Ülke profili

Ülke profili: Amerika Birleşik Devletleri

Vietnam'dan Irak'a birçok askeri operasyonun baş aktörü olan ABD, dünyadaki iktisadi, siyasi ve askeri her olayı etkileyebildiği için 'Süper Güç' konumunda. Çin karşısında ekonomisi gerileme gösterse de bu statüsü kısa vadede değişecek gibi görünmüyor.

Konular: Barack Hüseyin Obama
ABD

Temel bilgiler

Başkent: Washington D.C.

Yüzölçümü: 9,8 milyon km²

Nüfusu: 313.847.465 (2012)

Para Birimi: ABD Doları

Dili: İngilizce (resmi), İspanyolca

Kuruluş: 4 Temmuz 1776

Dünyanın en önemli ekonomik ve askeri gücü olan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 1945 yılından beri Süper Güç sıfatıyla anılıyor. ABD’nin gayrisafi yurtiçi hasılası (GSYİH) tüm dünya ülkelerinin GSYİH’sinin dörtte birine denk geliyor. Ülkenin askeri bütçesi ise neredeyse dünyanın geri kalanının savunma harcamalarının tamamına eşit.

ABD, 1787 yılında hazırlanan anayasa ile yönetiliyor. Kuvvetler ayrılığını çok katı şekilde korumaya çalışan bu anayasa, federal bir sistem kurmuştur ve hazırlandığı tarihten bu yana değişmemiştir. Etnik ve ırksal çeşitliliği ortak bir potada eritebilme çabası ABD ulusunun temelini oluşturuyor.

Doğuda Atlas Okyanusu'ndan batıda Büyük Okyanus'a kadar 4.500 km genişliğinde bir alanı kapsayan ABD, 9,8 milyon km² yüzölçümüyle dünyanın toprak olarak da en büyük ülkeleri arasındadır. Kuzey sınırını Kanada, güneyini ise Meksika ile Meksika Körfezi'nin çevirdiği ABD'nin başkenti Washington D.C.'dir. 50 eyaletten oluşan federal bir idari sisteme sahip olan Birleşik Devletler'de, her eyaletin bir başkenti ve valisi vardır. En büyük eyalet olan ve Kanada'nın kuzeyinde yer alan Alaska dışında Porto Riko, Hawai ve Virgin Adaları da Amerikan toprağıdır.Dünyanın en önemli ekonomik ve askeri gücü olan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 1945 yılından beri Süper Güç sıfatıyla anılıyor. ABD’nin gayrisafi yurtiçi hasılası (GSYİH) tüm dünya ülkelerinin GSYİH’sinin dörtte birine denk geliyor. Ülkenin askeri bütçesi ise neredeyse dünyanın geri kalanının savunma harcamalarının tamamına eşit.

ABD, 1787 yılında hazırlanan anayasa ile yönetiliyor. Kuvvetler ayrılığını çok katı şekilde korumaya çalışan bu anayasa, federal bir sistem kurmuştur ve hazırlandığı tarihten bu yana değişmemiştir. Etnik ve ırksal çeşitliliği ortak bir potada eritebilme çabası ABD ulusunun temelini oluşturuyor.

Doğuda Atlas Okyanusu'ndan batıda Büyük Okyanus'a kadar 4.500 km genişliğinde bir alanı kapsayan ABD, 9,8 milyon km² yüzölçümüyle dünyanın toprak olarak da en büyük ülkeleri arasındadır. Kuzey sınırını Kanada, güneyini ise Meksika ile Meksika Körfezi'nin çevirdiği ABD'nin başkenti Washington D.C.'dir. 50 eyaletten oluşan federal bir idari sisteme sahip olan Birleşik Devletler'de, her eyaletin bir başkenti ve valisi vardır. En büyük eyalet olan ve Kanada'nın kuzeyinde yer alan Alaska dışında Porto Riko, Hawai ve Virgin Adaları da Amerikan toprağıdır.

Kuruluşu

1492'de İtalyan kaşif Kristof Kolomb, Kuzey Amerika'yı keşfettiğinde kıtada Kızılderililer yaşıyordu. Keşiften sonra İspanya, Fransa, Portekiz ve İngiltere başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesi bu kıtada sömürgeler kurdu. Sömürgeler arasındaki Britanya'ya ait 13 Koloni bağımsızlıklarını ilan ederek 1775 ve 1783 yılları arasında Büyük Britanya ile savaştı. 13 eyaletin temsilcisi olan 13 Koloni bağımsızlık savaşını kazanınca ABD'nin ilk eyaletleri kurulmuş oldu. 1787 yılında ilk ABD Anayasası kabul edildi ve 1789'daki başkanlık seçimlerinde George Washington ABD'nin ilk başkanı seçildi. 1791'de ilan edilen Temel Haklar Bildirgesi, tüm kişisel özgürlükleri garanti altına aldı.

19. ve 20. yüzyıl boyunca 37 yeni eyalet daha kuruldu. Ülke 19. yüzyıl boyunca hızla sanayileşti ancak 1861'de başlayıp dört yıl süren iç savaş ülkeyi parçalanma tehdidi ile karşı karşıya getirdi. ABD’nin Washington’daki yönetimi ile bu yönetimden ayrılmak isteyen 11 güney eyaleti bağımsızlıklarını ilan etti. Savaş, 12 Nisan 1861 yılında Güney Carolina'da başladı. Savaşın sonucunda 31 Ocak 1865'te köleliğin kaldırılması yasallaştı. ABD'nin güneyinde köleliğe dayanan tarım ekonomisi sona erdi.

1914 yılına gelindiğinde ABD önemli ölçüde sanayileşmiş, ekonomik açıdan gücü elinde tutan bir ülkeydi. Almanya'nın Meksika ile ittifak yapmak istemesi, ABD hükümetini de hareketlendirdi. ABD Kongresi 6 Nisan 1917’de Almanya’ya savaş ilan ederek 1. Dünya Savaşı’na katıldı. Dönemin en büyük ekonomik imkânlarına sahip olan ülkenin katılmasıyla savaş, İtilaf Devletleri lehine sonuçlandı.

Savaşı kazanan ABD'yi 1930 yılına gelindiğinde dünya tarihinin en büyük ekonomik krizi sayılan “Büyük Buhran” bekliyordu. O dönemde 122 milyon nüfusa sahip ülkede 13 milyon kişi işsiz kaldı. Franklin Roosevelt'in açıkladığı ekonomik istikrar programı ile mali sistemde ve sosyal sigorta sisteminde birçok reform gerçekleşti ve zamanla ABD bu ekonomik krizden çıktı.

2. Dünya Savaşı sırasında Büyük Okyanus'ta olası bir Amerikan saldırısını engellemek isteyen Japonya, Hawaii’de Pearl Harbour’da bulunan ABD filosuna saldırdı. ABD'nin Japonya'ya, Almanya'nın da ABD'ye savaş ilan etmesiyle Washington, savaşa girmiş oldu. 1945 yılında ABD, Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine iki atom bombası attı. 2. Dünya Savaşı sonrası dünya, Sovyetler Birliği'nin liderliğindeki sosyalist kamp ve ile ABD'nin liderliğindeki olarak iki kutba ayrıldı ve Soğuk Savaş başladı.

Soğuk Savaş dönemi

1947 yılında ABD, Truman Doktrini ile komünizm tehdidine karşı mücadele edeceğini ve Marshall Planı ile bu tehdidin altındaki ülkelere yardım edeceğini ilan etti. 2. Dünya Savaşı nedeniyle çöküşün eşiğine gelen Avrupa ekonomilerine yardım kararı alındı. Marshall Planı’nın devreye girmesiyle 13 milyar dolar dört yılda dağıtıldı.

Soğuk Savaş'ın ilk çatışması Kore Savaşı'ydı. Güney ve Kuzey Kore arasında başlayan savaş, Başkan Harry S. Truman'a göre Sovyetler Birliği tarafından yönetilmekteydi. ABD, müteffikleri ve Çin'in dahil olmasıyla, savaşın etkisi küresel boyutta oldu.

1950-54 dönemi arasında 'komünist cadı avı' yaşandı. Senator Joseph McCarthy hükümet ve toplum hayatında komünistlere karşı savaş açtı. Kampanya ve yöntemleri McCarthyism olarak adlandırıldı ancak 1954’te etkisini kaybetmeye başladı.

Soğuk Savaş boyunca iki süper gücün ilk kez doğrudan karşı karşıya gelmesi Küba Füze Krizi sırasında yaşandı. 1962 yılında ABD, Sovyetler Birliği’nin Küba’ya nükleer silah yerleştirme girişimini engellemek istedi. Adayı abluka altına aldı, Sovyet gemileri ve ABD gemileri karşı karşıya geldi. Nükleer savaş son anda önlendi.

22 Kasım 1963 tarihinde ABD Başkanı John F. Kennedy'nin suikasta uğrayarak hayatını kaybetmesi beraberinde birçok komplo teorisini de getirdi. Domuzlar Körfezi Çıkarması başarısızlığını üstlenen, zencilere haklar tanıyan ve Vietnam Savaşı'na sıcak bakmayan Kennedy'nin öldürülme sebebi 50 yıl sonra bile netlik kazanamadı.

Vietnam Savaşı (1964-73)

Vietnam'da komünist bir iktidarın çevre bölgeleri etkileyeceği endişesi ABD'nin 1964'te Vietnam'a girmesine sebep oldu. Soğuk Savaş'ın ikinci sıcak çatışması olan Vietnam Savaşı on yıl sürdü ve 2 milyondan fazla insanın ölümüne yol açtı.

1969'da Cumhuriyetçi Parti adayı Richard Nixon, Vietnam Savaşı’na karşı yoğun kamuoyu tepkisi altında başkanlık görevine gelirken Vietnam’da ABD askeri sayısı 500 bini geçmişti. Savaş yıllarının en önemli gelişmelerinden biri de ABD’li astronot Neil Armstrong'un 21 Temmuz 1969'da ayda yürüyen ilk insan olmasıydı.

1973 yılına gelindiğinde Vietnam ile ateşkes anlaşması imzalandı. Savaş yüzünden oldukça itibar kaybeden başkan Nixon, iç politikada da başarılı olamıyor ve ülke enflasyonla boğuşuyordu. Nixon'un 1974'te başkanlığını bitiren, Demokrat Parti'nin telefonlarının gizlice dinlendiğini ortaya çıkaran Watergate Skandalı oldu. Nixon bu skandal sonrasında istifa etti.

Körfez Savaşı (1990-91)

Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak'ın, kendi ülkesinin doğal bir uzantısı olduğunu iddia ettiği Kuveyt'in petrol rezervlerini ele geçirmek amacıyla 1990 yazında bu küçük emirliği işgal etmesi, ABD'nin Soğuk Savaş sonrası Orta Doğu'ya doğrudan askeri müdahalelerinin ilk halkasını teşkil eder. ABD öncülüğündeki uluslararası birlikler, Kuveyt'i Irak işgalinden kurtarmak için Ocak 1991'de 'Çöl Fırtınası' adı verilen askeri bir harekât düzenledi. Hem karadan hem havadan gerçekleştirilen operasyon sonucu Irak direnişi çöktü. 3 Mart 1991'de ateşkes imzalandı. Irak'ın yenilgisinden hemen sonra yönetimi hedef alan halk ayaklanmaları, Saddam yönetimi tarafından bastırıldı.

11 Eylül kırılması

Tüm dünyayı etkileyen 11 Eylül 2001 saldırıları, ABD’de dört yolcu uçağının ikisinin New York’taki Dünya Ticaret Merkezi gökdelenlerine, bir diğerinin de Washington'da Pentagon’a çarpmasıyla gerçekleşti. Sonuncu uçak ise yolcular ve uçağı kaçıranlar arasındaki mücadeleden sonra 150 mil uzakta, Pennsylvania kırsalında düştü. Olaylarda yaklaşık 3 bin kişi hayatını kaybetti. Bu olaydan sonra başta ABD olmak üzere tüm Batı dünyasında İslam karşıtlığı giderek tırmandı.

Amerikalı yetkililer tarafından El Kaide örgütünün gerçekleştirdiği ifade edilen saldırıların ardından ABD, terörle savaş (war on terör) başlattı. Bu kapsamda Ekim 2001'de, El Kaide lideri Usame Bin Ladin ve adamlarını topraklarında barındıran Afganistan’a, ABD ve Britanya tarafından askeri müdahale düzenlendi. Afganistan'ın büyük kısmını kontrol eden Taliban rejimi devrildi. Afganistan'da bulunamayan Usame Bin Ladin, Pakistan’da 2011’de yapılan bir operasyonda Amerikan özel kuvvetleri tarafından öldürüldü.

11 Eylül saldırılarının hemen sonrasında, dönemin ABD Başkanı George W. Bush'un önerdiği ve terörle mücadelede hükümete olağanüstü haklar tanıyan Vatanseverlik Yasası (Patriot Act), Kongre'de hızla onaylandı. İran, Irak ve Kuzey Kore, Başkan Bush tarafından terörü destekleyen 'Şer ekseni ülkeler' olarak ilan etti.

2003 yılında Bağdat’a füze saldırısı ile Saddam Hüseyin’in devrilmesi için operasyon başladı. ABD güçleri Nisan başında Irak’a girdi. Irak ordusunun yenildiği savaşta Saddam Hüseyin yakalanarak idam edildi. 2011 yılına kadar süren savaş, 1 milyonu aşkın sivilin hayatını kaybetmesine yol açtı. Irak Savaşı'nın uzamasıyla başkan George W. Bush'un halk desteği azaldı.

Amerikan güçleri, 2011 yılının sonlarında Irak'tan tamamen çekildi.

Barack Obama dönemi

4 Kasım 2008'de ABD Başkanı seçilen Demokrat Senatör Barack Hüseyin Obama, ülkenin ilk siyahi başkanı oldu. ABD'nin artan işgalci politikalarına karşılık Obama için daha 'barış yanlısı' bir politikaya sahip olduğu izlenimi vardı.

2010 yılına gelindiğinde Başkan Obama, ABD’nin Afganistan’daki askerlerini 2014 itibari ile tamamen geri çekme kararını açıkladı. Bu tarihe kadar da ülkedeki asker sayısının aşamalı olarak azaltılacağını duyurdu.

Obama yönetiminin en çok ses getiren icraatı ABD güçlerinin Mayıs 2011'de Pakistan’ın Abbottabad kentinde El Kaide lideri Bin Ladin’i öldürmesi oldu. Ayrıca aynı yılın Aralık ayında son ABD askerleri de Irak'tan çekildi.

2008 yılında başlayan ekonomik kriz, 2011 yılında da devam etti ve en önemli yansımasını Eylül ayındaki halk protestoları gösterdi. Sosyal eşitsizliği ve büyük şirketlerin ABD yönetimi üzerindeki nüfuzunu protesto eden anti-kapitalist binlerce genç, ABD'nin finansal kalbi Wall Street'te eylemler düzenledi. 'Occupy Wall Street' adındaki toplumsal hareket tüm ülke ve dünyaya yayıldı.

Barack Obama 6 Kasım 2012 tarihinde ikinci kez başkan seçildi ve 2013 yılı Obama hükümetinin karşılaştığı en yoğun politik süreçlere sahne oldu.

Yılın başında ABD'nin zenginler ile dar gelirliler arasında “mali uçuruma” düşülmesini engelleyen yasa tasarısı Temsilciler Meclisi'nde kabul edildi. Yasaya göre zenginlere uygulanan vergiler arttırıldı. Harcama kesintileri iki aylığına ertelendi. 2 milyon kişinin yararlandığı işsizlik yardımı bir seneliğine uzatıldı. Yoksul orta sınıf ailelere destek olan vergi kesintileri de beş yıllığına uzatıldı.

4 Nisan'da düzenlenen Boston Maratonu sırasında yaşanan bombalı saldırı, uzun süre ülke gündeminde kaldı. Bitiş çizgisi yakınlarında 10 saniye arayla patlayan iki bomba, 3 kişinin ölümüne, 260'tan fazla kişinin yaralanmasına neden oldu. Saldırıyı gerçekleştiren Tamerlan Tsarnaev, 19 Nisan'da polis ile girdiği çatışmada öldürüldü.

Haziran ayında ABD istihbarat servislerinin telefon kayıtlarını ve internet faaliyetlerini izlediği ortaya çıktı. Eski bir CIA ajanı ve eski Ulusal Güvenlik Kurumu (NSA) çalışanı olan Edward Snowden, telefon dinlemek ve internet kullanıcılarını takip etmek için PRISM (Prizma) adlı bir programın kullanıldığını açıkladı. Snowden'in sızdırdığı bilgilere göre Prizma ile, Facebook, Google, Microsoft, Yahoo, PalTalk, AOL, Skype ve Apple gibi platformlarda yaratılan sosyal medya hesaplarına da ulaşıldı.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, daha sonra yaptığı açıklamada Ulusal Güvenlik Kurumu'nun (NSA) bazı dinleme ve izleme faaliyetlerinin 'aşırıya kaçtığını' kabul etti. Snowden krizinden sonra ortaya çıkan belgelere göre Almanya, İspanya, Vatikan gibi birçok ülkenin liderleri dinlenmişti.

Yılın son çeyreğine girerken, ABD, başka bir krizle daha karşı karşıyaydı. Hükümet ile muhalefetteki Cumhuriyetçi Parti arasındaki bütçe anlaşmazlığı yüzünden hükümet bütçesi kongreden geçemedi ve birçok devlet kurumu çalışmayı durdurdu. 800 binden fazla devlet çalışanı zorunlu izne ayrıldı. Bütçe krizinin aşılması için geçici bir çözüm sunuldu. Maksimum limitine ulaşan borç tavanı 7 Şubat'a kadar uzatıldı. 

2013 yılı ayrıca ABD'yi bir başka savaşın daha eşiğine getiren yıldı. Ağustos ayında Esed rejiminin kimyasal silah kullandığı iddiaları üzerine Suriye'ye askeri müdahale sinyalleri verildi.

Çok geçmeden Eylül ayında Suriye'ye yönelik askeri operasyon öngören tasarı, Amerikan Kongresi’nin üst kanadı olan Senato’nun Dış İlişkiler Komitesi’nde onaylandı. Bu karardan bir hafta sonra ülkesine askeri müdahaleyi önlemeye çalışan Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, Kimyasal Silahlar Sözleşmesi’ni imzalayacağını açıkladı. Bunun üzerine Suriye’nin kimyasal silahlarının imhası çalışmalarına başlandı

Suriye ile atılan bu adım sonrası gözler İran'ın nükleer programına çevrildi. Haziran ayında iktidara gelen İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, üç ila altı aylık bir süre içinde nükleer programları konusunda Batı ile anlaşmaya varmak istediğini söylemişti. Ruhani'nin bu ılımlı tavrı ve Esed'in kimyasal silahları teslim etmeyi kabul etmesi sonrasında İran'la da bir orta yol bulma çalışmaları başladı.

Öyle ki ABD-İran arasındaki diplomatik ilişkileri koparan 1979 İslam Devrimi'nden 34 yıl sonra ilk kez iki ülke liderlerinin doğrudan teması gerçekleşti. Obama ile Ruhani telefonda görüştü.

24 Kasım 2013'te İran ile Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi ve Almanya arasında, Tahran'ın yürüttüğü nükleer programa ilişkin müzakerelerde geçici anlaşmaya varıldı. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Tahran'ın zenginleştirilmiş uranyum düzeyini yüzde 5'te durdurmayı kabul ettiğini kaydetti.

İdari yapı

Anayasal federal bir yapıya sahip ABD’de Başkanlık ve Kongre Sistemi vardır. Federal yönetimin merkezi District of Columbia'dır. İdarenin temelini oluşturan 'kuvvetler ayrılığı' prensibi doğrultusunda Kongre yasama, Başkan yürütme ve Anayasa Mahkemesi de yargıdan sorumludur.

Federal yönetimin yasama ayağını oluşturan birimi Kongre (United States Congress), Türkiye’deki TBMM’den farklı olarak iki kamaradan oluşur: Temsilciler Meclisi (House of Representatives) ve Senatörler Meclisi veya Senato (Senate). Temsilciler Meclisi’nde 435 sandalye vardır. Bu meclisin üyeleri, her eyalette yapılan halk oylamaları sonucunda ve eyaletlerdeki nüfus ile orantılı olarak, görev süresi 2 yıl olmak üzere belirlenir. Ayrıca Temsilciler Meclisi'ni belirlemek için yapılan her iki seçimden biri başkanlık seçimleri ile aynı zamana denk gelir.

Temsilciler Meclisi'nin aksine, Senato’da her eyaletin iki üyesi var. Bu üyeler her eyaletteki halk oylamalarıyla 6 yıl için göreve getiriliyor, ancak bu oylamalar tüm ülkede aynı anda gerçekleşmiyor. Bunun yerine, Senato 3 kısma ayrılmış durumda ve 2 yılda bir bu kısımlardan birinde bulunacak üyeleri belirlemek için seçime gidiliyor. İki meclise de yasa tasarısı getirilebiliyor. Ancak, bütçe genişletilmesi konusundaki tasarılar sadece Temsilciler Meclisi'ne sunulabiliyor. Bir tasarının yasalaşması için her iki mecliste de kabul edilmesi şart. ABD Başkanı'nın bu tasarıları veto etme yetkisi var ancak bu yetki sınırlı.

Birleşik Devletler’de yürütme faaliyetleri Başkan’ın liderliğindeki kabine tarafından gerçekleşir. Ordunun ve diplomasinin başı olan Başkan'dan hemen sonra Başkan Yardımcısı gelir ve bu kişi Senato’nun da başıdır. Protokolün üçüncü ismi Türkiye’deki Dışişleri Bakanlığı'nın karşılığı olan Birleşik Devletler Sekreteri'dir.

Yargı organı Anayasa Mahkemesi ve alt mahkemelerden oluşur. Temyiz Mahkemeleri ve Federal Bölge Mahkemeleri alt mahkemelerdir. Kuvvetler ayrılığının bir gerekçesi olarak yargı, yasama ve yürütmeden bağımsızdır. ABD Anayasası, Amerikan hükümet sisteminin temelidir. Anayasanın belirgin özelliklerinden biri güçler dengesidir. Buna göre her organ, diğer organlar üzerinde belli ölçüde yetki sahibidir. Örneğin Yüksek Mahkeme (yargı), Senato'nun (yasama) onayı ile Başkan (yürütme) tarafından atanırken, yargı, Başkan'ın imzaladığı Kongre'den geçen yasaları anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle feshetme yetkisine sahiptir.

Anayasa federal hükümetin yapısı ve yetkilerini belirler, federal hükümetin genel koşullarını düzenler. Ayrıca her eyaletin de kendi anayasası vardır.

Amerikan federal sisteminde Cumhuriyetçi Parti ve Demokrat Parti adında iki parti mevcut. Partilerin karakteristiği, Türk siyasetinin alışık olduğu çağrışımdan biraz farklı. Cumhuriyetçiler muhafazakâr sağ eğilimdeyken, Demokratların liberal bir söylemi var. Başkanlık seçimleri, bu partilerin başkan adayları arasında geçiyor. Partilerin Türkiye'deki gibi bir teşkilatlanmaları olmadığı için adaylar kendileri, tek başlarına yarışırlar.

Başkanı doğrudan halk seçmez. Her eyalette halk oylaması yapılır ve eyaletler 538 üyeden oluşan bir Seçiciler Kurulu’nu (Electoral College) oluşturur. Bu kurula seçilen 538 üyeden 270'nin oyunu alan aday ABD Başkanı olur.

Nüfus

313 milyon insanın yaşadığı ABD nüfusu etnik olarak çok çeşitlidir. Ülke, çok sayıda ve çeşitli göç dalgaları almıştır. Etnik ve ırksal çeşitliliği ortak bir potada eritebilme çabası ABD ulusunun temelini oluşturur.

1964 Medeni Haklar Yasası'yla, ırk ayrımcılığı ve diğer ayrımcılık türleri yasaklansa da, köken ayrımcılığı ülkede halen hayati konulardan birini oluşturmaktadır. Afrika kökenli bir ABD vatandaşı olan Başkan Barack Obama’nın 2008’de yapılan seçimlerden galip ayrılarak yönetimi devralması, ülkenin ırkçılıkla mücadelesinde önemli bir mihenk taşı konumundadır.

Kuzey Amerika’daki yerli halk, yerleşimcilerin gelişiyle zaman içinde ülkede azınlık konumunda kalmıştır. Ağırlıklı olarak İngiliz adalarından gelen ilk yerleşimciler, çok sayıda siyahi Afrikalıyı köle olarak tarlalarda çalıştırmak için yanlarında getirmişlerdi. Milyonlarca Avrupalı da siyasi özgürlük ve ekonomik fırsatlar için ülkeye göç etti.

Göç dalgası günümüzde de devam etmektedir. Bugün, Pasifik kıyılarından Asyalılar ve Güney Amerika’dan gelen Hispanikler, zenginlik ve özgürlük amacıyla ABD'ye göç etmektedir. Bu hayal, ‘Amerikan Rüyası’ adıyla tanımlanmaktadır. Ancak son yıllarda ülkede refah göreceli olarak düşüşe geçmiş, zenginle yoksul arasındaki uçurum büyümüştür. 30 milyondan fazla ABD’li resmi yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Bunların büyük çoğunluğunu Afrika kökenli Amerikalılar ile Hispanikler oluşturmaktadır.

Ekonomi

2008 yılında ortaya çıkan küresel ekonomik kriz ile ABD halkı 1929’da yaşanan 'Büyük Buhran'ın ardından gelen en sert ekonomik koşullarla karşı karşıya kalmıştır. Öyle ki dev yatırım bankası Lehman Brothers iflasını açıkladı ve ABD piyasaları ve uluslararası piyasalarda çalkantılar başladı. Obama yönetimi, 2009 yılından itibaren ekonomiyi canlandırma, teşvik, banka kurtarma ve destekleme programları için yaklaşık 10 trilyon dolarlık harcama yaptı.

2012 yılı itibariyle ABD’de gayrı safi yurtiçi hasıla (GSYİH) 15,7 trilyon dolar, bu gelirin kişi başına düşen miktarı yıllık 49.965 dolardır. 2012'de ekonomik büyüme hızı yüzde 2,2 olarak kaydedilen ülkede enflasyon oranı yüzde 2,1 civarındadır. İşsizlik oranı ise Ekim 2013'te yüzde 7,3 olarak gerçekleşti. ABD'nin ithalatı ve ihracatı arasındaki fark, Eylül 2013 itibariyle 41,7 milyar dolardır. Bu rakam Aralık 2012 ile karşılaştırıldığında dış ticaretteki açık 9 ayda yaklaşık 3,5 milyar dolar arttı.

Önemli tarihler

1665: Avrupalı yerleşimciler ilk olarak bugünkü Florida’ya yerleşmeye başladılar.

1775: George Washington liderliğindeki koloni ordusu Britanya hükümranlığına karşı savaşa başladı.

1776: 4 Temmuz'da Thomas Jefferson’un Bağımsızlık Bildirisi ile koloniler bağımsızlıklarını ilan etti.

1789: George Washington ABD’nin seçilmiş ilk başkanı oldu. 

1791: Kişisel özgürlükler, Temel Haklar Bildirgesi'yle garanti altına alındı.

1861: ABD’nin Washington’daki yönetimi ile bu yönetimden ayrılmak isteyen 11 güney eyaleti bağımsızlıklarını ilan etti. Savaş, 12 Nisan 1861 yılında Güney Carolina'da başladı. Savaşın sonucunda 31 Ocak 1865'te köleliğin kaldırılması yasallaştı. ABD'nin güneyinde köleliğe dayanan tarım ekonomisi sona erdi.

1917: ABD Kongresi 6 Nisan 1917’de Almanya’ya savaş ilan ederek 1. Dünya Savaşı’na katıldı.

1924: Yerlilere vatandaşlık hakkı verildi.

1929: ‘Büyük Buhran’ adı verilen ekonomik kriz nedeniyle 13 milyon kişi işsiz kaldı.

1933: Franklin Roosevelt ekonomik istikrar programını açıkladı.

1941: Japon savaş uçakları Hawaii’de Pearl Harbour’da bulunan ABD filosuna saldırdı. ABD Japonya'ya savaş ilan etti, Almanya ise ABD’ye savaş açtı. Washington artık II. Dünya Savaşı'na girmişti.

1945: ABD, Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine iki atom bombası attı.

1947: Truman Doktrini ile komünizm tehdidine karşı mücadele edeceğini; Marshall Planı ile komünizm tehdidi altındaki ülkelere yardım edeceğini ilan etti. Sovyetler Birliği ile Soğuk Savaş başladı.

1948: II. Dünya Savaşı nedeniyle çöküşün eşiğine gelen Avrupa ekonomilerine yardım kararı aldı. Marshall Planı’nın devreye girmesiyle 13 milyar dolar dört yılda dağıtıldı. 

1950-54: Senatör Joseph McCarthy hükümet ve toplum hayatında komünistlere karşı savaş açtı. Kampanya ve yöntemleri McCarthyism olarak adlandırıldı. Dönemin "komünist cadı avı" 1954’te etkisini kaybetmeye başladı.

1950-53: ABD güçleri Kore Savaşı'nda Çin ve Kuzey Kore’ye karşı öncü olarak savaştı.

1961: Domuzlar Körfezi Çıkarması ile sürgündeki Kübalıların Küba’yı işgal etme çabasına destek verildi. Çıkarma başarısızlıkla sonuçlandı.

1962: ABD, Sovyetler Birliği’nin Küba’ya nükleer silah yerleştirme girişimini engellemek istedi. Adayı abluka altına aldı, Sovyet gemileri ve ABD gemileri karşı karşıya geldi. Olası bir nükleer savaş son anda önlendi.

1963: ABD Başkanı John F. Kennedy suikaste uğrayarak hayatını kaybetti.

1964: ABD birlikleri Vietnam’a girdi. Irk, renk, din ve milliyete yönelik ayrımcılığı sona erdirmek amacıyla Medeni Haklar Yasası imzalanarak yasalaştı.

1969: Cumhuriyetçi Parti adayı Richard Nixon, Vietnam Savaşı’na karşı yoğun kamuoyu tepkisi altında başkanlık görevine başladı. Vietnam’da ABD askeri sayısı 500 bini geçti. ABD’li astronot Neil Armstrong ayda yürüyen ilk insan oldu.

1973: Vietnam ile ateşkes anlaşması imzalandı. Savaş 58 bin Amerikalının hayatına mal oldu.

1974: Nixon, Watergate skandalı nedeniyle istifa etti.

1979: Tahran’daki ABD Büyükelçiliği radikal öğrenciler tarafından işgal edildi. Amerikalı personel 444 gün boyunca esir tutuldu. 

1981: İran, büyükelçilikte esir tutulan 52 kişiyi serbest bıraktı.

1986: ABD savaş uçakları Libya kentlerini bombaladı. ‘Irangate’ skandalı ortaya çıktı. İran’a silah satışı ile elde edilen gelirin Nikaragua’daki militanlara gönderildiği anlaşıldı.

1989: ABD birlikleri Panama’yı işgal etti ve liderini tutukladı.

1991: Irak’ın Kuveyt’i işgalinin ardından ABD bu ülkeye karşı savaşta öncü rol oynadı. Irak güçleri Kuveyt’ten çıktı.

1992: Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'yla (NAFTA) ABD, Kanada ve Meksika arasında serbest ticaret başladı.

1998: Başkan Bill Clinton’ın Beyaz Saray çalışanlarından Monica Lewinsky ile seks skandalı ülkenin önde gelen gündem maddesi oldu.

1999: ABD, Kosova’da Sırpların etnik Arnavutlara yönelik şiddetini önlemek için Yugoslavya’ya NATO bombardımanında öncü rol oynadı.

2001: 11 Eylül’de ABD’de dört yolcu uçağının ikisi New York’taki Dünya Ticaret Merkezi gökdelenlerine, bir diğeri Washington'da Pentagon’a çarptı. Sonuncu uçak ise yolcular ve uçağı kaçıranlar arasındaki mücadeleden sonra 150 mil uzakta, Pennsylvania kırsalında düştü. Olaylarda 3 bin kişi öldü.

2001: ABD Afganistan’a hava saldırısı başlattı ve muhaliflere Taliban rejiminin devrilmesi için yardım etti.

2001: Vatanseverlik Yasası onaylandı. Terörle mücadelede hükümete daha geniş haklar tanındı.

2002: Başkan George H. W. Bush, İran, Irak ve Kuzey Kore’yi ‘Şeytan ekseni ülkeleri’ olarak ilan etti.

2003: Bağdat’a füze saldırısı ile Saddam Hüseyin’in devrilmesi için operasyon başladı. ABD güçleri Nisan başında Irak’a girdi.

2005: Katrina Kasırgası nedeniyle yüzlerce kişi öldü. New Orleans kentinin büyük bölümü sular altında kaldı.

2007: George H. W. Bush, yeni Irak stratejisini açıkladı. Binlerce asker daha Bağdat’a gönderildi.

2008: Dev yatırım bankası Lehman Brothers iflasını açıkladı. ABD piyasaları ve uluslararası piyasalarda çalkantı başladı.

2008: Demokrat Senatör Barack Obama ülkenin ilk siyahi başkanı oldu.

2010: Meksika Körfezi’nde petrol sızıntısı krizi yaşandı.

2011: ABD güçleri Pakistan’ın Abbottabad kentinde El Kaide lideri Bin Ladin’i öldürdü.

Kaynak: Al Jazeera ve ajanslar

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;