Görüş

Afganistan seçimleri dönüm noktası olabilir

Afganistan'da 5 Nisan 2014'te yapılan cumhurbaşkanlığı seçimleri, son 40 yıllık süreçte Sovyet işgali, iç savaş ve Taliban tehlikesi ile ağır travmalar yaşayan ülke ve halkı için önemli bir sıçrama noktası olabilir.

Afganistan'da cumhurbaşkanlığının en güçlü adayı konumundaki Zalmay Resul, uluslararası toplum tarafından destekleniyor. [AP]

Afganistan'da 5 Nisan 2014 günü yeni cumhurbaşkanı ve il konseylerini belirlemek için yapılan seçimler, hem ülke hem de Afgan halkı açısından kayda değer bir başarı teşkil etti. Zira son 40 yılda iktidara gelen Afgan liderlerin pek azı, başkent Kabil'in merkezindeki büyük sarayı kendi iradesiyle ve barışçıl şekilde ya da sağ olarak terketti.

Anayasaya göre üçüncü kez aday olamayan mevcut Cumhurbaşkanı Hamid Karzai ise eski bir devlet memuru olarak emekli olmaktan mutlu olduğunu defalarca dile getirdi ki, bu bile başlı başına ülkesine bıraktığı önemli bir miras sayılır.

Ciddi bir şiddet yaşanacak olması ve yolsuzluk beklentilerine rağmen, Afgan halkı için sandık başına gitmekten başka alternatif yoktu. Yeni bir cumhurbaşkanı seçilmeli ve siyasi geçiş gerçekleşmeliydi. Seçimler (uluslararası destek ve finansman ve yanı sıra Afgan Ulusal Güvenlik Güçleri'ne yönelik uluslararası askeri destek ile) bizzat Seçim Kurulu tarafından organize edilirken, Taliban'ın tehditlerine rağmen sandık başına gidilmesi de ayrı bir gurur kaynağı oldu.

Cumhurbaşkanı adayları

Şu aşamada üç isim yarışı önde götürüyor gibi dursa da bunlardan hiçbirinin tam bir çoğunluğa ulaşma ihtimali yok; dolayısıyla ufukta ikinci tur seçimler görünüyor.

Afganistan'ın eski Maliye Bakanı Eşref Gani'nin, eski Dışişleri Bakanları Zalmay Resul ve Abdullah Abdullah karşısında son derece dişli bir rakip olduğu aşikar.

Adayların Twitter'daki takipçi sayılarını kıyaslayacak olursak; Resul'un 1.600 civarındaki takipçisine karşılık, Gani'nin 13.000 takipçisi bulunuyor. Ancak burası Afganistan; dolayısıyla sosyal medya ve kamuoyu yoklamaları, halk desteğini tespit etmek açısından doğru bir ölçüt değil. Liderlere büyük kalabalıklar, tabandan gelen bir aşiret desteği ve güçlü finansörler lazım.

Zalmay Resul, gelecekteki cumhurbaşkanı profiline çok iyi uyuyor. Adaylar içinde en az ayrıştırıcı olan ve öyle görünüyor ki, aylarca süren tartışmalar ve belki de kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklar neticesinde üzerinde anlaşmaya varılan isim o. Ayrıca eli kanlı bir aday da değil.

Kimileri Resul'u zayıf bulsa da, zayıf birinin Afganistan'da böyle yüksek bir mevkide tutunabilmesi zor. 71 yaşındaki Resul, diğer tüm adaylardan daha yaşlı; o yüzden de iki dönem görev yapabilme ihtimal düşük.

Aslen Peştun olan Resul, böylelikle bir yandan etnik çoğunluk kartını elinde tutarken, diğer yandan (biri kadın olan) cumhurbaşkanlığı yardımcılığı makamı adayları ile de ülkede önemli bir yere sahip Tacik ve Hazara toplumlarına hitap ederek azınlıklara da önem verdiğini gösteriyor. Daha önemlisi Resul de, tıpkı 2001 yılındaki Karzai örneğinde olduğunu gibi, pek tanınmış bir isim değil.

Afgan halkı, bunca kan dökülmesine sebebiyet veren savaşlardan ve diktatör liderlerden bıkmış durumda. Resul ise Karzai'nin erkek kardeşinin cumhurbaşkanlığı yarışından çekilerek destek verdiği bir koalisyon ve uzlaşı adayı. Tüm bu açılardan meşhur Arg Sarayı'na taşınmaya hazır görünüyor.

Afganistan'ın müstakbel liderinin bir diğer sorumluluğu da, halkın ve özellikle de gençlerin, kendisine ve ekibine inanmasını sağlamak olacak.  

by Dominic Medley

Şimdi ne olacak?

Anayasaya göre, olası ikinci tur seçim de dahil her şeyin Mayıs sonuna kadar kararlaştırılması gerekiyor. Fakat 2009 yılındaki seçimler, yaygın usulsüzlükler yüzünden sonu gelmeyen bir şikayet sürecine yol açmıştı. Bahsi geçen seçimlerde ikinci tura gidilecekken, o yıl Karzai'ye karşı yarışan Abdullah çekilme kararı aldı. Seçim sonucu Kasım'da açıklandığı halde, Karzai'nin göreve başlaması Aralık ayını buldu.

İşte tam da bu noktada bir belirsizlik söz konusu. İkinci tur seçim için muhtemelen oylamanın Temmuz'da başlayacak olan Ramazan'dan önce yapılması gerekiyor. Yani Ağustos'tan önce teyitli bir netice çıkması mümkün değil.

Bu durumda, kazanan derhal iktidarı devralacak mı, yoksa yeni bir hükümet kurmak için haftalar, hatta aylar alacak bir müzakere ve uzlaşma süreci mi gerekecek? İlk turda kesin galibiyet kazanan olursa, o isim yönetimi ele almaya daha hevesli ve iktidara gelme konusunda daha güçlü bir konumda olacaktır. Fakat sonucun ikinci tura kalması süreci uzatır. 

Seçimler nispeten sorunsuz geçer ve gerek seçmenler gerekse de tüm kilit siyasi oyuncular açısından kabul edilebilir bir şekilde sonuçlanırsa Afganistan, Ramazan'ın öncesinde veya en geç hemen sonrasında yeni liderine kavuşabilir. Bu süreçteki yaşanacak herhangi bir gecikme ise daha fazla istikrarsızlık yaratmaktan öteye gitmeyecektir.

Afganistan'ın güvenliği ve geleceği

Afganistan'daki güvenlik ortamı dengesizliğini korurken, seçim sürecini bozma tehdidinde bulunan Taliban, ülke çapında sansasyonel saldırılar düzenlemeye başladı.

Ülkedeki uluslararası güçlerin yakın zamanda çekilecek olması ise bu durumun daha da karmaşık hale gelmesine neden olabilir. NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti'nin (ISAF) savaş görevi 2014 sonu itibarıyla biteceğinden çoğu yabancı asker de ülkeden ayrılmak durumunda kalacak.

Son birkaç yıldır ülkenin savunmasında Afgan ordusu ve polisinin öne çıkması, olası güvenlik pürüzlerine rağmen, uluslararası savaş misyonun sona ermesi gerekli kılıyor. 2009 seçimleri sırasında ortada Afgan güvenlik gücü namına pek bir şey yoktu. Oysa şimdilerde Afgan güvenlik güçleri, kararlılıkla operasyonların denetimini ele alıyor ve halkın oy verme şansını güvence altına almak için çalışıyorlar.

Elbette Afgani güvenlik yapılanmasının eğitim, finansman ve teçhizat eksiklikleri hâlâ var. Ancak bunlar da NATO'nun 2014 sonrasında sunmaya hazırlandığı yeni eğitim, öneri ve yardım misyonu ile giderilecek.

Cumhurbaşkanı Karzai'nin ABD ile askerlerin Afganistan'da kalmasına izin veren ABD-Afganistan İkili Güvenlik Anlaşması'nı imzalamamasının yarattığı endişeler söz konusu. Bu tür bir anlaşma, yeni NATO misyonu için de gerekli. Karzai, anlaşmaya imza atmamak suretiyle kendisini yabancıların Afganistan'da kalmasına izin veren kişi pozisyonuna sokmaktan sakınıyor.

Lakin bu seçimlere katılan tüm cumhurbaşkanı adayları anlaşmayı imzalayacaklarını açık bir şekilde belirttiler. Sağduyulu bir askeri planlama yapılmakta olan ülkeden beklenen, yeni lider göreve gelir gelmez anlaşmaya imza atılması.

İkili Güvenlik Anlaşması, Afganistan ve uluslararası toplum için muazzam bir güven artışı ve ilişkilere yeni bir ayar verme fırsatı sağlayacak. Ülkenin karşı karşıya olduğu büyük sorunlarla mücadele etmeye hazır yeni bir cumhurbaşkanı ve yeni bir hükümet sayesinde herkes, Karzai ile ABD arasındaki zayıf ilişkilerin yol açtığı çıkmazı geride bırakabilir.

Yeni cumhurbaşkanını bekleyen ilk zorluk, Pakistan ile olan barış sürecini ve ilişkileri canlandırmak olacak. Bunlara ilaveten, güvenlik personeli destek ve eğitimleri ile yolsuzluk ve yoksulluk meselelerinin de acilen ele alınması şart. Afganistan'ın müstakbel liderinin omuzlarındaki bir diğer büyük sorumluluk da, uluslararası toplumun desteği ve maddi yardımı halen arkasındayken, halka ve özellikle de gençlere güç vererek önümüzdeki 5 yıllık görev süresi için kendisine ve ekibine inanmalarını sağlamak.

Süregelen çatışmalar ve geleceğe dair sorunlara rağmen Afganistan için hâlâ umut var. Afganların büyük çoğunluğu, ülkelerinde çok önemli değişikliklere ve ister inanın ister inanmayın, fırsatların bol olduğu daha barışçıl dönemlere tanık oldu.

1980'lerdeki işgal sırasında Sovyetler Birliği sivil ölümlerini umursadı. 1990'larda iç savaş yüzünden şehirler her gün üzerlerine yağan binlerce roketle harabeye dönüştü. 1996'dan 2001'e kadar geçen Talibanlı yıllar ise Afganistan'ı adeta Orta Çağ'a geri götürerek milyonlarca insanı görülmemiş bir zulme uğrattı.

2014 seçimleri, Afganistan'ın travmalarla dolu geçmişini arkasında bırakıp ileriye doğru adım atması için bir şans.

Dominic Medley, 2010-2013 yıllarında Afganistan'da NATO Sivil Sözcüsü olarak görev yaptı. 2002'den sonra Afganistan'ın başkenti Kabil'de medya dersleri verdi ve Birleşmiş Milletler Basın Bürosu'nda çalıştı. Judith Barrand ile birlikte 'Kabul: The Bradt Mini Guide' (2003) başlıklı kitaba imza attı.

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera'nın editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Dominic Medley

2010-2013 yıllarında Afganistan'da NATO Sivil Sözcüsü olarak görev yaptı. 2002'den sonra Afganistan'ın başkenti Kabil'de medya dersleri verdi ve Birleşmiş Milletler Basın Bürosu’nda çalıştı. Judith Barrand ile birlikte 'Kabul: The Bradt Mini Guide' (2003) başlıklı kitaba imza attı.   Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;