Görüş

Askeri darbe sonrası Türk-Mısır ilişkilerinin geleceği

Darbe dolayısıyla gerileyen ilişkilerin kısa vadede düzelmesini beklemek güç. Türkiye bölgedeki yumuşak gücünü yansıtma konusunda geri kalırken, Mısır'ın ekonomik kaybı büyük.

Muhammed Mursi ve Recep Tayyip Erdoğan görüşmesinde basın mensuplarına poz veriyorlar.
Türkiye, Mursi döneminde Mısır'da yeni hükümete destek vermiş ve ilişkileri geliştirmek için adımlar atmıştı. [AA]

General Abdulfettah Sisi komutasındaki Mısır ordusunun modern Mısır tarihinin ilk seçilmiş cumhurbaşkanını azletmesiyle birlikte Türkiye, yaşananları askeri darbe olarak gördü ve şu üç temel veriden hareketle bu tutumu güçlü şekilde savundu:

İlk olarak, Mısır'da yaşananlar ne bölgesel düzlemde ne de uluslararası düzlemde önemsiz ve basit olarak değerlendirilebilir. Mısır'la ilişkisi olan devletler yaşanan değişimin hacmini ve olayın Mısır'la ikili ilişkiler düzleminde taşıdığı yankıları dikkate alarak tutumlarını ortaya koydular. İçlerinden bazıları darbeye destek verdi ve devrim olduğunu belirtti. Bazıları ise tablonun veya darbenin netleşmesini bekleyerek kendi çıkarlarını korumak için bir tanım getirmedi. Afrika Birliği de bazı devletler gibi "bu bir darbedir" dedi ve Mısır'ın üyeliğini askıya aldı.

Bu yüzden Türkiye'nin de tıpkı diğerleri gibi kedi görüşünü ortaya koyması hakkı. Özellikle de yaşananlar bölgesel komşusunda meydana gelirken, bölgesel veya iç düzlemde kendisine yansıyacakken ve özellikle Mübarek sonrası dönemde doğmuş yeni demokrasiye destek için büyük çaba harcamışken… Dolayısıyla Türkiye'nin görevi açıkça "bu yolla meşru seçimlerin sonuçlarının değiştirilmesi askeri bir darbedir" demesini gerektiriyordu. İktidarda ve muhalefette kimin olduğu bir yana bu ilkesel bir tutumdur.

İkinci olarak, Türkiye, Mısır olaylarına Türk tarihinin objektifinden bakıyor. Zira Türkiye'de ordu uzun yıllar boyunca siyasi hayatta oldukça kötü bir rol oynadı. Beslendiği halk desteğine rağmen ordu, ülke şartlarının özellikle de 1960, 1971, 1980 ve 1997 yıllarındaki askeri müdahale dönemlerinde benzeri görülmemiş bir düzeyde kötüleşmesine katkıda bulunan kötü bir etken oldu.

Türklerin nazarında tarih Mısır'da tekerrür ediyor. Mursi ile yaşandığı gibi Türk ordusu 1960 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nde demokratik yolla seçilmiş ilk başbakan olan Adnan Menderes'i devirmiş, yargılamış ve iki bakan arkadaşıyla birlikte idam etmişti. Bu yüzden Mısır'da yaşananlara bakış daima Türkiye'den yansımalarla yapılıyor.

Üçüncü olarak, Mısır'da yaşananlara sessiz kalmak, Türkiye içinde yorumlanabilir, Türk muhalefetini ve keza darbeci Ergenekon ağının unsurlarını benzer bir adım atma girişimine teşvik edebilir. Özellikle de AK Parti'nin, 2007 yılında yasal olmayan bir şekilde iktidarın yolunu kesme girişiminden zorlukla kurtuluşu göz önünde bulundurulduğunda.

Ayrıca parti Mısır'da yaşanan darbeden önce dahi Türkiye'de darbe ihtimalini en azından teorik olarak henüz sonlandırmış değildi. AKP daha sonra, Türk ordusunun anayasadaki rolüyle ilgili 35. maddeyi düzelterek buna hız verdi. Bu madde ülkedeki askeri darbeleri haklı çıkarmak için birçok kez kullanıldı. Şöyle ki, düzenleme 17 Temmuz 2013'te yani Mısır'daki son darbeden kısa bir süre sonra kabul edildi. Bunu, aralarında Genelkurmay Eski Başkanı İlker Başbuğ'un da bulunduğu darbe planına karışanların Ağustos ayındaki dava izledi.

Gerginlikten diplomatik ilişkilerin düşürülmesine

Bu açık tutum Türkiye ile Mısırlı yetkililer arasında Ankara'nın yaşananlara yönelik ilkesel tutumuna vurgu yaparcasına bir itip kakışmaya götürdü. Taraflar arasındaki ilişki süratle kötüleşti. Özellikle de Türk tutumunu Mısır'ın gerginliği tırmandırması (Mısırlı yetkililerin milliyetçi duyguları körüklemesi ve yürütülen sert kampanyayı İhvan ile Türk hükümeti arasında Kahire'nin İhvan'ın uluslararası örgütü adını verdiği metodolojik bağlantı için kullanması) karşıladı.

Hüseyin Avni Botsalı
Mısır'da darbe yönetimini sıkça eleştiren Türkiye'nin Mısır Büyükelçisi Hüseyin Avni Botsalı'dan ülkeyi terketmesi istenmişti.
[[AA]]

Bu itişip kakışmalar diplomatik ilişkilerin gerginleşmesine yol açacak şekilde gelişti. Taraflar Ağustos ayında büyükelçilerini geri çağırmıştı, ancak Ankara, karar alma organlarındaki bir dizi iç tartışmadan sonra üç hafta içinde büyükelçisini geri gönderdi. Bu tartışmalar, Ankara'nın olayın önemini, bölgesel ve uluslararası yansımalarını dikkate alarak Mısır'da yaşananları yoğun şekilde izlemesine olan ihtiyaç gölgesinde ilkesel tutumun yeterli olduğu ve resmi tutumu daha fazla tırmandırmaya gerek olmadığı sonucuna varmasını sağladı.

Ancak durum Kahire'nin Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın 23 Kasım'daki bildirisinde Türk büyükelçisinin istenmeyen kişi olarak görüldüğünü ve Türkiye'nin açıklamaları sebebiyle iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin maslahatgüzarlık seviyesine düşürüldüğünü açıklamasıyla yeniden kötüleşti. Bildiride "Türkiye'nin uluslararası toplumu Mısır'ın çıkarlarına karşı teşvik etmesi, ülkede istikrarsızlık için çabalayan grupların toplantılarına destek vermesinin yanı sıra aşağılayıcı açıklamalarda bulunması kabul edilemez" dendi. Türkiye'de benzer bir karşılık verdi.

Diplomatik ilişkilerin düşürülmesi kararının beklenen yansımaları

Siyasi yansımalar

Son zamanlarda Mısırlı yetkililerle diplomatik gerilimi arttırma amaçlı bir Türk niyeti olmadığı açık. Bunun kanıtı da büyükelçinin görevine iadesi. Bu durum ilişkilerin düşürülmesine sevk eden sebebin esasında şu an çatışmayı seçen Mısırlı yetkililerle irtibatlı olduğu anlamına geliyor. Mısır kendisini böyle bir adımın siyasi ve ekonomik alandaki sonuçlarına maruz bırakıyor. Kuşkusuz bu tutumun Türkiye üzerinde yankıları da olacaktır.

A-Türkiye açısından

İlk olarak, kuşkusuz bu adımla Türkiye, maslahatgüzarı Mısır'da bulunacak olmasına rağmen bu ülke içerisinde olayların akışlarını takip etmek için önemli bir kaynağı kaybetti. Ayrıca diplomatik ilişkilerin düşürülmesi şu anlama geliyor: İlişkilerin önceki döneme götürülmesi, oluşan şartların değişmesini gerektirecek. Bu da özellikle de iki ülke arasındaki gerginliğin gölgesinde bir süreliğine belli olmayan bir durum.

Mısır bölgesel olarak Türkiye için önemlidir ve bu kararla birlikte Türkiye belli olmayan bir süreye kadar Arap dünyasındaki Mısır kapısını kaybetti.

by Ali Hüseyin Bakir

İkinci olarak Türk tahminleri şöyle diyor: Bu durum iki halk arasındaki ilişkilerin derinliği dikkate alındığında uzun vaatte etkili olmaz. Mısır'da halihazırdaki veriler aynı politikalar sürdürüldüğü takdirde bu yetkililerin uzun süre devam etmesine imkan vermeyecek. Türk cumhurbaşkanı bu eğilimi ifade etti ve keza iki danışmanı da Mısırlı yetkililer ile Mısır halkını birbirinden ayırarak iki ülke ilişkilerinin süratle Türk ve Mısır halkları arasında ilişkilerin derinliğine dönmesi temennisine işaret ettiler.

Üçüncüsü, son karara daha geniş açıdan, yani Mursi'nin devrilmesi sonrası Mısır rejiminin tamamen değişmesi açısından bakacak olursak şunu söyleyebiliriz: Mısır bölgesel olarak Türkiye için önemlidir ve bu kararla birlikte Türkiye belli olmayan bir süreye kadar Arap dünyasındaki Mısır kapısını kaybetti. Ancak bunun bölgesel yansımaları, özellikle de Türkiye'yi beklenen bölgesel düzenlemeler sahasına çekme amaçlı son harcanan Amerikan ve İran çabaları gölgesinde büyük görülmüyor.

B-Mısır açısından

İlk olarak, karşı tarafta Mısırlı yetkililerin gözardı edilmeyecek derecede kötü bir durumda olduğu görülüyor. Bu karar Mısırlı yetkilileri, öncelikle Türk tutumları tekrarlandığında ve ayrıca başka devletler aynı yöntemi izlediğinde büyük bir sıkıntı içine sokacak. Zira ya bu tutumlara sessiz kalacak ve eleştirileri susturma noktasında karar alamayan zayıf bir görüntü verecekler. Ya da Mısırlı yetkililer diğer devletlere karşı Türkiye'ye karşı gösterilene benzer bir karar alacaklar ve dolayısıyla bölgesel ve uluslararası önemli ülkelerle ilişkilere dünden daha muhtaç oldukları bir zamanda trajedileri artacak.

Birçok ülkenin bölgesel rollerinin Arap devrimlerinin patlak vermesiyle yaşanan bölgesel ve uluslararası çekişmelerin sonuçlarına uygun şekilde tekrar çizildiği bir zamanda Mısır, Suriye, barış girişimi ve Fetih ile Hamas arasındaki uzlaşı konuları gibi bütün önemli bölgesel gelişmelerin dışındadır.

by Ali Hüseyin Bakir

İkinci olarak, bu kararın Mısır'ın darbe sonrası yaşadığı bölgesel ve uluslararası tecridinin artmasına yol açması bekleniyor. Zira halihazırdaki hükümet birkaç bölge ülkesi dışında açıkça tanınmıyor. Başka devletler ise meşru tanınma olmaksızın geçici durum gereği bu hükümetle ilişki kuruyorlar. Büyük güçlerle ilişkileri iyi değil, Washington ve Moskova ile gelişmedi. Bölgesel açıdan ise Afrika Ulusal Konseyi darbe hükümetini tanımadı. İran'la ilişkiler pratik olarak kopuk ve şu an Türkiye ile ilişkiler minimum düzeye kadar kötüleşti. Beraberinde ise son olarak ABD'nin başta Suriye ve İran nükleeri olmak üzere farklı bölgesel meselelerde  gözardı ettiği Suudi Arabistan dışında kimse kalmadı.

Üçüncüsü, bu karar rol ve nüfuz açısından en etkili bölge ülkelerinden ikisiyle (Türkiye ve İran) ilişkilerinin sağlıklı olmaması itibariyle Mısır'ın bölgesel rolünü daha da zayıflatacak. Birçok ülkenin bölgesel rollerinin Arap devrimlerinin patlak vermesiyle yaşanan bölgesel ve uluslararası çekişmelerin sonuçlarına uygun şekilde tekrar çizildiği bir zamanda Mısır, Suriye, barış girişimi ve Fetih ile Hamas arasındaki uzlaşı konuları gibi bütün önemli bölgesel gelişmelerin dışındadır. Hiçbir rolü veya pratik etkisi bulunmamaktadır.

Ekonomik yansımalar

Diplomatik ilişkilerin düşürülmesi, iki ülke arasındaki ticaret hacmi ve Mısır'daki Türk ticari yatırımlar açısından ekonomik alanda olumsuz etkiler bırakacaktır. Ancak bu durum Mısır'ı etkilediği oranda Türkiye'yi etkilemeyecektir. Zira Türk ekonomisinin hacmi yaklaşık 768 milyar dolara ve dış ticaret hacmi de yaklaşık 400 milyar dolara varıyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi açısından Mısır'la karşılaştırıldığında büyük rakamlar bunlar. Mısır'ın ekonomisi ise Dünya Bankası'nın verilerine göre 257 milyar dolara ulaşıyor: Yani neredeyse Türk ekonomisinin üçte ikisine eşit.

Dolayısıyla ikili ilişkilerdeki ekonomik zararın etkisi Mısır ekonomisine daha faza olacak. Özellikle de bu ekonomi askeri darbeden beri önemli ekonomik sektörlerin çoğunluğunda neredeyse durmuş durumdayken... Yatırım oranlarındaki büyük düşüş ve borç sigorta maliyetlerinin yükselmesi ise cabası. Mısır hükümeti darbeden sonra bu yılın cari hesabındaki açığın 5 milyar dolara ulaşması yönündeki tahminlerin gölgesinde aylık ithalata 4 milyar dolar ödemekle pençeleşiyor ve elindeki rezervden aylık 1,5 milyar dolar harcıyor.

Buna bazı Körfez ülkelerinin paralarına bel bağlayan Mısırlı yetkililerin sözü verilen mali vaatlerin yarısından fazlasını aldığını (12 milyar doların 7 milyarı), ancak bunun Mısır ekonomisi veya Mısır vatandaşı üzerinde önemli etkisinin olmadığını ekleyebilirsiniz. Yani Mısır, doğrudan dış yaptırımları çekme noktasında dünyada 13. sırayı alan Türkiye'nin aksine yabancı yatırımların her dolarına muhtaç olacak.

Bu durum görüldüğü üzere Mısırlı yetkililerin Ankara ile çatışmasının ekonomik odaklı olmayıp siyasi düzlemde yaşandığına açıklık getiriyor. İkili ilişkilerdeki ısrar, Mısırlı yetkililerin yabancı yatırımlara ve ekonomik desteğe en fazla ihtiyaç duyduğu bir zamanda ticari ilişkiler ve Türk yatırımlarının devamı yönündeki ısrar oranında değil. Mısır'ın diplomatik ilişkileri düşürdüğünü ilan etmesinin ardından ekonomik ilişkileri ve Mısır'daki Türk yatırımları sürdürmesi bunun göstergesi sayılmaktadır. Zira Mısır Ticaret ve Sanayi Bakanı Munir Fahri Abdunnur daha önce "bakanlığın şu an veya gelecekte tüm Türk yatırımlarına olumlu baktığını ve ayrıca bu yatırımların karşılaşacağı her sorunu çözmekte tereddüt etmeyeceğini" açıklayarak hükümetin ekonomik ilişkiler ile siyasi tutumları birbirinden ayırmaktaki kararlılığına dikkat çekmişti.

DOSYA: MISIR'DA DARBE DÖNEMİ

Bu bakanı son krizde Mısır-Türkiye İş Konseyi Başkanı ve Port Said Deniz Ticaret Odası Başkanı Adil Lema izledi. Lema, taraflar arasındaki siyasi veya diplomatik düzlemde yaşananlara rağmen Mısır ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin ve yatırımların etkilenmeyeceğini açıkladı.

Buna karşın Mısır'la ekonomik ve yatırım ilişkilerinin sürmesi kuşkusuz Türkiye'nin de çıkarına. Çünkü bu durum gerekli zeminin hazırlanması sonrası süratle tam diplomatik ilişkilerin dönüşünü kolaylaştıracaktır. Ayrıca bölgesel krizler, bazı ülkelerle siyasi ilişkilerindeki gerilmenin Ankara'yı bazı Arap ülkelerinin yaptığı gibi para silahını gerici şekilde kullanmaya sevk etmediğini gösterdi. Bu Arap ülkelerinin tutumu, yeterli olgunluğun olmadığına dair olumsuz bir gösterge veriyor ve yatırımcıları bu tür bölgelerde yatırımdan kaçınmaya sevk ediyor. Ancak ilişkilerdeki kötüleşmenin Türkiye'nin 5 milyar dolar olarak tahmin edilen Mısır'daki yatırımlarını durdurmasına yol açacağı şüphesiz.

Sonuç

Türkiye'nin, demokrasinin ve demokratik sürecin Mısır'a dönmesini beklemek suretiyle iki ülke arasında halihazırdaki süreci geçici bir süreç olarak gördüğü açık. Mısırlı yetkililer ise bu ilişkilerin ekonomik açıdan sürmesindeki kararlılıklarına rağmen siyasi açıdan kendi doğasına dönüş zamanlaması için hiçbir işaret vermiyor. Bu da Mısırlı yetkililerin bir emrivaki olarak kendi meşruiyetlerinin Türkiye tarafından tanınmasını bekledikleri anlamına geliyor. Yazının ele aldığı genel yaklaşım dikkate alınarak muhtemelen böyle bir tanıma gerçekleşmeyecektir.

Türkiye'de faaliyet gösteren Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu'nda (USAK) araştırmacı. Arapça, İngilizce ve Türkçe yayınlanmış makaleleri bulunan yazarın, İran, Türkiye, Çin ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkelerle ilgili kitaplarda makaleleri bulunuyor. Bakir'in Lübnan’daki "Uluslararası ilişkilerde güç" konulu doktora çalışmaları devam ediyor.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera’nın editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Ali Hüseyin Bakir

Uluslararası İlişkiler Uzmanı ve Siyasi Danışman. Beyrut Arap Üniversitesi'nden mezun oldu. Arapça, İngilizce ve Türkçe kitap bölümleri kaleme alan Bakir'in makale ve araştırmaları, başta Al Jazeera Center for Studies olmak üzere çeşitli platformlarda yayımlanıyor. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;