Dosya

Türkiye-Suriye ilişkileri: İnişler ve çıkışlar

Şam'ın PKK’ya verdiği destek, su ve Hatay nedeniyle gergin ilişkiler Beşşar Esed’in iktidara gelmesiyle değişti, ayaklanmayla birlikte tamamıyla koptu.

Konular: Ortadoğu, Suriye, Türkiye, Beşşar Esed

Türkiye  910 kilometrelik en uzun kara sınırını Suriye ile paylaşıyor. Sınırın her iki yanında birbirleriyle akraba birçok aile bulunuyor, ancak bu dostluk iki devletin ilişkilerinin her zaman iyi olmasına beraberinde getirmedi. Ankara-Şam hattında hep inişler çıkışlar yaşandı.

Türkiye, kendi kurtuluş mücadelesini verirken, Suriye de Fransız mandasına boyun eğmemeye çalışıyordu. O dönemde iki ülkenin bağımsızlık mücadelesi veren unsurları yardımlaşıyordu.

Türkiye, 1923’de Cumhuriyet kurmayı başarırken, Suriye Fransız mandasına teslim oldu ve 1946’ya kadar da bağımsızlığını elde edemedi. Fransız yönetiminin İskenderun Sancağı adı altında yönettiği Hatay’ın Milletler Cemiyeti gözetiminde 1938’de bağımsızlığını ilan etmesi, bir yıl sonra da Türkiye’ye katılması, Arap milliyetçiliğinin kalbi Suriye’nin kabullenmekte güçlük çektiği bir mesele oldu. Hatay'ın, Suriye yönetiminin haritalarına dahil edilmesi ise ilişkileri hep zedeledi.

Türkiye’den doğup Suriye topraklarına doğru akan Fırat Nehri'nin havzasının yanı sıra, Dicle Nehri havzasını da kapsayan Güneydoğu Anadolu Projesi'ne 1980’de başlanması, yeni bir gerginlik kaynağı oldu. Türkiye, bu projenin su kaynaklarının daha verimli kullanılmasının bir aracı olarak görürken ve Fırat Nehri'nin sınır aşan sular hukuku kapsamında değerlendirilmesini isterken, Suriye, Fırat’ın uluslararası sular kapsamında değerlendirilmesini talep etti.

İki ülke arasındaki başka bir sorun da Şam yönetiminin 1979 yılında Kürdistan İşçi Partisi (PKK) lideri Abdullah Öcalan'ı topraklarına kabul etmesiyle başladı. Öcalan yıllarca Suriye’nin denetimindeki Lübnan’ın Bekaa Vadisi'nde ağırlandı, burada kurulan kamplarda PKK'lılara eğitim verildi ve örgütün kongreleri Suriye'de toplandı.

Savaş çanları

1998 yılında PKK liderinin Suriye'den çıkarılmasını isteyen Türkiye, peş peşe sert açıklamalarda bulundu. 16 Eylül'de dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş, Hatay'ın Reyhanlı İlçesi'ndeki hudut birliğini ziyaret etti ve "Bazı komşularımız, özellikle ismini açıkça söylüyorum Suriye gibi komşular iyi niyetimizi yanlış tefsir ediyorlar. Her fesat Suriye’den çıkıyor. İyi niyetimize karşılık alamazsak her türlü tedbiri almaya hak kazanırız. Artık sabrımız kalmadı" dedi.

Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise "Suriye'ye karşı mukabelede bulunma hakkımızı saklı tuttuğumuzu ve artık sabrımızın taşmak üzere olduğunu bir kere daha tüm dünyaya ilan ediyorum" sözlerini kullandı. Gazetelerin sayfalarını savaş haberlerinin kapladığı günlerdi ve Türkiye ordusu sınıra askeri yığınak yapıyordu.

Taraflar arasında dönemin Mısır lideri Hüsnü Mübarek arabuluculuğa soyunurken, 7 Ekim tarihli Hürriyet gazetesi "Bir ucundan girer diğerinden çıkarız" başlığıyla duyurduğu haberinde bir generalin "Eğer bir savaş çıkarsa ve emir verilirse sabah Suriye sınırından geçeriz öğleden sonra ise Şam’da oluruz" açıklamalarına yer verdi. Gazeteler vur emri bekleyen askerler, gökyüzündeki uçaklar ve sınırdaki hareketliliği gösteren fotoğrafları yayınlarken, Ankara Hüsnü Mübarek'e Suriye-PKK ilişkilerini içeren bir dosya verdi. Dosyada Öcalan'ın evinin açık adresi, arabalarının görüntüleri ve PKK'lıların evlerini koruyan Suriye istihbarat mensuplarının fotoğrafları da bulunuyordu.

Aynı günlerde Türkiye İskenderun Körfezi'nde bir askeri tatbikat düzenledi, Suriye ise Öcalan'ı gönderecek bir ülke aramaya başladı. Abdullah Öcalan, Şam Havalimanı'ndan 9 Ekim 1998 tarihinde tarifeli bir yolcu uçağı ile Atina'ya hareket etti. Şam yönetimi, Ankara'ya Öcalan'ın kendi topraklarında olmadığını bildirdi.

Öcalan’ın sınır dışı edilmesi sonrasında, 20 Ekim 1998 tarihinde imzalanan Adana Protokolü ile Türkiye-Suriye ilişkileri hızlı bir iyileşme sürecine girdi.

Sezer’in jesti

Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, 2000 yılında Suriye Devlet Başkanı Hafiz Esed’ın cenaze törenine gitmesi, bu ivmenin mihenk taşlarından biri oldu. Hemen ardından Suriye Başkan Yardımcısı Abdülhalim Haddam, Ankara’yı ziyaret etti.

Beşşar Esed’in Temmuz 2000’de başlayan iktidarı ve özellikle 2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Türkiye’de işbaşına gelmesi ile birlikte karşılıklı üst düzey ziyaretler hız kazandı.

Dönemin Suriye Dışişleri Bakanı Faruk Şara, Ocak 2003’te yıllar sonra iki ülke arasındaki ilk üst düzey ziyaret için Türkiye’ye geldi.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak işgalinde Türkiye topraklarını da kullanmaya ilişkin tezkerenin, 1 Mart 2003’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde reddedilmesi, Irak işgaline karşı olan Şam ile Ankara'nın yakınlaşmasına yol açtı.

Suriye, Türkiye ve İran, Nisan 2003’te üçlü bir anlaşma imzaladı. Anlaşmanın dikkat çeken maddesi, bağımsız bir Kürt devletinin engellenmesi konusundaki irade beyanıydı.

Tarihte bir ilk

İki ülke ilişkilerindeki olumlu gidişat, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in 2004 yılında Türkiye’ye yaptığı resmi ziyaret ile en üst noktaya çıktı. Bağımsız Suriye tarihinde ilk defa Suriye Devlet Başkanı Ankara’ya geliyordu.

Aralık 2004’te Suriye’ye resmi ziyaret yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da konuyla ilgili olarak, "Uzak olan ilişkilerin nasıl yakınlaştığının göstergesidir" ifadesini kullandı. Suriye Başbakanı Naci Otri ise, “İlişkilerimiz gelecekte her alanda daha da gelişecektir” dedi.

Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ise 13-14 Nisan 2005 tarihlerinde Suriye’de temaslarda bulundu. Üst düzey ziyaretler bu tarihten sonra da devam etti.

Suriye ve Türkiye, bu dönemde siyasi ilişkilerin gelişmesine paralel olarak başta ticaret olmak üzere, kültür, turizm, güvenlik, gümrük, ulaştırma, tarım gibi birçok alanda ortak projeler hayata geçirdi.

Ocak 2007 itibariyle Türkiye-Suriye Serbest Ticaret Anlaşması’nın yürürlüğe girmesi son dönemde ikili ilişkilerde elde edilen kazanımların bir sonucu oldu.

2008 yılında Türkiye’nin Suriye ile İsrail arasında arabulucu olarak rol aldığı görüşmeler, herhangi bir sonuca ulaşamadı. Yıl sonunda İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılar sonrasında, Türkiye-İsrail ilişkileri çözülmeye başladı.

Esed ile Erdoğan arasındaki yakın ilişkiler, liderlerin aileleriyle birlikte Ağustos 2008’de Bordum’da tatil yapacak kadar iyi bir dönemden geçti. 

İki ülkenin orduları, sınır bölgelerinde 27 Nisan 2009 tarihinde başlayan üç günlük bir askeri tatbikat düzenledi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Şam’a 15-16 Mayıs 2009 tarihlerini kapsayan bir ziyaret düzenledi.

Tutulmayan reform tavsiyeleri

Bütün bu süreç içinde, Ankara, Şam rejimine ilki 2005 yılında olmak üzere sık sık 'reform' tavsiyesinde bulundu. İki ülkenin ortak bakanlar kurulu topladığı, vizelerin kalktığı ve ilişkilerin zirve yaptığı dönemin ardından Arap coğrafyasında isyanlar 2010 yılının sonlarında başladı. İsyan dalgası 2011 başlarında Suriye’ye ulaştı, rejim karşıtlarının ayaklanması ve ordu birliklerinin sert müdahalesi ülkenin bilinmez bir sona doğru gittiğinin ilk işaretleri oldu.

İsyanın ilk günlerinde Türk yetkililer, aşırı güç kullanımına rağmen, halkın önemli bir kısmının Esed’i desteklemeyi henüz bırakmadığını düşünüyordu. Bu nedenle reform çağrılarını daha kuvvetli bir biçimde yapmaya başladı.

Bu amaçla Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu 6 Nisan 2011’de Şam’a gitti ve 'Olağanüstü Hal'in kaldırılmasını, Kürtlere kimlik verilmesini ve ordunun şehirlere sokulmamasını tavsiye etti. Hatta o günlerde, reform konulu bir konuşma yapması beklenen Beşşar Esed’e yararlanması için bir konuşma metni taslağı bile gönderildi, ancak Esed beklenen konuşmasını 15 Nisan’da yaptığında, Ankara’nın tavsiyelerine uymadığı anlaşıldı.

28 Nisan 2011’de de Recep Tayyip Erdoğan’ın 'özel temsilcisi' sıfatıyla MİT Başkanı Hakan Fidan, Şam’a gitti. Fidan’ın ziyaretinden bir gün sonra, ülkedeki şiddeten kaçan Suriyeli ilk sığınmacılar Türkiye’ye ulaştı.

İlişkiler kopuyor

7 Mayıs 2011’de Davutoğlu reform çağrısını yineledi. Ağustos ayında bir kez daha Şam’a giderek, Esed ile 6,5 saatlik bir görüşme yaptı. O görüşmede reformla ilgili 14 maddelik bir yol haritası çıkarıldı, ancak çok geçmeden Esed’in bu haritaya uymayacağı anlaşıldı. 11 Ağustos 2011’de Erdoğan şu açıklamayı yaptı:

"Ben lafı eğip bükmeyi sevmem, samimi bir ifadeyi burada kullanmak istiyorum. Deniz tükenmektedir, bu yol çıkmaz sokaktır. Dökülen kan, halkınızla aranızdaki bağı kopartıyor. Her damla kan, uluslararası toplumu size karşı önlem almaya biraz daha yaklaştırıyor."

DOSYA: SURİYE'DE İÇ SAVAŞ


Ancak bu çağrılara da uyulmayınca Davutoğlu 15 Ağustos’da "Artık Suriye ile konuşulacak bir şey kalmamıştır" açıklamasını yaptı ve Kasım ayında Şam yönetimine karşı, mali varlıklarının durdurulması, Suriye devlet bankaları ile ilişkilerin kesilmesini, ticari ve ekonomik ilişkilerin dondurulmasını ve Suriye ordusuna silah ve askeri malzeme tedarikinin durdurulmasını da kapsayan yaptırımlar uygulayacağını açıkladı.

2010 yılında 2,5 milyar dolara ulaşmış ticaret hacmi hızla düşerken, Türkiye’ ye sığınan Suriyeli mülteci sayısı da aynı hızla artmaya devam etti ve 2013 yılında toplamda yarım milyonu geçti.

Suriyeli muhalifler İstanbul'da ofis açarken, silahlı muhalif girişim Özgür Suriye Ordusu’nun liderliği de Türkiye’nin Suriye sınırındaki Hatay kentinde konuşlandı.

Türkiye’nin Şam Büyükelçiliği 2012 Mart ayında kapatıldı.

Düşen savaş uçağı

22 Haziran 2012’de Suriye, Türkiye’nin bir savaş uçağını düşürdüğünü iddia etti, uçaktaki iki pilot öldü. Uzun incelemelerden sonra Suriye tarafından atılan bir füze isabet etmese de, uçağın, füzenin havada patlamasıyla oluşan etki nedeniyle kontrolden çıktığı anlaşıldı. Ancak Türkiye, uçağının düşmesinden sonra angajman kurallarını değiştirerek, Suriye tarafından gelen her türlü mermi ve saldırı için anında yanıt vermeye başladı.

Suriye rejimi ise, Türkiye’nin muhalif unsurlara para ve silah yardımı yaptığını iddia ediyor.

Reyhanlı saldırısı

11 Mayıs 2013’de Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde bombalı 2 aracı patlatarak 5’i çocuk 52 kişinin ölmesine 130 kişinin de yaralanmasına neden olan 18’i tutuklu 2’si Suriye uyruklu 33 sanık hakkında hazırlanan iddianamede de sanıkların Suriye istihbarat örgütü ile ilişkili olduğu savına yer verildi.

Kaynak: Al Jazeera

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;