Görüş

Türkiye turizmde 'ucuza gidiyor'

Turist sayısında dünyada 6. sırada yer alan Türkiye turizm gelirleri bakımından daha gerilerde. Türkiye turizmde hızla bir dönüşüm sürecine girmeli ve harcama düzeyi yüksek, ancak çevreye verdiği zarar ve maliyetleri nispeten düşük olan özel turizm türlerine yönelmelidir.

Konular: Türkiye
2013 yılında Türkiye'ye gelen yabancı ziyaretçiler ortalama 749 dolar harcadı. [Fotoğraf: Getty]

Turizm, Türkiye ekonomisi için kuşkusuz önemli bir sektördür. Bulunduğu konum, coğrafya özellikleri ve üzerinde yer aldığı topraklardaki binlerce yıllık tarih ve kültürel mirası ülkeyi doğal bir turizm merkezi durumuna getirmektedir.

1980’li yıllarda Turgut Özal hükümetleri döneminde sektöre yapılan büyük ve önemli yatırım teşvikleri ile ülkedeki turizm yatırımlarında ve buna bağlı olarak da turist sayısı ve turizm gelirlerinde önemli artışlar sağlanmıştır. 1980’li yılların başında 1 milyon kişinin altındaki rakamlarla telafuz edilen yabancı ziyaretçi sayısı 1985 yılında 1 milyonun, 2000 yılında da 10 milyonun üzerine çıkmıştır.

Son 30 yıllık süreç içinde Türkiye turizmi sayısal veriler açısından dünya ortalamaların çok üzerine çıkmış, yabancı turist sayısı 35 milyon kişiye ulaşarak, bu ziyaretçilerden elde ettiği gelirler 1980’de 326,6 milyon dolardan 2013 yılında 34,9 milyar dolara ulaşmıştır.

Türkiye turizmindeki bu hızlı gelişme birçok nedenden kaynaklanmaktadır. Birinci ve en önemli neden, bir devlet politikası olarak son 30 yıldır turizmin bir ekonomik gelişme aracı olarak benimsenmesi ve sektörel yatırımların büyük teşviklerle desteklenmesidir. Buna paralel bir pazarlama ve tanıtım stratejisinin uygulandığını da elbette unutmamak gerekir. Bu konuda batı ülkelerindeki önemli turizm fuarları üzerinden uygulanan pazarlama ve tanıtım stratejisi en azından kitle turizmi açısından başarılı olmuştur. Türk Havayolları’nın son yıllarda göstermiş olduğu performansın da ülke turizmine önemli katkılar sağladığı bir gerçektir.

Son 30 yılda Türkiye turizmi sayısal veriler açısından dünya ortalamaların çok üzerine çıkmış, yabancı turist sayısı 1 milyon seviyelerinden 35 milyona ulaşmıştır.

by Orhan İçöz

İkinci olarak, ülkenin kültürel, tarihsel geçmişi ve cazip sahip kıyı şeridi her zaman önemli bir çekim unsurudur. Ülkemize gelen ziyaretçi profilinin ağırlıklı olarak tatilci ve tarih/kültür meraklısı olduğu düşünüldüğünde bu gelişme doğal karşılanabilir. Üçüncü olarak da ülkenin aynı kulvardaki rakiplerine göre batı ülkeleri için ucuz kalması bu ilginin ve sayısal artışın nedenleri arasındadır.

Ülke ekonomisinde turizmin ekonomik bakımından önemi öncelikle dış turizm gelirlerinin Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) içindeki ve dış ticaretteki payı ve yaratmış olduğu doğrudan ve dolaylı istihdam açısından değerlendirilmektedir. Bu oranların da yıllık ortalaması GSMH payı olarak yüzde 3,5-4,0 ve dış ticaret olarak da yüzde 19-20 civarındadır. Turizmdeki istihdamın toplam istihdam içindeki  payı ise 2013 yılı itibarıyla yüzde 3,4 oranında gerçekleşmiştir (838 bin kişi doğrudan istihdam).

Turizmin asıl ekonomik etkisi ise ilişkide bulunduğu, yani girdi talep ettiği diğer sektörlerle ilişkisi bakımından ortaya çıkmaktadır. Uzmanlar tarafından 32 sektör ya da alt-sektör ile ilişkisi bulunan turizmin bu sektörlerde yarattığı gelir, üretim artışı ve istihdam ekonomi için çok daha fazla önemlidir. Ancak bu etkileri araştırarak analiz etmek ve belirlemek oldukça zordur. Bu konudaki tahminler doğrudan gelirin en az 5 katı dolaylı gelir yaratıldığına ilişkindir.

Ülkemizde istatistiksel veriler konusında en güvenilir veriler gelen yabancı ziyaretçi sayıları konusundadır, çünkü bu kayıtlar sınır girişlerinde tutulmaktadır. Bunun dışında sınır giriş-çıkışı kolay olan yabancı ziyaretçiler açısından (komşu ülke vatandaşları ya da bu ülkelerde yaşayan Türkler gibi) veriler konusunda tam bir netlik yoktur. Bu nedenle de gerçek rakamları ortaya koymak ve turizmin net bir ekonomik fotoğrafını çekmek pek kolay değildir. Nitekim 2013 yılında ülkeye giriş yapan ziyaretçilerin 33,8 milyonu Türk olmayan yabancı turistler, 5,3 milyon ziyaretçi ise gurbetçi olarak tanımlanan yurt dışında yaşayan Türklerdir. Yabancı turistlerin harcamaları 2013’te 25,3 milyar dolar olarak turizm sektörüne tam olarak yansırken, gurbetçilerin bazı istisnaları dışında (ulaştırma gibi) sektöre yansıyan harcamaları yüksek değildir.

İstatistiklerde ülkemize gelen turist sayısına paralel bir turizm geliri artışı görülmemektedir. Turist sayısı bakımından dünyada 6. sırada yer alan Türkiye turizm gelirleri bakımından yapılan dünya sıralamasında 32,3 milyar dolar gelirle 10. sıranın altına düşmektedir. Bu durumun temel nedeni de yaygın deyimle Türkiye’nin “ucuza gitmesi”dir ve bu durum kronikleşmiştir.

Türkiye’de oda fiyatları ortalama 90-100 euro olarak satılırken, 1 haftalık paket turlar konaklama türüne göre 300 ile 600 euro fiyata satılmaktadır. Akdeniz kıyılarındaki ülkelerarası rekabet nedeni ile kitle turizminde yüksek fiyata tatil satılması zordur. Çünkü “kitle turizmi ürünü” olan kıyı şeridinde “deniz, güneş, şezlong, akşam eğlencesi”  ve “her şey dahil konaklama” ürününü çok sayıda ülke satmaktadır.

Sonuçta ülke turizmi Avrupa’nın düşük gelirli kesimlerine ucuz tatil satan ve gerçek kazancın ya da maliyetin ne olduğu belli olmayan bir konumdadır. Çünkü, kitle turizmi için özellikle büyük oteller yapıldıkça doğal çevre tahrip edilmekte, her şey dahil tatil nedeniyle aşırı tüketim ve israf körüklenmekte ve sonuçta kitle turizminin doğal sonucu olan aşırı kalabalıklar mal ve hizmet talebini artırarak dönemsel enflasyon gibi ekonomik ve toplumsal maliyeti de getirmektedir.

Ne yapılmalı?

Kitle turizminin uzun vadede yarattığı çevre tahribatının ülke ekonomilerine ve toplumlarına büyük maliyetler oluşturduğu uzun süreden beri uzmanlarca tartışılmaktadır. Ülkemiz ve benzer politikaları izleyen diğer ülkeler piyasa deyimiyle bu konuda “sürümden kazanmaktadır”. 

Turist sayısı bakımından dünyada 6. sırada yer alan Türkiye turizm gelirleri bakımından yapılan dünya sıralamasında 10. sıranın altına düşmektedir. Bu durumun temel nedeni de yaygın deyimle Türkiye’nin 'ucuza gitmesi'dir.

by Orhan İçöz

Oysa ki, ülkeler gelecek nesilleri de düşünerek kendi doğal, kültürel, tarihsel çevrelerini korumak ve sürdürebilirliğini sağlamak durumundadır. Sorun sadece turizme temiz ve yaşanabilir ortamlar kalmasını sağlamak değil, aynı zamanda doğal ve sosyo-kültürel çevreyi koruyarak bu ortamların gelecek nesiller için sürdürülebilirliğini de sağlamaktır.

Sonuç olarak, kişi başına dünya ortalaması 1,066 dolar olan uluslararası turist harcamasının yıllardır ülkemizde 750 doları aşamayan ortalaması ile kitle turizminden yüksek gelir elde etmek zordur. Türkiye turizmde fazla zaman kaybetmeden bir dönüşüm sürecine girmeli ve harcama düzeyi yüksek, ancak çevreye verdiği zarar ve maliyetler nispeten düşük olan özel turizm türlerine yönelmelidir.

Kastedilen özel turizm türleri ise oldukça geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Örneğin, büyük kentler ve benzeri merkezlerde kongre, sergi ve toplantı turizmi; kırsal alanlarda kırsal turizm; sağlık merkezlerinin yoğunlaştığı bölgelerde sağlık turizmi, tıp turizmi ve termal turizm; kentsel ve tarihsel çekiciliklerin bir kombinasyonu ile oluşan ve belirli liman kentlerinde mümkün olabilecek kurvaziyer turizm, yat turizmi, deniz sporları turizmi gibi turizm türleri çoğunlukla kişiye ya da küçük gruplara özgü kaliteli hizmet anlayışı ile gelir düzeyi yüksek insanların katılabileceği turizm türleri olduğu için hem ülkeye daha fazla gelir kazandıracak, hem de toplumsal maliyeti düşük turizm türleridir.

Bütün bu turizm türlerini geliştirmek konusunda yatırımlar ve hizmet sağlayıcıları özel uzmanlık gerektirdiği için bu konuda özel bir yatırım ve sektörel eğitim hamlesi gereklidir. Zaten Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 2023 stratejik hedefinde de bu turizm türlerine yer verilmiştir. Golf turizmi gibi bazı uzmanlar tarafından önerilen turizm türleri ise ülkemizde ağaçların kesilerek golf alanı açılması ve bu alanların sürekli bakımı için yarattığı aşırı su ihtiyacı nedeni ile ekonomik olmaması bakımından yanlış tercihtir. Ülkenin hedef turizm pazarları bakımından ise, yıllık 128 milyar dolarlık dış turizm harcaması ile dünya lideri olan Çin’in özel konumunu ve pazar potansiyelini de ülkemizin değerlendirmesi gerekir .

Prof. Dr. Orhan İçöz, Yaşar Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Turizm Rehberliği Bölüm Başkanı. Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanlığı (2001-2006) ve Turizm Bölüm Başkanlığı yaptı. 2006-2011 yılları arasında Yaşar Üniversitesi İİBF Dekanlığı görevini yürüttü. Turizm ekonomisi, planlaması ve politikaları üzerine kitapları bulunmaktadır.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Orhan İçöz

Yaşar Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Turizm Rehberliği Bölüm Başkanı'dır. Ege Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi Pazarlama Bölümü'nden mezun oldu. Akademik unvanlarını Dokuz Eylül Üniversitesi'nden aldı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;