Görüş

Charlie Hebdo'yu kutsallaştırmak

Batılı yayın kuruluşlarının ifade özgürlüğünün teröre yenilmeyeceğini kanıtlamak için Charlie Hebdo'nun eski kapaklarını yeniden basması bir saygı ifadesi gibi görünse de, aslında bu her türlü kutsallaştırmaya karşı olan Charlie Hebdo'nun özüne aykırı.

Konular: Fransa, Avrupa
Charlie Hebdo'ya düzenlenen saldırıda öldürülen 12 kişi arasında derginin genel yayın yönetmeni Stéphane Charbonnier de var. [Fotoğraf: EPA-Arşiv]

Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo'nun Paris'teki ofisine düzenlenen saldırı, her makul insan gibi beni de dehşete düşürdü. Saldırganların "Peygamberin öcü alındı" dedikleri yönündeki söylentiler katliamda aşırılık yanlısı İslamcı bir grubun payı olduğunu akla getirse de, 12 kişinin öldürülmesinden kimin sorumlu olduğunu henüz net olarak bilmiyoruz. Her hâlükârda, saldırıya yol açan şeyin derginin yayınladığı pek çok hicivli karikatürden biri olduğu kesin; zira Charlie Hebdo'nun işi, sağcı, solcu, Protestan, Katolik, Müslüman, Yahudi, kadın, erkek, Batılı, Batı dışı herkesi rencide etmekti. Tabiri caizse, rencide etme konusunda herkese "fırsat eşitliği" sunan ve kızdırma, rahatsız etme, düzen bozma özgürlüğünün tadını çıkaran bir dergiydi.

Derginin her kesime yönelttiği cüretkâr eleştiriler kelimelerle sınırlı olsaydı, muhtemelen ortalık böyle kan gölüne dönmezdi. Dil dediğimiz unsur öyle sınırlar yaratır ki, kelimeler bunları çevirmenlerin yardımıyla bile aşamaz. Oysa çizimler, dil sınırlarını sanki yokmuşçasına aşabilir. Çizim ise dolaysızdır, etkileri içgüdüseldir ve gazeteci Jeet Heer'in de hatırlattığı gibi, çizgi, hızlı hareket eder. Charlie Hebdo için çizen sanatçılar, laflarını hiç sakınmadı ya da çizimlerinin dayandığı tarihi bağlamı tam olarak iletme derdine düşmedi.

Hiçbir şeye ve hiç kimseye saygısı olmayan "yaramaz" mizah, eskiden beri var olan Parizyen bir gelenek. Fransızlar bu mizah türüne "gouaille" diyor. Marie-Antoinette ve diğer kraliyet ailesi mensuplarının müstehcen şekillerde tasvir edildiği, papazlarla rahibeleri uygunsuz vaziyette gösteren, şeytanın Papa'nın yüzüne karşı gaz çıkardığı çizimleri ve Daumier'in Kral Louis-Philippe'i armut şeklinde çizdiği karikatürleri hatırlayın. Burada kendisini muteber, kutsal ya da güçlü olarak sunan her şeye muhalif, kargaşalı popülist tarzda bir müstehcenlik söz konusu. Bahsettiğimiz bu hicivli mizah türü, Amerikalıların bugün John Stewart ya da John Oliver'ın programlarından alışkın olduğu ince esprilere pek benzemiyor. "Yaramaz" mizahın apolitik bir duruşu olmamakla birlikte (Marie-Antoinette'e yönelik saldırıların siyasi bir değeri olduğu kesin), siyasi bir pozisyon almak ya da bir siyasi partiyi diğerinin lehine küçük düşürmek gibi bir amacı da yok. Bu tür, daha ziyade genel olarak otoriteye, hiyerarşiye ve "doğru"nun bir tek kendilerine ait olduğunu varsayan tüm birey ve gruplara karşı.

Charlie'nin hicvi zaten esas itibarıyla zevksiz ve müstehcen olmak, görgü kurallarını hiçe saymak, mesajını iflah olmaz, yola gelmez bir üslupla vererek başka hiçbir yerde yayınlanma imkânı bırakmamak üzerine kuruluydu. Temsil ettiği söylem, ancak derginin kendi sayfalarında ifade bulma özgürlüğüne sahipti. 

by Arthur Goldhammer

Charlie Hebdo'nun temsil ettiği hiciv, politik olmaktan çok din karşıtıydı. Bunun kökleri de, Avrupa tarihinin derinliklerine, otoriteye meydan okumanın kutsallığa da karşı çıkmayı gerektirdiği dönemlere dayanıyor. Bu açıdan bakıldığında fanatikler haklı: Charlie Hebdo, aslında kutsalların altını oymanın peşindeydi.

Charlie Hebdo'nun özü

Yaşanan trajik olay sonrasında pek çok Batılı yayın kuruluşu, terörün ifade özgürlüğünü yok edemeyeceğini göstermek adına derginin muhtelif kapaklarını yeniden yayınlamaya girişti. Bu, Charlie Hebdo'ya zor gününde bir saygı ifadesi olarak yerinde ve uygun sayılabilecek bir davranış gibi görünse de, diğer açıdan bakıldığında, derginin özü ile taban tabana zıtlık arz ediyor.

Katledilen sanatçıların çizimlerini yeniden yayınlamak, ölenleri bir nevi ifade özgürlüğünün soyut idealleri hâline getirerek kutsallaştırma eğilimi gösteriyor. Ancak bugün öldürülen çizerleri onurlandıran yayınların birçoğu, geçmişte bu sanatçıların eserlerini zevksiz ve müstehcen olarak nitelendiriyordu; esasen çoğu zaman da öylelerdi. Charlie'nin hicvi zaten esas itibarıyla zevksiz ve müstehcen olmak, görgü kurallarını hiçe saymak, mesajını iflah olmaz, yola gelmez bir üslupla vererek başka hiçbir yerde yayınlanma imkânı bırakmamak üzerine kuruluydu. Temsil ettiği söylem, ancak derginin kendi sayfalarında ifade bulma özgürlüğüne sahipti. Asi ve idealizm karşıtı bir ruhu vardı. Derginin yaratıcıları, daima tehlike altında olan ve ancak saldırgan bir üslupla savunulabileceği konusunda ısrar ettikleri bir özgürlüğün bugün sembolleri olarak anıldıklarını görse büyük şaşkınlık yaşardı.

Charlie'nin müstehcenliklerinin yarattığı şoku, ölenlerin "şehadetine" yönelik bir saygı duruşuna dönüştürmek, dergiyi, bastırılamaz biçimde karşı olduğu tüm o gelenek ve kurumların bizzat simgelerinden biri hâline getirmekle aynı şey. Lakin şair Stéphane Mallarmé'nin Edgar Allan Poe'ya atıfla dediği gibi, ölüm meselelerin özünü kendine has bir şekilde ortaya koyuyor. Charlie Hebdo'nun özünde de, söylenemeyenleri çizimlerle ifade etmek, bunu yaparken de insanları şoka uğratma ve rencide etmenin gücünü kullanmak vardı.

Tarihte örneklerini bolca gördüğümüz o kara ironilerden biri de, Charlie Hebdo katliamının, Fransa'nın en çok okunan romancılarından Michel Houellebecq'in İslam sözcüğünden hareketle “Soumission” (Teslimiyet) ismini verdiği son kitabının piyasaya çıktığı güne denk gelmesi oldu. Yazar, kitapta 2022 yılında Fransa'da "Müslüman göçmenler ile yerli halk arasında bir iç savaş" çıkma noktasına gelindiğini hayal ediyor. Charlie Hebdo'nun son kapağında da Houellebecq, kendisini 2015 yılında Ramazan'ı kutlarken hayal eder şekilde tasvir ediliyor. Kapaktaki bu çizim, eli kulağında bir iç savaş hikâyesiyle Charlie Hebdo ile aynı "yaramaz" mizah geleneğinden gelen, yani kaba, abartılı, mantık dışı, itici, fakat göz ardı edildiği müddetçe karşı koyulamayacak gerilim ve çalkantılara da işaret eden bir hiciv örneği sergileyen yazarı alaya alıyor.

Bu trajik olayın yasını tutarken, Charlie Hebdo'nun yaptığı mizah türünün şoke edici, müstehcen ve gücendirici olduğunu, zira son saldırının da açıkça gösterdiği üzere dünyanın da aynen böyle şoke edici, müstehcen ve gücendirici bir yer olduğunu unutmamak gerek.

Arthur Goldhammer, yazar ve çevirmen. 1991'den bu yana Harvard Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Merkezi üyesidir. Goldhammer'ın Fransa siyasetiyle ilgili görüşlerini yazdığı bir blogu ve "Shooting War" isimli bir romanı bulunmaktadır.

Twitter'dan takip edin: @artgoldhammer

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Arthur Goldhammer

Yazar ve çevirmen. 1991'den bu yana Harvard Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Merkezi üyesidir. Goldhammer'ın Fransa siyasetiyle ilgili görüşlerini yazdığı bir blogu ve "Shooting War" isimli bir romanı bulunmaktadır. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;