Görüş

Dünün tecrübesi ile bugünü okumak

Türkiye önümüzdeki seçimlerde tarihinin en önemli sınavlarından birini geçirecek. Uzlaşamayan, çözüm bulamayanlar bu uyumsuzluğun faturasını 1 Kasım’da ödemeye hazır olmalıdır. Siyasi partilerin bulamadığı çözümü Türk halkı sandıkta gösterecektir. Tecrübeli siyasetçi Mehmet Keçeciler Al Jazeera için yazdı.

Mehmet Keçeciler'e göre erken seçime geçiş döneminin faturası, 7 Haziran'da halkın meclise gönderdiği dört partiye de kuvvetleri oranında kesilecek. [Fotoğraf: AA-Arşiv]

Günümüz Türkiye'si siyasi hayatının en önemli günlerini bazı ilklerle beraber yaşıyor. Önümüzdeki iki ay süresince Türkiye ilk defa Anayasası’nın 116. maddesinde yer alan geçici erken seçim hükümeti ile yönetilecek.

1982’den beri Anayasa'da bulunan bu madde ilk defa uygulanıyor. En az iki asırdan beri ihtilaflı hale getirilmek istenen Türkler ile Kürtler arasındaki barış ciddi bir bozulma tehdidi ile karşı karşıya. Bu durum, TBMM’deki siyasi partilere de intikal etti ve 40 yıldan bu yana ilk defa bir koalisyon modelinde uzlaşma sağlanamadı.

Bu yaşananlar da Türkiye’deki siyasi ve sosyal ihtilafların derinleştiğini gösteriyor. Giderek gelişmesi beklenen uzlaşma kültürü, barış içerisinde bir arada yaşama kararlılığı Türkiye demokrasisindeki gelişmelerin tam aksine gerilemiş gibi görünüyor.

Türkiye bu sebeple önümüzdeki seçimlerde tarihinin en önemli sınavlarından birini geçirecek. Ya uzlaşmaz tavırlar sergileyen, siyasal ve ideolojik çıkarları peşinde koşan, ülkenin bu zor gününde bile bir araya gelmeyen siyasi aktörleri oyu ile cezalandıracak ya da bütün çevresel baskılara rağmen uzlaşmayı geliştirmek için belli bir sınıra kadar çaba harcayan siyasi partileri ödüllendirecek.

Türkiye seçimlerinde bugüne kadar hep şaşırtıcı sonuçlar çıkmış, Türk milleti seçimlerde hep başarılı bir sınav vermiştir.

MHP ile HDP arasındaki tutum ve tavır, Türk ve Kürt halkları arasındaki barış içerisinde bir arada yaşama isteğini yansıtmıyor.

by Mehmet Keçeciler


Türk halkının bu zor sınavı nasıl sonuçlandıracağı da dikkatli bir şekilde izlenmelidir.

Bir arada yaşama isteği siyasete yansımıyor

Aslında 7 Haziran 2015 seçimlerinde Türk halkı terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı olduğundan hiç kimsenin şüphesi olmadığı HDP’ye yüzde 10 barajının üzerinde oy vermek sureti ile bu partinin mecliste temsil edilmesini sağladı ve böylece barış için çok önemli bir kapıyı araladı.

Ancak Avrupa’da ve Irak’ta yerleşmiş bulunan terör ve şiddet yanlısı PKK’lılar demokrasinin gücü ile bu meselenin çözülmesine izin vermediler. Bıraktıklarını söyledikleri silahlara yeniden sarıldılar. Türkiye’nin her bölgesinde huzur ve güven ortamını ortadan kaldıracak eylemlere yeniden başladılar.

Seçimle TBMM’ye giren Kürt kökenli milletvekillerine, konuşarak barış içerisinde bu meseleyi çözebilmeleri için gereken fırsatı tanımadılar.

Esasen MHP’nin hiçbir şekilde HDP ile beraber olmama kararlılığı da HDP’nin karşılaştığı önemli bir zorluktu. Ancak yeri gelmişken hemen ifade etmeliyim ki MHP ile HDP arasındaki bu tutum ve tavır, Türk ve Kürt halkları arasındaki barış içerisinde bir arada yaşama isteğini yansıtmıyor.

Her iki parti de siyasi rant ve menfaat peşinde koşarak uzlaşmaz bir tutum sergiliyor.

Bugün Türkiye’de siyasi partiler dışında evlenmeler, düğünler, bir arada barış ve huzur içerisindeki yaşam devam ediyor.

Çözüm sandıkta

AKP 7 Haziran seçimlerinde iktidarı kaybetti. MHP ve HDP arasındaki bu uyumsuzluğa ek olarak Anayasa’nın Cumhurbaşkanı’na tanıdığı yetkileri de kullanarak 1 Kasım’da erken seçim kararı alınmasını teşvik etti. 7 Haziran’dan sonra hükümet kurulamamasının sebebini tek parti iktidarının ortadan kalkmasına, muhalefetin birbiri ile uyuşmamasına bağlayarak yeniden tek başına iktidara gelmeyi umut ediyor.

Ancak iktidarlar yaptıklarından ve yapamadıklarından sorumludur.

Erken seçime geçiş döneminin faturası, 7 Haziran 2015’te halkın meclise gönderdiği dört partiye de kuvvetleri oranında kesilecektir.

Siyaset çözüm bulma sanatıdır. Uzlaşamayan, çözüm bulamayanlar bu uyumsuzluğun faturasını 1 Kasım seçimlerinde ödemeye hazır olmalıdır.

Siyasi partilerin bulamadığı çözümü Türk halkı sandıkta gösterecektir.

Mehmet Keçeciler, 1944 yılında Konya’da doğdu. 1967’de Konya Yüksek İslam Enstitüsü’nü, 1968’de de Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Sorbonne Hukuk Fakültesi'nde ‘İdari İlimler’ alanında yüksek lisans yaptı. Kariyerine kaymakam olarak başladı. 1977 yılında Konya Belediye Başkanı olarak girdiği siyasete Anavatan Partisi ile birlikte milletvekili ve bakan olarak devam etti. 1977-2008 yılları arasında 31 yıl sürdürdüğü aktif siyasi kariyerini Anavatan Partisi’nin Türk siyasal yaşamından çıkması ile sonlandırdı.

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Mehmet Keçeciler

Mehmet Keçeciler

1944 yılında Konya’da doğdu. 1967’de Konya Yüksek İslam Enstitüsü’nü, 1968’de de Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Sorbonne Hukuk Fakültesinde ‘İdari İlimler’ alanında yüksek lisans yaptı. Kariyerine kaymakam olarak başladı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;