Görüş

Chapel Hill cinayeti ve Batı medyasının bağnazlığı

Batı'da Müslüman aleyhtarı bir hassasiyetin oluşması ve bu nedenle işlenen suçlarda, medyanın İslamiyet ve Müslümanlarla ilgili tek taraflı, dar görüşlü, sansasyonel ve bağnaz tasvirlerinin de mutlaka payı var.

Konular: ABD, Amerika, Avrupa
Kuzey Carolina'nın Chapel Hill kasabasında üç Müslüman gencin katledilmesinin Batı medyasında çok az yer bulması tepki çekti. [Fotoğraf: Reuters]

Amerikalı üç Müslüman genç Salı günü Kuzey Carolina Üniversitesi'nde kaldıkları yurt odasında öldürüldü. Olay, tam da Paris'te Charlie Hebdo mizah dergisi çizerlerinin (Müslüman failler tarafından) katledilmesine tepki olarak Avrupa'da son günlerde yaşanan Müslüman karşıtı saldırıların üzerine denk geldi.

Batılı medya kuruluşları, Müslüman karşıtı çoğu saldırıda olduğu gibi, benzer saiklerle işlendiği öne sürülen bu cinayetin failini de büyük ihtimalle tek başına hareket eden, gözü dönmüş biri olarak resmedecektir. Geçmişte bu konuda yapılmış haberlere bakacak olursak, katilin belirli bir ideoloji, kalıp ya da sistem çerçevesinde hareket ettiğini öne süren ise pek az olacaktır.

Peki ama ya Müslüman karşıtı şiddet eylemleri, mevcut Batı ideolojisinin en azından bazı kollarıyla bağlantılıysa? Ya İslamofobi artık, tümünde değilse de Batı'nın kimi bölgelerinde nispeten geniş halk kesimleri açısından egemen bir düşünce sistemini temsil edecek kadar yaygın ve kabul görür hâle gelmişse?

Batı kaynaklı haberlerde İslam, yaşanan bir vahşetle olası bağlantısını gösterme amacı dışında nadiren öne çıkıyor; Müslümanlardan bahseden olumlu ya da güzel haberlere çok az rastlanıyor.

by Muhammed Elmasri

İslam imajı

Bir tarafta Batı medyasının İslam ve Müslümanları ne şekilde gösterdiğini, diğer tarafta da medya teorisini ve medyanın kamuoyu üzerindeki etkisini göz önünde bulunduracak olursak, Batı medyasının çizdiği tablonun, Müslüman karşıtı görüş ve suçların potansiyel sebeplerinden biri olabileceğini düşünmemek saflık olur. Esas olarak, Müslüman aleyhtarı bir hassasiyetin oluşması ve bu nedenle işlenen suçlarda, Batı medyasının İslamiyet ve Müslümanlarla ilgili tek taraflı, dar görüşlü, sansasyonel ve bağnaz tasvirlerinin kısmen de olsa payı var.

Edward Said, Elizabeth Poole, Kai Hafez, Milly Williamson, Kerim Kerim, Teun Van Dijk, Kimberly Powell ve Dina İbrahim'in de aralarında bulunduğu birçok uzman, Batı basınında İslam ve Müslümanlar ile ilgili nasıl haberler yapıldığını inceleyen akademik çalışmalara imza attı.

Araştırmalar, Müslümanların Batılı medya organlarında genellikle şiddet yanlısı, gerici, köktenci ve Batı medeniyetine tehdit oluşturan kişiler olarak ele alındığını ortaya koyuyor. Batı kaynaklı haberlerde İslam, yaşanan bir vahşetle olası bağlantısını gösterme amacı dışında nadiren öne çıkıyor; Müslümanlardan bahseden olumlu ya da güzel haberlere çok az rastlanıyor.

Birçok araştırma ve analiz, Müslümanların çeşitlilik ve farklılıktan yoksun, homojen bir grup olarak resmedildiğini; Müslüman dünyasındaki şiddetli çatışmaları konu alan haberlerde, olayların bağlam ve koşullarının göz ardı edilerek Müslümanların tabiatı gereği şiddet ve çatışmaya meyilli olduklarının ima edildiğini gösteriyor.

Tutarsız habercilik

Araştırmalardan çıkan bir diğer netice de, küresel veya bölgesel bazlı şiddet içerikli çatışmaların tutarsız şekilde haberleştirilmesi. Hıristiyan, Yahudi ya da başka gayrimüslimler Müslümanlar tarafından öldürüldüğünde, İslam dininin bunda doğrudan rol oynadığı öne sürülüyor. Oysa Müslümanlar; Hıristiyan, Yahudi ya da başka gayrimüslimler tarafından öldürülünce, şiddetin faillerinin dini kimliği önemsenmiyor veya görmezden geliniyor.

Bunun en belirgin örneklerinden biri, Myanmar'da devam eden çatışma. İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre toplu katliam, "insanlık suçları" ve "etnik temizliğe" maruz bırakılan Rohingya Müslümanlarının karşı karşıya oldukları zulüm, Batılı haber organlarında pek az yer buldu.

Amerikan televizyon kanalları son olarak El Kaide ile IŞİD gibi örgütler ile İslam dinî öğretisi arasındaki muhtemel bağlantının altını çizen yayınlar yapıyor. "Sorunun İslam olduğunu" iddia eden analistlere haber programlarında geniş yer verilirken, uzman Müslüman isimler sistemli bir biçimde görmezden geliniyor.

Dikkat çeken bir diğer husus da şu: Müslümanların karıştığı her terör eylemi, önde gelen İslam üniversiteleri, İslam âlimleri konseyleri, İslam örgütleri, Müslüman ülke hükümetleri ve önemli Müslüman hukukçular tarafından şiddetle kınandığı hâlde, medyadaki çeşitli isimler sürekli Müslümanların terörü lanetlemediğinden şikâyet ediyor.

Medyanın önemli isimleri

Medyanın bazı önde gelen isimlerinin, Müslümanların terörü lanetleyen açıklamalarını sistemli şekilde görmezden gelip, sonra da 'Müslümanlar terörü lanetlemiyor' diye feveran etmesi son derece ilginç. Bunun son örneklerinden biri, El Kaide ve IŞİD gibi örgütlerin kökünün kazınarak alt edilmesinin öncelikle Müslümanların sorumluluğu olduğunu öne süren Rupert Murdoch ve Piers Morgan.

Ancak bu analizlerde dikkate alınmayan bir nokta var: Müslüman nüfusun çoğunluk olduğu birçok ülkede halk (çoğu zaman ABD gibi Batılı ülkeler tarafından desteklenen) zalim diktatörler, akut yoksulluk ve bombardımanlarla mücadele ediyor. El Kaide ve IŞİD gibi – gayrimüslimlerden çok Müslümanları öldüren – örgütlerin büyümesinde etkili olan da bu olumsuz koşullar.

Batı'nın haber söyleminde hâkim olan çıkarım açık: Batılı toplumlar, Müslümanlara – tüm Müslümanlara – şüpheyle bakmalı. Önemli medya kuruluşlarına demeç veren uzmanlar, Müslüman terörist sayısına dair abartılı tahminlerde bulunurken, bazıları "barışçıl" Müslümanların azınlıkta olduğunu ve daha da önemlisi, bunların barış yanlısı olmalarının tek sebebinin, özünde şiddet içeren dinlerinin öğretilerini yanlış anlamaları olduğunu öne sürüyor.

Müslümanların, gayrimüslimlerden daha şiddet yanlısı olmadıklarına ve büyük çoğunluğunun terörü nefret edilesi bir şey olarak gördüklerine dair bolca deneysel kanıt olduğu hâlde, bunlar daima göz ardı ediliyor.

Batı kaynaklı haberlerle ilgili yapısal sorunlar ve daha da önemlisi, kaynak alınan kişiler konusundaki temel dengesizlik göz önünde bulundurulduğunda, televizyonlardaki haber programlarında yapılan tartışmalar şaşırtıcı değil. Örneğin, yeterli niteliklere sahip görünmedikleri hâlde İslami metinleri incelemeyi kendilerine iş edinmiş, İslam karşıtı yobazları ekrana çıkaran televizyon kanalları, niçin bunların yanında örneğin önde gelen Amerikalı Müslüman aydın Hamza Hansen'e de düzenli olarak söz vermiyor.

Birçok Batı ülkesini pençesine alan Müslüman karşıtı fikirlerden dolayı medya kuruluşlarından kısmen de olsa hesap sormaya ne zaman başlayacağız?

by Muhammed Elmasri

Hollywood sinemasında Müslümanlar

Uzmanların değerlendirmelerine göre, Batılı eğlence medyasındaki tasvirler de olumsuz. Hollywood filmleriyle ilgili bugüne kadar yapılmış en kapsamlı ve sistemli araştırmaya imza atan medya uzmanı Jack Shaheen, Amerikan sinemasının 100 yıl boyunca nasıl bir Arap ve Müslüman tablosu çizdiğini inceledi.

Shaheen, araştırma neticesinde, incelediği 900 filmin çoğunluğunda Arap ve Müslümanların "medeni Batılıları, özellikle de Hıristiyan ve Yahudileri korkutmanın peşinde koşan, acımasız, kalpsiz, gayri medeni dindar fanatikler, para delisi 'ötekiler' olarak" tasvir edildiği bulgusuna ulaştı.

Kimse mantık çerçevesinde Batılı haber ve eğlence medyası kuruluşlarının Müslümanlara yönelik negatif tasvirleri hepten bir kenara bırakması gerektiğini öne süremez. Özellikle küresel terörün önemi ve Müslümanların olumsuz olaylardaki dahli düşünülürse, bu mantıksız olur.

Ancak olayların bağlamı içinde aktarılmasını, [Müslümanlarla ilgili] daha adil bir imaj çizilmesini, terörün temel sebeplerinin eleştirel bir şekilde incelenmesini, Müslümanların sesinin artmasını ve haberlerde sıradan Müslümanların El Kaide ve IŞİD gibi örgütlerle bir tutulmamasını istemek mantıksız değil.

Akademik literatüre göre, yapılan tasvirlerin kalıpları oldukça belirgin. Bazı adil, dengeli haberler ve eğlence medyasında yer alan sempatik Müslüman portreleri hariç, İslam ve Müslümanlar için genellikle negatif ve basmakalıp bir imaj çiziliyor ki, bunu yapanlar arasında Batı medyasının en güçlü kuruluşları da var.

Peki ama birçok Batı ülkesini pençesine alan Müslüman karşıtı fikirlerden dolayı medya kuruluşlarından kısmen de olsa hesap sormaya ne zaman başlayacağız?

Daha da önemlisi, medya kuruluşları bu konuda ne zaman öz eleştiri yapacak?

Dr. Muhammed Elmasri, Kuzey Alabama Üniversitesi İletişim Bölümü Öğretim Üyesi.

Twitter'dan takip edin: @elmasry_mohamad

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Muhammed Elmasri

Muhammed Elmasri

Dr. Muhammed Elmasri, Kuzey Alabama Üniversitesi İletişim Bölümü Öğretim Üyesi. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;