Yılmaz’a göre, çözüm süreci başladığı iki yıldan bu yana 50'nin üzerinde hasta mahkûm hayatını kaybetti.

Al Jazeera Türk, hâlâ cezaevinde olan ve İHD’nin Adalet Bakanlığı’na sunduğu listede ağır hasta olarak geçen iki mahkûmun ailesiyle görüştü.

Bu ailelerden biri Başaran ailesi. Oğulları İdris Başaran 1994 yılından beri PKK davasından cezaevinde. Baba Mehmet Emin Başaran’ın anlatımlarına göre, yedi cezaevi değiştirdikten sonra en son Kandıra F Tipi Cezaevi’ne sevkedilen oğlunun kafasında 1992’te KDP ile girdiği çatışmadan kalma üç şarapnel parçası duruyor. Bir kez kalp ameliyatı, iki kez anjiyo olan İdris Başaran’da kalp yetmezliği, astım ve bronşitin yanı sıra midesinde de sorun var. Baba Başaran “Adli Tıp Kurumu’na sevki yapıldı ama hâlâ götürülmedi” diyor. 

Babasını işkencede gördü, dağa çıktı

Anne Nesibe ve baba Mehmet Emin Başaran, 1987’de başlayan ve 1990’lı yıllar boyunca süren başından geçenleri anlatırken duygulanıyorlar. Çok acı çektiklerini anlatan anne Başaran, “İki yıl öncesine, çözüm sürecine başlayana kadar hep korkuyla yaşıyordum” diyor.

Başaran çiftinin anlatımlarına göre, oğulları İdris Başaran’ın gerek dağa çıkışının nedeni, gerek başından geçenlerin öyküsü Siirt’in Pervari ilçesine bağlı Erkan köyünde 1987’de başladı. Baba Başaran, askerler tarafından 1987’de “örgüte yardım ve yataklık etmek” iddiasıyla gözaltına alındığını, üç ay boyunca sorguda kaldığını hatırlatarak, “Aklına gelebilecek her türlü işkenceyi gördüm. Bedenime sigara bile söndürdüler. Hâlâ izleri duruyor” deyip susuyor. Gördüğü işkencelerinin detaylarını daha fazla anlatmaktan vazgeçiyor, o esnada anne Başaran sohbete katılıyor:

“Oğlum İdris’in dağa çıkış nedeni de babasının gördüğü işkenceler. Eşim gözaltındaydı. Oğlum annemle askeriyeye giderek durumunu sordu. Askerler oğluma babasını göstermişler. Babasını bir eli kelepçeli askıda gördü. Eve geldi, ‘ben dağa çıkacağım’ dedi. O gün kararını vermişti.” 

Köyden kaçan ilk aile

Ailenin büyük oğulları Lokman 13, İdris henüz 12 yaşındaydı o yıllarda. Baba Başaran cezaevinden çıkar çıkmaz iki oğlunu Adana’ya gönderdi. Bir süre daha dört çocuğu ve eşiyle köyde kalan Mehmet Emin Başaran, “Bir gün köye gelen karakol komutanı ‘köyden git, yoksa seni öldürecekler’ uyarısında bulundu. Çocukları alıp Adana’ya kaçtık. Köyden giden ilk aile bizdik” diyor. 

Nesibe ve Mehmet Sait Başaran çifti, yaşadıklarını ve oğullarının başına gelenleri Al Jazeera Türk'e anlattı. [Fotoğraf:Burhan Ekinci

Köyü ilk boşaltılan Başaran ailesiydi. Adana’ya yerleştikleri üç ayın sonunda evlerinin yakıldığını öğrendiler. Sonraki yıllarda köyleri tümüyle boşaltıldı. Adana’da yeni bir hayat kurmaya çalışan aile, bir yandan çalışarak yaşayacakları bir ev yaptılar. Aradan bir yıl geçmişti ki, 13 yaşına gelen oğulları İdris Başaran’ın aniden ortadan kayboldu. Oğlundan bir süre haber alamayan çiftin aklında aynı şey vardı: “İdris kesin dağa çıktı.”

Yıl 1994’ü gösterirken evlerine gelen haberle baba Mehmet Emin Başaran yollara düştü. KDP ile Haftanin bölgesinde girilen çatışmada oğlu yaralı olarak KDP peşmergeleri tarafından esir alınmıştı. Baba Başaran, Zaho’ya gitti, aracılarla bağlantı kurarak oğlunu geri alıp örgüte teslim etti. Oğlu İdris Başaran’ın tedavisi Adana’da yapıldı. Mehmet Emin Başaran, oğlunun çok doğal ortamda özel bir doktor tarafından ameliyat edildiğini sonradan duyduğunu belirterek,“Beş şarapnel parçası saplanmıştı kafasına. İkisini çıkardılar. Üçü hâlâ duruyor” diyor. 

Adana’da peş peşe gelen tutuklamalar

Oğlu hasta olarak yatarken, evlerine yapılan baskında Mehmet Emin Başaran büyük oğlu Lokman ile birlikte bir kez daha gözaltına alındı. 'Örgüte yardım ve yataklık' gerekçesiyle cezaevine gönderildiler. Lokman bir yıl, baba ise bir yıl sekiz ay cezaevinde kaldı. Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) yargılanan İdris Başaran ise örgüt yöneticiliğinden 36 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Baba Başaran başından geçenleri özetlerken, anne Nesibe Başaran araya giriyor ve “Üçü tutukluydu, ben küçük çocuklarla kalmıştım. Korkularla yaşıyorduk. Ne yapacağımızı bilmiyorduk. Eşim ve oğlum Lokman’ı aldıkları baskın gecesi evden kaçmak zorunda kaldık, komşularımız bize kapıyı açmadı. Neyse ki bir aile açtı. Başımıza gelenlerden dolayı korkularım iki yıla kadar sürdü” diyor. 

“Oğlum bırakılsın ben bakarım”

Aile 1998’de kendi deyimleriyle “Adana’dan baskılar sonucu kaçarak” İstanbul’da geldi.

Yıllar içinde oğulları İdris Başaran’ın cezaevinde hastalıklarının ortaya çıktığını anlatan baba Başaran, 2013 yılında hem dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e hem Başbakan Erdoğan’a hem de Adalet Bakanlığı’na mektup yazdı. Çocuklarının tahliyesini istedi. Gelen cevabi yazılarda Adli Tıp Kurumu’nun “cezaevinde kalamaz” raporu olmadan İdris Başaran’ın af ya da tahliye edilemeyeceği yönünde oldu.

Anne Nesibe Başaran iki yıldır çözüm sürecinin sürdüğünü belirterek, şunları söylüyor:

“Geçen yıl hasta mahkûmların bırakılacağını söylüyorlardı. Ama bir şey olmadı. Madem barış olacak, hasta çocuklarımızı bıraksınlar. Oğlum cezaevinde bu hastalığıyla daha fazla yaşayamaz. Cenazesini mi çıkarmak istiyorlar? Bıraksalar, eve gelse, yanımda olsa oğluma iyi bakarım.”

Baba Mehmet Emin Başaran da “Oğlum cezaevinde ciddi bir şekilde tedavi olamıyor. Tahliye etseler imkânlarımızla onu en iyi koşullarda, hastanelerde tedavi ederiz. Oğlum ağır hasta, bırakmaları gerekiyor” diyor.

Çelik, (soldaki) 8 Ocak 2015'te hayatını kaybeden hasta mahkum Abdulmecit Baskın ile cezaevindeyken.

Mesane kanseri mahkûm

Cezaevinde tahliye olmayı bekleyen bir diğer ağır hasta mahkûm 41 yaşındaki Cengiz Sinan Halis Çelik.

Yedi cezaevi değiştirildikten sonra şu an Metris Cezaevi’nde kalan Çelik, epilepsi ve mesane kanseri (idrar kesesi) tedavisi görüyor. Hasta mahkûmun aynı zamanda bel kemiğinde şarapnel parçaları bulunuyor. Tunceli’nin Hozat ilçesinden olan Çelik’in kardeşi Cahit Çelik, ağabeyinin cezaevinde gittikçe daha da kötüleştiğini belirterek, “Kanser teşhisi konulmasına rağmen periyodik olarak bir tedavisi yapılmadığını” iddia ediyor.

Cahit Çelik’in anlatımlarına göre ağabeyi 1993 yılında PKK’ya katıldı. 1997 yılında Ağrı’nın Taşlıçay ilçesinde yaralı olarak yakalandı. Erzurum DGM’de yargılanan Çelik ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı.

“Ölüme terk ediyorlar”

Çelik’in anlatımlarına göre, 2000’li yıllarla birlikte ağabeyinde epilepsi hastalığı başladı. 2013’ün sonlarına doğru ise bu kez mesane kanseri teşhisi konuldu. Ağabeyinin zaman zaman havale geçirdiğini hatırlatan Cahit Çelik “Ağabeyimin cezaevinde bu hastalıklarına rağmen hâlâ kalıyor oluşu ölüme terk etmektir” diyor.

Aile zaman içinde Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlığı, Adalet Bakanlığı’na yazdı ama yine bir sonuç alamadılar. Kardeş Çelik, ağabeyi Cengiz Sinan Halis Çelik ile ilgili taleplerinin insani olduğunu belirterek şunları söylüyor:

“İnfazı devam edecekse bile bunun ertelenmesini istiyoruz. Son yıllarda cezaevlerinde ölümler arttı. Sağlıklı koşullarda tedavi edilemiyorlar. Tahliye edilip dışarıda iyi koşullarda tedavi etmek istiyoruz. Bunlar insani isteklerdir. Hasta tutsakların müzakereye malzeme edilmesi insanlık ayıbıdır. Neyin pazarlığı bu? Bunlar hasta insanlar. Vicdani olarak bırakmaları gerekiyor. Ağabeyimin de ölüsünü cezaevinden çıkarmak istemiyoruz. Bıraksınlar biz en iyi koşullarda bakarız.”

Kaynak: Al Jazeera 

 

Burhan Ekinci

Gazeteciliğe 2002 yılında Dicle Haber Ajansı’nda başladı. Beş yıl Taraf Gazetesi'nde bir yıl da IMC TV’de çalıştı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden 2010 Araştırma Dalı’nda ödül aldı. Al Jazeera'de muhabir olarak çalışıyor.  Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;