Görüş

Zenginleştikçe azınlıklarına karşı otoriterleşen ülke Rusya ve Çeçen Soykırımı

Sovyetler Birliği döneminde birçok halk gibi büyük acılar çeken Çeçenlerin durumu günümüzde Rusya topraklarında daha iyi değil.

İmam Şamil'in Kont Baryatinski'ye teslim oluşunu gösteren resim.
İmam Şamil'in, 1859 yılında Kont Baryatinski'ye teslim oluşunu resmeden bu tablo, dönemin ünlü ressamı Aleksey Kivşenko tarafından yaratılmış. [Kamu malı]

yetmiş yıl önce bugün, yani 24 şubat 1944 tarihinde, çeçen, inguş, kalmuk ve karaçaylar gibi binlerce müslüman, "nazilerle işbirliği yaptıkları ve kızıl ordu'ya karşı silah kullandıkları" gerekçesiyle sibirya'ya sürüldüler. soğuk kış koşullarında demiryolu ile uzun bir yolculuğa çıkarılan ve yolculuk sırasında pek çok kişinin hayatını yitirdiği bu sürgüne yaklaşık 650 bin kişi maruz kaldı. sürgünün 60 yıldönümünü takiben 26 şubat 2004 tarihinde avrupa parlamentosu, söz konusu sürgünü bir soykırım pratiği olarak tanıdı.

kısaca hatırlanacak olursa, 2. dünya savaşı öncesinde ve sırasında avrupa'daki bir takım etno-ulusal gruplar, bulundukları bölgelerde, yüzlerce yıldır karşısında mücadele ettikleri bir takım egemen/hegemon güçler karşısında nazi almanyası ile ittifak kurdular. sözgelimi balkanlarda müslüman boşnaklar yüzlerce yıldır maruz kaldıkları egemen sırp milliyetçiliği karşısında, yine sırplarla çıkar çatışması içinde olan alman devletiyle müttefik olmuşlardı. benzeri bir eğilim, yine kuzey kafkasya'da yaşayan müslüman çerkes, çeçen ve karaçay grupları arasında da ortaya çıktı. 

putin rejimi bir yandan çeçenistan'ın giderek 'radikal islam'a teslim olduğu' şeklinde bir algı yaratarak, 'çeçen sorunu' karşısında verdiği sert mücadeleyi uluslararası platformlarda meşrulaştırmaya çalışırken, öte yandan son bir kaç yıldır yine uluslararası düzlemde çerkes diasporası tarafından yoğun olarak dile getirilen 'çerkes soykırımı' iddialarına karşı tamamıyla sessiz kalmayı yeğliyor.

by Ayhan Kaya

diğer bir deyişle, 'düşmanımın düşmanı dostumdur' şeklinde bir anlayışın bu ve benzeri pek çok yerde zaman zaman ortaya çıktığı tarihi kayıtlara geçmiştir. dolayısıyla, kuzey kafkasya veya çeçen-inguş örneğinde asıl olan, çeçenlerin veya diğer müslüman grupların nazilerle geliştirdikleri müttefiklik ilişkisi değil, yüzlerce yıl öncesine dayanan, ruslar ve müslümanlar arasındaki hegemonya mücadelesinin devam ediyor olması. bu açıdan bakıldığında, tarih boyunca yayılmacı rus milliyetçiliğinin zaman zaman kendisini gösterdiği unutulmamalı. belki sovyetler birliği döneminde biraz olsun kontrol edilebilen hegemonik rus milliyetçiliğin, birliğin çözülmesiyle birlikte yeniden uyandığı rahatlıkla iddia edilebilir.

sovyetler birliği sonrası dönem

1990'lı yılların ortalarında rusya'da giderek milliyetçi ve populist bir siyasal söylemin hakim olmaya başladı. 1999 yılında devlet başkanı boris yeltsin tarafından başbakanlığa atanan vladimir putin'in milliyetçi yaklaşımları ve uluslararası konjonktürün de yardımıyla birlikte rusya, abd hegemonyası karşısında kendi hegemonyasını oluşturma eğilimine girdi.

bir yandan gürcistan'ın merkezkaç kuvvet olma eğilimine karşı çıkarken, diğer yandan avrupa birliği'nin etki alanına girme eğilimi gösteren ukrayna'ya karşı sert bir takım önlemler aldı. öte yandan rusya sınırları içindeki farklı cumhuriyetler ve sosyal azınlık grupları karşısında da baskıcı bir yaklaşım putin iktidarı tarafından benimsendi. abd ve ab'nin oluşturmaya çalıştıkları küresel hegemonya arayışlarını sıklıkla eleştiren putin'in, eski doğu bloğu ülkeleriyle işbirliğini ne pahasına olursa olsun arttırmaya çalıştığı gözleniyor. günümüzde ukrayna'da yaşanan olumsuz gelişmeler bu arayışın bir ürünü olsa gerek.

diğer bir deyişle, putin'in rusyası, abd'nin tek kutuplu dünyası karşısında yeni bir çift kutuplu dünya yaratmaya çalışıyor. içeride baskıcı bir düzen ve istikrar arayışında olan rusya, dışarıda tarihsel miras ve avrasyacılık kartı ile yeni bir zafer kazanmak arzusunda.

rusya içinde yaşanan gelişmelere ve putin'in baskıcı hegemonya arayışlarına bakıldığında, özellikle bugünün önemi açısından iki farklı konuya biraz daha ayrıntıyla bakmakta fayda var: putin rejimi bir yandan çeçenistan'ın giderek "radikal islam'a teslim olduğu" şeklinde bir algı yaratarak, 'çeçen sorunu' karşısında verdiği sert mücadeleyi uluslararası platformlarda meşrulaştırmaya çalışırken, öte yandan son bir kaç yıldır yine uluslararası düzlemde çerkes diasporası tarafından yoğun olarak dile getirilen 'çerkes soykırımı' iddialarına karşı tamamıyla sessiz kalmayı yeğliyor.

islami yükseliş iddiaları ve çeçenistan'ın ekonomi-politiği

on birinci yüzyılda farsi etkisiyle müslümanlığa geçen çeçenler, son yirmi yılda giderek önemini arttıran rus-çeçen mücadelesi nedeniyle daha 'islamcı' ve 'cihatçı' bir perspektif geliştirdiler. bu durum bir yandan kısmi bir gerçekliğe tekabül etse de, diğer yandan rusya, çeçenistan sorunu karşısında özellikle 11 eylül saldırıları sonrasında uluslararası toplumun desteğini alabilmek için sorunu "radikalleşen islam" şeklinde lanse etti.

çeçen mücadelesi cevher dudayev'in 'cihatçı' olmayan anlayışından giderek doku umarov'un 'cihatçı' yaklaşımına dönüştü.

by Ayhan Kaya

rusya tarafından uluslararası toplum karşısında çizilen resim ile gerçek arasında farkların olduğu aşikar. gerek kafkas petrol rezervlerinin yüzde 50'sine sahip olan ve gerekse bakü-novorossik petrol boru hattının üzerindeki coğrafi konumuyla rusya için stratejik bir önem arz eden grozni şehrinin, çeçenler ve ruslar için ne ifade ettiğini anlamak zor olmasa gerek. dolayısıyla, çeçenistan'ın 'islamcı mücahitlerin davasına' indirgenemeyeceğini ve siyasal ve ekonomik açıdan stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulamakta fayda var.

çeçen mücadelesi cevher dudayev'in 'cihatçı' olmayan anlayışından giderek doku umarov'un 'cihatçı' yaklaşımına dönüştü. bilindiği üzere, umarov eylül 2007'de kendisini kafkas emiri olarak ilan etti ve rusya hegemonyasına karşı mücadele etmekle birlikte, abd, israil ve britanya'yı düşman olarak gördüğünü söyledi. ayrıca yoğunluğu günden güne artan rus-çeçen mücadelesi bugüne değin 200 bin kadar çeçen'in batı avrupa ülkelerine mülteci olarak göç etmesine neden olduğu unutulmamalı. batı avrupa'da sayıları hızla artan çeçen mülteciler, avrupa birliği, avrupa konseyi ve avrupa güvenlik ve işbirliği teşkilatı gibi örgütleri harekete geçirmek suretiyle 'çeçen sorununun' uluslararası platformda tanınması sürecinde etkili oldular.

çerkes soykırımı ve diasporanın gücü

rusya'nın yüzlerce yıldır hegemonya arayışında olduğu kuzey kafkasya halklarıyla mücadelesi çok eskilere uzanıyor. ruslar ve osmanlılar kuzey kafkasya topraklarını nüfuzları altına almak için çokça rekabet ettiler.

türkler ile çerkesler arasındaki ilişkiler, 1060'lı yıllarda melikşah döneminde selçukluların dağıstan'a yerleşmeleriyle başladı. tarih boyunca hunlar, hazarlar, kıpçaklar, kafkasya'da kısmen hakimiyet kurdular; yani türklerle ilişkiler çok eskilere götürülebilir. osmanlıların çerkeslerle ilk ilişkileri ise, 1782'de feruh ali paşa'nın soğucak'a gitmesiyle başladı. bölge daha sonraki yüzyıllarda önce iran ile osmanlı ve daha sonra ise rusya ile osmanlı arasında nüfuz mücadelesine sahne oldu. iranlıların özellikle çeçenistan'ı içinde bulunduran güney ve kuzeydoğu kafkasya'daki etkileri 11. yüzyıla kadar uzanıyor.

osmanlı imparatorluğu kuzey kafkasya üzerinde uzun süre doğrudan etkili olmadı. dinsel açıdan ve hilafet makamının istanbul'da bulunmasından ötürü çerkesler üzerinde dolaylı yollardan kontrol sağladı. çerkeslerin rusya hegemonyasına karşı savaştıkları ve topraklarını kaybettikleri 1864, çerkes sürgünü'nün başladığı tarih olmakla birlikte aynı zamanda bölgedeki osmanlı kontrolünün de tamamen sona ermesine işaret ediyor.

tarihsel anlamda hegemonik bir güç olan rusya, anayasasında azınlıkta bulunan otokton halkların siyasal temsil haklarını korumak gibi anlamlı bir takım maddeleri barındırsa da, pratikte otoriter, anti-demokratik ve azınlıklar üzerinde korku salan bir rejim olarak varlığını sürdürüyor. sadece etno-kültürel ve dinsel azınlıklar değil, aynı zamanda diğer muhalif gruplar ve eşcinseller de bu otoriter devlet geleneğinden paylarına düşeni alıyorlar.

by Ayhan Kaya

son birkaç yıldır 2014 soçi kış olimpiyatları bağlamında gerek kuzey kafkasya çerkes cumhuriyetlerinde (adigey, kabardino-balkarya ve karaçay-çerkes), gerekse türkiye'den abd'ye kadar dünyanın çok farklı yerlerine serpilmiş çerkes diasporasında önemli bir toplumsal hareketlilik görülüyor. rusların 1944'te çeçenlere yaptıklarına benzer bir soykırımın 1864 yılında soçi'de çerkeslere yönelik olarak yapıldığı iddiaları gündeme geldi.

zaman zaman erişiminde problemler yaşanan nosochi2014 isimli internet sitesinden ayrıntıları takip edilebilecek bir kampanya başlatan çerkes gençleri, bütün dünyanın dikkatlerini çerkes sürgünü'nün başlangıç tarihi olan 1864 yılına ve bu sürgünün başladığı yer olarak kabul edilen soçi yakınlarındaki krasnaya polyana'da, rus ordusu tarafından yenilgiye uğratılan çerkeslerin maruz kaldıklarına çekmeyi başardılar. çerkesler, ruslar tarafından anavatanlarından sürülmelerine neden olan bu savaşın da soykırım olarak tarihe not düşülmesi gerektiğini düşünüyorlar ve bu yolda mücadelelerini veriyorlar. bu mücadelenin ilk meyvesini 2011 yılında aldılar. gürcistan parlamentosu, 12 temmuz 2011 tarihinde çerkes soykırımı'nı ilk tanıyan ulusal parlamento oldu. bu arada, washington'da bulunan jamestown vakfı'nın da çerkes soykırımı iddiaları konusunda verdiği destek de gözardı edilmemeli.

soçi kış olimpiyatları konusunda çerkesleri rahatsız eden şey sadece bu şehrin çerkeslerin toplumsal belleğinde ifade ettiği anlam değil. aynı zamanda putin'in temmuz 2007'de, 2014 olimpiyatların nerede yapılacağı kararını alacak olan uluslararası olimpiyat komitesi üyelerinin huzurunda yaptığı konuşmada dile getirdiği ve getirmediği bazı noktalar çerkesleri derinden yaraladı. yaptığı konuşmada putin, soçi'nin tarihteki sakinlerinden bahsederken yunanları, kolkileri ve kazakları sıralamış, ancak çerkesleri tamamıyla gözardı etmişti. rus devlet yetkililerinin bilinçli veya bilinçsiz yaptıkları bu ve benzeri hatalara veya gaflara bir yenisi 2010 yılında düzenlenen vancouver kış olimpiyatları sırasında eklenmişti. soçi'nin içinde bulunduğu kuban bölgesi'ni temsilen bir kazak dans grubunu vancouver'a götüren rusya, çerkesleri daha da derinden yaralamıştı. çünkü çerkesler, kazakları 19. yüzyıl rus emperyalizminin en önemli işbirlikçilerinden biri olarak görüyorlar.

tarihsel anlamda hegemonik bir güç olan rusya, anayasasında azınlıkta bulunan otokton halkların siyasal temsil haklarını korumak gibi anlamlı bir takım maddeleri barındırsa da, pratikte otoriter, anti-demokratik ve azınlıklar üzerinde korku salan bir rejim olarak varlığını sürdürüyor. sadece etno-kültürel ve dinsel azınlıklar değil, aynı zamanda diğer muhalif gruplar ve eşcinseller de bu otoriter devlet geleneğinden paylarına düşeni alıyorlar. bu nedenle, almanya cumhurbaşkanı'nın veya ab komisyonu yetkililerinin soçi kış olimpiyatlarını boykot etmek için açılış törenin katılmamış olmaları putin rejimini pek de rahatsız etmiyor. aksine, rusya zenginleştikçe yönetim anlayışı daha da anti-demokratik bir hal alıyor ve giderek pervasız bir şekilde bütün azınlıklarına korku salmaya devam ediyor.

ayhan kaya, istanbul bilgi üniversitesi, uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi bölümü öğretim üyesi. aynı üniversitede avrupa birliği enstitüsü direktörü görevini yürütüyor ve 2011 yılı itibariyle avrupa birliği komisyonu tarafından jean monnet profesörü olarak ödüllendirildi. bilim akademisi üyesi olan kaya'nın, diasporalar, kimlik, uluslararası göç, etnisite, milliyetçilik, çokkültürcülük, yurttaşlık, ulusaşırı alan ve sürdürülebilir kalkınma gibi konular hakkında da kitap, makale ve tercümeleri bulunuyor.

bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve al jazeera’nın editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Ayhan Kaya

istanbul bilgi üniversitesi, uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi bölümü öğretim üyesi. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;