Ülke profili

Ülke profili: İran

Orta Doğu'nun temel aktörlerinden biri olan İran, 1979 İslam Devrimi ile beraber dış politikasını, Batı karşıtı ittifaklar geliştirme stratejisine oturttu. Nükleer enerji üretimi konusundaki ısrarı nedeniyle ABD ve Avrupa'nın ağır ekonomik yaptırımlara maruz kalan İran, 2013 yılında Hasan Ruhani'nin Cumhurbaşkanı seçilmesiyle beraber ılımlı politikalar izlemeye başladı.

Temel Bilgiler

Başkent: Tahran
Yüzölçümü: 1,648,195 km²
Nüfusu: 77,176,930 (2013)
Para Birimi: İran Riyali
Diller: Farsça
Kuruluş: 1 Nisan 1979

Binlerce yıılık geçmişiyle dünyanın en eski uygarlıklarından birine ev sahipliği yapan İran, zengin petrol ve doğalgaz yatakları ve Fars-İslam kültürünün senteziyle oluşan siyasi kimliğiyle, Orat Doğu'nun kilit aktörlerinden biridir.

Siyasi tarihi

İlkçağın sonlarında kurulan Sasani İmparatorluğu döneminde gücünün doruğuna çıkan İran, Ortaçağ'da İslamiyetin yayılmasıyla Emeviler, Abbasiler, Gazneliler ve Selçuklular gibi büyük devletlerin yönetimine girmiştir. Selçukluların yıkılmasıyla birlikte İran'ın başına gelen Türk kökenli Safevi hanedanı, 18. yüzyılın sonlarına kadar ülkeyi idare etti. Safeviler'in ardından yine bir diğer Türk kökenli aile olan Kaçarlar yönetime geldi. 

Modern dönemde İran’ın siyasi tarihi iki önemli olayla şekillendirdi: Rıza Pehlevi’nin 1925'te Kaçar hanedanına son vermesi ve Ayetullah Humeyni'nin öncülüğündeki halk hareketinin 1979'da Pehlevi hanedanını devirip yerine İslami kurallara dayalı bir rejim kurması. 
 
1921 yılında İngiltere’nin desteklediği darbeyle siyasi sahneye çıkan Rıza Pehlevi 1923’te başbakan, 1925’te ise İran Şahı oldu. Rıza Pehlevi, kısa sürede İran’a bağlı bölgelerin özerk konumunu ortadan kaldırarak ülke yönetimini Tahran’da merkezileştirdi. Sanayileşme, demiryolu taşımacılığını ve yapımını başlatıp yükseköğretimin temelini attı. İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere ve Sovyetler Birliği tarafından işgal edilen İran iktidar değişikliğine sahne oldu. Tahtından feragat eden Rıza Pehlevi, yerini oğlu Muhammed Rıza Pehlevi’ye bıraktı.
 
Yeni dönem bazı demokratik açılımları beraberinde getirdi; siyasi tutuklular serbest bırakıldı, basına yönelik sansür kaldırıldı, siyasal ve toplumsal örgütlenmelere izin verildi. 1950’lerde ülkede güçlenen muhalefet parlamentoda İran petrollerinin ulusallaştırılması kararının kabul edilmesini sağladı. Bu karara karşı çıkan Başbakan Ali Razmara’nın öldürülmesinin ardından çıkan ayaklanmadan sonra Şah, Ulusal Cephe’nin lideri Muhammed Musaddık’ı başbakanlığa getirmek zorunda kaldı. 
 
1953 yılında, Musaddık’ı görevden almaya çalışan Şah çıkan isyanın ardından ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Musaddık, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) gerçekleştirdiği bir darbeyle 1953’te koltuğundan indirilirken, Şah da İran’a döndü.
 
Bu gelişmelerin ardından İran petrollerinin işletilmesi için, yüzde 50 hissesi İran’da olmak üzere çok uluslu bir konsorsiyum oluşturuldu. Yaşanan bu gelişmeler Muhammed Rıza Pehlevi’nin yönetimi giderek otokratikleşti, ülkedeki bütün muhali siyasi oluşumlar bertaraf edildi.
 
1970’lerde petrol fiyatlarının aşırı artmasıyla bir yandan içerideki modernleşme hamlesini ve bir sanayi atılımını finanse eden İran, bir yandan da satın aldığı gelişmiş silahlarla askeri güç haline gelerek Basra Körfezi’ndeki askeri varlığını fiilen pekiştirdi.
 
İran İslam Devrimi'nin temelleri ülkedeki bu baskıya tepki olarak atıldı. Ocak 1978’de başlayan Şah karşıtı başlayan gösterilere büyük bir kitlenin katılmasıyla 1979’da Muhammed Rıza Pehlevi ülkeden kaçtı. Sürgünde yaşayan İran muhalefetinin lideri Ayetullah Humeyni ise coşkulu bir karşılamayla ülkeye geri döndü. Pehlevi iktidarının çökmesiyle 1 Nisan 1979’da ülke İran İslam Cumhuriyeti adını aldı.
 
Aralık 1979'da teokratik bir anayasa kabul edildi ve Humeyni ülkenin dini lideri oldu. İslami rejim kısa sürede etkisini gösterdi, müzik dinleme ve gazete yasağı kondu, Beni Sadr cumhurbaşkanlığı görevine getirildi.
 
İran’daki devrim, gerek hızlı gelişimi gerekse ciddi bir direnişle karşılaşmaması açısından dünyada büyük yankı uyandırdı. Hem milliyetçi hem de sol Marksist muhalifler, İslamcıların safında Şah’a karşı mücadele etmesine rağmen binlercesi devrim sonrasında idam edildi. 
 
1980 yılında komşu ülke Irak’ın saldırısı üzerine savaş patlak verdi. Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin, Şah rejiminden beri hak iddia ettiği bölgeleri ele geçirerek Basra Körfezi'ne açılmayı hedefleyen planını devreye soktu. Irak güçleri 1982 yılına kadar belirli bir ilerleme kaydetse de İran ordusu tarafından hep geri püskürtüldü.
 
1988’e kadar süren savaş Birleşmiş Milletler’in (BM) barış planıyla sona erdi. Savaşta Irak’ın kullandığı kimyasal silahlar nedeniyle on binlerce İranlı asker ve sivil yaşamını yitirdi. Batı karşı önemli bir güç haline gelen İran’da yakın döneme dair önemli bir gelişme cumhurbaşkanlığına 2005 yılında Mahmud Ahmedinejad’ın seçilmesi oldu.
 
Daha önce Tahran Belediye Başkanı olan Ahmedinejad'ın iktidarı döneminde, İran, yürüttüğü nükleer program konusunda geri adım atmayışıyla başta ABD olmak üzere Batılı hükümetlerle karşı karşıya geldi. 2006 yılından beri Birleşmiş Milletler'e bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun (UAEK) raporuyla Tahran’a yönelik yaptırımlar arttırılırken, İran’ın nükleer silah üretebileceği yönündeki endişeler Batıyla ilişkilerin ana eksenini oluşturdu.
 
Yönetim
 
İran’da siyasal sistemi 1979'da kabul edilen anayasaya göre oluşturulan yönetim yapısına göre işlemektedir. En yüksek devlet makamı şimdiki Ayetullah Ali Hamaney'in üstlendiği İran dini liderliğidir. Başkenti Tahran olan İran’da anayasa cumhurbaşkanlığını dini liderden sonraki en yüksek devlet otoritesi olarak tanımlar. Cumhurbaşkanı dört yıllık süreyle en fazla iki kez seçilebilir. 
 
İran Parlamentosu tek meclisli bir yapıya sahiptir. İran devrimi öncesinde yasama iki meclisli vardı ancak İran Senatosu yeni anayasa ile kaldırıldı. İran Parlamentosu dört yıllığına seçilen 290 üyeden oluşmaktadır. Yasama faaliyetini yürüten parlamento, uluslararası anlaşmaları değerlendirme ve ve ulusal bütçeyi onaylama yetkisine sahiptir.
 
İran; Birleşmiş Milletler, Bağlantısızlar Hareketi, İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) ve Petrol İhraç eden Ülkeler Örgütü (OPEC) kurucu üyesidir.
 
Toplum
 
İran’ın yaklaşık 75 milyonluk nüfusunun yüzde 46’sı Farslar, yüzde 33'ü Azeriler, yüzde yedisi Kürtler, yüzde üçü Araplar, geri kalanı da diğer etnik gruplardan oluşmaktadır. Okur yazar oranının yüzde 88 olduğu ülkede dini yapıda ise yüzde 90 oranında Şii Müslümanların hakimiyeti vardır. Sünni Müslümanların oranı ise yüzde sekiz civarındadır. Ülkenin resmî mezhebi olan Şiilik ve 12 İmam (İsna Aşeriye) inancı, ülkenin özellikle orta ve kuzey kısımlarında güçlüdür. 
 
Ekonomi
 
İran ekonomisi büyük ölçüde devlet merkezli yönetilen petrol üretimi ve ihracatına dayanır. Dünya petrol rezervlerinin yüzde 10’unu barındıran İran’ın günlük üretim miktarı 3,65 milyon varildir. İran bunun 1,7 milyon varilini ihraç etmektedir. OPEC tarafından belirlenen günlük petrol üretim kotası ise 4,11 milyon varildir.
 
2011 verilerine göre yüzde üç oranında büyüyen ülkenin Gayri Safi Milli Hasılası (GSMH) 412 milyar dolar seviyesindedir. Ülke ekonomisi, hizmet sektörü yüzde 45, sanayi yüzde 44 ve tarım yüzde 10 olmak üzere sektörler arasında dağılım gösterir. Kişi başına milli gelir ise 11 bin 755 dolar civarındadır.
 
İran’daki bütçe gelirleri yüzde 31,1 oranında vergiye, yüzde 60 petrole dayanmaktadır. Resmi rakamlara göre İran yönetimi bütçenin yüzde altısını sağlığa, yüzde 14’ünü eğitime, yüzde 13’ünü sanayiye ve yüzde yedisini de savunmaya ayırıyor.
 
Dış ticarete bakıldığında, ülkenin toplam ihracat gelirinin yüzde 80’lik kısmı petrolden sağlandığı dikkat çekiyor. Temel İhraç Kalemleri arasındas ham petrol, petrokimya ürünleri, sebze-meyve, halı ve fıstık bulunuyor. İhracat yapılan ülkeler arasında 17’lik oranıyla Çin birinci sırada geliyor, 
 
2010 rakamlarına göre Toplam 57 milyar dolar ithalar yapan ülkenin, temel ithalat kalemleri arasında sanayi hammadde ve ara ürünleri, gıda ürünleri ve diğer tüketim maddeleri, geliyor. İran en fazla yüzde 15’lik oranla Birleşik Arap Emirlikleri ve yüzde 13,4’le Çin’den ithalat yapıyor.
 
İran, doğalgaz rezervleri bakımından Rusya Federasyonu'ndan sonra dünyada ikinci sırada yer almakta ve ayrıca iki milyar ton demir, 1.3 milyar ton kömür ve 900 milyon ton bakır olmak üzere krom, kurşun, civa, manganez, kalay, tungsten ve altın rezervlerine de sahiptir. 
 
Tarıma en elverişli bölge olan Hazar Denizi kıyılarında başta tütün ve pirinç olmak üzere her türlü tarımsal üretim yapılmakta, sebze ve meyve üretilmektedir. Ülkenin başlıca tarım ürünlerini buğday, arpa, pirinç, pamuk, şeker pancarı ve çay teşkil etmektedir.
 
Küçük ve büyükbaş hayvancılığın yanında, Hazar Denizi ve Körfez'de yapılan balıkçılık ve havyar üretimi de önemli yer tutmaktadır. İmalat sanayii, başta tekstil ve gıda sanayileri olmak üzere plastik ve madeni eşya, mobilya, cam mamulleri, şeker ve çimento sanayileri ile elektrik-elektronik, otomotiv, petrokimya, demir-çelik gibi ağır sanayilerden oluşmaktadır.
 
Kaynak: Al Jazeera ve ajanslar

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;