Görüş

Türkiye-İsrail normalleşmesinde ‘enerji’ etkisi

Türkiye-İsrail ilişkilerinde normalleşme çok yakın. Peki, ne değişti de kopan ilişkiler bu aşamaya geldi? İsrail uzmanı M. Mustafa Kulu, 5 yılın sonunda iki ülkeyi normalleşmeye razı eden faktörlerden belki de en önemlisini, enerji etkisini Al Jazeera için yazdı.

Konular: Türkiye, Enerji, İsrail
Kulu'ya göre İsrail'in Doğu Akdeniz’deki doğal gaz keşifleri, bölge ile ilişkilerini yapısal olarak etkileyebilecek düzeyde. [Fotoğraf: Getty Images]

İsrail’in 31 Mayıs 2010’da Gazze’ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine, sınırına yaklaşık 130 km uzaklıkta, uluslararası sularda baskın yaparak el koymasıyla kopan iki ülke ilişkileri normalleşmeye çok yakın. Türk Dışişleri yetkililerinin açıklamalarından ve İsrail basınında çıkan haberlerden anlaşılıyor ki, görüşmeler doğru. Belki de iki ülke büyükelçilerinin yeniden görev yerlerine gönderilmesi an meselesi…

Peki, birkaç gün önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önce İsrail Radyosu’na verdiği demeçle ardından Türkmenistan dönüşü gazetecilere aynı mesajı tekrarlamasıyla kamuoyunun gündemine gelen bu gelişmede neler etkili oldu?

5 yılın sonunda iki ülkeyi normalleşmeye razı eden faktörlerden belki de en önemlisi, enerji.

Mavi Marmara saldırısından 3 gün sonra 3 Haziran 2010’da, İsrail, Doğu Akdeniz’de Leviathan doğal gaz yataklarını bulduğunu açıkladı. İsrail’in kendi münhasır ekonomik bölgesinde (MEB) Mavi Marmara’ya müdahalesini, başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerine yönelik yeni bulunan doğal gaz yatakları üzerinden uygulayacağı politikasına dair sert bir mesaj olarak da yorumlayanlar da oldu.

Bugünse Doğu Akdeniz doğal gaz yataklarıyla ilgili gelişmeler, Türkiye-İsrail ilişkilerinin düzelmesine yol açıyor.

İsrail, 2009 ve 2010’da Doğu Akdeniz’de bulduğu doğal gaz yatakları sayesinde, enerji ithal eden bir ülke iken, enerji ihraç edebilecek bir ülke konumuna geldi.


İsrail Doğu Akdeniz’de kuzeyden güneye yaklaşık 130-204 km arasında değişen bir münhasır ekonomik bölgeye sahip. 2009’da kıyılarına 80 km uzaklıktaki Tamar ve Dalit isimli alanlarda doğal gaz bulan İsrail, Haziran 2010’da da kıyılarına 130 km uzaklıktaki Leviathan doğal gaz yataklarını bulduğunu duyurdu.

Yeni doğal gaz yataklarının etkisi

Bu keşifler İsrail’in bölge ile ilişkilerini yapısal olarak etkileyebilecek düzeydeydi. Zira İsrail, 2009 ve 2010’da Doğu Akdeniz’de bulduğu doğal gaz yatakları sayesinde, enerji ithal eden bir ülke iken, enerji ihraç edebilecek bir ülke konumuna geldi. Ayrıca bu tarihten sonra başka ülkelerin münhasır ekonomik bölgelerinde yapılan keşiflerle kısa bir sürede Doğu Akdeniz önemli bir enerji merkezine dönüşmeye başladı. Önce Güney Kıbrıs hemen güneyindeki Afrodit’te, Mısır ise Zohr (Zuhr)’da yeni doğal gaz yatakları buldular. Aynı bölgedeki Lübnan ve Suriye’nin de yakında doğal gaz yataklarına sahip olması şaşırtıcı olmayacaktır.

İsrail’de bulunan doğal gaz yataklarındaki rezerv yaklaşık olarak 950 milyar metreküp. Bu miktar, Türkiye’nin sadece 2014 yılındaki 48,7 milyar metre küp doğal gaz tüketiminin 20 katına denk geliyor. Mısır münhasır ekonomik bölgesinde bulunan doğal gaz da hemen hemen bu oranda, Kıbrıs adasının güneyinde bulunan rezerv ise 147 milyar metreküp.

Tamar’da bulduğu doğal gazı 2013’te kendi iç tüketimi için kullanmaya başlayan İsrail, bu bölgenin 50 km uzağındaki Leviathan yataklarını 2017-2018 gibi faaliyete geçirmek ve bu yataktan çıkardığı gazın yüzde 80’ini dış pazarlara satmak istiyor.

Bu gazı satmak için İsrail’in önündeki en önemli üç alternatiften en kârlısı, doğal gazını bir doğal gaz bağımlısına dönüşen Türkiye’ye ve oradan da Avrupa’ya satmak. Diğer iki alternatif olan gazın Kıbrıs üzerinden Yunanistan’a taşınması veya Mısır’a taşınıp orada sıvılaştırılarak gemilerle Avrupa’ya taşınması ise, maliyetlerin çok daha yüksek olması nedeniyle daha az gündeme geliyor. Gazın Türkiye’ye ve oradan da Avrupa’ya satılması, alıcı devletlerin Rusya doğal gazına bağımlılıklarının düşürülmesinde de yardımcı olabilir.

Mavi Marmara’da 9 kişinin yaşamını yitirmesinden dolayı İsrail’le ilişkileri koparan Türkiye, Doğu Akdeniz’deki bu gelişmelerden uzak durmak zorunda kaldı. Zaman ilerledikçe ilişkilerdeki kötü durum her iki ülke için de sorun yaratmaya başladı. Bunun üzerine iki ülke yaşadıkları güçlükleri gizli temaslarla çözmeye çalıştı. Türkiye’nin Rusya ile yaşadığı uçak krizi hem İsrail hem de Türkiye için bir fırsata dönüştü. Türkiye de bu noktada öncelikli olarak İsrail gazını kendi iç pazarı için satın almak ve Avrupa’ya taşımak için görüşmeleri hızlandırdı. 

Kıbrıs’ta önemli gelişmelerin habercisi

İsrail ile kıyısal olarak MEB sınırı olmayan Türkiye’nin İsrail’den alacağı gazı, Güney Kıbrıs münhasır ekonomik bölgesinden geçirerek getirmesi en kuvvetli olasılık. Çünkü Lübnan üzerinden gelecek boru hattı, Suriye üzerinden de geçmesi dolayısıyla İsrail-Suriye ilişkilerinin taşıdığı güvenlik riskleri sebebiyle gündemde değil. Ayrıca İsrail’le Lübnan arasında Doğu Akdeniz’de bulunan doğal gaz enerji kaynaklarından ileri gelen problemlerin varlığı ve Hizbullah’ın bu boru hatlarını hedef alacağını söylemesi de, bu alternatifin gündemden düşmesinde önem taşıyor. Bu durum yakın zamanda Türkiye-Kıbrıs ilişkilerinde önemli gelişmelerin de bir habercisi sayılabilir.

Zira buldukları doğal gaz yataklarından ekonomik güç elde etmek isteyen Güney Kıbrıs ve İsrail için bu anlamda en ekonomik seçenek, Kıbrıs gazının İsrail gazı ile birleşerek boru hattıyla Türkiye’ye ulaştırılması. Böyle bir projenin hayata geçebilmesi için de adada tarafların uzlaşması elbette en önemli şart.

Bu gazı satmak için İsrail’in önündeki en önemli üç alternatiften en kârlısı, doğalgazını bir doğal gaz bağımlısına dönüşen Türkiye’ye ve oradan da Avrupa’ya satmak.


Rusya ise Suriye’deki iç savaşa müdahale etmek suretiyle, son dönemlerde Basra Körfezi’ne rakip olacak şekilde önem kazanmaya başlayan Doğu Akdeniz’deki gelişmelere müdahil olmaya çalışıyor, gelişmeleri yakından takip ediyor. Çünkü bu gelişmeler Rusya’nın şu anda doğal gaz satmakta olduğu ülkelerdeki satışını etkileyebilir. Bunlardan en önemlisi de elbette Türkiye ve Avrupa pazarı. Bu noktada Türkiye hariç bölgedeki tüm ülkelerle iyi ilişkiler içinde olan Rusya, İsrail’le ilişkilerini geliştirerek, bölgede yeni bir gelişme olan hidrokarbon pastasından pay almaya çalışıyor.

Gazze ablukası yumuşayabilir

Türkiye-İsrail ilişkililerinin normalleşmesini üç şarta bağlayan Türkiye’nin üçüncü şartı olan Gazze’deki ablukanın kalkması konusunun nasıl çözüleceği en önemli soru işaretlerinden biri. İsrail’deki iç dinamiklere bakıldığında, İsrail’in Aksa Camii’ndeki Yahudi baskınları sonrası başlayan son hadiselerin olduğu bir dönemde, Gazze’ye ablukayı tamamen kaldırması, iç kamuoyu baskısından dolayı zor görünüyor. Ancak İsrail’in ablukayı daha da yumuşatarak Gazze’nin kalkınmasında Türkiye’ye öncelik vermesi beklenebilir.

Diğer yandan Gazze de bu doğal gaz bağlantılı gelişmelerin dışında değil. Gazze kıyılarında bulunan gaz, Filistin Otoritesi’nin İngilizlerle yaptığı anlaşma ile pazara sunulacaktır. Bu gaz, İsrail-Filistin ilişkilerinde iyileştirici bir unsur olarak algılanacaktır. İsrail’in Batı Şeria’ya sattığı gaz karşılığında Gazze kıyısında çıkarılacak gazdan pay alarak karşılıklı bağımlılığa girmeleri de bekleniyor. Bu noktada ABD de Filistin ekonomisinin doğal gaz gelirleriyle iyileştirilmesi için İsrail ile görüşmeler yapıyor. Ancak bu duruma Hamas’ın nasıl tepki vereceği elbette önemli.

Enerji uzmanları uzun zamandır Türkiye’nin enerji ihtiyaçlarının Türkiye’yi İsrail’e yaklaştıracağını dile getiriyordu. Ancak Türkiye-İsrail ilişkilerinin alacağı yeni rota, 24 Kasım’da Rusya’nın uçağı düşürülene kadar net görülememişti. Doğu Akdeniz’deki doğal gaz yatakları çatışmalara sebep olduğu gibi, bölge ülkeleri için işbirliğini de zorunlu kılabiliyor. 

Muhammed Mustafa Kulu, Selçuk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi. İsrail toplumu ve siyasetiyle ilgili araştırmaları bulunmaktadır. Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) için "İsrail Seçimleri: Süreçler, Aktörler, Projeksiyonlar" adlı raporu hazırlamıştır.

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Muhammed Mustafa Kulu

Selçuk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi. İsrail toplum ve siyasetiyle ilgili araştırmaları bulunmaktadır. Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) için "İsrail Seçimleri: Süreçler, Aktörler, Projeksiyonlar" adlı raporu hazırlamıştır. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;