Görüş

Çin'in Afrika atılımı

Pekin'in Güney Sudan'a asker gönderme kararı alması, uzun yıllar izlediği düşük profilli dış siyaseti bırakıp giderek "normal" bir küresel güç hâline geldiğini ve yabancı ülkelerdeki iç siyasi gelişmeler üzerinde etkili olmaya çalıştığını gösteriyor.

Çin ve Afrika Birliği yetkilileri 27 Ocak'ta, Pekin'in kıtada ulaşım, altyapı ve sanayi tesisleri kurmasını öngören yeni bir anlaşma imzaladı. [Fotoğraf: AP]

Dış siyasette uzun yıllardır, özellikle de Deng Şiaoping'in 1970'lerin sonunda iktidara gelmesinden itibaren düşük profilli bir politika izleyen Çin, bu alanda son derece dikkat çekici bir değişiklik içinde. Geçen ay, dünyanın en yeni ülkesi Güney Sudan'a barış getirme – ve daha da önemlisi, enerji güvenliği bağlamında Pekin'in yurt dışındaki menfaatlerini koruma – umuduyla 700 civarında muharip asker gönderme sözü verdi.

Çin'in hızlı yükselişi, bu Asya ülkesini sözde Batılı neo-emperyal planlara karşı güvenilir bir denge ağırlığı olarak göstermekte ısrar eden birçok gelişmekte olan ülke ve "üçüncü dünyacı" düşünürler tarafından büyük ölçüde memnuniyetle karşılandı.

Pekin sempatizanları, Çin'in gelişmekte olan dost bir ülke olduğuna ve 19. ve 20. yüzyıllarda Batılı güçlerin elinde "yüzyıl boyunca aşağılanmış" bir ülke olmanın travmasını bizzat kendisinin de yaşadığına dikkat çekiyor.

Dünyanın uzak bölgelerindeki jeopolitik ve ekonomik menfaatleri artan Çin, yurt dışındaki siyasi gelişmeleri etkilemekten geri durmayan, geleneksel bir küresel güce dönüşme yolunda yavaş fakat emin adımlarla ilerler oldu.

by Richard Javad Heydarian

Değişen politika

Çin, uzun yıllar boyunca, başka devletlerin iç işlerine karışmama ve kazan-kazan tarzı ekonomik ortaklık ilkelerine dayalı dış politika izleyen, post-emperyal bir süper güç olarak yansıtıldı. Sudan'dan Suriye'ye, gelişmekte olan diğer ülkelerin iç sorunlarına müdahil olmaktan kaçınıp, daima kendi ekonomik çıkarlarına ağırlık verdi.

Ancak dünyanın uzak bölgelerindeki jeopolitik ve ekonomik menfaatleri artan ülke, yurt dışındaki siyasi gelişmeleri etkilemekten geri durmayan, geleneksel bir küresel güce dönüşme yolunda yavaş fakat emin adımlarla ilerler oldu.

Batılı ekonomilerin temellerini sarsan 2007-2008 Küresel Ekonomik Krizi'nden bu yana Latin Amerika, (Filipinler hariç) Doğu Asya ülkelerinin neredeyse tamamı ve belki de en önemlisi Afrika'nın en büyük ticaret ortağı hâline geldi.

Çin artık sadece uygun fiyatlı mal alınabilecek bir yer değil, aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerin pek çoğu açısından önemli bir sermaye ve teknoloji kaynağı da.

Özellikle yüzyıllar boyunca sömürgeci entrikalara sahne olmuş Afrika, değişen küresel güç kutuplarına dair kilit bir gösterge olurken, Çinli şirketler ve çalışanları, bu kadim kıtanın ekonomik çehresini yeniden şekillendiriyor.

Çin, Latin Amerika ve Ortadoğu gibi bölgelerde nüfuz bakımından Batılı (ve bölgesel) güçlerin sert rekabeti ile karşı karşıyayken, Amerikalı gazeteci Howard French'in de iddialı bir şekilde ifade ettiği üzere Afrika, "Çin'in ikinci kıtası" hâline geldi.

Pekin, Afrika'ya yalnızca sermaye ve makine değil, küreselleşmenin yeni yüzünü kıtada temsil eden binlerce Çinli işçi ve iş adamı da götürdü.

Jeopolitik gerçekler

Yumuşak gücünü artırma gayreti içine giren Çin, kıtada önemli ve sembolik değeri yüksek altyapı projelerini finanse etti. Afrika'nın dört bir yanında inşa edilen büyük stadyumlar ve pırıl pırıl parlayan Afrika Birliği Genel Merkezi binası bunlara örnek gösterilebilir.

Çin'in Afrika'da özellikle madencilik sektörlerine ağırlık veren ekonomik varlığı, kıtadaki birçok ulusun ekonomik büyümesi ve istikrarı açısından belirleyici, kapsamlı ve elzem bir hâl alırken, Çinlilerin bölgeye göç etmesi de Sahra Altı Afrika ülkelerinin birçoğunda şehir görüntüsünü yeniden tanımlıyor.

Pek çokları tarafından "Afrika'nın çocuğu" olarak görülen ABD Başkanı Barack Obama bile, son Afrika ziyaretinde Amerika'nın kıtadaki nüfuzunu yeniden ilan etmekte zorlanırken, en sonunda Afrikalı liderleri "Çin burada yollar, köprüler yapıyorsa, birincisi, Afrikalılara iş verdiklerinden ve ikincisi, o yolların madenlerde başlayıp en fazla Şangay limanına kadar uzanmadığından emin olun" diye uyararak (dolaylı olarak) Çin'i eleştirdi.

Şimdilerde Batı'nın çöküşü ve Doğu'nun, özellikle de Çin'in yükselişinden bahsetmek moda. Asya'nın güç merkezi Çin'in – ucuz iş gücü, merkantalist ticaret politikaları ve ihracat odaklı sektörler üzerine kurulu – otuz yıllık hızlı bir ekonomik büyüme sürecinin ardından, Batı hegemonyası karşısında, özellikle de dünyanın çeperinde, gerçek anlamda rekabetçi tek rakip olarak öne çıktığını söylemek mümkün.

Yeni küresel düzen

Singapurlu efsanevi devlet adamı Lee Kuan Yew'in de ısrarla söylediği gibi, ismen komünist olsa da bugün artık dünyanın önde gelen kapitalist güçlerinden biri hâline dönüşen Çin, Batı'nın yaşam tarzı ve küresel düzenine alternatif getirme çabası içinde değil.

Çin'in yükselişiyle birlikte yeni bir küresel düzen kurulma olasılığından heyecan duyan Joshua Cooper Ramo gibi Sinologlar, "Pekin Uzlaşması" adı altında faydacı, işbirliğine açık ve iş odaklı olduğu süylenen bir Çin dış politika doktrininin doğuşunu müjdeliyor ki, iddiaya göre bu öğreti, "Washington Uzlaşması" adıyla bilinen, demokrasi yanlısı müdahalecilik ve neo-liberal ekonomi anlayışına dayalı Batı doktrinine taban tabana zıt.

İktisatçılar 'kendi sınırları içinde o kadar yoksul insan varken emperyal ya da sömürgeci hırsların peşinden koşmanın, Çin'in mevcut stratejik görüşü açısından tamamen mantık dışı ve çelişkili olacağını' öne sürüyor.

by Richard Javad Heydarian

Çin ile ilgili olarak – hem ülke içinde hem de yurt dışında – yapılan yorumlarda, ülke emperyal hevesler taşımayan, yeni bir güç olarak tasvir edilirken, bunun özellikle Afrika için de geçerli olduğu ısrarla belirtiliyor. Hatta Dambisa Moyo gibi tanınmış iktisatçılar, gayet emin bir biçimde "kendi sınırları içinde o kadar yoksul insan varken emperyal ya da sömürgeci hırsların peşinden koşmanın, Çin'in mevcut stratejik görüşü açısından tamamen mantık dışı ve çelişkili olacağını" öne sürüyor.

Ancak duruma yakından bakıldığında, Çin'in dış politika doktrininin nasıl ülkenin içinde bulunduğu mevcut koşulları yansıttığı ve yurtdışındaki menfaatleri genişletmenin, ilelebet geçerli ilkelere bağlı kalmayıp değişebileceği görülüyor. Çin'in sürekli bir doğal kaynak talebi içinde olması, ülkeyi Latin Amerika (Hugo Chavez sonrası Venezuela'yı düşünün) ve Ortadoğu'dan (2011'de Libya'yı düşünün) Afrika'ya, dünyanın farklı bölgelerindeki siyasi gerçeklere maruz bırakmakta.

Kendi ulusal çıkarlarını koruma amacı güden Çin, giderek ekonomik kaynaklarını ve askeri gücü vasıtasıyla Güney Sudan gibi yabancı ülkelerdeki iç siyasi gelişmeler üzerinde etkili olmaya çalışan "normal" bir küresel güç hâline geliyor.

Genel olarak bakılacak olursa, Sudan'da topyekûn bir çatışma çıkmasını engellemeye çalışan Çin'in Afrika genelindeki iç ayaklanmaların dışında kalıp tamamen iş odaklı bir dış politika modeline sadık kalmasının gittikçe zorlaşacağı söylenebilir.

Richard Javad Heydarian, Asya jeopolitiği ve ekonomik ilişkileri uzmanı ve "How Capitalism Failed the Arab World: The Economic Roots and Precarious Future of the Middle East Uprisings" isimli kitabın yazarı.

Twitter'dan takip edin: @richeydarian

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Richard Javad Heydarian

Richard Javad Heydarian

Richard Javad Heydarian, Asya jeopolitiği ve ekonomik ilişkileri uzmanı ve "How Capitalism Failed the Arab World: The Economic Roots and Precarious Future of the Middle East Uprisings" isimli kitabın yazarı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;