Görüş

Obezler ikinci sınıf insan mı?

İş yaşamından eğitim kurumlarına, sağlık hizmetlerinden karşı cinsle ilişkilere kadar, obez insanlara her yerde ikinci sınıf muamelesi yapılıyor. Ne yazık ki, bu muameleden acı çeken obezleri savunacak yasal düzenlemeler henüz mevcut değil. Dünya obeziteyle savaşırken, obezler de normal insanlarla eşit haklara sahip olmak için mücadele ediyor.

Konular: Sağlık
Murat Üstün'e göre, obez insanlar genellikle tembel ve oto kontrolleri zayıf bireyler olarak görülüyor ve sosyal itilmeye maruz kalıyor. [Fotoğraf: Getty Images]

Tüm dünyada ve ülkemizde obezite tüm önlemlere karşın salgın hızında artmaya devam ediyor. Kısaca vücutta fazla yağ depolanması olarak tanımlanabilecek obezite, birçok organ ve sistemi de etkileyerek, bazıları ölümcül olan çok ciddi hastalıklara zemin yaratıyor.

Obezitenin sağlığa zararları ve tedavisi hakkında medyada hemen her gün çok sayıda bilgi paylaşılır ve belli bir toplumsal bilinç geliştirilirken, obezitenin çok önemli bir sosyal etkisi neredeyse görmezden geliniyor.

Obezite fiziksel etkilerinin yanısıra, çok ağır psikolojik ve sosyal etkilere de sahip ve hemen tüm toplumlarda bir ayrımcılık ve aşağılanma nedeni. İş yaşamından eğitim kurumlarına, sağlık hizmetlerinden karşı cinsle ilişkilere kadar, obez insanlara her yerde ikinci sınıf muamelesi yapılıyor. Obez ergenler yaşıtları tarafından dışlandığı için okulda daha başarısız oluyor, obez erişkinler işyerinde sürekli kötü muameleye maruz kalıyor, günlük hayatta ve ulaşım araçlarında bile gerek sözlü, gerek fiziksel tacizle karşılaşıyorlar.

Ayrımcılığın yadırganmaması

Daha da kötü olan, bu ayrımcılık ve kötü davranışın toplumda yadırganmaması.

Obez insanlar genellikle tembel ve oto kontrolleri zayıf bireyler olarak görülüyor ve sosyal itilmeye maruz kalıyor. Bu aşağılama çocukluk çağında lakap takmaktan, sosyal ilişkilerde izole edilmeye, işyerinde daha düşük maaşa zorlanmaya kadar ilerleyebiliyor. Eşlerden birinin obez olması ailenin çatırdamasına ve birçok sosyal probleme yol açıyor.

Araştırmalara göre, doktorlar obez hastalara daha az zaman ayırıyor, tetkik istemekte daha isteksiz oluyorlar ve tanı atlama oranları çok daha yüksek.


Yapılan çalışmalarda
obez insanların hem iş bulmalarının daha zor olduğu, hem daha fazla iş ve daha az maaşa zorlandıkları, hem de biri kovulacağı zaman ilk feda edileceklerin onlar olduğu ortaya kondu. ABD’de 40 yıllık bir kariyeri olan obez birinin zayıf olandan yılda en az 100 bin dolar daha az kazandığı belirlendi. Kilo nedeniyle ayrımcılık ne yazık ki obezite kadar hızlı artıyor. 1995-2005 arasındaki on yıllık sürede yüzde 66 oranında bir artış söz konusu.

Yale Üniversitesi’nin binlerce obez insanla yaptığı çalışma, obezlerin iş yerinde en az bir kez ayrımcılığa uğradıklarını, üstelik bu ayrımcılığın etnik köken veya cinsiyet nedenli olandan çok daha yaygın olduğunu gösterdi. Kilo arttıkça ayrımcılığın ağırlığı da artıyordu. Buna göre, hafif kilolu kadınların onda biri, obezlerin beşte biri, çok şişman olanların ise neredeyse yarısı ayrımcılığa maruz kalıyor.

Daha da tehlikelisi, doktorlar ve sağlık çalışanları arasında yapılan birçok araştırma, sağlık çalışanlarının da obez hastalara karşı bilinçli veya bilinçsiz olarak ayrımcılık uyguladığını gösteriyor. Buna göre, doktorlar obez hastalara daha az zaman ayırıyor, tetkik istemekte daha isteksiz oluyorlar ve tanı atlama oranları çok daha yüksek.

Birçok doktorun, tedavi uygulamada da isteksiz davranması ve gerekli bir ameliyat için hastalara kilo verip gelmelerini tavsiye etmesi ülkemiz için de alışılmadık bir şey değil. Üstelik diyet ve egzersizle bunun başarılamayacağı bilimsel olarak kanıtlandığı halde…

Çok ilginç bir diğer çalışma da obezlere yönelik önyargıların farklı bir boyutunu ortaya koyuyor. ABD’de erkek jüri üyelerine obez olan ve olmayan potansiyel suçlu fotoğrafları gösterildiğinde, obez kadınları suçlu seçmeye eğilimli oldukları tespit edildi. Bu da aynı jürinin aynı suç için yargılanan biri zayıf, biri obez iki kadından obez olanı daha büyük ihtimalle suçlu seçeceği anlamına geliyor. Bu önyargıların yaratacağı sosyal felaketlerin farkında mıyız?

Erkek şirket yöneticilerinin yarısı fazla kiloluyken, kadın yöneticilerin sadece yüzde 5-22’sinin obez olması, hem obez hem de kadın olmanın ayrımcılığı ağırlaştırdığını gösteriyor. Çocukluk çağında kilolu arkadaşlara lakap takarak başlayan aşağılamanın, erişkinlerce de kolayca kabul edilmesi, hatta medyadan komedi filmlerine kadar obezlerin sürekli aşağılanması hepimizin sessizce kabullendiği bir durum sanki.

Herhangi bir engellilikten farkı olmayan, hatta birçok organı etkileyen çok daha ağır bir hastalık olan şişmanlığın bir komiklik unsuru olarak kolayca yer bulabilmesi başka nasıl açıklanabilir ki?

Kilo nedeniyle ayrımcılık yasadışıdır!

Normal şartlarda, obezite bir engelliliktir ve tüm insanların eşit haklara sahip olması temelinde pozitif ayrımcılığa bile gidilebilir. Oysa ne yazık ki, ikinci sınıf muamelesinden acı çeken obezleri savunacak yasal düzenlemeler henüz mevcut değil. Dünya bir yandan obeziteyle savaşırken, obezler de normal insanlarla eşit haklara sahip olmak için mücadele ediyor.

Kadınların zihinlerdeki standartlara uyacak şekilde bakımlı ve fit olması bekleniyor. Böylece, bir kadın hele de obez ise iki kat ayrımcılığa maruz kalıyor. 


Obezlere uygulanan ayrımcılık, hele kadınlar ve erkekler arasındaki ayrımcılığa eklendiğinde illegalite oranı da artıyor
. Tüm toplumlarda olduğu gibi bizim ülkemizde de kadınların zihinlerdeki standartlara uyacak şekilde bakımlı ve fit olması bekleniyor. Böylece, bir kadın hele de obez ise iki kat ayrımcılığa maruz kalıyor. Yine Yale Üniversitesi’nin bir çalışmasında, kadınların kiloları nedeniyle erkeklere göre iki kat fazla kötü muameleye maruz kaldığı saptandı. Yani kısacası, fazla kilolu olan erkekse hoş görülebilir, ama kadınsa asla!

Obeziteyle olan mücadele devam ederken, adeta “sosyal olarak kabullenilebilir adaletsizlik” halini almış olan obezlere karşı ayrımcılık ve kötü muamelenin önlenmesi için de çaba göstermemiz gerekiyor.

Ne dersiniz, belki restoranda yemek yerken bakışlarımızla taciz ettiğimiz obez insanlardan, “aslında yüzün çok güzel ama” diye başlayan cümlelerle sinsice canını yaktığımız iş arkadaşımızdan veya otobüste yanına denk geldiğimiz birinden başlayarak önce kendimizi düzeltirsek, toplumsal hoşgörünün yayılmasına da katkımız olabilir.

Operatör Doktor Murat Üstün, genel cerrahi, obezite ve metabolizma cerrahisi uzmanı. Cerrahideki temel ilgi alanları laparoskopik ve endoskopik yöntemlerdir. Endoskopik reflü tedavisinde Esophyx kullanımı ve obezite cerrahisinde laparoskopik gastrik plikasyon metodu, Apollo endoskopik plikasyon metodu ve gastrik bipartitisyon ameliyatı gibi birçok yöntemin Türkiye'deki ilk uygulayıcısıdır. Hekimliğin yanısıra obezite cerrahisi ile ilgili olarak kurduğu forum ve online gruplarla hastaların bilgilendirilmesi için çalışmaktadır.

Twitter'dan takip edin: @drmuratustun

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Murat Üstün

Murat Üstün

Genel cerrahi, obezite ve metabolizma cerrahisi uzmanı. Cerrahideki temel ilgi alanları laparoskopik ve endoskopik yöntemlerdir. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;