Görüş

Dünya İnsani Zirvesi 2016: Konuşulacak ve konuşul(a)mayacak hususlar

Çatışkılı durumlar olduğu müddetçe, insani krizler kaçınılmaz olacaktır; bu krizlerin olumsuz etkilerini azaltmanın önemi malumsa da, asıl sorulması/sorgulanması gereken çatışkılı durumların doğmasına neden olan sistemik yapı değil midir?

Dünya İnsani Zirvesi bu yıl 23-24 Mayıs tarihlerinde Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştiriliyor. [Fotoğraf: AA]

BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon tarafından hazırlık çalışmalarına Ocak 2012’te başlanılan Dünya İnsani Zirvesi (World Humanitarian Summit) 23-24 Mayıs’ta İstanbul’da gerçekleşiyor. Bu kapsamda ve bu adla yapılacak ilk zirve olma özelliğini taşıyor İstanbul’daki buluşma.

Bu iyiniyetli çabanın sorunun sadece satıhtaki tezahürlerini dikkate alan bir yaklaşım içerisinde olduğunu da görmezlikten gelmemeliyiz.

by Fikret Adaman


Zirvenin ana eksenini ise, 153 ülkede 23 binden fazla kişiyle görüşülerek hazırlanan ve geçtiğimiz Şubat’ta açıklanan “One Humanity: Shared Responsibility (Bir İnsanlık: Ortak Sorumluluk)” adlı araştırma raporu oluşturuyor. Bu rapor, beş temel sorumluluk tanımlıyor: Çatışmaları sonlandırmak ve önlemek için küresel düzeyde çalışmak; insanlığı koruyan normların savunuculuğunu yapmak (savaş kurallarına uymak da dahil olmak üzere) ve bu normların tesis edilmesini sağlamak; hayati risk taşıyan herkese ulaşabilmek, tabir caizse arkada kimseyi bırakmamak; insanlara yardım götürmektense insanların ihtiyaç içinde kalmalarını sonlandırmak; insanlığa yatırım yapmak.

Zirve, resmi web sitesinde duyurulduğu üzere, “ilgili tüm paydaşların katkılarıyla mevcut küresel insani sistemin karşılaştığı sınamalara yönelik çözüm önerileri geliştirilmesini, ayrıca insani yardım çabalarının geleceğine ilişkin bir gündem oluşturulmasını” amaçlıyor.

Zirve ile, ülkelerin, yardım kuruluşlarının ve sayıları neredeyse yarım milyonu bulan yardım götüren kişilerin koordinasyonu ve işbirliği sağlanarak, önümüzdeki üç yıl içinde insani yardım sisteminin uygulanmasını içeren bir patikanın oluşturulması hedefleniyor.

BM verilerine göre, 2015 yılı itibariyle 125 milyon kişi savaş ya da doğal afetler gibi sebeplerden ötürü insani yardıma muhtaç ve 60 milyon kişi de yerinden/evinden olmuş durumdaydı, 218 milyon insan afetlerden olumsuz etkilenmişti.

Ve evet, toplamda 37 ülkeden bahsediliyordu BM raporunda. İnsani yardım olarak tahsis edilen 25 milyar dolar ise yetersiz kalmıştı. BM'nin hesapları, 15 milyar dolara daha ihtiyaç olduğunu gösteriyordu. Ki-moon’a göre, insani krizlerin finansal portesi resmin sadece bir yüzüne karşılık geliyordu.

Çözüm bekleyen düzinelerce sorun

İnsani yardım götürenlerin ve doktorların hedef tahtası yapılmasından geç kalınan yardım çağrılarına, yardım kuruluşlarının birçoğunun saydam ve hesap verebilir yapılarda bulunmamasından ulaştırılan yardımın yerel ihtiyaçlarla uyumsuz olduğu birçok duruma kadar çözülmesi gereken düzinelerle sorun vardı. Genel Sekreter, insanlık adına bir çağrı yaparak bu resmi değiştirmek istedi.

Bu çabayı insanlığın çok önemli bir sorununa parmak basmakta olmasından dolayı elbette önemsiyoruz. Ancak, bu iyiniyetli çabanın sorunun sadece satıhtaki tezahürlerini dikkate alan bir yaklaşım içerisinde olduğunu da görmezlikten gelmemeliyiz.

Doğal afetlerin felaketlere dönüştüğü durumlarda yardım sunmak elbet önemlidir, ama asıl yapılması gereken, ülke-içi ve ülkeler-arası yoksullukların neden devam ettiği sorusuna cevap bulmak değil midir?

by Fikret Adaman


Savaşların, eşitsizliklerin, cinsiyet/etnisite/kültür/din/vb. nedenlerle yaşanan ayrımcı yaklaşımların sistemsel nedenlerine in(e)meyen ve bu nedenleri sorgula(ya)mayan bir çabanın, mitolojideki Sisyphus’un mahkum olduğu sonsuzca tekrarlanması gereken (ve hatta gözüken o ki giderek artan miktarlarda) çabaya karşılık geleceğini iddia etmek yanlış olmasa gerek.

Sisyphus’un yapageldiği gibi, insan-kaynaklı çatışkılı durumların yol açtığı mağduriyetlerle biteviye uğraşmanın sonu yoktur. Çatışkılı durumlar olduğu müddetçe, insani krizler kaçınılmaz olacaktır; bu krizlerin olumsuz etkilerini azaltmanın önemi malumsa da, asıl sorulması/sorgulanması gereken çatışkılı durumların doğmasına neden olan sistemik yapı değil midir?

 

Diğer açıdan, doğal afetlerin insani ve ekonomik maliyetleri beraberinde getirip getirmediği, kabaca ifade edecek olursak, arka plandaki ekonomik-politik yapıya bağlı değil midir? Yoksulluk döngülerinin (ekonomik ve politik) güç eşitsizliklerinden kaynaklandığı bir ortamda afetlerin hangi kesimi vurduğu zor bir soru olmasa gerek.

Doğal afetlerin felaketlere dönüştüğü durumlarda yardım sunmak elbet önemlidir, ama asıl yapılması gereken, ülke-içi ve ülkeler-arası yoksullukların neden devam ettiği sorusuna cevap bulmak değil midir?

Diğer taraftan, biyolojik doğal afetlere zengin ülkelerin fazla da ilgi göstermediği biliniyor. Örnek vermek adına: yaklaşık her yıl 200 milyon üstü sıtma vakası yaşanıyor ve yaklaşık bir milyon ölüm gerçekleşiyor (her 30 saniyede bir çocuğun Afrika’da sıtmadan öldüğünü aktaralım). Bu kadar zenginliğin yaşanabildiği bir dünyada, önlenmesi teknik/teknolojik olarak çok da zor olmayan bu afete ilgisiz kalınmasını sistemsel bir tartışmaya girmeden nasıl açıklayabiliriz?

Bu “ağır” meseleler bir yana, Zirve’nin kısa erimli çabalarından sonuç alınamayacağına dair bir dizi kaygı mevcut. Örnek vermek gerekirse, Sınır Tanımayan Doktorlar BM’nin çabalarına ilişkin umutlarının tükenmiş olmasından dolayı Zirve’den çekilme kararı aldığın belirtmek isteriz.

Prof. Dr. Fikret Adaman, Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi. Adaman, ekonomi-politik alanında araştırmalar yürütmektedir. 

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Fikret Adaman

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi. Prof. Dr. Adaman, ekonomi-politik alanında araştırmalar yürütmektedir.  Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;