Görüş

ABD, Fransa ve diğerleri

Final maçının sonucu 2000'ler boyunca ABD ve dünya basketbolu arasında daralan makasın tekrar ne kadar açıldığını gösteriyor. Şu anda Fransa hariç, basketbolda söz sahibi ülkeler büyük düşüşte. Spor Yazarı Kaan Kural, Dünya Kupası'nı Al Jazeera'ye değerlendirdi.

Konular: Spor, Basketbol
ABD şampiyonadaki tüm maçlarını 21 sayı ve üzerinde farkla kazandı. [Fotoğraf: AFP]

Daha ilk yarıda belli oldu finalin sonucu. Hem de çok ağır şekilde belli oldu. ABD zaten diğer bütün avantajlarının yanına iyi şut attığı bir günü de ekleyince aradaki fark saçmasapan oluyor. Dünya Kupası finalinde gördük. 3 çeyrekte 105 sayı attı ABD. Turnuva boyunca en iyi oyuncusu olan Anthony Davis'in erken faul problemine girip hemen hiç oynamadığı bir 3 çeyrekten bahsediyoruz üstelik.

Tüm maçlarını 20 üzeri farklarla kazandı ABD Dünya Kupası'nda. Açılış maçı Finlandiya ve kapanış maçı Sırbistan karşılaşmalarını ise maç olmaktan çıkardı. Hak ederek, açık farkla herkesten üstün olduğunu net şekilde ispatlayarak şampiyonluğa güle oynaya ulaştı. Final elbette akıllarda çok daha derin bir i z bırakacaktır ama turnuva boyunca da o maça kadar pek potansiyeline ulaşamamış bir ABD izlemiştik. Faried-Davis ikilisinin pota altı üstünlükleri ve her pozisyonda inanılmaz atletizm avantajıyla farkı yaratıyorlardı. Ama zaman zaman dağınık, yapısal olarak sorunlu bir ABD izledik. Final hariç Faried, Davis ve Thompson'ın iyi performans verdiği, Harden ve Irving'in de çok istikrarlı olmasa da destek verdiği bir takımdı ABD. Plumlee, Drummond ve DeRozan zaten rotasyon dışı, Cousins, Gay, Rose ve Curry ise beklentilerin altında oynadılar.
 

İspanya bu turnuvadan sonra çekirdeği Rudy-Navarro-Gasol'ü kaybedecek ve galiba uzunca bir süre Avrupa'nın efendisi unvanı Fransa'da olacak.

by Kaan Kural

Buna rağmen turnuvayı silip süpürdü ABD. Üstelik en iyi kadrosuyla da gelmemiş bir ABD'den bahsediyoruz. Bu sonuç her şeyden önce 2000'ler boyunca ABD ve dünya basketbolu arasında daralan makasın tekrar ne kadar açıldığını gösteriyor. Şu anda Fransa ve kısmen Hırvatistan hariç (ki onlar da bu kadar yumuşak kaldıkları sürece asla üst düzey olamayacaklar) dünya basketbolunda söz sahibi bütün ülkeler büyük düşüşte. Bu döngü değişmeden de bu farkın yeniden mantıklı bir sınırın altına inmesi imkansız görünüyor.

ABD aradaki farkı net şekilde ortaya koyup final maçını da gövde gösterisi havasına sokarak rahat şekilde hak ettiği şampiyonluğa ulaştı. Ama turnuvanın ABD dışında iki yıldızı daha vardı. Bir de belki şampiyonluk kadar önemli bir hayalkırıklığı.

Fransa, dünya basketbolunda yükselişte olan belki de yegane üst düzey ülke. Ama İspanya'ya gelirken Tony Parker'dan yoksun olmaları onların şansını bayağı düşürdü kağıt üzerinde. Parker sadece takımın en büyük yıldızı değil, düzenin temelindeki en önemli parça. Ancak Fransızlar Parker olmadan da neler yapabileceklerini bronz madalyaya uzanıp, aynı zamanda iki favoriden birini yenerek gösterdi. Heurtel, Parker'dan çok farklı bir oyuncu. Yetenek olarak da aynı cümlede telaffuz etmek imkansız belki ama Heurtel'le başka bir takım oluyor Fransa. Diot da destek verince oynayan değil oynatan bir oyun kurucu, Fransa'nın diğer önemli parçaları Batum, Diaw ve Gobert gibi isimlerin de değerini katlıyor. Batum bütün diğer üstün yeteneklerine şut isabeti de ekleyince zaten bir kademe atlayıp süper yıldız statüsüne tırmandı. Efsane bir yarı final oynadı. Ama esas Diaw takımın kalbinde her şeyi yapan oyuncu olarak yüceldi. İspanya bu turnuvadan sonra çekirdeği Rudy-Navarro-Gasol'ü kaybedecek ve galiba uzunca bir süre Avrupa'nın efendisi unvanı Fransa'da olacak. Bunu zaten tahmin ediyorduk. Kupa sadece teyid etti.

İspanya nasıl 52'de kalır?

İspanya demişken kupanın en büyük sürprizi ve en büyük hayalkırıkığı da finalin iki mutlak favorisinden biri olan ve hatta grup maçları sonrası ABD'yi yenebileceği düşünülen İspanya'nın elenmesi oldu. Tek maçlı bir düzende her şey olabilir. İspanya'nın elenmesi de her ne kadar sürpriz olsa da sporun doğasına çok aykırı bir durum değil. Çok kötü bir güne denk gelir takım, rakibin de aşırı iyi şut attığı bir maç olur. Sonuç beklenmedik olur.
 

Kupanın en büyük sürprizi ve en büyük hayalkırıkığı da finalin iki mutlak favorisinden biri olan ve hatta grup maçları sonrası ABD'yi yenebileceği düşünülen İspanya'nın elenmesi oldu. Tek maçlı bir düzende her şey olabilir.

by Kaan Kural

Ancak ilk 6 maçını harika oynayan mutlak favori İspanya'nın elenmesinden çok nasıl elendiği daha şaşırtıcı oldu. Çeyrek finalde Fransa önünde 52 sayıda kaldı İspanya. Turnuvada 88 ortalamalı bir takımdan bahsediyoruz. Yaklaşık 15 yıldır birarada oynayan ve takım olmaya en yakın ve yatkın bir kadrodan. Hiçbir çeyrekte 15 sayıyı aşamadılar. 2/22 üç sayı isabeti sadece Fransa'nın savunması veya İspanya'nın kötü günüyle açıklanabilecek bir oran değil. Zaten Fransa da 6/24 attı sadece.

Felaket bir turnuva geçiren Rubio'nun sahada çok tutulması, diğer koç tercihleri de açıklamaya yetmez. Veya İspanya'nın belki de en istikrarlı en bilerek oynayan ismi Marc Gasol'ün son 4 sezondaki açık ara en kötü maçını çıkarması vs de bu durumu anlatmaya yetmiyor. İspanya bir türlü giremedi maça. Diaw, Gobert ve Heurtel çok özel bir maç çıkardı evet… Ama 52'de kaldı İspanya… Üstelik o maça kadar herhangi bir sorun gözükmediği halde. Bunu anlamak da anlatmak da güç. Zaten bu yüzden turnuvanın şoku oldu.

Fransa ile birlikte ikinci kazanan ise Sırbistan oldu. Son yıllarda Sırbistan'ın 'düşük top sayısı, yüksek fundamental' temelli basketbol anlayışı iyiden iyiye demode oldu. Ama uygulama bazen stratejiden önemli oluyor. Grupta sadece Mısır ve İran'ı yenen, 3 yenilgi alan Sırbistan, 2. turdan itibaren bambaşka bir görüntü kazandı. Ve bunda 3 kişi başroldeydi. Birincisi büyük maçlarda genelde beklentilerin altında kalmasıyla ünlü Milos Teodosiç. İlk defa yeteneklerinin hakkını verdi. Hatta fazlasını. Hem bir numaralı atıcı, hem de hazırlayıcı oldu. Maestro gibi yönetti Sırbistan'ı. En kritik topları kullandı ve takımını finale taşıdı. Önce yenilgisiz Yunanistan'ı, sonra tek yenilgili grupta mağlup oldukları Brezilya'yı perişan ettiler. Ardından da çıldıran Batum'a rağmen Fransa'yı devirirken hep başroldeydi Teodosiç.

Teodosiç'le beyaz sayfa

İkinci isim koç Djordjeviç. Sadece Teodosiç'i psikolojik olarak hazırlaması bile takdiri hak ediyor. Belki kendi de yıldız bir oyun kurucu olmasının katkısı vardır. Ama bunun yanında taktik becerileri de Sırbistan'a evrim yaşattı. Öncelikle Markoviç'i Teodosiç'in yanına monte ederek hem topla oynayabilen oyuncu sayısını 3'e çıkardı hem de Teo'nun savunmada yıpranmasını önleyecek tamamlayacak ismi buldu. Ayrıca Bjelica'yı temel parça yaparak Sırbistan'ı temposuzluktan ve demode oyundan bir nebze çıkardı. Krstiç, Stimac, Katiç gibi isimler yerine Radujlica ile oynaması bile bu Sırbistan'ın sıkıştığı oyundan ne kadar uzaklaşmak istediğinin göstergesi.

Üçüncü isim ise elbette Bjelica. Belki Sırbistan adına turnuvanın yıldızı Teodosiç ama bu takımı farklı kılan, evrim geçirmesini sağlayan en önemli isim kesinlikle Bjelica. Sırbistan'ı da gömülü kaldığı 2000'ler oyunundan biraz 2010'lara yaklaştıran isim oldu.

Turnuvanın en iyi beşini Teodosiç, Irving, Batum, Faried, Gasol olarak belirledi FIBA. Ben de takımlar için taşıdıkları anlam ve başarıdaki rolleri açısından bir 'en önemli beş' seçerek kapatayım: Heurtel, Thompson, Diaw, Bjelica, Faried. İkisine birden giren tek oyuncu Faried. MVP'yi de büyük oranda final performansı sayesinde seçilen Irving yerine kimin hak ettiğini düşündüğümü oradan çıkarabilirsiniz.

Kaan Kural 1974 Ankara doğumlu. Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi'ni bitirdikten sonra 1996'da Yeni Yüzyıl'da başladığı basketbol yazar ve yorumculuğu kariyerine Sabah, Vatan ve NTV'de devam etti. Halen D-Smart'da çalışıyor.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: Al Jazeera

Kaan Kural

Basketbol yazarı ve yorumcusu Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;