Görüş

Bölünmenin eşiğindeki Yemen'in geleceği

Kuzeyli Husilerin parlamentoyu feshedip ülke yönetimine el koymalarının ardından Güney Yemen'deki ayrılıkçı Hirak Hareketi ile Sünni kabileler ve Selefi El Kaide yanlılarının, federatif yapı yerine Kuzey ve Güney Yemen ayrımını önceleyecekleri varsayılabilir.

Tunus'ta 2010 sonunda "Yasemin Devrimi" adıyla başlayan, Mısır'da ivme kazanan ve Libya'da yönetim değişikliğinin ardından iç savaşa dönüşen "Arap Baharı", dünya ölçeğinde en fazla bireysel silahlanmanın olduğu Yemen'e de ulaşmıştı. 2011 yılında sivil itaatsizlik eylemleriyle başlayıp önce kabile-yönetim, şimdi Şii-Sünni çatışmasına dönüşen olaylar sırasında Yemen'deydim.

"Arap Baharı"nın, Birinci Dünya Savaşı (1914-18) ile birlikte Arap dünyasını paylaşan İngiltere, Fransa, İtalya gibi istilacı güçlere karşı verilen 1. Uyanış'ın devamı olduğu varsayılmıştı. Söz konusu 2. Uyanış sayesinde, ebevi nizam ya da cahili sistem diyebileceğimiz kabilevi yapının giderileceği, Ortadoğu'ya özgürlük ve demokrasi geleceği iddia edilmişti. Oysa gelinen aşamada, soğukkanlı reel politik ile bölgenin yüzyıl sonra yeniden düzenlendiği kanaati ağır basıyor.

Şii olan ama (12 İmamcı) Caferi geleneğin dışında özgün bir itikadi ve fıkhı yapıya sahip Zeydiliği benimseyen Husilerin Eylül 2014'te başkent Sana'ya girmeleriyle beraber ülkenin eski haline dönerek ikiye ayrılma olasılığı güçlendi. Bunu önlemek için Yemen 6 eyalete bölünüp birliğin sağlanması isteniyor. 

by Mevlüt Uyanık

Bugün İslam dünyasında Kuzey Afrika'dan Arap ülkelerine; İran, Pakistan, Afganistan'dan İç Asya'daki Türk devletlerine; Kafkasya'dan Türkiye'ye kadar bir alan, "lanetli ve/ya kriz bölgesi" olarak belirlenmiş ve sürekli istikrarsızlık içinde. Buraların ya enerji üretim merkezleri ya da enerji arz bölgeleri olduğunu düşündüğümüzde, sürekli istikrasızlık halinin kimlerin değirmenine su taşıdığı açıkça ortaya çıkıyor.

Kırılgan Yemen'in belirsiz geleceği

Arap Yarımadası'nın Afrika'ya bakan güney ucunda yer alan Yemen, kuzeyden Suudi Arabistan, doğudan Umman, güneyden Hint Okyanusu (Aden Körfezi) ve batıdan Kızıldeniz ile çevrili. Akdeniz ile Hint Okyanusu'nu dolayısıyla Afrika ve Asya kıtalarını; Kuzey Afrika, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu stratejik eksenlerini birleştiriyor. Kuzeydoğu kıyısında Yemen, güneybatı kıyısında Cibuti'nin bulunduğu Babu'l Mendeb Boğazı, Kızıldeniz'in Hint Okyanusu'na açılma noktası.

Bu konumu Yemen'i, dünyanın en önemli petrol arz merkezlerinden biri kılıyor. 1869'da Mısır'da Süveyş Kanalı'nın açılmasından sonra stratejik önemi yeniden artan Aden Körfezi, Basra Körfezi'nden çıkan petrolü Avrupa'ya taşımasının yanı sıra Hint Okyanusu ve Uzak Doğu'yu Avrupa'ya bağlayan en kısa yol. Lakin bu stratejik konumuna rağmen Yemen, dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alıyor. Ortalama yaşam süresi 50, okuma-yazma oranı da bölgenin en düşüğü.

Bugünkü Yemen Arap Cumhuriyeti, Mayıs 1990'da Kuzey Yemen'deki Yemen Arap Cumhuriyeti ile Güney Yemen'deki Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin birleşmesiyle kuruldu. Fakat ülkenin kuzey ve güney şeklinde tasnif edilmesi, daha öncesine uzanıyor. Hindistan yolu üzerindeki stratejik konumundan dolayı Yemen ile yakından ilgilenen İngilizler, 1839'da Aden ve 1880–90 yıllarında Yemen'in güneyini işgal ettiler; 1905'te Osmanlı ile anlaşarak Yemen'i ikiye böldüler.

1990'da Kuzey ve Güney Yemen'in birleşip tek devlet olmasından 4 yıl sonra Güney Yemen, haksız paylaşım iddiasıyla yeniden ayrılmak istedi. Bu talep hızla bastırıldı ama 2011 direnişinde ayrılma riski yeniden ortaya çıktı. Nüfusunun çoğu Sünnilerden oluşan, ayrıca Kuzey'i besleyen tarım ve ticaret merkezi işlevi gören Güney, Sana merkez tarafından ihmal edildiğini düşünüyor.

Şii olan ama (12 İmamcı) Caferi geleneğin dışında özgün bir itikadi ve fıkhı yapıya sahip Zeydiliği benimseyen Husilerin Eylül 2014'te başkent Sana'ya girmeleriyle beraber ülkenin, en iyi ihtimalle, eski haline dönerek ikiye ayrılma olasılığı güçlendi. O tehlikeyi önlemek için Yemen'in 6 eyalete bölünüp birliğinin böyle sağlanması isteniyor. Ama federasyon planına karşı çıkan Husilerin 6 Şubat 2015 günü parlamentoyu feshedip yerine 551 üyeli Geçici Ulusal Konsey kurduklarını ilan etmeleri sonrası ülkenin ikiye ayrılması yeniden gerçekleşebilir.

En iyi ihtimalle dememden kasıt, Yemen'de aslında 4 bölge ve 4 etkin farklı unsur bulunması:

1) Kuzeyde Şii (Zeydi) Husiler,

2) Güneyde sosyalist dönemden kalma ve bağımsızlık talebinde bulunan kesimler (birleşmenin ardından Kuzey'in Güney'i sömürdüğünü söyleyen Hirak Hareketi bünyesinde toplanıyorlar),

3) El Kaide’nin etkin olduğu varsayılan Hadramut bölgesindeki Selefiler (El Kaide örgütünün kurucusu Usame Bin Ladin'in buralı olduğu ve Fransa'da Charlie Hebdo dergisine 7 Ocak 2015'te düzenlenen saldırıyı gerçekleştirenlerin burada eğitim aldıkları iddiasını hatırlayalım),

4) Bireysel ve kabile silahlanmasının zirvede olduğu ülkede hâlâ etkisini gösteren kabileler.

Sayılan 4 grup arasında iç savaş patlaması da ihtimal dahilinde. 

Husilerin, zaten çoğunluğu teşkil ettikleri Kuzey Yemen yanında başkent Sana’ya hakim olmalarıyla birlikte Güneyliler, ayrılık taleplerini resmen yeniden masaya getirdiler. El Kaide ise Husilerin Şii olduklarını söyleyerek bombalama eylemlerine başladı ve ülke yeniden karıştı. El Kaide'yi ortadan kaldırmak için insansız savaş uçaklarını sürekli ülke üzerinde gezdiren ABD, eğer Husiler gerçekten İran'ın bölgedeki vekil kurumuysa, onların etkinliğine neden tepki göstermiyor? Özellikle Kızıldeniz'deki liman kenti Hadida'nın Husilerin kontrolüne girmesi, petrol arzı noktasında İran açısından hayati önem arz ederken bu soru daha da önem kazanıyor.

Zeydilik ve Husiler

Bu noktada Husiler bağlamında Zeydilikten biraz bahsetmek gerekiyor. Zeydilik esasında Hanefiliğe en yakın mezhep. Hicri 820′den itibaren Yemen'de fiilen etkili olan Zeydiliğin fıkıh anlayışı olan Fıkhu’l-Hadevi, Caferi fıkhından farklı. Zeydiliğe göre 14 temel şartı taşıyan ve Hz. Ali soyundan gelen herkes imam olabilir; masumiyet sadece Hz. Ali, Hz. Fatma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için geçerlidir. Bunlar haricinde herkes günah ve sevabına göre değerlendirilir. Takiyye kabul edilmez.

2004 yılında liderleri Hüseyin Bedreddin Husi öldürülünce silaha sarılıp Yemen güvenlik güçleriyle savaşmaya başlayan Husiler, imamet ilkelerine dayanan bir yönetim istiyorlar. Yemen'deyken görüştüğüm birçok Zeydi, yönetimle çatışan ve İran tarafından desteklendiği iddia edilen Husilerin kesinlikle Caferilik yani İran Şiiliği ile alakaları bulunmadığını, Hadevi fıkhıyla amel ettiklerini ama yönetimle siyaseten ters düştüklerini söylüyorlardı. Husilerin İran'dan destek almalarını ise ABD ve İsrail karşıtlıkları ile Suudi Arabistan'ın resmi öğretisi Vehhabiliği (Selefiliği) en büyük tehlike olarak görmeleriyle açıklıyorlardı.

Zeydi İmam Yahya, Yemen'in İngiltere tarafından işgaline razı olmadığı gibi Osmanlı birliklerinin teslim olmalarını kesinlikle istemiyordu. Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti'ne düşman hiçbir devletle münasebete geçmeyen İmam Yahya, yabancıların her türlü teklifi reddetti.

by Mevlüt Uyanık

1517′de Osmanlı Devleti'ne bağlanan Yemen'de Zeydi imamların dini otoriteleri varlığını korudu. 30 Ekim 1918′e kadar Osmanlı'da kalan Yemen'in idaresi, sonrasında Zeydi imamlara geçti. Zeydilerin dini lideri olan İmam Yahya 1924′te kendisini Yemen Kralı ilan etti. İmam Yahya, Yemen'in İngiltere tarafından işgaline razı olmadığı gibi Osmanlı birliklerinin teslim olmalarını kesinlikle istemiyordu. Birinci Dünya Savaşı sırasında gerek hükümet gerekse ordu nezdinde siyaseten ve maddeten Osmanlı'ya çok büyük yardımlarda bulundu. Bu süre zarfında hiçbir yabancı veya Osmanlı Devleti'ne düşman devletle münasebete geçmeyen İmam Yahya, yabancılardan gelen her türlü teklifi reddetti.

Ali Abdullah Salih hâlâ Yemen'de etkin mi?

30 yıl boyunca Yemen'i sömüren Ali Abdullah Salih'in, zamanında savaştığı Husilerei şimdilerde desteklediği iddiası eğer gerçekse, ortadaki tablo iyice karmaşıklaşıyor. Salih'in Körfez Savaşı (1990-91) esnasında Saddam Hüseyin liderliğindeki Irak'ı desteklediği hatırlandığında, bu iddia önem kazanıyor. Salih'in, Libya'nın Husileri Suudlara karşı silahlandırmasına göz yummak suretiyle, Suudi Arabistan'ı kendisini desteklemeye mecbur kılmaya çalışması gibi hamleleri de ortada. Kaldı ki her kabilenin adeta ayrı devlet gibi davrandığını, küresel/bölgesel güçlerin farklı kabileleri desteklediğini ama neticede Yemen'in istikrarsızlığının iyice arttığını gözlemlemek mümkün.

Sonuç olarak; Zeydilik ve Caferilik arasındaki farka dikkat etmeksizin Husileri İran'ın vekili gibi görmek, bölgedeki İngiltere, ABD ve Rusya etkisini küçümsemek olur. Kanaatimce küresel güçler, Yemen'de de Şii-Sünni çatışması adı altında medeniyet içi çatışmaları körükleyerek sürekli istikrarsızlığı sürdürme, kontrolü kolay daha küçük yapılar ihdas etme peşindeler. Yemen'deki bazı kesimlerin 6 eyalet üzerinden üniterliği koruma planı, bu tehlikenin giderilmesine yönelik olabilir. Fakat hem Güney Yemen'deki Hirak Hareketi hem de Sünni yapıyı önceleyen kabileler ve Selefi zihniyetteki El Kaide taraftarlarının, federatif yapı yerine Kuzey ve Güney Yemen ayrımını önceleyecekleri varsayılabilir.

Her halükarda yakın gelecekte Yemen'de sular durulmayacak gözüküyor. Kur’an-ı Kerim'deki kıssaların bazılarının geçtiği yerlere ev sahipliği yapan güzel Yemen'de, tıpkı Suriye'de olduğu gibi, bir insanlık trajedisi yaşanabilir.

Prof. Dr. Mevlüt Uyanık, Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktorasını aynı okulda tamamladı. Gazi Üniversitesi Çorum İlahiyat Fakültesi'nde başladığı öğretim üyeliğini Kırgızistan Oş Devlet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde sürdürdü. Din bilimleri ve felsefe alanında uzmanlaşan Uyanık'ın kitaplarından bazıları şunlardır: 'Üç Tarz-ı Siyaset: Bir Üst Kimlik Tasarımı Olarak Türkiyelilik' (Metropol, 2003), 'İslam Bilgi Felsefesinde Kalbin Anlaması: Gazzali Örneği' (Araştırma, 2006) ve 'Sivil İtaatsizlik Eylemleri ve Dini Değerler' (Elis, 2010).

Twitter'dan takip edin: @mevlutuyanik

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Mevlüt Uyanık

Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktorasını aynı okulda tamamladı. Ürdün'ün Amman Üniversitesi'nde Arapça eğitimi aldı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;