Haber analiz

Libya seçimleri: Demokratikleşme sürecinde ilk adım

Tunus ve Mısır'da diktatörlük sonrası ilk genel seçimlerde İslamcı kökenli partiler birinci olurken, Libya’da liberal olarak tanımlanan gruplar ipi göğüsledi.

Konular: Afrika, Ortadoğu, Libya
Libya'da oy vermek için sıra bekleyen seçmenler
Libya'da 48 yıl aradan sonra yapılan ilk seçimler, demokratikleşme sürecinde dönüm noktası teşkil ediyor. [AFP]

2011 sonbaharında eski lider Muammer Kaddafi'nin devrilmesinin ardından demokratik bir düzen kurma arayışına giren Libya’da halk, 7 Temmuz 2012 günü düzenlenen genel seçimler için sandık başına gitti. Yaklaşık 2,9 milyon kayıtlı seçmenin 1,8 milyonunun, yani yüzde 65'inin oy kullandığı seçimlerde, 2013 sonuna kadar ülkeyi yönetecek kurucu meclis niteliğindeki 200 sandalyeli Halk Meclisi üyeleri belirlendi. Üyelerin 120'si bağımsız adaylar arasından, 80'i ise parti listelerinden seçildi. 2.500'ü bağımsız toplam 3.700 aday, Libya'da Kaddafi sonrasında geçici hükümet görevini üstlenen Ulusal Geçiş Konseyi'nden (UGK) yönetimi devralacak yürütme organının üyeliği için yarıştı.

Libya'nın geçiş dönemi yöneticilerinden olan Mahmud Cibril, ülkenin akil adam rolünü üstlenmiş görünüyor.
[[AFP]]

Daha önceleri, parlamentonun ülkenin yeni anayasasını hazırlayacak komisyonu seçmesi de planlanıyordu. Fakat UGK, büyük petrol yatakları barındıran Bingazi'nin de bulunduğu doğu bölgesinin daha güçlü temsil edilmesini isteyen kesimleri yatıştırmak için bu yetkiyi seçimlerden hemen önce yeni parlamentodan aldı. Bu çerçevede, anayasayı yazacak komisyonun üyelerinin ayrı bir seçimle doğrudan halk tarafından belirlenmesi kararlaştırıldı. Kaddafi rejimine karşı ayaklanmanın merkezi olan Bingazi ile diğer doğu şehirleri için özerklik talep eden katı federalistler, bazı olaylar çıkarsalar da seçimlerin genel itibarıyla başarılı geçtiği konusunda görüş birliği bulunuyor. Uluslararası gözlemciler, seçimlerin adil olduğunu belirtiyorlar.

Libya'daki 7 Temmuz seçimleri, ülkede 48 yıl aradan sonra gerçekleştirilen ilk demokratik seçimler olması nedeniyle tarihi bir önem taşıyor. Zengini petrol yataklarına sahip Kuzey Afrika ülkesinde en son, henüz Kral İdris'in yönetimde olduğu 1964 yılında genel seçimler düzenlenmişti. Albay Muammer Kaddafi'nin 1969'da bir darbe ile Kral İdris'i devirmesinin ardından kurduğu rejimde doğrudan seçimler yasaklandı. Kaddafi'nin sosyalizm, Arap milliyetçiliği, Afrika bölgesel kimliği ve bazı İslami unsurlar barındıran rejiminin temel ilkelerini ortaya koyduğu 1970 tarihli meşhur Yeşil Kitap'ında demokrasi, burjuva işi ve özünde adaletsiz bir sistem olarak tanımlıyordu. Bir tür diktatörlük biçimi gibi gördüğü siyasi partileri kökten reddeden Kaddafi'ye göre meclis hakkı istemek, ülkenin anayasası konumundaki Yeşil Kitap'a ihanet anlamına geliyordu.

Cibril'in partisi ilk sırada

Kaddafi ve ailesinin iktidarına son verip rejimlerini ortadan kaldıran devrim sonrasında Libya'da tam bir siyasi parti patlaması yaşandı. Öyle ki, seçimlere irili ufaklı yaklaşık 150 parti katıldı. Aralarında üye sayısı çok sınırlı kalan yerel partilerin de bulunduğu siyasi oluşumların yanı sıra, Ulusal Güçler İttifakı, Adalet ve İnşa Partisi, Ulusal Cephe Partisi, Ulusal Merkez Partisi ve Vatan Partisi gibi ulusal nitelikli partiler de Libya'nın kurulma aşamasındaki demokratik siyaset sahnesinde mücadele ediyor. Liberal eğilimli olarak tanımlanan Ulusal Güçler İttifakı, seçimlerden ciddi bir farkla birinci parti olarak çıktı. UGK Yürütme Kurulu Başkanı olarak, yedi ay boyunca geçici hükümetin başbakanlığı görevini yürüten Mahmud Cibril liderliğindeki Ulusal Güçler İttifakı'nın Genel Sekreteri ise Faysal Krekşi.

Ulusal Güçler İttifakı Genel Sekreteri Faysal Krekşi, Libya'nın yeni dönem siyasetinin önemli isimlerinden...
[[AFP]]

Libya'daki Müslüman Kardeşler cemaatinin siyasi kolu Adalet ve İnşa Partisi ise ikinci sırada yer aldı. Adalet ve İnşa Partisi'nin başkanlığını, Kaddafi iktidarı döneminde uzun yıllar hapiste kalan Muhammed Savan yürütüyor. Ilımlı İslamcı bir profil çizmeye çalışan Vatan Partisi'nin ise şimdilik bir lideri bulunmuyor. Devrimin önemli komutanlarından Abdülhekim Belhac, Vatan Partisi saflarından seçimlere katıldı. 1980'lerde Kaddafi'ye karşı silahlı mücadele veren Libya'nın Kurtuluşu İçin Ulusal Cephe (NFSL) örgütünün siyasi kanadı olan Ulusal Cephe Partisi, Muhammed Yusuf El Magarif liderliğinde seçimlerin varlık gösteren unsurları arasına katıldı. Cibril hükümetinde bakanlık yapan ve tıpkı onun gibi kendisi aday olamayan Ali Tarhuni'nin kurduğu Ulusal Merkez Partisi de seçimlerde şansını aradı. 

Libya'daki seçim sonuçları, Arap Baharı dalgasının Tunus ve Mısır'dan sonraki üçüncü durağında, komşularından farklı bir siyasi tablonun ortaya çıkmasına yol açtı. Hem Tunus hem de Mısır’da diktatörlük sonrası ilk genel seçimlerde İslamcı kökenli partiler birinci olurken, Libya'da özellikle Batı medyasınca liberal olarak tanımlanan oluşumların ipi göğüslemesi, Arap Baharı ile ortaya çıkan İslamcıları yönetime taşıma eğiliminde bir kırılma şeklinde değerlendiriliyor.

Adalet ve İnşa Partisi, ılımlı mesajlar vermesine rağmen, büyük şehirlerin çoğunda birinci parti olamadı. Daha sert ve katı söylemler kullanan büyüklü küçüklü Selefi partiler ise tam bir hezimete uğradı. Bu sonucun alınmasında, Kaddafi’nin yönetime karşı en büyük tehdit olarak algıladığı İslamcılar aleyhine yaptığı propagandanın önemli bir payı olduğu ifade ediliyor. Kaddafi tarafından sürekli şeytanlaştırılan, ihanetle suçlanıp hapsedilen, bazıları idam edilip, bir kısmı da yurt dışına kaçmak zorunda bırakılan İslamcıların, yeni dönemde de özellikle internet ortamında çok tehlikeli radikaller olarak resmedilmesinin halkın üzerinde etkili olduğu yorumları getiriliyor.

Yapılacak çok iş var

Geçiş hükümetinde görev aldığı için kendisi aday olamayan, ancak Libya'nın bu sancılı döneminde çok ihtiyaç duyulan akil adam rolünü üstlenmiş görünen Mahmud Cibril, sürekli ulusal birlik ve uzlaşma çağrıları yapıyor. Sonuçta hiçbir siyasi oluşumun tek başına çoğunluğu sağlayamadığı, dengeli ve çeşitli bir profil çizen parlamentonun, Libya halkının iradesi ve çıkarlarını büyük ölçüde yansıtacağı söyleniyor. Kurulacak bir koalisyon hükümetini, ülkede devletin restore edilmesi, kamu düzeninin sağlanması ve anayasanın dayanacağı temel ilkeler konusunda uzlaşmaya varılması gibi zorlu görevler bekliyor.

Sadece Arap halklarının değil, tüm dünyanın gözleri Libya ve komşuları Tunus ile Mısır'ın yeni yönetimlerine çevrilmiş durumda. Zira diktatörleri devirmede muktedir olan Arap Baharı'nın, demokrasiyi inşa etmede ne ölçüde başarı göstereceği, Kuzey Afrika'da halk iradesiyle iktidara gelen siyasi aktörlerin geçiş döneminde yaşadıkları sorunları çözme becerisine bağlı olacak.

Kaynak: Al Jazeera ve ajanslar

Ebru Afat

İstanbul'da dünyaya geldi. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde Uluslararası İlişkiler eğitimi aldı. Aynı okulun aynı bölümünde, "Karşı Küreselleşme Hareketi: Küreselleşmeyi Hedef Alan Küresel Muhalefet" başlıklı teziyle yüksek lisansını tamamladı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;