Görüş

Merkez Bankası'ndan temkinli faiz indirimi

Son dönemde siyasetten gelen mesajlar olmasa da faiz indirimi zaten makul bir gelişmeydi. Bununla birlikte, TCMB temkinli davrandı ve elindeki bütün faizleri indirmeyerek önümüzdeki aylarda faiz indirimi için kendisine bir alan da bırakmış oldu.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, iktidar cephesi tarafından sık sık faizleri yüksek tutmakla eleştiriliyor. [Fotoğraf: AA]

1970’li yıllarda petrol fiyatları 7 dolardan 45 dolarlara çıkınca dünya ekonomisi uzun yıllar konuştuğumuz stagflasyon sürecine girmişti. Türkiye dâhil dünyanın birçok ülkesinde enflasyon artmış, alım gücü düşmüş, ekonomiler daralmış ve finansal krizler tetiklenmişti. Son dönemde petrol fiyatları yaklaşık 110 dolardan yine 45 dolarlara gerilemeye başladı ve dünya ekonomisinde zaten var olan deflasyonist eğilimler daha da arttı. Japonya’nın sık sık karşılaştığı, Euro Bölgesi'nin iyice yaklaştığı deflasyonist ortam (fiyatlar genel düzeyinde sürekli düşüş hâli) önümüzdeki dönemde dünya ekonomisindeki birçok dengeyi etkileyebilecek, değiştirebilecek bir güce sahip görünüyor.

Global anlamda deflasyonist eğilimlerin artması Türkiye’de de enflasyonu baskı altına alırken azalan dış talep nedeniyle büyüme üzerinde aşağı yönde baskı yapıyor.

by Erhan Aslanoğlu

Negatif enflasyon, gerileyen talep ve üretim, artan işsizlik deflasyonist ortamların getirdiği sarmal oluyor. Deflasyon, ekonomide daralmayı da getirdiği için merkez bankalarının para politikasında genişletici olmasını gerektiriyor. Genişletici para politikası düşük faiz, miktarsal gevşeme gibi araçlarla uygulanıyor. Japonya’nın sık sık uyguladığı ve uygulamaya devam ettiği bu politikaya Euro Bölgesi'nde Avrupa Merkez Bankası da güçlü bir şekilde yönelmeye başlıyor. Global anlamda artan likidite, gittiği ülkelerde yerel parayı değerlendirerek rekabet gücünü azaltabiliyor. Genellikle gelişmekte olan ülkelerde yaşanan bu durum söz konusu ülkelerin merkez bankalarının kur politikasını etkiliyor. Hem global deflasyonist eğilimlerin büyüme üzerine negatif yansıması, hem yerel paranın değerlenme baskısını azaltma çabası birçok ülkenin merkez bankasını faizleri düşüren daha da gevşek para politikasına itebiliyor.

Bununla birlikte, deflasyonist eğilimler büyüme üzerinde yarattığı baskı ile bankacılık sektörü üzerinden finansal kriz riskini artırıyor. Bu durum ise paradoksal bir şekilde bollaşan likiditenin global hareketini azaltarak güvenli limanlara yönelmesine yol açıyor. Artan global likidite çoğu gelişmekte olan birçok ülkenin finansal piyasalarına yönelimi azaltarak (illikid hâle getirerek) döviz kurları üzerindeki baskıyı artırıyor. Likidite ABD, İsviçre gibi ülke tahvillerine ya da altın gibi emtialara yöneliyor. Piyasa likiditesinin azaldığı ülkelerin merkez bankaları kurlardaki yukarı yönlü baskıyı azaltmak için faizleri yükseltmek zorunda kalabiliyor.

Son dönemde İsviçre Merkez Bankası’nın faizleri negatife çekmesi ve kurları dalgalanmaya bırakması güvenli liman olması nedeniyle daha fazla para çekmemek, parasının değerlenmesini önlemek kaygısını yansıtıyor. Danimarka’nın faiz indirimi de benzer bir kaygıdan kaynaklanıyor. Buna karşın, Brezilya’nın, Endonezya’nın, Rusya’nın faiz artırımı paralarının daha fazla değer kaybını önleme çabasını yansıtıyor.

Deflasyonist ortamlar merkez bankalarının işini zorlaştıran bir durum ortaya çıkarıyor. Deflasyon yaşanan ülkenin merkez bankası para arzını artırsa bile faizler zaten çok düşük olduğu için talebi canlandırmada çok başarılı olamıyor. Buna likidite tuzağı diyoruz. İsviçre’den Endonezya’ya kadar örneklerini verdiğimiz diğer ülkelerin merkez bankaları ise bahsettiğimiz kaygılarla farklı yönde para politikalarına yönelebiliyor. Döviz kurları üzerinde ciddi etkisi olan, volatilite yaratan bir durum ile karşılaşıyoruz.

Faiz indirimleri devam edebilir

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da bu durumdan doğal olarak etkileniyor. Türkiye ekonomisi deflasyonda ya da ona yakın bir durumda değil. Fakat global anlamda deflasyonist eğilimlerin artması Türkiye’de de enflasyonu baskı altına alırken azalan dış talep nedeniyle büyüme üzerinde aşağı yönde baskı yapıyor. Enflasyon beklentilerinin ve para piyasalarında faizlerin aşağıya geldiği bir ortam TCMB’nin faiz indirimi için olanak yaratıyor. Diğer taraftan, global likiditeyi güvenli limanlara yönlendirecek ve kısmen yönlendirmeye başlamış birçok gelişme de yaşanıyor. Petrol fiyatlarındaki düşüşün başta Rusya ve Venezuela olmak üzere birçok ülkede finansal bir krize yol açma riski kadar, Amerikan Merkez Bankası Fed’in faiz artırımlarına başlamasıyla yaşanacak volatiliteye (dalgalanma) kadar birçok faktör güvenli limanlara yönelimi tetiklemeye devam edebilir. Tasarruf açığı olan ve dış kaynak ihtiyacı bulunan bir ülke olarak TCMB’nin TL’nin cazibesini koruyacak, görece sıkı bir para politikasını da sürdürmesi gerekiyor. Global likiditenin yine bol olduğu fakat birkaç yıl öncesine göre şartların değiştiği bir ortamda TCMB’nin işi de zorlaşıyor. Hassas bir dengenin korunması gerekiyor.

Bir anda bütün faizleri sert bir şekilde indirmek döviz kurlarında yukarı yönlü baskı yaratarak önce enflasyonu sonra faizleri tekrar yükseltici bir sonuç getirebilir.

by Erhan Aslanoğlu

TCMB 20 Ocak tarihinde uzun süredir yüzde 8,25’te tuttuğu politika faizini 50 baz puan indirerek yüzde 7,75 seviyesine çekti. Faiz koridorunun üst ve alt bandı olan yüzde 11,25 ve yüzde 7,5 oranlarını değiştirmedi. TCMB haftalık repo borç verme faiz oranını yüzde 8,25’te tuttuğunda yıllık enflasyon beklentisi yüzde 7,6 seviyesinde bulunuyordu. Bu oran, yüzde 6,8 seviyesine geriledi. Petrol fiyatları 70-80 dolarlar seviyesinden 50 doların altına geldi. Enflasyonu bir puan daha aşağı çekebilecek bir dinamik yaşanıyor. Kuraklık tehlikesi azaldı. Fed faiz artırımlarında daha sabırlı ve temkinli gideceği sinyalini verdi. Bir başka ifade ile TCMB’nin 25-75 baz puan arasındaki faiz indirimi için bir ortam zaten oluşmuştu. Son dönemde siyasetten gelen mesajlar olmasa da faiz indirimi zaten makul bir gelişmeydi. Bununla birlikte, TCMB temkinli davrandı ve bahsettiğimiz diğer güvenli limanlara yönelme risklerini göz önüne alarak faiz koridoruna dokunmadı. TCMB elindeki bütün faizleri indirmeyerek önümüzdeki aylarda faiz indirimi için kendisine bir alan da bırakmış oldu. Mevcut eğilimlerin devamı hâlinde gelecek aylarda faiz indirimleri devam edebilir. Örneğin TCMB gelecek ay sadece üst bandı indirebilir. Sonraki ay alt bandı indirebilir. Enflasyon beklentileri yüzde 6 ve daha aşağıya sarkmaya başlarsa hem koridor hem politika faizinde aşağı hareketler devam edebilir. Bir anda bütün faizleri sert bir şekilde indirmek döviz kurlarında yukarı yönlü baskı yaratarak önce enflasyonu sonra faizleri tekrar yükseltici bir sonuç getirebilir.

Başta da belirttiğimiz gibi volatiletenin arttığı ve para politikasını uygulamanın daha güçleştiği bir ortamdayız. Bu anlamda TCMB’nin temkinli olması anlaşılır bir durumdur. Fakat ekonomide potansiyelin altındaki büyüme ve işsizlikteki artış da göz ardı edilemeyecek önemli bir sorundur. 2008 küresel krizinden sonra merkez bankaları sadece fiyat istikrarı değil, finansal istikrar ve büyümeyi de gözeten çoklu hedeflere yönelmeye başladılar. TCMB’nin politikaları da daha geniş bir hedef çerçevesine oturmaya başlıyor görünüyor. Bu hedeflere ulaşmada TCMB’ye en büyük destek yapısal reformları hızla gerçekleştirmek olabilir.

Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, Piri Reis Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölümü Öğretim Üyesi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Ekonomi Bölümü'nden mezun oldu. Aynı bölümde yüksek lisans yaptı. Reading Üniversitesi'nden (İngiltere) ekonomi alanında bir yüksek lisans derecesi daha aldı. Doktorasını 1997'de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde tamamladı. 2013'e kadar Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü'nde görev yaptı. Makroekonomi ve Türkiye Ekonomisi alanları üzerinde çalışmalarını yoğunlaştıran Aslanoğlu'nun, 'Küreselleşme ve Düşen Enflasyon Sürecinde Türkiye ve Dünya Ekonomisi' (Başlık Yayınevi, 2011) isimli bir kitabı bulunuyor.

Twitter'dan takip edin: @ErhanAslanoglu

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Erhan Aslanoğlu

Piri Reis Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölümü Öğretim Üyesi. Ankara'da dünyaya geldi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Ekonomi Bölümü'nden mezun oldu. Aynı bölümde yüksek lisans yaptı. 1988-1991 yıllarında Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü'nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;