Görüş

Londra'nın ilk Müslüman belediye başkanı

Pakistan asıllı Sadiq Khan’ın Londra belediye başkanlığına seçilmesi, Müslüman göçmen karşıtlığının arttığı ve tüm Avrupa’da sağcı partilerin yükseldiği bir döneme rast gelmesi bakımından kayda değer bir gelişme. Üstelik bu sayede Avrupa’da kimlik, entegrasyon, çok kültürlülük gibi sürekli tartışılan konular da olumlu bir ivme kazanabilir.

Konular: Avrupa, İngiltere, Göç, İnsan hakları
İşçi Partili milletvekili Sadiq Khan, Muhafazakâr Parti adayı Zac Goldsmith'i mağlup ederek Londra'nın ilk Müslüman belediye başkanı oldu. [Fotoğraf: Getty Images]

Londra'nın Müslüman belediye başkanı Sadiq Khan, Pakistan asıllı bir otobüs şoförünün oğlu olarak dünyaya geldi. Fransız ve İngiliz kökenlere sahip milyoner bir aileden gelen rakibi Zac Goldsmith’in aksine, Londra’nın banliyösünde, gelir düzeyi düşük bir bölgede büyüdü.

Kariyerine avukat olarak başlayan ve daha sonra politikaya atılan Khan, 2005'te İşçi Partisi'nden milletvekili seçildi. Hem Müslüman, hem de beyaz olmayan biri olarak Londra belediye başkanı seçilmesi sebebiyle de dünyanın gündemine oturdu.

İslamofobinin zirve yaptığı bir dönemde bütün engelleri aşarak zirveye çıkan Khan, güçlü karakteri, zekaveti ve çalışkanlığıyla biliniyor. Adaylığını küçük bir barda başlatan Khan'ın kampanyasının çıkış noktası, Londra'da iki dönemdir belediye başkanlığı yapan, elitist yaklaşımı ve vergi zamlarıyla bilinen Boris Johnson’ın politikalarını değiştirme sözü idi.

AB yanlısı, ılımlı ve liberal

Khan, Brexit yani İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılma ihtimalinin tartışıldığı bir dönemde, AB yanlısı olduğunu açıkladı. Göçmen politikaları meselesi bütün Avrupa’yı kasıp kavururken, göçmenlerle ilgili ılımlı mesajlar vererek liberal bir Müslüman portresi çizdi. Göreve geldiğinde dili, dini, rengi ve geçmişi ne olursa olsun herkese eşit mesafede duran bir belediye başkanı olacağını ve başta ücretler olmak üzere Londra’da yaşayanların refah seviyesini arttıracağı sözünü verdi.

Khan’ın Müslüman ve göçmen kimliği ile Londra belediye başkanı seçilmesi şiddet, vahşet ve barbarlıkla yan yana getirilmeye çalışılan Müslümanların Avrupa’ya entegre olabileceği algısını değiştirmesi bakımından da önemli.

by Nevzet Çelik

Londra belediye başkanı olmak hem yetkileri hem de seçilmesi açısından özel bir öneme sahip. İngiltere’de hükümet ve kabine üyelerinin aksine, Londra belediye başkanı doğrudan milyonlarca kişinin oyuyla seçildiği için halkın nazarında demokratik meşruluğu daha üstün gözüküyor.

Dünyanın en önemli finans ve politika merkezlerinden biri olan Londra’da şehir belediyesi aynı zamanda şehrin imar izni ve çevre ile ilgili politikalarının belirlenmesinde de en yetkili merci. Bunun yanı sıra, Londra belediye başkanı Londra’daki polis teşkilatının da müdürü. Her ne kadar belediye başkanı, teşkilatın yönetimi ve suçlularla mücadele görevine yetkili birini atasa da, şehirde suçla mücadele ve emniyetten kendisi sorumlu.

Batı medyasının algısı

Avrupa ve Amerika’da birçok medya kuruluşu, Khan'ın seçilmesini kendisinin ‘Müslüman’ kimliğini ön plana çıkaran haberlerle verdi. Normalde seçilen belediye başkanlarını bağlı oldukları partiler ve programları ile değerlendiren aynı medya kuruluşlarının, Khan’ın ‘Müslüman’ ve ‘göçmen bir ailenin oğlu’ olmasını ön plana çıkarmaları tartışılır olsa da, bu algının Batı'da hala revaçta olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Khan’ın seçilmesi, özellikle Müslüman göçmen karşıtlığının arttığı ve akabinde tüm Avrupa’da sağcı partilerin yükseldiği bir döneme rast gelmesi bakımından da kayda değer bir gelişme. Bununla birlikte, Londra gibi önemli bir şehri göçmen bir aileden gelen Müslüman birinin yönetmesi Avrupa’da kimlik, entegrasyon, çok kültürlülük gibi sürekli tartışılan konulara olumlu bir ivme de kazandırabilir.

Khan, verdiği bir röportajda her ne kadar Asyalı ve Müslüman kimliğini gizlemese de, kendisini öncelikli olarak Londralı, Avrupalı ve İngiliz olarak tanımlıyor.

Khan’ın Müslüman ve göçmen kimliği ile Londra belediye başkanı seçilmesi şiddet, vahşet ve barbarlıkla yan yana getirilmeye çalışılan Müslümanların Avrupa’ya entegre olabileceği algısını değiştirmesi bakımından da önemli. Başta barınma olmak üzere birçok sosyal, ekonomik ve çevresel sorunların kendisini beklediği Khan, milyonlarca Londralı için şu an umudun ismi.

Dr. Nevzet Çelik, lisans eğitimini uluslararası ilişkiler alanında Türkiye'de tamamladı. ABD'deki yüksek lisans eğitimini takiben Paris’te bulunan EPHE/Sorbonne Üniversitesi'nde doktora eğitimini bitirdi. Başlıca çalışma alanları arasında sekülerizm, İslam dünyasında modernleşme, kapitalizm ve sosyal mobilizasyonlar, dini hareketler, Avrupa’daki Türkiyeli göçmenler ve Güneydoğu Asya’daki Müslüman toplumlar yer alıyor.

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Nevzet Çelik

Nevzet Çelik

Lisans eğitimini uluslararası ilişkiler alanında Türkiye'de tamamladı. ABD'deki yüksek lisans eğitimini takiben Paris’te bulunan EPHE/Sorbonne Üniversitesi'nde doktora eğitimini bitirdi. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;