Görüş

Yüzleşmemiz gereken bir gerçeklik olarak Alzheimer

Alzheimer hastalığı, yaşlı nüfusun artması ile önemli bir toplum sağlığı sorunu olmaya devam edecek. Bu konuda eylem planına ihtiyaç var. Ancak "Alzheimer hastalığı ile mücadele" gibi bir başlık yetersiz. Çünkü Alzheimer hastalarına şifa olacak bir tedavi henüz yok.

Konular: Türkiye, Sağlık
Demans yani bunamanın en yaygın tipi olan Alzheimer hastalığı, yaşlı nüfusun atmasıyla birlikte gittikçe yaygınlaşıyor. [Fotoğraf: AA/Arşiv]

Demans (de mentes) yani bunama, ilerleyici zihinsel yıkımla giden ve günlük yaşamın bağımsız olarak sürdürülemez hale gelmesine yol açan tüm hastalıkların adı. Alzheimer hastalığı ise en sık görülen demans tipi. Tüm diğer demans tipleri gibi Alzheimer da tipik olarak yaşlanan beynin hastalığı. Önce sinsi bir hafıza kaybı ile başlayıp yavaş yavaş tüm zihinsel melekeleri ve davranışları etkileyebiliyor. İleri evresinde tamamen bakıma muhtaç hale gelebiliyor Alzheimer hastaları.

Birçok Alzheimer uzmanının ortak görüşü, yeterince uzun yaşarsak hepimizin Alzheimer hastalığına yakalanma riski taşıdığımız. Peki, 20 yıl önce neredeyse Alzheimer sözcüğü bile bilinmezken, neden şimdi 'Alzheimer korkusu' diye bir kavram hayatımıza girdi?

İnsan ömrünün uzaması umut verirken Alzheimer ve benzeri hastalıklarla yaşlanma ihtimali korku yaratıyor. Çalışmalar, son 20 yılda ortalama yaşam süresi beklentisinin 10 yıl uzadığını ama bunun 7 yılının kronik hastalıkla geçebileceğini gösteriyor. 

by Gülüstü Kaptanoğlu

Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından yapılan Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (2013) sonuçlarına göre, ülkemizde 65 yaş ve üzeri nüfusun oranı yüzde 8'e çıktı. Bu oranın 2023'te yüzde 10'u geçmesi bekleniyor. Yaş, Alzheimer hastalığı için bilinen en önemli risk faktörü. Beklenen ömür uzadıkça Alzheimer hastalığı riski de artıyor. 65 yaşındaki bir insanın Alzheimer hastalığına yakalanma riski yüzde 8 iken, 85 yaşına gelindiğinde bu risk katlanarak yüzde 40'ın üstüne çıkıyor.

Türkiye'de kaç kişinin Alzheimer hastası olduğunu aslında bilmiyoruz. 2008 yılında İstanbul'da 1000 civarında 70 yaş üstü kişi tarandığında, yüzde 11 oranında Alzheimer hastalığı teşhisi konulmuş. Bu çalışmanın sonuçları, Batı dünyası rakamlarıyla uyumlu bulunduğu için genelde uluslararası oranların bizim nüfusa yansıtılmasına dayalı tahminler yapılıyor. Bu tahminlere göre, ülkemizde 200,000 ile 400,000 arasında Alzheimer hastası olduğunu raporlayan kaynaklar mevcut. İki rakamın farkının büyüklüğü bile, daha geniş kapsamlı bir çalışmaya ihtiyacımız olduğunu gösteriyor.

İnsan ömrünün uzaması, bir yandan umut verirken diğer yandan Alzheimer ve benzeri hastalıklarla yaşlanma ihtimali korku yaratıyor. Çalışmalar, son 20 yılda ortalama ömür beklentisinin 10 yıl uzadığını ama bunun 7 yılının kronik hastalıkla geçebileceğini gösteriyor. O nedenle hedef çok uzun değil çok sağlıklı yaşamak olmalı.

Alzheimer için eylem planı 

Alzheimer hastalığı, yaşlı nüfusun artması ile önemli bir toplum sağlığı sorunu olmaya devam edecek. Bu konuda mutlaka bir eylem planına ihtiyaç var. Ancak "Alzheimer hastalığı ile mücadele" gibi bir başlık tek başına yeterli değil. Zira Alzheimer hastalarına şifa bulduracak, hastalığı tersine çevirecek ya da durduracak, hatta yavaşlatacak bile bir tedavimiz yok. Sadece bazı belirtilerini kontrol altında tutma çabamız var ve bunda da bir ölçüde başarılı oluyoruz. Çok sinsi, muhtemelen teşhis konulmasından 20 yıl kadar önce başlayan hastalık sürecini önleme noktasına gelmeye bilim dünyası henüz çok yakın görünmüyor. O yüzden Alzheimer hastalığının birey, aile ve toplum düzeyinde yol açtığı sorunları doğru tanımlamak ve bunlara çare geliştirmek gerekiyor.

Alzheimer hastalığı sadece bir sağlık meselesi değil. Evet, bir yandan kalp ve damar sağlığını koruyarak yaşlanabilmek beyni de koruyor. Damarları ve sinirleri zararlı maddelerden, zararlı yaşam biçimlerinden koruyarak yaşamak, beyin için de koruyucu olabiliyor. "İşleyen demir ışıldar." sözü doğrultusunda aktiviteyi korumak sadece kaslar değil beyin için de elzem. Ama tüm bunlara dikkat etmelerine rağmen Alzheimer olan hastalarımız var. Bu hastalık, yakalanan bireyler ve onların ailelerinin varoluşlarını o kadar çok katmanda etkiliyor ki, yaşamlarında ciddi değişimler gerçekleşiyor.

Yaşlılık, hele de zihinsel yıkımla beraber geliyorsa, insan yaşamında en çok adaptasyon gerektiren bir dönem. Kişilerin bu uyum sürecini, hastalık sonrasında, tek başlarına gerçekleştirmeleri mümkün değil. Aile ve toplum desteğine, bu desteğin sağlanması için bir sistem kurulmasına ihtiyaç duyuluyor.

Alzheimer hastalığını, toplam yaşlanma politikaları içinde ve "Ya yaşlanan herkes Alzheimer olursa!" öngörüsüyle ele almak şart. Türkiye'nin bir Alzheimer Eylem Planı yok ama ondan daha kapsayıcı olan Türkiye'de Yaşlıların Durumu ve Yaşlanma Ulusal Eylem Planı var. Fakat bu planın uygulanmasının önünde ciddi zorluklar bulunuyor. Yaşlılık maalesef yoksunluk, eksilme, hastalık, ekonomik anlamda üretkenlikten çıkıp sadece tüketmeye ve bağımsızlıktan bağımlılığa geçişle özdeş görülüyor.

Yaşlı bakımı, ülkemizde de giderek toplumsal ve ekonomik politikaların tamamını değiştirecek ağırlığa sahip olacak. İngiltere gibi gelişmiş ve sosyal sağlık politikası olan ülkelerde, toplam sağlık giderlerinin yüzde 60'ının yaşlı sağlığına ayrılması ve bu oranın artma ihtimaliyle nasıl baş edileceğine kafa yoruluyor. Bütün bu olumsuzlukların karşısında bazı uyum tedbirleri almak ve toplumsal destek sağlamak suretiyle yaşlanmayı, gerçekleşen değişimlere rağmen yine de mutlu, aktif, üretken, hayatın içinde geçirmek mümkün.

2002 yılında hazırlanan Yaşlanma Ulusal Eylem Planı'nın bir parçası olarak yaşlı değerlendirmeleri konusunda uzman hekim ve yardımcı sağlık personeli yetiştirmek, hem sorunların erken tanınması hem de tedavi ve destek sürecini idare etmede en önemli aşama. Maalesef ülkemizde yaşlı meselelerinde uzmanlaşmış yeterli sayıda sağlık personeli, sosyal hizmet uzmanı yok. Üstelik yetişmiş personel de sistemdeki güçlükler ve iş yükü nedeniyle ya verimli çalışamıyor ya da başka alanlara kaybediliyor.

Yaşlı bakımı için sistem geliştirilmeli

Koruyucu sağlık politikaları, her açıdan en önemli hedef. Alzheimer söz konusu olduğunda, belli yaşa gelenlerin güvenliğini sağlamak amacıyla zihinsel kapasitelerinin sık sık kontrol edildiği, bağımsız yaşama becerilerinin düzenli biçimde değerlendirildiği bir sistem kurmak mümkün. Tabii bu değerlendirmeyi ehliyetle yapacak kişilerin de yetiştirilmesi ayrı bir ihtiyaç.

Alzheimer ve benzeri hastalığı olanlarda işlerin zorlaşmasına yol açan bir faktör de buna eşlik eden diğer sağlık sorunları. Bunların göz ardı edilmesi, yanlış ve aşırı ilaç kullanımı, yanlış beslenme, işitme ve görme bozuklukları, yalnızlık ve yaşlılık depresyonu gibi faktörlerin tanınmaması vb. hususlarda farkındalık oluşturulması, gerek sağlık ve sosyal hizmetler alanda çalışanlar gerekse de yaşlısı olan aileler için büyük önem taşıyor.

Alzheimer söz konusu olduğunda, belli yaşa gelenlerin güvenliğini sağlamak amacıyla zihinsel kapasitelerinin kontrol edildiği, bağımsız yaşama becerilerinin düzenli biçimde değerlendirildiği bir sistem kurmak mümkün. 

by Gülüstü Kaptanoğlu

Yakın zamanda, ABD’de çok izlenen bir tıbbi show programında yapılan önerilerin yarısından fazlasının hiçbir bilimsel dayanağı olmadığını gösteren önemli bir çalışma yayımlandı. Maalesef bilimsel yayıncılık konusunda büyük bir kargaşa yaşanıyor. Devir, hızlı tüketim devri olduğu için sağlık ve yaşam bilgisi hakkında dikkat çekecek, "rating" yükseltecek konular, başlıklar, biraz korkular üzerinden dikkat çekmekten suya sabuna dokunmayan önerilere ve bildiğimiz ürün pazarlamaya kadar değişen bir yelpazede çareler önermek söz konusu.

Alzheimer hastalığı, maalesef bu konuda en suiistimale açık alanlardan biri. Yaşlanmaya yakın ve yaşlanmış herkes için potansiyel bir korku, umut tacirliği ve yanıltmaya çok açık. Şüphesiz doktorların da birbirleriyle hatta bazen kendileriyle çelişen bildirimleri, bilimsel gerçeklerin(!) bile modalarla değişiyor olmasının yarattığı güvensizlik, herkesin meşrebine göre bir yayına inanmasıyla sonuçlanıyor.

Ancak unutulmaması gerekir ki sağlık; en genelleme yapılamayacak, en kişiye özel konu. Gerçek tıbbi fayda sağlamanın ideal yolu, herkesin kendini tanıyan, izleyen güvenilir bir hekiminin olması. Yaşlanma Ulusal Eylem Planı, yaşlı suiistimali anlamına gelen (ki bunun aslında çoğu zaman çocuk suiistimalinden farkı yok) yanlış tıbbi uygulamaların takip edilmesi ve engellenmesini de mutlaka içermeli. Özellikle modern tıbbın kesin çare öneremediği Alzheimer hastalığı gibi süreçlerde alternatif yöntemlere sapılma ihtimali çok yüksek. Bunlar bazen hareketi, sağlıklı beslenmeyi içeren geleneksel doğu tıbbı yöntemleri gibi aslında modern tıbbın saygı duyduğu yöntemler olabildiği gibi, umut tacirliği sınırlarında dolaşan etkisiz yöntemler de olabiliyor.

Çare, sorunların önce doğru tanımlanmasıyla mümkün. Şimdilik Alzheimer hastalığı ilaçlarla değil, yaşam biçimi düzenlemeleriyle idare edilen bir hastalık süreci. Bu konuda hastalara ve ailelere verilecek destekte, medya kuruluşlarının da önemli bir sorumluluğu bulunuyor. Aynı şekilde sivil toplum kuruluşlarına da bu standartların oluşturulmasında önemli görevler düşüyor.

Dr. Gülüstü Kaptanoğlu, Kognitif Nöroloji ve Demans Uzmanı ve 65+ Yaşlı Hakları Derneği Başkanı. Tıp eğitimi ve nöroloji ihtisasını İstanbul Tıp Fakültesi’nde tamamladı. 1998 yılında yan dal eğitimi için gittiği Nortwestern Üniversitesi Kognitif Nöroloji ve Alzheimer Hastalığı Araştırma Merkezi’nde 2002'ye kadar Alzheimer konusunda klinik araştırmalar yaptı. Uzmanlık alanında klinik hizmet veren Kaptanoğlu, toplumun değişik kesimlerinden bir grupla birlikte 2014 yılında 65+ Yaşlı Hakları Derneği’ni kurdu.

Twitter'dan takip edin: @gulustu

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Gülüstü Kaptanoğlu

Kognitif Nöroloji ve Demans Uzmanı ve 65+ Yaşlı Hakları Derneği Başkanı. Tıp eğitimi ve nöroloji ihtisasını İstanbul Tıp Fakültesi’nde tamamladı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;