Görüş

Afganistan barış süreci ve Rusya

Rusya'nın Afganistan'da barışı sağlamak için Taliban ile masaya oturulmasına karşı çıkan tavrını sürdürmesi halinde, uluslararası toplum da Kremlin'in çevresinden dolaşan çözümlere yönelebilir.

Amerikan güçlerinin Afganistan'dan çekilmesinin ardından ulusal Afgan ordusunun geliştirilmesine yönelik çalışmalar hızlandı. [Fotoğraf: AP]

Rusya, Afganistan'da bir barış ve uzlaşma komitesi kurulması için Çin tarafından yapılan öneriyi geri çevirdi. Oysa ki, söz konusu komite kapsamında bölge ülkeleri, yeni seçilen Afgan Cumhurbaşkanı Eşref Gani'ye, Afgan Talibanı'nı müzakere masasına oturtmasında yardımcı olacaktı.

Ukrayna'daki tutumunu üç aşağı beş yukarı Afghanistan'da da sürdüren Rusya, uluslararası toplumun savaşa son verilerek barış yapılması yönündeki çağrılarını reddediyor; kendi politikalarının sorgusuz sualsiz uygulanmasında ısrar ediyor. Komşularını ve Batı'yı eleştiren Rusya; demokrasi arzularına aman vermeyerek karşıt taraflar arasında herhangi bir uzlaşma süreci oluşmasını engelliyor.

Normalde her türlü barış girişiminden kaçınan Çin, müzakere fikrini anında benimseyip, Gani'nin Taliban ile görüşmesine yardımcı olmak üzere bölge ülkelerinden oluşacak bir komite kurulmasını önerdi.

by Ahmed Raşid

Rusya'nın Afganistan konusundaki olumsuz tavrı, bölge genelinde ters neticelere yol açabilir. Zira Rusya ve Orta Asya cumhuriyetlerini hedef almaya çalışan aşırılık yanlısı birçok grup mevcut. Rusya, Çin'in Sincan eyaletindeki silahlı Uygurların, özerklik taraftarı milliyetçi bir mücadeleyi nasıl hızla militan İslamı savunan bir olaya çevirmeyi başardığını unutmamalı.

31 Ekim 2014 tarihinde Çin, Afganistan için İstanbul Süreci Dördüncü Dışişleri Bakanları Konferansı'na ev sahipliği yaptı. 2011'de başlayan İstanbul Süreci bağlamında her yıl toplanan bu konferansta, tüm Orta ve Güney Asya ülkelerinin yanı sıra İran, Rusya ve Çin de yer alıyor. "Asya'nın Kalbi" sloganıyla yola çıkan İstanbul Süreci'nin amacı, Afganistan'da istikrar ve barış ortamı sağlamak ve savaşın parçaladığı ülkeye ekonomik yardımda bulunmak.

Çin'den yeni Afgan hükümetine yardım

Çin, Afganistan'da son yılların en ağır Taliban saldırıları yaşandığı halde, Batılı güçler ülkeden çekilirken, yeni seçilen hükümetin iyi bir başlangıç yapmasına yardım etmek için tek başına 64 program başlatılacağını duyurdu. Gani'nin göreve geldiği 29 Eylül'den bu yana sadece Kabil'de onlarca kişinin ölümüne yol açan 20'ye yakın Taliban saldırısı gerçekleşti. Vilayetlerdeki askeri durum ise daha da vahim.

Konferansta Çin, Afganistan'a üç yıllık bir süre zarfında 327 milyon dolar yardımda bulunmayı vadederken, Gani'nin 'Taliban'ı Afganistan diyalog sürecinde yer almaya çağırma ve ülkenin tüm uluslararası ortaklarından Afganistan liderliğinde ve tamamen Afganistan'a ait bir barış sürecini desteklemelerini isteme' sözüne de tam destek verdi.

Gani bu açıklamalarıyla Taliban'a ilk kez zeytin dalı uzatmış oldu.

Çin Başbakanı Li Kıçiang, Gani'nin çağrısını yineleyerek, Afganistan'daki grupların 'eski husumetleri bir kenara bırakıp, siyasi uzlaşma sürecine katılmalarını' talep etti. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ise İstanbul Süreci katılımcıları ve Afganistan'daki tüm tarafların, diyalog ve müzakere yoluyla barış sağlanması yönünde çalışacaklarını umut ettiğini söyledi.

Daha da önemlisi, normalde her türlü barış girişiminden kaçınan Çin'in, müzakere fikrini anında benimseyip Gani'nin Taliban ile görüşmesine yardımcı olmak üzere bölge ülkelerinden oluşacak bir komite kurulmasını önermesiydi.

Ancak konferansa katılan Pekin'de görevli diplomatların aktardığına göre, bu girişim, teröristlerle masaya oturmanın doğasından ileri gelen tehlikelere dikkat çeken, katı tutumlu Rus temsilci tarafından boşa çıkarıldı. Çin'in buna rağmen Taliban ile görüşmeler yapmak üzere Afganistan, Pakistan ve İran'ın katılacağı ortak bir komite kurması kuvvetle muhtemel. Ama bu durumda Rusya'nın yokluğu, büyük bir güç boşluğu yaratacaktır.

Rusya'ya büyük tehdit

Bununla birlikte, Rusya, Afganistan'dan gelebilecek büyük bir tehditle karşı karşıya ve aslında bunun da tamamen farkında. Bir süre önce Kırgızistan ve Kazakistan Devlet Başkanları, Özbekistan İslam Hareketi gibi muhtelif grupların mensuplarının şu sıralar Afganistan'ın Tacikistan, Özbekistan ve Türkmenistan sınırlarında toplanmasının bir tehdit oluşturduğunu ifade etmişlerdi.

Rusya, "her şeye hayır" politikası uğruna gerçekleri görmezden gelmeyi sürdürürken, uluslararası toplum da Rusya'nın içinden geçen değil, çevresinden dolaşan çözümler bulmak zorunda kalıyor.

by Ahmed Raşid

Taliban ve Pakistanlı militanlar tarafından desteklenen bu Orta Asyalı gruplar, Pakistan'daki üslerinden başlayarak Afganistan üzerinden Tacikistan, Kırgızistan ve en nihayetinde Rusya'ya ulaşan bir koridor oluşturabilmek amacıyla Kunar, Nuristan ve Kunduz vilayetlerinde Afgan hükümet güçlerine karşı savaşıyor. Söz konusu grupların hedefleri, Afganistan'ın kuzeydoğusunda stratejik bir sınır bölgesi olan Kunduz'u ele geçirmek. Kuzeydoğu koridorunda son dönemde yaşanan çatışmaların, şimdiye dek hiç olmadığı kadar şiddetlendiği görülüyor.

Şu anda bölgenin en güçlüsü konumundaki Özbek İslam Hareketi, bünyesinde Müslüman olmuş Rusları da barındıran bir grup. Amaçları ise eski Sovyet topraklarında, Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün Irak'ta yaptığı gibi bir hilafet devleti kurmak. Rusya ile halen savaş halinde olan ve tıpkı şimdilerde Taliban'a karşı savaşan Çin'in Sincan eyaletindeki Müslüman Uygur Türkü savaşçıların Çin karşısında bir tehdit teşkil etmesi gibi, Rusya karşısında doğrudan tehdit oluşturan Çeçen ve Dağıstanlı savaşçılar da Özbek İslam Hareketi'ne katılmış durumda.

Rusya, taşıdığı tüm bu olumsuz niyetlere dair kendisine ait herhangi bir stratejik seçenek ya da yeterli bir açıklama ortaya koymuş değil. Tüm dünya ülkeleri artık Taliban'a karşı askeri zafer elde etmenin imkansız olduğuna; Taliban'ın Özbek İslam Hareketi ve diğer gruplara yönelik desteğini durdurmanın tek yolunun, onu masaya oturtmaktan geçtiğine inanıyor.

Rusya, pek az kişinin anlam verebildiği bu "her şeye hayır" politikası uğruna gerçekleri görmezden gelmeyi sürdürürken, uluslararası toplum da Rusya'nın içinden geçen değil, çevresinden dolaşan çözümler bulmak zorunda kalıyor. Ancak böylesi bir çözüm, ne Rusya ne Batı ne de Orta Asya açısından sürdürülebilir bir yol.

Tüm bölge, patlamaya hazır bir bomba gibi. Bu bomba infilak ederse – her ne kadar uzmanlar IŞİD'in Güney ve Orta Asya'ya gerçekten ne ölçüde nüfuz ettiğini henüz tam manasıyla tespit edememişse de – bugün Ortadoğu'da tanık olduğumuz türden bir ayaklanma ve şiddete yol açabilir.

Pakistanlı gazeteci-yazar. Afganistan, Pakistan ve Orta Asya üzerine çok sayıda çalışmaya imza attı. Raşid'in kitaplarının bazıları şunlardır: 'Pakistan on the Brink: The Future of America, Pakistan and Afghanistan' (Penguin, 2013), 'Taliban: Militant Islam, Oil and Fundamentalism in Central Asia' (I.B.Tairus, 2010) ve 'Descent into Chaos: The U.S. and the Disaster in Pakistan, Afghanistan and Central Asia' (Penguein, 2009).

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Ahmed Raşid

Ahmed Raşid

Pakistanlı gazeteci-yazar. Afganistan, Pakistan ve Orta Asya üzerine çok sayıda çalışmaya imza attı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;