Görüş

AK Parti-CHP koalisyonu: İmkânsızın siyaseti mi?

"Olası bir AK Parti – CHP koalisyonu CHP’nin sosyolojik dokusunda bir daha kolay kolay yapıştırılamayacak yırtıklara yol açabilir". CHP analizleriyle tanınan siyaset bilimci Prof.Tanju Tosun'a göre, CHP yılların iktidar beklentisi uğruna, hükümetin küçük ortağı olarak girilecek bir koalisyonda muktedir bir partner olamayacağı için, bir sonraki seçimde baraj altında bile kalabilir.

CHP, 7 Haziran genel seçimleri öncesi ideolojik tartışmalar yerine ekonomik vaatler odaklı bir kampanya yürüttü. [Fotoğraf: AP]

Türkiye seçmeni 7 Haziran’da sandıkta yaptığı stratejik tercihle AK Parti’nin 13 yıllık iktidarını sona erdirdi. Seçim sonucuna ilişkin pek çok farklı değerlendirme yapıldı. Ancak açığa çıkan parlamento aritmetiğinde siyasal sistemimizde yeni bir dönemin başladığı, bu yeni durumda hükümet kurulması koşulunun uzlaşma olduğu açık. Uzlaşarak kurulacak koalisyon hükümetinin ise öncelikli hedefinin Türkiye siyasetinde unutulmaya yüz tutmuş uzlaşmacı demokrasiyi inşa etmek olduğuna şüphe yok.

Anayasal ve parlamenter prosedür gereği kısa bir süre sonra başlayacak koalisyon görüşmeleri öncesinde koalisyon ortağı potansiyeline sahip partilerin liderleri ve konuya ilişkin söz söylemeye yetkilendirilmiş olanların yaptıkları açıklamalar, ne uzlaşarak bir koalisyon hükümetinin kurulmasının kolay olduğu,  ne de uzlaşılsa bile kurulacak koalisyon hükümetinin uzlaşmacı demokrasiyi inşa edeceği konusunda ümit veriyor. Ümidimizin kırılmasına vesile olan asıl dinamik ise; 2010 Anayasa değişikliği referandumundan itibaren siyasal seçkinlerin siyaset tarzında kutuplaşma ve dışlayıcı siyasetin artmasıdır. Bunun gündelik siyasete ve siyasal kültürümüze yansıması; parlamenter siyaset ile sokakta birbirimizi anlama ve kabul yerine peşinen redde, bir arada yaşama yerine bizden olmayanı dışlamaya dayalı ‘varlıklarımıza sıfır toleranslı siyaset’in hâkimiyetidir.

Seçim sonucunda tek parti hükümetinin imkânsızlığı açığa çıkınca, bugün iş dünyasından medyaya, sivil toplum örgütlerinden geniş toplum kesimlerine, Türkiye toplumu bir koalisyon hükümetinin kurulmasını bekliyor. Yukarıda resmetmeye çalıştığımız siyaset hallerimiz nedeniyle, başlıkta AK Parti-CHP koalisyon olasılığı üzerine sorduğumuz soru aslında tüm koalisyon alternatifleri için kullanılmaya müsait.

AK Parti ortaklığında kurulacak bir hükümette görev alacak CHP’nin, 1999 seçimlerinde Baykal’ın CHP’sinin başına gelenleri yaşaması ve bir sonraki seçimde baraj altında kalması dahi olasılıklar arasındadır.

by Tanju Tosun

 

CHP – MSP deneyimi

AK Parti-CHP koalisyon hükümetinin kurulma ihtimaline baktığımızda, geleneklerinde uzun süreli olmasa dahi CHP-MSP örneğinde yaşanmış deneyimler mevcut.  Söz konusu koalisyon Türkiye’de küçük burjuvazinin iktisadi taleplerinin temsilciğini üstlenen ve İslami referansları veri alarak alternatif bir toplum, ekonomi, siyaset iddialarını dillendiren, toplumsal çevreden yükselen bir hareketin sözcüsü MSP ile siyasal merkezin cumhuriyetçi-laik hassasiyetlerinin taşıyıcısı olan CHP’yi ideolojik mesafenin açıklığına rağmen özellikle alt sosyo-ekonomik kesimlerin taleplerini karşılamada örtüşen ekonomi politikaları temelinde bir araya getirmiştir. Bunda Ecevit’in uzlaşmacı kişiliği ile sosyal demokrasiyi yerlileştirme hayalinin de önemli payı vardı. O dönemin koşulları içinde 2 parti arasındaki ideolojik mesafe ekonomi politikalarının benzerliğiyle daralmış, hükümetin ajandasında ekonomi öne çıkmıştır.

Bugün söz konusu geleneklerin ideolojileri estetize olmuş siyasal temsilcilerinin koalisyonda bir araya gelmelerinin önündeki en büyük engel, ideolojik uzaklık olmayıp, aktüel siyasetin popüler gündeminde yer alan kaynak dağıtım ve bölüşümündeki sınıfsal öncelikler, temiz toplum-temiz siyaset odaklı yolsuzluk tartışmaları, Anayasal kurumların yetki ve görev alanları tanımlaması, siyasal sistem ve kamu yönetiminde kurumsal demokratikleşme gibi sorun boyutlarında ayrışmalarıdır. Koalisyon teorileri derin ideolojik mesafelere konu olan farklılıklar karşısında, siyasa temelli ayrılıkların koalisyonların kurulması ve devamını kolaylaştırdığını savunsa da, AK Parti-CHP arasındaki sorun boyutlu siyasa farklılıkları 2010’dan beri CHP tarafından otoriterleşme ekseninde rejim sorunu olarak algılanmaktadır. AK Parti’nin eğitim sisteminden yargıya, kamu bürokrasisindeki atamalardan Anayasal kurumların görev ve yetki alanlarına, özerk kurumları kontrolünden temel hak ve özgürlüklere bakışına dek uzanan çoğunlukçu-dışlayıcı siyaset temelindeki uygulamaları ile siyasetin her alanında devlet kuşatıcılığına dayanan parti-devleti pratikleri CHP’nin Ak Parti karşıtlığına dair temel tezleridir. Hal böyle olunca, ekonomi yönetiminin teknik alanı, temel ekonomi politikaları, sosyal politikalar gibi mikro meselelere dayalı olası anlaşma zemini bir yana bırakıldığında, AK Parti ile CHP’nin koalisyonu kurma, koalisyon hükümetinde bir araya gelme ihtimali yok denecek kadar azdır.

Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığıyla birlikte CHP’nin yaşadığı değişim ve yenilenme sürecinin ayırt edici özelliklerinden biri; parti politikalarının belirlenme sürecinde tabanın taleplerine olan duyarlılıktır. CHP’nin Kılıçdaroğlu ile birlikte inşa etmeye çalıştığı kollektif akla dayalı partinin siyasal gündemini belirleme tarzı nedeniyle, CHP doğası gereği koalisyon arayışlarında yüzünü tabana dönecektir. CHP bugün HDP’nin ardından sosyolojik doku itibarıyla en ideolojik ve sadık seçmene sahip parti olup, seçmenlerin parti sadakatinde tarihsel mirasın yanı sıra AK Parti karşıtlığı önemli bir yer tutmaktadır. Bu sadakat ve karşıtlık 13 yıllık AK Parti iktidarında CHP’yi kendi seçmeni nezdinde itibarlı kılan temel dinamiklerdir.

Kanımca AK Parti ile kurulacak bir koalisyon hükümeti CHP’nin sosyolojik dokusunda bir daha kolay kolay yapıştırılamayacak yırtıklara yol açabilir. CHP yılların iktidar beklentisi uğruna, hükümetin küçük ortağı olarak girilecek bir koalisyonda muktedir bir partner olamayacağı için, ajandasındaki projeleri hayata geçiremeyecek, bu da koalisyona girmesi nedeniyle partiden kopacak seçmenlere yeni seçmenlerin dahil olmasına vesile olacaktır. AK Parti ortaklığında kurulacak bir hükümette görev alacak CHP’nin, 1999 seçimlerinde Baykal’ın CHP’sinin başına gelenleri yaşaması ve bir sonraki seçimde baraj altında kalması dahi olasılıklar arasındadır.

CHP koalisyonun kazananı olabilir mi?

Konuya 20 yıldan beri iktidar dışı kalan CHP’nin ilk kez iktidar ortağı olarak bildirgedeki vaatlerini sosyal demokrat yaklaşımlarla hayata geçirme imkânına kavuşması ekseninden bakıldığı takdirde, ilk sorulması ve yanıt aranması soru: “CHP’nin koalisyonun kazananı olmasına izin verirler mi?”dir. AK Parti içinde CHP ile koalisyona sıcak bakanların temel savları; iki parti arasında Çözüm Süreci’ne yaklaşım, Anayasa değişikliği ya da yeni Anayasa yapımı ile ekonomi politikalarının yakınlığı, sosyal politikalardaki benzerlikler nedeniyle mesafenin yakın olmasıdır.

CHP’nin bu koalisyon modeliyle Türkiye’yi yönetebilecek bir parti olduğunu gösterme fırsatını elde edebileceği düşünülebilir. Fakat bu fırsatın şekilsel anlamın ötesine geçebilmesi, yürütmenin sorumsuz kanadının sorumlu kanat üzerindeki gölgesinin nereye kadar yayılacağıyla da ilgilidir.

by Tanju Tosun

 

Olası bir AK Parti-CHP koalisyonunun ekonomi ve sosyal politikalar özelinde siyasi başarım sağlaması çok zor olmamakla birlikte, özellikle yeni Anayasa yapım sürecinde yurttaşlığın tanımı, yasama-yürütme ilişkileri, yürütmenin sorumsuz kanadının görev ve yetki alanı, yargının konumu, temel hak ve özgürlüklere yaklaşım başta olmak üzere mikro siyasi alanlarda uzlaşının çok zor alacağını peşinen belirtmek gerekir. Özellikle de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halktan aldığı destekle kendisine rejim içinde tanımladığı kurumsal özerklik ve meşruiyet alanı, iki parti arasındaki olası çatışmalarda her daim belirleyici olacaktır. Teorik olarak CHP’nin bu koalisyon modeliyle Türkiye’yi yönetebilecek bir parti olduğunu gösterme fırsatını elde edebileceği düşünülebilir. Fakat bu fırsatın şekilsel anlamın ötesine geçebilmesi, yürütmenin sorumsuz kanadının sorumlu kanat üzerindeki gölgesinin nereye kadar yayılacağıyla da ilgilidir. Erdoğan’ın geçmişteki tasarrufları, sandıktan çıkan siyasal meşruiyeti bu gölgenin kapsama alanının dar olmayacağını düşündürtmekte. Üstelik Davutoğlu ve Ak Parti’nin “Kurucu Baba”nın karizmatik ve meşru otoritesi nedeniyle bu konuda söyleyebilecek fazla şeyleri de yok.

Türkiye, siyasi kurumların görev ve yetki alanları, kurumların birbirleriyle arasındaki ilişkiler temelinde olağan işleyen bir parlamenter sisteme, siyasal kültürümüzde uzlaşmacı değerlere sahip olsaydı, buna karşılık iktidar anlayışının kaynakların taraftarlara öncelikli tahsisine, güçlü liderliğin tek adamlığa dönüşmesine, otoriterleşmeye yatkın bir hibrid rejim olmasaydı, teorik olarak AK Parti-CHP koalisyonu ekonomik başarım ve siyasal istikrar açısından denenmeyi en fazla hak eden bir koalisyon tipi olabilirdi. Oysa ki bugün dış politika ekseninde dahi Ak Parti ve diğer partiler arasında başta Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, komşularla olan ilişkiler örneğinde ütopya ile reel politik karşıtlık temelinde bir ayrışma söz konusu.

Bu anlamda Ak Parti-CHP koalisyonunu en fazla zorlayacak alanlardan biri de Ak Parti’nin romantik-ütopik dış politika anlayışıdır. Böyle bir koalisyonun kurulması durumunda, AK Parti’nin dış politikadaki “stratejik derinlik” tahayyülü ile CHP’nin düstur edindiği “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesi ortaklar arasındaki çatışma alanlarının başında gelebilir. Sözün özü; Ak Parti-CHP koalisyon olasılığı ekonomi gibi teknik alanların dışına çıkıldığında, mümkün olanın siyasetini icra etme kapasitesi olmayan, imkânsızın siyasetine denk düşen bir arayıştır.

Prof. Dr. Tanju Tosun, Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi. Türkiye siyaseti, karşılaştırmalı siyaset, oy verme davranışları, seçim coğrafyası, siyasi kamuoyu araştırmaları ve CHP üzerine yoğunlaşan Tosun'un yayımlanmış sekiz kitabı vardır.

Twitter'dan takip edin: @tanjutosun1

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Tanju Tosun

Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nden 1988 yılında ikincilik derecesiyle mezun oldu. Yüksek lisans ve doktorasını siyaset bilimi alanında tamamladı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;