Görüş

Türkiye'deki Suriyeliler

İstenseler de istenmeseler de Suriyeli sığınmacılar önümüzdeki on yılların ve hatta yüz yılların konusudur. Bu durum Türkiye için ekonomik, sosyal, siyasal alanda çok önemli etkiler yaratacaktır.

Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların yarısından fazlasını 18 yaşın altındaki genç ve çocuklar oluşturuyor. [Fotoğraf: AA-Arşiv]

Dördüncü yılını dolduran Suriye ve Suriyeliler krizinin en önemli muhataplarından biri, ülkesini terk eden Suriyelilerin yüzde 42’sinden fazlasını, 1,8 milyonun üzerindeki sığınmacıyı kabul eden ve bu güne kadar 5-5,5 milyar dolar doğrudan insani yardım harcaması yapan Türkiye’dir. Bu durumun ulaştığı boyutun ne anlama geldiğini Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği Temsilcisi António Guterres de 26 Şubat 2015’te BM’de yaptığı açıklamada ortaya koymuş ve Türkiye’nin dünyada en fazla sığınmacıyı barındıran ülke olduğunu ifade etmiştir.

Türkiye’de şu an kayıtlı 1,8 milyon Suriyeli var. Bu sığınmacıların en az 1,2 milyonu savaş bitse bile kalıcı olacak görünmektedir.

by M. Murat Erdoğan

Suriyeli sığınmacılar konusu sadece Türkiye için özel ve devasa bir sorun değildir. Bu durum dünya tarihinde eşine az rastlanan boyutta bir insani krizdir. Türkiye’de kayıt altına alınan 1,8 milyon Suriyelinin sadece yüzde 12-13’ü on ilde yapılmış 25 kampta yaşarken, asıl büyük kitle, yani yüzde 87-88'i kamplar dışında Türkiye’nin her tarafına dağılmış biçimde yaşamaktadır. Bu anlamda Türkiye’deki Suriyeliler konusu aslında büyük ölçüde kamp dışı ile ilgilidir. Mart 2015 itibari ile en fazla Suriyeliyi 500 bin kişi ile Şanlıurfa, ikinci büyük kitleyi ise 330 bin kişi ile İstanbul barındırmaktadır. Bazı il ve ilçelerde (örneğin Kilis’te) yerel nüfusu aşan sayıda Suriyeli sığınmacı yaşamaktadır. (Türkiye'deki Suriyelilerin illere göre dağılımını görmek için aşağıdaki tabloya bakınız.)

Uzun vadede öncelikli sorun eğitim

Türkiye’deki Suriyelilerin en fazla şikâyetçi olduğu konu çalışma haklarına ulaşma ve emek sömürüsüdür. Ancak daha uzun vadedeki sorun eğitim alanında yaşanmaktadır. Türkiye’deki Suriyelilerin yüzde 53’ten fazlası 18 yaş altında genç ve çocuklardan oluşmaktadır. Oysa okullaşma oranı, özellikle de kamp dışında ancak yüzde 15-20’lerde kalmaktadır. Bu durum son derece önemli bir sıkıntıdır. Suriyelilerin şikâyet ettiği önemli bir husus da Türkiye’de konunun siyasi boyutunun çok ön planda olması ve toplumun politik tercihleri ile Suriyelilere yaklaşımlarının değişmesidir.

Türk halkının Suriyelilere yönelik tavrı konusunda çok farklı şeyler söylenebilir. Ancak bizim yaptığımız çalışma ve de uluslararası göçler ve uyum süreçleri dikkate alındığında, Türkiye’de Suriyelilere yönelik toplumsal kabul düzeyinin son derece yüksek olduğu rahatlıkla söylenebilir. Bu durum toplumda tedirginlik ve endişe olmadığı anlamına gelmez. Hatta toplumun çok önemli bir bölümünün Suriyelileri bir tehdit olarak algıladığı, özellikle kamp dışında bulunmalarından rahatsızlık duyduğu ve mümkünse geri gönderilmesini istediği biliniyor. Ancak bütün bunlar 4 yılda 1,8 milyon insanı kabul eden bir ülkede çok alt düzeydeki bir tepki anlamına gelmektedir.

Türkiye’de Suriyelilere yönelik toplumsal kabul düzeyinin son derece yüksek olduğu söylenebilir. Ancak bu, toplumda tedirginlik ve endişe olmadığı anlamına gelmez. Hatta toplumun çok önemli bir bölümünün Suriyelileri bir tehdit olarak algıladığı, özellikle kamp dışında bulunmalarından rahatsızlık duyduğu biliniyor. 

by M. Murat Erdoğan

Hâlâ “Suriye’de savaş varken yeni sığınmacı almayalım mı ya da bizdekileri geri gönderelim mi?” gibi bir önermeye Türk toplumu yüzde 60’tan fazla bir oranda “hayır” cevabını vermektedir. Türk toplumu onları zulümden kaçan misafirler olarak görmekte, doğrudan destek olmasa da devletin Suriyeliler için yaptıklarına destek vermektedir. Ancak bu durum sürdürülebilir bir durum değildir. Suriyelilerin misafir değil, kalıcı oldukları anlaşıldıkça, Türk toplumu endişe ile birlikte bir karşıt tavır içine girebilir. Bunun için çok kapsamlı, dinamik bir göç yönetimi yapılması gerekmektedir.

Türk toplumu, tıpkı dünyanın başka yerlerinde yaşanan kitlesel göçlerde görüldüğü üzere sağlık, eğitim, çevre temizliği vb. kamu hizmetlerinden yararlanmada aksaklıklarla karşılaşıyorsa; güvenlik konusunda tedirginleşiyorsa, yeni kitlelerin kültürel kalıplarını yadırgıyorsa, göçmenlerden dolayı pahalılık, asayişsizlik, düzensizlik ortaya çıkıyorsa ve en önemlisi işini kaybetme endişesi taşıyorsa, çok hızla yabancı düşmanı olmaya ve sığınmacıları bir asalak olarak niteleyerek nefret çizgisine kaymaya başlayabilir. Bunun ipuçlarına rastlamak mümkündür. Benzer bir olayda başka hiçbir toplumda gösterilmeyecek olan toplumsal kabul düzeyinin sürdürülebilir olması için Türk toplumu ile daha sağlıklı ve şeffaf bilgi paylaşımı ve özellikle iş kaybı ve kamu hizmetlerinden yararlanmada aksaklıklar yaşanmasının önüne geçilmelidir. Türk devletinin bütün kurumları, sivil toplum kuruluşları ve Türk toplumu bu konuda olağanüstü bir çaba ortaya koymaktadır. Bunun takdir edilmesi ve uluslararası işbirliklerinin -mali büyüklüğüne bakılmaksızın- artırılması son derece önemlidir.

"Misafir" değil "kalıcı"

Türk devletinin Suriyeliler konusunda bir stratejisi olduğu söylenemez. 2014’e kadar bütün hesap Esad yönetiminin kısa zaman içinde çökeceği, savaşın biteceği ve Suriyelilerin geri döneceğine yönelikti. 2014 başlarından itibaren Suriyelilerin kalıcılığı hususunda kamu yöneticileri de ikna oldular. Ancak Türkiye’nin siyasi gündemi ve seçimler, bu hassas konuda net politikalar geliştirilmesine engel oldu. Geçici politikalar ve genelde “misafir” söylemi üzerine bina edilen bir öteleme söz konusu. Bu durum ancak seçimler sonrasında netleşebilecek görünüyor.

Türkiye’nin bu krizi hak temelinde ve çeşitliliğe vurgu yapan bir biçimde çözmesi için öncelikle konuyu artık geçici değil, kalıcı olarak görmesi gerekmektedir.

by M. Murat Erdoğan

Suriyelilerin kalıcı olduğuna ikna olunmadan bir uyum politikası uygulanamaz. Örneğin gençlerin okullaşması, Türkçe öğretilmesi, çalışma haklarının düzenlenmesi gibi pek çok konuda kalıcı politikalar için kararlı adımlar atılamadı. Ancak hızla kaçınılmaz noktaya gidiliyor. Türkiye’de şu an bulunan 1,8 milyon Suriyelinin en az 1,2 milyonu savaş bitse bile kalıcı olacak görünmektedir. Hatta orta vadede aile birleşmeleri gündeme gelecek ve sayı kendi içinde daha da büyüyecektir. Türkiye’de 4 yılda doğan Suriyeli bebek sayısının 70-80 bini bulması bile konunun ne kadar kalıcılığa doğru gittiğini göstermektedir.

"Türkiye’deki Suriyeliler" Türkiye’nin bugününün konusu olmayı aşmıştır. İstenseler de istenmeseler de Suriyeliler önümüzdeki on yılların ve hatta yüz yılların konusudur. Bu durum Türkiye için ekonomik, sosyal, siyasal alanda çok önemli etkiler yaratacaktır. Türkiye’nin bu krizi hak temelinde ve çeşitliliğe vurgu yapan bir biçimde çözmesi için öncelikle konuyu artık geçici değil, kalıcı olarak görmesi gerekmektedir. Suriyeliler konusunda doğru politikalar Türkiye’yi zenginleştirebilir, çeşitlendirebilir, güçlendirebilir. Ama yanlış politikalar ya da politikasızlık, Türkiye’yi ciddi risklerin ve sorunların içine sürükleyebilir. Türkiye için artık öncelikli konu Suriyelilerin geri dönüşü değil, geleceğin huzurlu ve uyumlu Türkiye’si Suriyelilerle birlikte nasıl kurulur konusudur. Bunun için Türk toplumunun desteği mutlaka alınmalı ve “hak” temeli bir yaklaşımla acil uyum politikalarına geçilmesi gerekmektedir.

Doç. Dr. M. Murat Erdoğan, Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü. Suriyeli sığınmacılar konusunda ekibiyle geniş çaplı araştırmalar yürüten Erdoğan'ın "Türkiye'deki Suriyeliler" (İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2015) adlı bir kitabı bulunmaktadır.

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

M. Murat Erdoğan

Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü. Suriyeli sığınmacılar konusunda ekibiyle geniş çaplı araştırmalar yürüten Doç. Dr. Erdoğan'ın "Türkiye'deki Suriyeliler, Toplumsal Kabul ve Uyum" (İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2015) adlı bir kitabı bulunmaktadır. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;