Görüş

Filistin ve Türkiye'de yenilenen bahar seçimleri

Türkiye'nin (hükümet ve halk olarak) tutumlarının içerideki ve dışarıdaki Filistin halk kitlelerinin bedeninde büyük etkisi oldu. Filistinliler bu tutumlar karşısında, daha önceki Türk liderlerin Filistin toprağını savunma noktasında izlediği tutumları görüyor.

Türkiye'nin son dönemdeki İsrail'i eleştiren ve onu barışa zorlayan politikası, Filistinlileri çok memnun ediyor. [AA]

Arap Baharı'nın siyasi despotluğun köklerini kazıması ve Türkiye'nin, sokaklarını lalelerle süsleyen bahar mevsiminin başlangıcında özgür seçim şölenini yapması, iyimserlik aşılayan gelişmelerdendir. Türkiye, demokratik yöntemini güçlendirdi ve kararı halkın vereceği yönündeki ısrarını teyit etti.

Tükiye'de 30 Mart 2014'te gerçekleştirilen yerel seçim sonuçlarına yönelik sevincini göstermesini, Filistin halkımıza çok görüyorlar! Siyonist basının seçim sonuçlarını, Siyonist oluşum açısından 'felaket' olarak nitelemesi, sevinmek için bize yetmez mi?

Halkımızın zaferi

Siyaset bilimine konu olan unsurlar; birbirine bağlı, iç içe geçmiş ve komplikedir. Kendi çevresinden soyutlanmış bir siyasi oluşum olamaz. Her bir oluşumun bir varlığı, fikri, politikaları ve etrafını çevreleyen jeopolitik haritanın kapsamlı biçimde çalışılması sonrası kurulan ittifakları vardır.

Buradan hareketle Hamas (ayrıca bölge ve dünyadaki her siyasi gücün) kendisini ilgilendiren ve Filistin davasına temas eden değişimleri takip etmesi hakkıdır. Bu güçlerin kendi farklı kavramlarıyla Filistin davasına yakınlık ve uzaklık boyutu, Hamas'ın kendi uluslararası ve bölgesel ilişkilerinin boyutlarını ölçtüğü bir 'termometredir.'

Türkiye'ye önem veriyoruz, çünkü tarihin asaleti ile modernliğin olmazsa olmazlarını, sürecin hesapları ile insani rolün gereklerini, siyasi çıkarlar ile mazlumun yanında duruşu buluşturabildi.  

by İzzet Reşak

Türkiye'deki yerel seçimlerin seyrini ilgiyle takip ettik ve Türk halkı, Adalet ve Kalkınma Partisi'ne (AKP/AK Parti) güvenoyu verme kararı aldığında sevindik. Peki ama Türkiye'ye olan bu ilgi ve mutluluğumuz neden kaynaklanıyor? 

Türkiye gibi büyük bir devlete önem veriyoruz. Çünkü bu ülke, tarihin asaleti ile modernliğin olmazsa olmazlarını, sürecin hesapları ile insani rolün gereklerini, siyasi çıkarlar ile sebebi ne olursa olsun mazlumun yanında ve kimden gelirse gelsin zalime karşı duruşu buluşturabildi.

Türkiye'ye önem veriyoruz. Zira bu ülke, bölgesel bir konuma ve tamamen bağımsız, dengeli uluslararası politikalara sahiptir. Türkiye'ye yakınlaşmak, her siyasi oluşumun amacıdır. Esasen bir direniş hareketi olarak bizler, davamızın zaferi ve 66 yıldır işgalci uygulamalarıyla insani, hukuki ve uluslararası tüm yasakları çiğneyen Siyonist oluşuma karşı durmak için herkesin desteğine gereksinimiz var.

Türkiye'ye önem veriyoruz. Çünkü bizler, Türk halkı gibi köklü bir halkın ve davamıza, 'haksızlığa uğramışlık gözüyle bakan bir devletin' desteğine şiddetle ihtiyaç duyuyoruz. Türkiye, durumumuzu tüm netliğiyle görüyor; bizlere mevcut işgalin en iğrenç şekilleri ve faşizan eylemlerine maruz kalan mazlum bir halk olarak davranıyor, davamıza şantaj ve sömürülmeyecek merkezi bir sorun olarak bakıyor. Tüm bu kesişmelerle birlikte hangi Filistinli siyasi güç, Türk rolünü göz ardı edebilir veya yok sayabilir ki?

Tarih yenileniyor

Türkiye'nin (hükümet ve halk olarak) tutumlarının içerideki ve dışarıdaki Filistin halk kitlelerinin bedeninde büyük etkisi oldu. Filistinliler bu tutumlar karşısında, daha önceki Türk liderlerin Filistin toprağını savunma noktasında izlediği tutumları görüyor.

AKP'nin Filistin davasını desteklenmesi cesur tutumlar serisinin değerli bir halkasıdır. Ne Sultan II. Abdulhamid'in tutumu ilki ne de başbakan Erdoğan'ın tutumu sonuncusu olacak.  

by İzzet Reşak

Kuşaklar, Sultan II. Abdülhamit'in Filistin topraklarını koruma, 1882 ile 1903 arasında Yahudi göçünü engelleme noktasındaki tutumlarını ve "Ben bir karış vatan toprağını satmam. Zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir. Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir." sözünü ve başka tutumlarını okuduğu zaman övünç duyarlar ve gururlanırlar. Ayrıca bugün AK Parti'nin Türkiye'de iktidara geldiğinden beri genelde İslam ümmetinin sorunları ve gelişmeleri, özelde ise Filistin davasına yönelik tavırları, tüm nesillerin yüreğine su serpti.

AKP'nin Filistin davasının desteklenmesi noktasında oynadığı net ve somut rol, cesur tutumlar serisinin değerli bir halkasıdır. Bu tutumların ilki ne Sultan II. Abdülhamit'in tutumuydu ve ne de sonuncusu Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tutumu olacaktır.

Bir süre de olsa Siyonist oluşuma yakın ve paralel tutumların gölgesinde yaşayan bu ülke, asil Türk halkının yapısını temsil eden Türkiye değildi. Bu halk, Filistinlileri Siyonist savaş makinesiyle tasfiyelere maruz kalan din kardeşleri olarak görüyor. Görevlerinin, Filistinlilerin yanında durmak ve direnişlerini desteklemek olduğunu düşünüyor. 2002'den 2014'teki son yerel seçimlere kadar AK Parti projesine büyük destek veren aynı halktır. Türk halkı, Filistin halkına ve davasına destek vermeyi sürdürecektir.

Filistin Sorunu ve çağrışımları, Siyonist oluşuma yönelik Türk dış politikasında eksen bir alan meydana getirdi. Filistin halkına ve toprağına yönelik Siyonist uzlaşmazlık ve kibir sürdükçe, Türk tutumları da işgale karşı kararlılık gösteriyor ve kendi belleği içinde Filistin halkını koruyan şekiller alıyor.

Türk yetkililer, Siyonist küstahlığa karşı takdir ettiğimiz tutumlar kaydettiler ve kendi diplomatik yöntemleriyle Siyonist liderlerin tekrarlanan çağrılarına karşılık vermekten imtina ettiler. Filistin halkına, toprağına, kutsallıklarına yönelik saldırılar ve Gazze Şeridi'nde halkımıza yönelik zalim ablukası sebebiyle Siyonist oluşuma karşı öfkeli ve güçlü mesajlar verdiler.

Ayrıca Türk siyasi kararı; İsrail işgal ordusunun, Gazze'ye yönelik savaşı sonrasında, 2009'da Türkiye'de yapılan 'Anadolu Kartalı' isimli NATO tatbikatına katılımdan mahrum bırakılması yönünde olmuştu.

Türk Başbakanı'nın 29 Ocak 2009'da Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'ndaki kavramanca tutumunu ve Siyonist oluşumun başkanı Şimon Peres'e insani yanıtını unutmadık.

Ayrıca Özgürlük Filosu'nun Türk şehitleri de Filistin direnişi ve halkı olarak bizler için hep övünç kaynağı olacaktır. Filoya katılan aktivistler, Mayıs 2010'da Gazze Şeridi'ndeki ablukayı kırma kararı almışlar ve canlarını bedel olarak ödemişlerdi. Bunu nasıl unuturuz? Türkiye'ye, halkına ve şehitlerine vefalı kalacağız.

Bizler haklı davamıza yönelik resmi rolün ve Türk halkının desteğinin sürmesini istiyoruz. Bu davanın AKP yönetimindeki Türkiye Cumhuriyetinin oynadığı etkin eksen role şiddetle ihtiyacı vardır.

by İzzet Reşak

Filistin Davası'nın Baharı

AKP'nin büyük ilerleyişini ortaya koyan son yerel seçim sonuçlarıyla ilgili olarak bazı noktalara açıklık getirmek istiyorum:

Seçim sonuçlarına, taraf olduğumuz için değil, onurlu bir demokratik deneyim ve özgür halkçı seçimle karşı karşıya olduğumuz için sevindik. İlkesel açıdan bu seçimi destekliyoruz.

Filistin direniş hareketi olarak tek zıtlaşmamız Siyonist işgalledir, işgali caydırıcı ve Filistin halkının haklarını destekleyen her uluslararası tutuma yönelik memnuniyetimizi gizlemeyiz. AKP ve Başbakan Erdoğan'ın peşi sıra gelen hükümetleri gölgesinde bu tutumlar epey çoktu.

Biz Filistinliler, büyük Türk halkının; Filistin davasını destekleyen, Filistin halkının mazlumluğunun yanında ve zalimlerine karşı duran, kibirli Gazze ablukasını kırmak için her türlü desteği sunan, Kudüs'ün Yahudileştirilmesi ve mübarek Mescidi Aksa'nın kirletilmesine karşı çıkan tutumunu açıklayan siyasi sancağın etrafında toplanmasından dolayı mutluluk duyuyor.

Bizler, kardeş Türk halkının demokrasi şölenini ve özgür seçimini kutluyoruz. Türkiye'nin haklı davamıza yönelik resmi rolün ve Türk halkının desteğinin sürmesini istiyoruz. Filistin davasının, AK Parti'ye ve insanlık davalarının destekçisi Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki Türkiye Cumhuriyeti'nin oynadığı etkin eksen role şiddetle ihtiyacı vardır.

Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) Siyasi Büro Üyesi. 1960 yılında, işgal altındaki Filistin'in Halil kentinde doğdu. Kuveyt Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi'nden mezun oldu.

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera’nın editöryel politikasını yansıtmayabilir.

İzzet Reşak

Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) Siyasi Büro Üyesi. 1960 yılında, işgal altındaki Filistin'in Halil kentinde doğdu. Kuveyt Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi'nden mezun oldu.  Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;