Görüş

Dopingde çağın gerisindeyiz!

Ben Johnson'ın 1988'de kullandığı doping ilacı tam 27 yıl sonra yeniden karşımıza çıktı. İşin ironik yanı, sporla ileri teknoloji ve bilimin belki de en zararlı birlikteliğinin yaşandığı dopingde de Türkiye, çağın gerisinde kalmış. 2013’ten bu yana yakalanan 44 Türk atletten 22’sinde, 1988’de Ben Johnson’ın kullandığı ‘stonozolol’ maddesi bulunmuş.

Konular: Spor, Diğer Sporlar
Son dönemde spor dünyası doping skandallarıyla çalkalanıyor. [Getty]

27 Eylül 1988, dünya atletizm ve doping tarihinin dönüm noktası olarak tarihe geçeli tam 27 yıl oluyor. Seul Olimpiyat Stadı’nı dolduran on binler ve TV başındaki yüz milyonlar, o gün Jamaika asıllı Kanadalı atlet Ben Johnson’ın daha sonra kitaplara konu olacak hikayesinin en acı anına şahitlik ediyorlardı.  Johnson, 100 metreyi bir ok gibi geçip sağ elinin işaret parmağı gökyüzünü gösterirken finiş çizgisine vardığında, ardında bıraktığı Carl Lewis’in çaresizce baktığı kronometre 9.79’u gösteriyor, bu da olimpiyat şampiyonluğunu dünya rekoruyla kazandığı anlamına geliyordu. Ne var ki bu sevinç kısa sürecek, 48 saat sonra dopingli olduğu tespit edilen Johnson apar topar Kanada’ya gönderilirken, madalyası da geri alınacaktı. İlerleyen yıllarda ‘tarihin en kirli yarışı’ olarak nitelenen bu 100 metre, atletizmin bugün geldiği doping krizinde milat olarak kabul edilebilir. 

Evet, öncesinde de yasaklı madde kullanımına ilişkin örnekler yaşanmış, fakat hiç biri bu kadar sansasyonel olmamıştı. Özellikle sistematik doping yaptırılan DDR (Demokratik Alman) ve USSR (Sovyetler Birliği) temsilcisi atletlerin fiziksel özellikleri adeta ‘biz ilaç kullanıyoruz’ diye bağırır hale gelmişti. Öyle ki, herkes sakal tıraşı olan kadın atletlerle ilgili espriler üretmeye başlamıştı –ki bu esprilerin çoğunun gerçek olduğu zamanla ortaya çıktı- Fakat yakalanma oranı hala çok düşüktü. Zira her zaman gizli laboratuvarlarındaki kimyagerler, dopingle mücadele eden kimyagerlerden bir adım önde oluyordu. Birileri performans artırıcı ilaçları üretiyor, yakalanana kadar kullanıyor, bu ilaçların foyası meydana çıkıp yakalanıncaya kadar arkadan yenileri üretiliyordu. Bu kısır döngü hala geçerliliğini koruyor. Sadece şekil değiştirdi ve derinlik kazandı. Artık sadece sindirim sistemiyle vücuda karışan ilaçlarla değil, kan ve gen üzerinden de doping yapılabiliyor.

Kaderin acı cilvesi

Ben Johnson’ın 27 yıl önce yakalanırken kullandığı anabolik steroid adı verilen ilaç grubuna ait etkin madde ‘stanozolol’, son yıllarda Türkiye’nin de doping gündeminde baş köşede… Aslında kaderin cilvesi, acı bir tesadüf de içeriyor. Dünyanın doping şokunu yaşadığı Ben Johnson’ın kullandığı bu ilaç ile Türkiye’nin aynı şoku 20 yıl sonra yaşamasına sebep olan Süreyya Ayhan’ın kullandığı ilaç aynıydı. Fakat biz Süreyya’nın kariyerini sona erdiren bu ilacı bir süreliğine unuttuk. Yeteri kadar üzerinde durmadık, üstünü örttük, yokmuş gibi yaptık ve halının altına süpürdük. Bu arada gelen uluslararası başarılarla avunduk. Ta ki birkaç yıl önce mızrak çuvala sığmayana dek… 
 

Ve son soru, bir gün dünya rekorlarını parçalayan Usain Bolt’un da yasaklı ilaç kullandığı ortaya çıksa, siz şaşır mısınız? Ben şaşırmam…

by Murat Ağca

Yasaklı ilaçların tespitinde geliştirilen yeni teknoloji artık ilaçların alındığı tarihten üç ay öncesine kadar idrarda kalıntı bulabilme imkanı tanıyor. Eğer bu numuneler saklanırsa, geriye doğru 10 yıla kadar yeniden test imkanı da var. Türkiye’de üç yıl öncesinde başlayan ve çorap söküğü gibi gelen doping vakalarına dikkatli bakıldığında hemen göze çarpan noktalar var. İşin ironik yanı, sporla ileri teknoloji ve bilimin belki de en zararlı birlikteliğinin yaşandığı dopingde de Türkiye, çağın gerisinde kalmış! 2013’ten bu yana yakalanan 44 Türk atletten 22’sinde, 1988’de Ben Johnson’ın kullandığı ‘stonozolol’ maddesi bulunmuş. Ömür boyu cezalı Süreyya Ayhan ve Binnaz Uslu’yu da ekleyince sayı 24’e çıkıyor. İlginç değil mi? Hayvanların kansızlık ve zayıflama durumlarında kaslarını güçlendirmek için kullanılan ve özellikle yarış atlarına bolca vurulan bu ‘eski moda’ anabolik ilaç, Türk atletizminin iki neslini alıp götürmüş…

Stanozolol maddesi yüzünden kariyeri lekelenen veya tamamen biten atletler arasında başka kimler yok ki… İlk çifte Avrupa şampiyonu sprinter Nevin Yanıt, olimpiyat madalyalı çekiççi Eşref Apak, birçok uluslararası madalya sahibi Binnaz Uslu ve geçtiğimiz hafta 2007 Osaka Dünya Şampiyonası’nda 10 bin metrede gümüş kazandığı yarış sonrası verdiği numunenin yeniden testinde dopingli yakalanan çifte olimpiyat gümüşlü Elvan Abeylegesse…

Türkiye ilk üçte

Alman ARD televizyonu ve Britanya medyası, bir yıl içinde iki ayrı dosyayla dünyada dopingin gizlenmiş hikayelerini kamuoyuyla paylaştı. Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği (IAAF), bu verilerin bir kısmını reddetti. Ancak bilinen gerçek şu ki, dünyada son 10 yıllık dönemde en fazla dopingli sporcusu çıkan ülkelerde Türkiye, Rusya ve Ukrayna ile birlikte ilk üçte… Burada son 1,5 yılda Türkiye’de hiçbir yeni doping vakasının yaşanmadığına da dikkat çekmek ve bu mücadelede mevcut federasyonun hakkını teslim etmek gerek.

Hem Türkiye’de, hem dünyada sporların anası atletizmi kökten tehdit eden bir güven bunalımından söz etmek mümkün. Sporsever, medya, yöneticiler derecelere artık paranoyak düzeyde şüpheci yaklaşıyor. Dopingle daha etkin mücadele ettikçe ortaya dökülen yeni kirli çamaşırlar, bu güven bunalımını gittikçe derinleştiriyor.   

Güven bunalımı yaşanıyor

Çin’in başkenti Pekin’de 22 Ağustos’ta başlayacak 2015 Dünya Atletizm Şampiyonası’nda kazanılacak madalyalara veya kırılabilecek muhtemel rekorlara gönül rahatlığıyla alkış tutabilecek miyiz? Justin Gatlin, Tyson Gay, Asafa Powell gibi dünya yıldızlarının lekelendiği bir ortamda hangimiz, 27 yıl önce Ben Johnson’ın yakalandığı dönemden daha temiz bir atletizm olduğunu öne sürebiliriz?

Johnson’ın iki yıl önce söylediği sözler belki de sorulara yanıt olabilir: “25 yıl sonra bile hala cezalandırılıyorum. Tecavüzcüler, katiller bile gönderildikleri hasiphanelerden çıktılar. Yaptığımın yanlış olduğunu biliyorum. Kural kuraldır. Fakat kurallar herkes için aynı olmalıdır. Bugün spor o günden daha kirli”…

Ve son soru, bir gün dünya rekorlarını parçalayan Usain Bolt’un da yasaklı ilaç kullandığı ortaya çıksa, siz şaşırır mısınız? Ben şaşırmam…

Bu da Stanozolol'den yakalanan Türk atletlerin listesi: Süreyya Ayhan,  Binnaz Uslu, Elvan Abeylegesse, Nevin Yanıt, Eşref Apak, Tuğçe Şahutoğlu, Kıvılcım Kaya Salman, Berkay Tolun, Gülsüm Özdemir , Gökçe Çelenk, Kübra Danış, Burcu Akmazoğlu, Elif Akbaş, Şarık Bilgin, Dilek Esmer, Emel Güngör, Ümmühani Karaçadır, Özge Kureş,  Kaan Şencan,  İsa Can, Berdan Burak Demir , Yeliz Kurt, Serhat Söyler, Ayşegül Alnıaçık.

Murat Ağca 1972 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümü mezunu. 1992 yılından beri spor gazeteciliği yapıyor. Olimpik dallar üzerine uzmanlaştı. 17 yıl Milliyet'te çalıştı. 2009'dan bu yana Habertürk'te spor editörü.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

 

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;