Görüş

Yunanistan seçimleri ne getirecek?

25 Ocak'taki seçimler, Yunanistan açısından kritik görülse ve sonuçları hâlâ belirsiz olsa da, hem anketlerde önde giden Syriza hem de Avrupalı ortaklar, görüşmelere devam etmekte istekli görünüyor.

Yunanistan'da Alexis Tsipras liderliğindeki radikal sol görüşlü Syriza, seçim anketlerinde önde gidiyor. [Fotoğraf: AFP/Getty]

Yunanistan'da 25 Ocak'ta yapılacak seçimler, hem Euro Bölgesi krizinin bir sonraki aşamasının ne olacağı, hem de ülkenin hangi yönde yoluna devam edeceği açısından son derece önemli görülüyor. Henüz yeni başlayan seçim kampanyası dönemi bir aydan kısa sürecek. Ülkedeki siyasi ortam değişim içinde; son kamuoyu araştırmalarına göre, seçmenlerin yüzde 17,5'i kararsız durumda (GPO, 7/1/15). Radikal sol görüşlü Syriza ile koalisyon hükümetinin büyük ortağı muhafazakâr Yeni Demokrasi Partisi (ND) arasındaki oy farkı yüzde 3'e kadar düşse de, Syriza anketlerde önde gidiyor. Seçmenlerin çoğu kutuplaşma içinde ve seçim sonuçlarının önemini göz önünde bulundurarak ya Syriza ya da ND'ye sıcak bakıyorlar. Syriza, seçimleri kazansa bile tek başına güçlü bir hükümet kurmak için gereken oyu alıp alamayacağı belli değil. Parlamentoya girecek daha küçük çaplı partilerden biriyle koalisyon kurulması gerekebilir.

PASOK ya da daha yüksek ihtimalle Nehir Partisi ile kurulacak bir koalisyon, muhtemelen Syriza'nın keskin siyasi hatlarını yumuşatacaktır.

by Stella Ladi

Üçüncülük için yarışan partiler arasında ise yeni kurulan Avrupa yanlısı merkez görüşlü Nehir Partisi, mevcut koalisyon hükümetinin küçük ortağı sosyalist PASOK, Yunanistan Komünist Partisi (KKE) ve aşırı sağ görüşlü Altın Şafak yer alıyor. Altın Şafak dışlanmış durumda; diğer partilerin hepsi, Altın Şafak ile koalisyona gitmeyeceklerini açıkça belirtti. Komünist Parti ve Syriza geleneksel olarak aynı çizgide olmadığından işbirliğine gitmeleri ihtimal dışı. Bu durumda Syriza'nın koalisyon hükümeti kurabilmek için elini uzatmak durumunda kalacağı iki ana parti olarak geriye PASOK ve Nehir kalıyor. Mevcut eğilime bakılırsa ibre, medya alanında oldukça tecrübeli ve PASOK'a kıyasla çok daha düzgün bir imajı olan Nehir'den yana görünüyor. "Eski kafalı" bir parti olarak görülen PASOK'un imajı, mevcut hükümete katılımıyla daha da yara almış oldu. Öte yandan, PASOK ya da daha yüksek ihtimalle Nehir ile kurulacak bir koalisyonun, muhtemelen Syriza'nın keskin siyasi hatlarını yumuşatacağını da kaydetmek gerek.

Bu da Syriza liderliğinde kurulacak bir koalisyon hükümetinin, tasarruf tedbirleri karşısında ne yapacağı sorusunu akla getiriyor. Syriza'nın seçim programı son derece radikal. Program kapsamında kurtarma anlaşması şartlarının yeniden müzakere edilmesi ve "borcun sürdürülebilir olması için nominal değeri üzerinden büyük bir kısmının silinmesi" gibi hedefler ortaya konuyor. Diğer taraftan, parti yöneticilerinin çoğu, yaptıkları açıklamalarda sık sık Yunanistan'ın Euro Bölgesi üyeliğini tehlikeye atma niyetinde olmadıklarına dair vatandaşlara güvence veriyor. Üstelik son anketlere göre, vatandaşların yüzde 75,7'si Yunanistan'ın Euro Bölgesi'nde kalması gerektiği kanaatinde. Dolayısıyla Syriza'nın bu konudaki tutumunu yumuşatarak, tasarruf tedbirlerinin kısmen hafifletilmesi için [Avrupa Komisyonu, Avrupa Merkez Bankası ve Uluslararası Para Fonu'ndan oluşan] Troyka ile anlaşma yoluna gitmesi akla uygun bir tahmin gibi görünüyor. Keza yapısal reformların, salt Ekonomik Uyum Programı'nın bir parçası oldukları için değil, Yunanistan açısından gerekli oldukları için de sürdürülmesi gerekecek.

Syriza'nın başarı şansı

Daha geniş bir bağlamda bakıldığında, Avrupa'da kemer sıkma karşıtı sesler yükselirken, Avrupa Komisyonu'nun yeni başkanı Jean-Claude Junker, Kasım ayı sonunda bir büyüme paketi açıkladı. Bu gelişmeler, Avrupa'da tasarruf tedbirleri, yapısal reformlar ve büyüme arasında yeni bir denge kurulmasında etkili olabilir. Yunanistan örneğinde belirleyici faktör ise, Syriza liderliğindeki bir hükümetin, bir yandan Berlin ve Brüksel'le tasarruf tedbirlerinin azaltılması yönünde müzakere ederken, diğer yandan da ülkenin sosyo-ekonomik durumunun daha uzun vadede iyileşeceğini Yunan halkına ve de partinin bizzat kendisine kabul ettirme kapasitesi olacaktır. Syriza daha önce hiç iktidara gelmediği için bu kapasiteye sahip olup olmadığı henüz muğlak. Bugüne dek hep muhalefet partisi konumunda olan Syriza, gösteri ve grevlerde üyelerini seferber etme konusunda son derece becerikli olsa da, şu anda tam da ihtiyaç duyulduğu üzere, Avrupalı ortaklarla çetin ve sancılı müzakere süreçlerinden geçerek uzlaşmaya varabilmek için gereken tecrübeden yoksun.

Bu bakımdan, asıl soru şu: Syriza'yı tasarruf tedbirlerini yumuşatma gayretleri çerçevesinde Yeni Demokrasi'den daha başarılı kılacak olan ne? Bunun da ötesinde, eldeki zaman dilimi son derece dar. Daha önce süresi uzatılan mevcut Ekonomik Uyum Programı, Şubat ayı bitiminde sona eriyor. Bu da demek oluyor ki, hangi parti kazanırsa kazansın, seçimlerin ardından hükümeti kurup Troyka ve Berlin ile müzakereleri başarılı bir şekilde sonuçlandırmak için önünde bir aydan az bir süre olacak.

Yunanistan'ın Euro'dan çıkması hâlinde, Euro Bölgesi'nin bütün olarak yeni bir belirsizliğe sürüklenmeyeceğini ya da doğal yeri Avrupa'nın tam kalbi olan ülkenin dışarıda kalarak müreffeh olabileceğini düşünmek saflık olur.

by Stella Ladi

Önümüzdeki seçimler, Yunanistan açısından kritik görülse ve sonuçları hâlâ belirsiz olsa da, hem Syriza hem de Avrupalı ortaklar, karşılıklı görüşmelere devam etmekte istekli görünüyor. Syriza lideri Alexis Tsipras, geçen günlerde İtalya'nın merkez sağ görüşlü gazetelerinden Corriere della Sera için "Benim Yunanistan'ım Avrupa'yı tehlikeye atmayacak" başlıklı bir makale kaleme alırken, Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Bruegel de 9 Ocak'ta Yunanistan'ın borç yükünün nasıl azaltılabileceğine dair bir araştırma yayınladı. Bu süreçte Berlin, ister Yunanistan'ın ağır ekonomik tasarruf yolunda tutulmasında, ister kemer sıkma tedbirlerinin hafifletilerek büyümenin canlandırılması için sınırlı da olsa yeni hükümetle bazı tavizler konusunda anlaşmaya varılmasında olsun kritik rol oynayacaktır.

Yunanistan'ın Euro'dan çıkması hâlinde, Euro Bölgesi'nin bütün olarak yeni bir belirsizliğe sürüklenmeyeceğini ya da doğal yeri Avrupa'nın tam kalbi olan ülkenin buranın dışında kalarak müreffeh olabileceğini düşünmek saflık olur. Avrupa ve Birliğe üye ülkeler zorlu bir dönemden geçiyor. Bu süreçte iç büyüme, refah ve siyasi istikrar ancak birlik, anlayış ve sancılı bile olsa karşılıklı verilecek tavizlerle elde edilebilir.

Stella Ladi, Queen Mary University of London'da Kamu Yönetimi ve Atina Panteion Üniversitesi'nde Avrupalılaşma ve Kamu Politikası alanında öğretim üyesi; Yunan Siyaset Uzmanları Grubu Yönetim Komitesi Üyesi.

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Stella Ladi

Stella Ladi

Stella Ladi, Queen Mary University of London'da Kamu Yönetimi ve Atina Panteion Üniversitesi'nde Avrupalılaşma ve Kamu Politikası alanında öğretim üyesi; Yunan Siyaset Uzmanları Grubu Yönetim Komitesi Üyesi. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;