Portre

Portre: Kemal Kılıçdaroğlu

"Yeni CHP" sloganıyla partinin başına geçen Kılıçdaroğlu, partiyi farklı kesimlere açmaya çalışırken diğer yandan CHP'nin geleneksel tabanını korumaya çalışıyor.

Konular: Türkiye, CHP
CHP lideri Kılıçdaroğlu, partide 'söylem ve kadro değişikliği yaratma hedefini' öne sürdü. [AA]

Cumhuriyet ile yaşıt olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Genel Başkanlık koltuğuna 2010 yılında oturan Kılıçdaroğlu, hem Türk solu için bir umut hem CHP’yi iktidara taşıyacak isim olarak görüldü. Kendisine tavırları ve fiziksel benzerliğinden hareketle 'Gandi Kemal' benzetmesi yapıldı. 

Kemal Kılıçdaroğlu, 17 Aralık 1948’de Tunceli’nin Nazımiye ilçesine bağlı Ballıca köyünde doğdu. Babası Kamer Kılıçdaroğlu tapu memuruydu. Babasının görevi nedeniyle ilkokulu üç farklı şehirde okudu. Ortaokula Bingöl’ün Genç ilçesinde başladı. Burada lise olmadığı için Elazığ’a gitti. Hayalinde doktor olmak vardı ama Elazığ Ticaret Lisesi’ni bitirdiği için üniversite tercihi buna göre şekillendi.

Üniversite eğitimi için 1968 yılında Ankara’ya gitti. Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ndeki üniversite öğrenciliği yıllarında, o dönemde hız kazanan öğrenci hareketlerinde yer aldı. CHP’li bir aileden gelen Kılıçdaroğlu “sol görüşlü “gruplar arasında saf tuttu. Ankara’da düzenlenen öğrenci yürüyüşlerine katıldı. Bu dönemde kurulan Sosyal Demokrasi Dernekleri Federasyonu Bilim Kurulu üyesi oldu, daha sonra Toplumsal ve Kültürel Eylemler Derneği’nin başkanlığını yürüttü. Kemal Kılıçdaroğlu, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi de o yıllarda tanıdı. Farklı öğrenci grupları içinde yer alan Kılıçdaroğlu ve Bahçeli üniversiteden sınıf arkadaşıydı.

Hesap uzmanlığından siyasete

1971 yılında üniversiteden mezun olan Kılıçdaroğlu hesap uzmanlığı sınavını kazanarak Maliye Bakanlığı’nda çalışmaya başladı. Bir yıl sonra bakanlık tarafından dil eğitimi için Fransa’ya Poitiers Üniversitesi’ne gönderildi. Türkiye’ye döndüğünde hesap uzmanlığı görevini sürdürdü. Daha sonra bürokraside daire başkanlığı, genel müdür yardımcılığı ve genel müdürlük koltuklarına oturdu. 1992 yılında Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) Genel Müdürlüğü’ne atandı. 1994 yılında Ekonomik Trend dergisi tarafından “Yılın Bürokratı” seçildi. 1996 yılında iktidara gelen Refah –Yol Hükümeti ile bürokrat Kılıçdaroğlu’nun yıldızı pek barışmadı. Hükümet tarafından görevden alınan Kılıçdaroğlu bunun üzerine “genel müdürlük görevine iade edilmesi talebiyle” yargıya başvurdu. Davayı kazanan Kılıçdaroğlu 1999 yılında kendi isteğiyle SSK Genel Müdürlüğü’nden emekli oldu.

Dersim merakı 

1937 Dersim Olayları (veya katliamı) Tunceli doğumlu Kılıçdaroğlu’nun merak konusuydu. Hem çevresinden duydukları hem de tarih merakı onu bu konuda araştırma yapmaya itti. 1986 yılında tarihçi Cemal Kutay ile görüştü. Dersim olayları (katliamı) hakkında dönemin başbakanı Celal Bayar ile de görüşmek istedi ama bu imkanı bulamadı. Dönemin bakanlarından İhsan Sabri Çağlayangil ile görüştü. Ancak Dersim ile ilgili araştırmaları yarım kaldı. Bir röportajında “Bütün o bilgileri ve bendeki dokümanları araştırma yapan, güvendiğim bir arkadaşıma devrettim, artık onlar yazarsa yazar” dedi.

Siyasete ilk adım

26 yıl bürokratlık yapan Kılıçdaroğlu 1999 genel seçimleri öncesinde, Bülent Ecevit’in genel başkanı olduğu Demokratik Sol Parti'nin (DSP) kapısını çaldı. Milletvekili adaylığı için başvuruda bulundu. Ancak liste dışı kaldı. Emeklilik hayatına alışmaya çalışırken Hacettepe Üniversitesi’nden gelen öneri üzerine “Sosyal Güvenlik” derslerine başladı. Aynı dönemde Vatandaşın Vergisini Koruma Derneği’nin başkanlığına seçildi.

Baykal’ın daveti

CHP’li Bülent Tanla’nın isteği üzerine CHP Bilim Yönetim Kültür Platformu’na yolsuzluk raporu hazırladı. Genel Başkan Deniz Baykal’ın dikkatini çeken bu rapor Kemal Kılıçdaroğlu’na CHP'nin kapılarını açtı. Baykal Kılıçdaroğlu’nu partiye davet etti. Yine aynı dönemde CHP kontenjanından Türkiye İş Bankası’nın yönetim kuruluna girdi. 3 Kasım 2002'deki genel seçimde CHP’den İstanbul Milletvekili seçildi. Hesap uzmanlığı ve bürokratlık deneyimi nedeniyle TBMM Plan Bütçe Komisyonu üyeliğine getirildi.

2004’te Baykal’a bayrak açanlar arasındaydı 

2004 yerel seçim sonuçlarına göre CHP oylarında bir artış yoktu. Bu durum parti içi muhalefetin hareketlenmesine neden oldu. Baykal yönetimine karşı partide yeniden yapılanma ve olağanüstü kurultay çağrıları dile getirilmeye başlandı. 30 miletvekili “İktidara Yürüyüş Hareketi“ başlıklı bir bildiri yayınladı. Bildiri imzalayanlar arasında Kılıçdaroğlu da vardı. CHP’de değişim taleplerinin dile getirildiği bu bildiriyi imzalayanların çoğu parti yönetimi tarafından tasfiye edilirken Kılıçdaroğlu yönetimin kara listesine girmemeyi başardı. 2007'deki genel seçimde yeniden milletvekili seçildi. Meclis’teki ikinci döneminde Kılıçdaroğlu’nu yeni bir görev bekliyordu.

Kılıçdaroğlu’nun yükselişi 

Kemal Kılıçdaroğlu bu dönemde Deniz Baykal’ın isteği üzerine grup başkanvekilliğine seçildi. Artık görevi nedeniyle daha görünür olacaktı. CHP grubunda çalışkanlığıyla dikkat çeken Kılıçdaroğlu düzenlediği basın toplantılarında “yolsuzluk iddialarını” gündeme getirdi ve Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AK Parti) önemli isimlerini hedef aldı. O dönemde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli, Dengir Mir Mehmet Fırat ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hedefindeki isimler oldu. Kılıçdaroğlu, Dişli’nin 12 milyon dolarlık iş takibi yaptığını iddia etti. Çok geçmeden Dişli, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) ile Merkez Yürütme Kurulu’ndaki (MYK) görevlerinden istifa etti. Dişli açıklamasında “CHP’nin asılsız iddia ve iftiralarla şahsım üzerinden partimi yıpratmasına daha fazla izin vermemek için her zaman iftihar ettiğim AK Parti’nin MKYK ve MYK üyeliği görevlerinden istifa etmiş bulunuyorum” dedi.

Kılıçdaroğlu, Dişli’nin ardından Dengir Mir Mehmet Fırat’ın ortağı olduğu bir şirkete ait kamyonların eroinle yakalandığını iddia etti. Fırat’ı hayali ihracatla suçladı. Kılıçdaroğlu ve Fırat Meclis’te TV’lerin de canlı yayınladığı “söz düellosunda” kozlarını paylaştı. Gazeteci Uğur Dündar’ın yönettiği tartışmada Fırat iddiaları yalanladı ve Kılıçdaroğlu’nun iddialarına dayanak gösterdiği raporların CHP ile organik bağı olan müfettişlerce hazırlandığını iddia etti, Kılıçdaroğlu “Herşeyin belgesi var ,iftira atmadım, öyle bir alışkanlığım yok” yanıtını verdi. 2008 Eylül’ünde yaşanan bu “söz düellosunun” üzerinden birkaç ay geçtikten sonra Dengir Mir Mehmet Fırat da partideki görevlerinden istifa etti. CHP’ye göre, Kılıçdaroğlu, AK Parti’de iki genel başkan yardımcısını koltuğundan etme başarısını göstermişti. Ancak Fırat istifasının Kılıçdaroğlu ve partisinin o dönemdeki Kürt politikasıyla ilgili olduğu iddialarını reddetti.

Kılıçdaroğlu’nun o dönemde hedefindeki son isim ise Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’ti. Kılıçdaroğlu ve Gökçek yine Uğur Dündar’ın yönettiği ve TV’de canlı yayınlanan bir programda tartıştı. Kılıçdaroğlu Ankara’da doğalgaz sayaçlarının fahiş fiyatla alındığını ve bunun Ankaralı’ya fatura edildiğini iddia etti. Tartışma sonrasında Gökçek’in sert ve gergin üslubuna karşın Kılıçdaroğlu sakinliği iledikkat çekti. CHP‘ye göre bu düellonun da galibi "sakin güç" Kılıçdaroğlu'ydu.

Kılıçdaroğlu yine aynı dönemde Türkiye’de çok tartışma yaratan Almanya’daki Deniz Feneri e.V davasını partisi adına takip etti.

“Gandi Kemal”

Kılıçdaroğlu adı artık CHP denince akla gelen ilk isimler arasındaydı.’Yolsuzluk iddialarının’ yakın takipçisi olarak kamuoyunda yakaladığı popülarite Kılıçdaroğlu’na siyaset yolcululuğunda yeni bir deneyim daha kazandıracaktı. 2009'daki yerel seçimde CHP yönetimi tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday gösterildi. Seçim kampanyası için Beyoğlu’nda dolaşırken bir vatandaş arkasından “Gandi bu, Gandi” diye seslenince siyasi şöhretine yeni bir sıfat daha eklendi. “Gandi Kemal” diye anılmaya başlandı. Hindistan’ın kurucusu, siyasi ve ruhani lideri Gandhi ile kurulan benzerlik Kılıçdaroğlu’nun da hoşuna gitti: “Memnunum tabii. Gandhi çok önemli bir siyasi lider. Şiddet kullanmaksızın mücadele verdi ve başarıya ulaştı. Vurdulu, kırdılı, sert tartışmaları bırakmamız lazım” dedi.

İstanbul’da CHP’nin oylarını artırdı

İstanbul’da yoğun bir seçim kampanyası yürüten Kılıçdaroğlu seçimi kazanamadı ama CHP’nin oylarını bir önceki seçime göre yüzde 25 artırmayı başardı. AK Parti İstanbul’da yüzde 44 oy alırken CHP yüzde 36,9 oy oranıyla ikinci parti oldu. Bu sonuç bile CHP için bir sıçramaydı. Seçimin ardından Meclis’teki görevine, grup başkanvekilliğine geri döndü

Önder Sav ikna etti

CHP, 2010 Mayıs’ında yapılacak Olağan Kurultayı bekliyordu. Bu kurultaya doğru giderken parti içi muhalefet cılızdı ve Baykal rakipsiz görülüyordu. Ama CHP’deki tüm kurultay öngörüleri boşa çıktı. Parti’de hesapları alt üst eden internette yayınlanan görüntülerdi. Deniz Baykal ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok'un internette yayınlanan görüntüleri üzerine Baykal 10 Mayıs 2010’da genel başkanlıktan istifa etti. Bunun üzerine CHP’de genel başkan arayışı başladı. Kılıçdaroğlu önce aday olmadığını açıkladı. Uzun süre Baykal ile birlikte çalışan Genel Sekreter Önder Sav, Kılıçdaroğlu’nu adaylık için ikna etti. Partinin ikinci adamından gelen bu desteği kurultay öncesinde il başkanlarından gelen destek açıklamaları izledi.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu 

22-23 Mayıs 2010’da yapılan 33’ncü Olağan Kurultay’da Kemal Kılıçdaroğlu geçerli bin 189 oyun tamamını alarak genel başkan seçildi ve CHP’nin 7’nci genel başkanı oldu. Kurultay konuşmasında CHP’lilere iktidar vaat etti. Kılıçdaroğlu genel başkanlıkta altıncı ayını bile doldurmadan parti içinde tüzük krizi patlak verdi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Baykal döneminde yapılan tüzük değişikliklerinin hayata geçirilmesini istedi. Bu durum partide güçlü genel sekreterlik dönemini sona erdiriyordu.

Genel Sekreter Önder Sav ve ekibi, Kılıçdaroğlu’na bayrak açtı. Yaşanan kriz üzerine 18 Aralık 2010’da 15. Olağanüstü Kurultay toplandı. Sav ve arkadaşlarını önce MKYK dışında bırakan Kılıçdaroğlu, onları Parti Meclisi (PM) listesine de almadı. Kılıçdaroğlu ve Sav’ın Mayıs’ta başlayan “yol arkadaşlığı” böylelikle son buldu. 

İlk seçim sınavı

Kılıçdaroğlu genel başkan olarak girdiği ilk seçimde CHP’nin oylarını yüzde 20.87’den yüzde 25.98’e çıkardı. 2007'deki genel seçimde yüzde 20,87 oy alan CHP, 12 Haziran 2011’de oylarını yüzde 5 civarında artırdı. Ama CHP’nin Meclis’teki rolü aynı kaldı: Ana muhalefet partisi.

2010 yılında biri olağan, diğeri olağanüstü iki kurultaydan “kazanan taraf” olarak çıkan Kemal Kılıçdaroğlu 17-18 Temmuz 2012 tarihinde yapılan 34’ncü Olağan Genel Kurultay’da 1164 oyun tamamını olarak yeniden genel başkan seçildi.

"Yeni CHP"

Kemal Kılıçdaroğlu, Önder Sav ekibinin tasfiye edilmesinin ardından yeni yönetim kadrolarını ilan ederken ilk kez "yeni CHP" ifadesini kullandı. Bu sözler Baykal ve Sav döneminin kapanıp CHP’de yeni bir dönemin başladığı imasını içerse de CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Biz CHP derken geçmişi unuttuk, yeniden CHP kurduk gibi bir anlayışı reddediyoruz. Böyle bir anlayış yok. Yeni CHP’den kastımız, CHP’nin yeni yönetimidir" yanıtını verdi. Ama "yeni CHP" söyleminden de vazgeçmedi. 2011'deki genel seçimde Kürt sorunu, başörtüsü, ekonomi meseleler ile ilgili farklı görüşlere sahip isimlerin CHP’den milletvekili seçilmesinin yolunu açtı. Kılıçdaroğlu CHP için her defasında yenilik vurgusu yapsa da başkanlığı döneminde hem örgütlülük hem de fikir olarak “ulusalcı-laik” kanat parti içindeki hakimiyetini korudu.

Kılıçdaroğlu'nun 2014 cumhurbaşkanı seçimindeki aday tercihi de parti içinde tartışmalara neden oldu. Kılıçdaroğlu, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin "çatı aday" önerisi üzerine Ekmeleddin İhsanoğlu ismini gündeme getirdi. CHP'li muhalifler Kılıçdaroğlu'nun İhsanoğlu adını tek başına belirlediğini, partinin yetkili organlarında değerlendirilmediğini söylediler. 10 Ağustos'taki seçimde AKP'nin adayı Tayyip Erdoğan yüzde 52 oyla ilk turda cumhurbaşkanı seçildi. İhsanoğlu ise yüzde 38 oy aldı.

Kurultayı kendi topladı

Yenilgiden Kılıçdaroğlu'nu sorumlu tutan CHP içindeki ulusal kanattan altı milletvekili genel başkanın istifasını ve kurultaya gidilmesini istedi. Kılıçdaroğlu ise rest çekip, muhalif kanadın olağanüstü kurultay için imza toplayabilecek çoğunlukta olmadığını söyledi ve kendisi kurultay çağrısı yaptı. CHP Merkez Yönetim Kurulu da 18. Olağanüstü Kurultay'ın 5-6 Eylül tarihlerinde toplanmasına karar verdi. Grup başkanvekilliği görevinden istifa eden Muharrem İnce, kurultayda Kılıçdaroğlu'nun rakibi oldu.

Kılıçdaroğlu kurultaydaki konuşmasında muhaliflere gözdağı verdi. “Bu asla bir tasfiye kurultayı değil, birlikten yanayım” diyen Kılıçdaroğlu, “Çalışmanın yolu birlikten geçer. Aynı şeyleri konuşmaktan geçer. Biri ayrı telden, öbürü telden olmaz. CHP bir düşünce kuruluşu değil. Gidersin üniversitede istediğin gibi konuşursun. Ama CHP'nin kimliğini aldıktan sonra konuşamazsın” dedi. Kılıçdaroğlu ayrıca partinin sağa kaydığı eleştirilerine tepki gösterdi, CHP'nin 'benmerkezli sol' anlayışından 'halk merkezli sol' anlayışına geçtiğini söyledi.

CHP delegeleri 740 oyla Kılıçdaroğlu'nu yeniden genel başkan seçti, ancak Muharrem İnce'nin beklenenin üzerinde 415 oy alması muhalefetin gücünü gösterdi. 

Selvi Kılıçdaroğlu ile evli olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun üç çocuğu bulunuyor.

Kaynak: Al Jazeera ve ajanslar

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;