Süleyman Şah Türbesi

'Şah Fırat Türkiye ile PYD'yi yakınlaştırdı'

Operasyonun öncesinde ve sonrasında yapılan açıklamalar Türkiye'nin PYD politikasını gündeme taşıdı. AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu 'tavırda bir değişiklik yok' diyor. Eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş ve Dicle Üniversitesi'nden Vahap Coşkun'a göre ise ilişki geliştirmek isteyen bir dil var.

[Fotoğraf: Reuters]

Şah Fırat operasyonundan sonra 'Türkiye'nin PYD politikasında değişiklik var mı?' sorusu gündeme geldi. Çünkü Süleyman Şah Türbesi'nin Suriye topraklarında taşındığı  Eşme köyü, Türkiye sınırının hemen karşısında ve PKK’nın Suriye kolu PYD’nin silahlı gücü YPG’nin denetimi altında. PYD’nin ilan ettiği Kobani Kantonu Başbakanı Enver Müslim de operasyon öncesi Ankara’daydı.

 “Tavırda değişiklik yok”

Al Jazeera Türk’e konuşan AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu’na göre, AK Parti iktidarının Suriye konusunda bakışı başından beri aynı. Ensarioğlu’na göre, tavırda bir değişiklik yok:

“Türkiye’nin Suriye’ye bakışı baştan beri, kendi halkına zulüm eden bu diktatörün gitmesi için Suriye halkının yanında yer almaktı. Tavırda bir değişiklik yok. Türkiye’nin istediği, oradaki yönetime karşı olan grupların ittifak içinde olmasıydı. Her birinin birbirinden bağımsız hareket edip birbirinden kopup bağımsız bir şekilde mücadelesinin bir fayda sağlamayacağını bu anlamda ittifak etmesi gerektiğini söylüyordu.”

Galip Ensarioğlu, Kobani konusunda Türkiye’nin hasmâne bir tutum içinde olmadığını, eğer böyle bir durum olmuş olsaydı Kobani’nin düşeceğini belirtiyor. Türkiye’nin YPG’li yaralıların tedavisi, gıda yardımı ve Peşmergelerin geçişiyle ilgili gerekli yardımları yaptığını belirten AKP’li vekil “Türkiye Kobani için her şeyi yaptı. Türk askeri Kobani’den geçiyorsa, YPG’den düşmanca bir tavır beklenemez. Kobani’nin kurtuluşunda Türkiye’nin devlet olarak tavrının etkisi var” diyor.  

‘İlişki geliştirmek isteyen dil var”

Eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş, Türkiye’nin PYD/YPG politikasının değişip değişmemesiyle ilgili “Bunu henüz söyleyemeyiz. Bu söylem düzeyinde” yorumunu yapıyor. Öneş, sözü çözüm sürecine getiriyor ve “Demokratikleşmenin temel paradigmalarının hayata geçirilmesi konusunda henüz tam bir mutabakat ortada yok. Çözüm süreci heyetleriyle, İmralı, Kandil ile yapılan diyaloglarda da bu durum ortaya çıkıyor” ifadelerini kullanıyor.

Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Vahap Coşkun ise, Başbakan Ahmet Davutoğlu döneminde Suriye Kürtleriyle ilişkileri geliştirmek isteyen bir dil olduğu düşüncesinde:

“Bunu görmek mümkün. Örneğin IŞİD Kobani’den çıkarıldığında Başbakan Davutoğlu ‘Kobaniyi selamlıyoruz’ dedi. Bu, Kürtlerdeki Kobani hassasiyetinin Davutoğlu tarafından görülüp buna uygun dil kullanma ihtiyacının bir ürünüydü. Suriye’nin içinde bulunduğu durum, Türkiye ile Kürtlerin ortak bir tavır geliştirmeleri ve işbirliği yapmalarını zorunlu kılıyor.”

Başbakan Ahmet Davutoğlu, 25 Ocak’taki Diyarbakır İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada, şunları söylemişti: “Provokatörler 6-7 Ekim Kobani olayını çıkardılar. Bir gencimizi balkondan attılar. O olaylar Kobani için çıkmadı. Buradan Kobani’ye ve Suriye’nin bütün kentlerine selam ediyorum. 200 bin kişiye sahip çıkan bir ülke Kobani’yle ilgilenmez olur mu? Kobani’ye sahip çıkıyorsak, Bayırbucak’taki Türkmen'e de, Musul’daki Arap'a da sahip çıkacağız, Hıristiyan’a da sahip çıkacağız, herkese sahip çıkacağız.” 

'BU BİR MİLÂDDIR'

HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Süleyman Şah Türbesi'nin taşınması operasyonundan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile YPG'nin birlikte çalıştıklarını öne sürdü. Hasip Kaplan, Hürriyet gazetesine yaptığı açıklamada, "En enteresan olay, 30 yıldır çatışan bir sürecin ardından TSK ve YPG'nin birlikte bir operasyon içinde yer almasıdır. Bu bir milâd olabilir. Türkiye'nin, Ortadoğu'daki Kürtlerin, Suriye ve Irak'takilerin durumu değerlendirilirse, Türkiye'nin sınırlarının güvencesi açısından Rojava kantonlarının nasıl bir rol oynayacağı görülür" ifadelerini kullandı. 

Süleyman Şah Operasyonu

Cevat Öneş, Türkiye’nin Süleyman Şah operasyonunu,  "Suriye’den gelebilecek risk ve muhtemel Türkiye’yi Suriye ve Ortadoğu’da bir savaşa sokacak riskleri azaltma girişimi" olarak yorumluyor:

“Burada YPG ile ilişkiler ise Türkiye’nin çözüm süreciyle bu meselenin ne kadar iç içe ve önemli olduğunu göstermiştir. Türkiye’nin Kürtlerle varolan sorunları gidermesi Kürtlerle birlikteliğini güçlendirmesi bakımından meselenin önemini tekrar bize göstermiştir. Çözüm süreci içerisinde bu meselenin görülebilmesi, geniş çerçeve içinde meseleye bakılmasının önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Bölgedeki risklerinin devamlılığı, sürekliliği karşısında Türkiye’nin içindeki birlik ve bütünlüğünü, çatışma dönemlerini ortadan kaldırılmasının önemi bize tekrar göstermiştir. Bu da iktidarı ve muhalefetiyle siyasetin, Türkiye demokrasisinin nitelik kazandırmasını, sağlam bir demokratikleşme kurumsallaşmasıyla olmalıdır. Bu bakımdan Türkiye’deki özellikle siyasetteki çatışma zemininin toplumsal zeminde yarattığı sorunları çözmesi çok önemlidir. Bu seçimler sürecinde de bu konunun iktidar ve muhalefet tarafından hassasiyetle dikkatle alınması gerektiğini düşünüyorum.”

Vahap Coşkun’a göre, Süleyman Şah operasyonuyla Türkiye türbeyi, IŞİD’in etkin olduğu bölgenin dışına çıkararak, Suriye’de uzun sürecek olası bir savaşa girmeyi engellemiş oldu. Coşkun, operasyonu doğru adım olarak değerlendiriyor.

“İşbirliği geliştirilmeli”

Eski MİT Müsteşar Yardımcısı Öneş, Türkiye’nin PYD-YPG ile işbirliği çerçevesini, demokratik sistemin temel ilkeleri çerçevesinde geliştirmesi gerektiğini dile getiriyor.

“Türkiye’nin, bölgedeki tüm Kürt unsurları ve siyasetleriyle eşit mesafede ve kendi nitelikli demokratikleşme adımları çerçevesinde bakma gibi bir zorunluluğu var. Çözümün de tek şartı bu olduğunu düşünüyorum. Türkiye meselelere demokrasinin temel kritikleri içerisinde, eşit vatandaşlık çerçevesinde meselelerin çözümünü ön plana çıkardığı, Ortadoğu’daki meselelere de eşit kimlikler ve demokratik zeminlerinin güçlendirilmesi açısından baktığı zaman, YPG ile ilgili gelişmeleri de bu çerçevede ele alıp bu çerçeve içinde işbirliği şartlarını oluşturmasının önemi ortaya çıkar.” 

Süleyman Şah Türbesi, operasyon sonrası Eşme Köyü'ne getirildi. Türbe için çalışmalar başlatıldı.
[[Fotoğraf: Faruk Yüce / Al Jazeera Türk]]

“PYD ile ilişkiler üst seviyeye çıkarılmalı”

Vahap Coşkun ise, operasyonla Türkiye ile PYD/YPG arasında bir yakınlaşmanın, koordinasyonun, ortak bir adımın ortaya çıktığına dikkat çekiyor. O’na göre, operasyonun bu aşamadan sonra Türkiye/PYD ilişkilerinin doğru bir rotaya oturması konusunda olumlu bir etkisi olacak.

Vahap Coşkun, bu ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini de belirtiyor:

“Bu operasyonla Türkiye ile PYD arasında bir koordinasyon olduğu açıktır. Doğru olan da bu. Türkiye nasıl Irak Kürdistanı ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini üst seviyeye çıkarıyorsa, aynı şekilde Suriye Kürtleriyle, Rojava ile de ekonomik ve siyasi ilişkilerini en üst seviyeye çıkartmalı. Bu hem Türkiye hem Suriye Kürtleri için doğru olandır.”

“Kürt, Türk ittifakı”

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Ensarioğlu’na göre, çözüm süreci Kürtlerle Türklerin her yerde bir diyalog ve ittifakı anlamını da taşıyor. Bunun da Suriye, Irak, İran Kürtlerinden bağımsız düşünülmemesi gerekiyor.

“Türkiye’nin devlet olarak Kürtlerle, bir ittifakı söz konusu olması gerekir. Doğru temelde bir ilişki gibi bakmak lazım. Olması gereken budur. Bu saatten sonra Kürt, Türk ittifakına ve kardeşliğine muhalif davranan, aslında her iki halkın da dostu değildir. Kim olursa olsun. Türkiye kendi içindeki Kürtlerle eşit yurttaşlık temelinde yeni bir sayfa açarken, bu güne kadar şiddet üreten kısmını da çözerken, Türkiye’de artık silahlı mücadele son vermesini hedeflerken, Irak ve Suriye’deki Kürtlerle doğru temelde bir ilişki içinde olmak zorundadır. Bu ilişki olmazsa çözüm süreci olmaz.”

‘İlişkiler destek görebilir eğer…’

Suriye’deki meseleler kısa sürede çözülebilecek meseleler olmadığını, Suriye’deki risklerin devamlılığını koruduğunu hatırlatan Eski MİT Müşteşar Yardımcısı Cevat Öneş, gelişmelerin Suriye’deki statünün uzun vadede bir değişiklik ihtimali ortaya koyduğunu, kısa ve orta vadede risklerin devam edeceğini belirtiyor. Öneş’e göre bu durum Ortadoğu bölgesi için de geçerli:

“Türkiye kendi Kürtleriyle barışırken, kendi Kürtleriyle çözüm şartlarını ortaya çıkarırken, bölgedeki çözüm şartları içerisinde barış şartlarının gerçeklemesi adımları içerisinde gerek PKK paralelinde hareket geden YPG ile, gerekse de zaten ilişkileri olan Irak Kürtleriyle bağlantısını güçlendirmeyi ancak kendi demokrasisini geliştirmesi ve demokrasisine nitelik kazandırmasıyla olaya bakmalı, barışçıl adımlar atmalıdır.”

‘Türkiye toplumu tavır göstermez’

Öneş’e göre, çözüm süreci içinde gerek PKK’nın Suriye kolu PYD’nin silahlı gücü YPG, gerekse de Ortadoğu’daki diğer Kürtlerle ilişkilerini geliştirmesi Türkiye toplumu tarafından çok geniş bir şekilde destek görebilir. Öneş’e göre ancak bu da “Türkiye'nin kendi bünyesindeki siyasal çatışmaları ortadan kaldırması” , “demokrasisini güçlendirip nitelik kazandırması”, “eşit vatandaşlık kavramını hayata geçirmesi” ve “uzlaşmacı bir yaklaşım ortaya çıkarması” ile mümkün.

Vahap Coşkun da bu işbirliğinin Türkiye toplumundaki etkisi konusunda farklı düşünmüyor. O’na göre, Türkiye’nin PYD ile ilişkisi ve işbirliğinin sürmesinde her iki tarafın da kaybedeceği bir şey yok:

“En azından çözüm süreci içeresindeki bir takım sorunları daha rahat giderebilir. Hatırlarsanız, Kobani sorunundan dolayı 6-8 Ekimde çözüm süreci çok sıkıntılı bir noktaya girmişti. Hükümet ile PYD arasında bu tür ilişkiler geliştirilse, çözüm sürecini sıkıntıya sokacak sorunlar da meydana gelmez. Türkiye toplumunun buna herhangi bir tepki vereceğini düşünmüyorum. En önemli kanıtı Peşmergenin YPG’ye destek olmak için Türkiye topraklarından Suriye’ye geçmesiydi. Toplum herhangi bir tepki göstermedi. YPG ile kurulacak ilişkilerin Türkiye toplumunun olumsuz tavır geliştireceğini zannetmiyorum.”

Harita: Başbakanlık Ofisi

Kaynak: Al Jazeera

Burhan Ekinci

Gazeteciliğe 2002 yılında Dicle Haber Ajansı’nda başladı. Beş yıl Taraf Gazetesi'nde bir yıl da IMC TV’de çalıştı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden 2010 Araştırma Dalı’nda ödül aldı. Al Jazeera'de muhabir olarak çalışıyor.  Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;