Görüş

Afganistan'da tehlikeli "taht oyunları"

Abdullah'ın ilk turda şişirilen oyları, rakip ekibin komisyona sunduğu yolsuzluk delillerine rağmen, incelenmedi. Bu da Abdullah'ı, seçimin tartışmasız galibi olacağına inandırdı. Seçimde Gani lehine verildiği görülen yüksek sayıdaki düzmece oyun da Karzai tarafından ayarlandığına inanılıyor ki, buna inananlar arasında Abdullah da var.

ABD Dışişleri Bakanı J. Kerry, Afgan cumhurbaşkanlığı adayları Abdullah Abdullah (ortada) ve Eşref Gani'yi oyların yeniden sayılmasına ikna edebildi. [Reuters]

Ortadoğu ve Ukrayna'daki sürüncemeli, faydasız çabalarının aksine, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Afganistan'da olası bir seçim krizini önlemeyi başardı. Ülkeyi iç savaşa sürükleyebilecek derecede tehlikeli bir ihtilafla karşı karşıya kalan Amerika'nın baş diplomatı, 48 saatlik yoğun bir müzakere sürecinin ardından, Afgan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin iki adayı Eşref Gani ile Abdullah Abdullah arasında anlaşma sağladı.

Kerry, konu hakkında; 'her oyun yeniden kontrol edileceği çok geniş ve kapsamlı bir sayım yapılması ve çıkan sonuçlara saygı gösterilmesi konusunda tarafların anlaştığını' söyledi. 11 Temmuz 2014 günü Kabil'e giden Kerry, ziyareti öncesi yaptığı bir açıklamada, ABD'nin Afganistan ile ilgili "ciddi kaygıları" olduğunu ifade etmişti.

Adaylardan Abdullah, rakibinin oylarının denetlenmesi taleplerinin yerine getirilmemesi halinde paralel bir hükümet kuracaklarını açıkladığında, ABD Başkanı Barack Obama ise kendisini telefonla arayarak "anayasa dışı adımlara" ve şiddete başvurulmaması konusunda uyarıda bulundu. Kerry ise ülkeyi karışıklığa sürükleyecek adımlar atılması durumunda, ABD'nin Afganistan'a mali ve güvenlik konusundaki yardımlarını keseceğini söyledi.

Peki bu kritik noktaya nasıl gelindi? Afganistan'daki seçim düğümünü çözebilmek için ülkenin demokrasi yolculuğunun sorunlu kısımlarının altını çizmek gerekiyor.

Hassas istikrar ortamı

Taliban hükümetinin devrilmesi ve ülkeye yönelik büyük çaplı uluslararası müdahalenin ardından, Afgan halkı demokrasi konusunda inişli çıkışlı bir yol izledi. Kimi zaman ideal demokrasinin en yüksek noktalarına ulaştılar; kimi zaman ise sadece ayakta kalmaya dayalı bir savaş dönemi siyasetine ve aşiret yapısına en bağlı Afganların bile artık terk ettiği taktiklere kadar düşüldü. Bununla birlikte, son 10 yılda ABD liderliğindeki uluslararası toplumun yanı sıra yerli aktörlerin politikalarına da sürekli bir eğretilik ve miyopluk yön verdi.

ABD Eski Başkanı George W. Bush, yönetimi boyunca Afganistan'da bir ulus inşası programı yürütmeye ve (1948-51 yıllarında ABD'nin Avrupa ülkelerine yaptığı ekonomik yardımları düzenleyen) Marshall Planı benzeri bir yaklaşım benimsemeye hevesli görünüyordu. Lakin ABD, çabalarını hukuk devleti ve adalet ilkelerinin tesisi yerine istikrarı korumaya adadı. Hukuk devleti olmadan istikrarın sağlamlaşamayacağı uyarılarına ise kulak asılmadı.

Mücahitlerin en kötü nam salmış unsurları yeniden canlandırılıp güçlendirilerek, Taliban sonrası siyasi düzene dahil edildi ve devamında, bu kesimlerin yasadışı yollardan büyük servet edinmesine istikrar adına göz yumuldu. Bu da Afganistan'ın mevcut kriz ortamına taşınmasında etkili oldu ki, Afgan siyaset sahnesi hâlâ söz konusu unsurların tekelinde.

Aşiret tarzı yönetim

Washington'ın tercihiyle Aralık 2001'de Taliban sonrası geçiş hükümetinin başına geçen Hamid Karzai, o zamanlar Afgan halkının büyük bölümünün gözünde ne yapacağı belirsiz bir isimdi. Afganlar Karzai'yi memnuniyetle karşıladılar. Çünkü Karzai, 1933'den 1973'e kadar süren 40 yıllık yönetimi boyunca ülkeyi modernleşme, demokratikleşme ve barış yolunda belli bir düzeye taşımış, tarafsız bir lider olarak görülen eski Afgan Kralı Zahir Şah'ın temsilcisi şeklinde tasvir ediliyordu. Karzai'nin benimsenmesinde etkili olan bir diğer faktör de, adının ulusal hafızada, Afganistan'ın yakın tarihindeki travmatik savaş, kaos ve baskı dönemleriyle birlikte yer etmemesiydi.

Ancak bugün gelinen noktada Karzai, Afgan sivil toplum aktivistlerinin çoğunun gözünde modernleşme ve sağlıklı bir yönetimin önündeki en büyük iç sorun. Usulsüzlüklerin gölge düşürdüğü 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri fiyaskosu ve Obama'nın ABD'de başkanlık koltuğuna oturmasının ardından Beyaz Saray nezdindeki ayrıcalıklı konumunu kaybeden Karzai, artık "güvenilir bir ortak" sayılmıyor. Öyle ki ABD, Afgan hükümetini atlatıp Taliban ile anlaşmaya varmak için girişimler bile başlattı.

Köşeye sıkışan ve görev süresi sona yaklaşan Karzai, Taliban ile barış yapmak için kendisi de girişimlerde bulundu ve komşu ülkeler İran ve Pakistan ile kişisel ilişkilerini geliştirme çabasına girdi. Karzai aleyhtarları, Afgan liderin politika sahnesindekini yerini korumak için iç siyasete dair Makyavelist taktiklerini de arttırdı.

Kimi Afgan analistlerin öngörülerine göre, Karzai, seçimi öyle bir şekilde tasarlamıştı ki, sonucunda bir kriz çıkacak ve hem Afgan ulusu hem de uluslararası toplum, ondan devreye girerek sorunu çözmesini isteyecekti.

by Helena Malikyar

Bir komplo mu söz konusu?

Karzai'nin Bizans tarzı yönetimi, pek çokları açısından, bu yılki seçimlerin de ters gideceğinin açık bir göstergesiydi. Kimi Afgan analistlerin öngörülerine göre, Karzai, seçimi öyle bir şekilde tasarlamıştı ki, sonucunda bir kriz çıkacak ve hem Afgan ulusu hem de uluslararası toplum, ondan devreye girerek sorunu çözmesini isteyecekti.

Birçokları bu öngörüyü yeni bir komplo teorisi olarak nitelendirerek prim vermedi. Fakat yeni Seçim Yasası, Karzai'nin ısrarlarıyla, Birleşmiş Milletler uzmanlarının Bağımsız Seçim Komisyonu'nda (IEC) görev yapmasını yasaklayacak şekilde hazırlandı. Keza seçimlerden sorumlu iki temel kurum olan IEC ve Seçim Şikayet Komisyonu'na (ECC) yapılacak kilit atamalara ve aday onaylanmasına dair ciddi şüpheler eklendiğinde, sürecin suistimallerle dolu olduğu açıkça görülüyordu.

İlk turdaki usulsüzlük ve ihlaller dikkate alınmadı. Aralarında üst düzey valiler ve il emniyet müdürlerinin de bulunduğu kamu yetkilileri, yasaya aykırı davranarak alenen taraf oldukları halde ceza almadılar. IEC ve ECC'nin cumhurbaşkanlığı sarayından talimat aldıkları yönündeki iddialar, propaganda diye bir kenara atılamayacak kadar fazla. Ayrıca Karzai'nin, Mücahitlerin ileri gelenleri ile başarısız olmuş cumhurbaşkanı adayları da dahil, birçok liderden Abdullah ya da Gani'nin kampına gitmelerini istediği gerçeğini göz ardı etmek de mümkün değil.

Abdullah'ın ilk turda şişirilen oyları, rakip ekibin komisyona sunduğu yolsuzluk delillerine rağmen, incelenmedi. Bu da Abdullah'ı, seçimin tartışmasız galibi olacağına inandırdı. Seçimde Gani lehine verildiği görülen yüksek sayıdaki düzmece oyun da Karzai tarafından ayarlandığına inanılıyor ki, buna inananlar arasında Abdullah da var.

Bununla birlikte, Gani'nin ekibi, titiz bir incelemenin ardından bile Gani'nin oy yüzdesinin Abdullah'tan yüksek olacağını tahmin ediyor. Her iki adayın da seçimin galibinin kesinlikle kendisi olacağını düşünmesi ise tehlikeli bir taht oyununun ortaya çıkmasına neden olmuş durumda.

Ne gariptir ki, tüm bunlar, uluslararası toplumun Afganistan'daki diplomatik temsilcilerinin burnunun dibinde cereyan etti. Yine de dünya, Afganistan seçimlerini muazzam bir başarı olarak övmeyi ve bu süreci yöneten Karzai'yi takdir etmeyi sürdürdü. Acaba tüm bu yanlış adımların, mantıksız olsa da barışçıl bir sonuç doğuracağını mı umuyorlardı? Veya ABD'nin Afganistan/Pakistan Özel Temsilcisi James Dobbins'in kısa süre önce işaret ettiği gibi, dünya, Afganistan'ın en fazla ilkel bir "iltimas" sistemine layık olduğuna mı inanıyor? 

Ayrıntıların önemi

Dobbins bir süre önce "iltimas dağıtımı ve güç paylaşımı" üzerine dayalı bir koalisyon hükümeti kurulması önerisi getirdi. Mevcut koşullar altında herkes, "kazanan her şeyi alır" tarzı bir çözümün artık uygulanamadığında hemfikir. Konum ve ayrıcalıkların salt siyasi seçkinlerin kaymak tabakası arasında paylaşılması ve iltimas sistemine dayalı koalisyon hükümetlerinin de, demokratikleşme sürecine ket vurduğu ortada.

Neyse ki, Kerry'nin 12 Temmuz'da ilan ettiği anlaşma, genel hatlarıyla, bazı Afganların seçim çıkmazının hemen başında önerdiği çözüme daha yakın. Diğer bir deyişle, oyların yeniden sayımına ilişkin teknik konularda uzlaşma sağlanması, tarafların nihai sonuca saygı göstermesi ve kazanan tarafın, kurulacak "ulusal birlik hükümetinde" kaybeden ekibin yetkin ve saygın üyelerine de yer vermesi öngörülüyor.

Kriz şimdilik iki aday arasında varılan genel anlaşmayla önlenmiş gibi görünse de, şeytan ayrıntıda gizli. Anlaşmaya göre oylar yeniden sayılacak. Şimdi ise her iki komisyonda da uluslararası seçim uzmanlarına yer verilmesi ve usulsüzlük tespiti için kriterlerin gözden geçirilmesi gibi işleyişe dair konularda anlaşmaya varmaları gerekiyor. Bir diğer elzem mesele de, "ulusal birlik hükümetinin" tanımı konusunda uzlaşılması.

Eski Mücahitler başta olmak üzere, çoğu Afgan siyasetçinin lügatında bu terim, genellikle son 30 yıldır Afgan siyaset sahnesine hakim olan aynı isimler arasında bir iktidar paylaşımı olarak yorumlanıyor. Oysa bu tanımın, kaybeden ekibin yetkin ve saygın üyelerine de yeni hükümette yer verilmesini şart koşacak biçimde güncellenip daha işlevsel bir hale getirilmesi gerek. Mevcut tanım üzerinden hareket edildiği takdirde işlevsiz bir hükümet daha kurmuş olmaktan öteye gidilemez. Güncel tanım, yalnızca sorumluluk ve gücün paylaşılmasını sağlayacak.

Afgan siyasetçiler; anlaşmanın detaylarına karar verirken, ülkenin uluslararası destekçileri de hem adayları hem de görevden ayrılacak cumhurbaşkanını, ülkeyi demokratikleşme ve modern yönetim yolunda ileriye taşıyacak çözümler için yapıcı bir şekilde çalışmaya zorlamalı. Afgan halkı, aşiret siyaseti ve iltimas sisteminden daha iyisini hak ediyor. Seçimlerde cesurca sandık başına giderek buna ne kadar hazır olduklarını gösterdiler.

Helena Malikyar, Afgan siyaset yorumcusu ve tarihçi.

Twitter'dan takip edin: @HelenaMalikyar

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Helena Malikyar

Helena Malikyar

Afgan siyaset yorumcusu ve tarihçi. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;