Ülke profili

Ülke profili: Libya

Kaddafi rejimin devrilmesinin ardından Libya siyaseti istikrar kazanamadı. Ülkedeki en önemli sorun ise güvenlik. Ayaklanma sırasında ortaya çıkan silahların çoğu kayboldu.

Konular: Afrika, Ortadoğu

Kuzey Afrika’da Akdeniz kıyısında bulunan Libya, seyrek nüfuslu olmasına rağmen dünyanın en kaliteli petrol rezervlerinin üzerinde oturan bri ülke. Doğuda Mısır, güneydoğuda Sudan, güneyde Nijer ve Çad ile batıda Cezayir ve Tunus ile komşu olan Libya toprakalrı, 16. yüzyıldan 1911 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası olarak varlığını sürdürdü.

1911'de Trablusgarb Savaşı'nın ardından İtalya tarafından işgal edilen Libya, 1951 yılında bağımsızlığını kazandı. 

Temel bilgiler

Başkent: Trablus

Yüzölçümü: 1.759.540 km²

Nüfus: 6.733.620 (2012)

Para birimi: Libya Dinarı

Dili: Arapça (resmi)

Kuruluş: 24 Aralık 1951

Siyaset

Libya 1969 yılından 2011 yılının son çeyreğine kadar Muammer Kaddafi tarafından yönetildi ve oğullarından birçoğu yetkili pozisyonlara yükseltildi. 

Kaddafi ailesinin büyüğü, kendisine ‘Kardeşçe Lider’ ve ‘Libya Devrimi’nin Rehberi’ adını taktı. 1969 yılında, Kral İdris’i kansız bir darbeyle tahtından indirip monarşiyi devirdikten sonra Libya Arap Cumhuriyeti’ni kurarak iktidarı ele geçirdi. Ülkenin resmi adı 1977 yılında 'Libya Arap Halk Sosyalist Büyük Cemahiriyesi' şeklini aldı.

Yönetim, 2011 yılına kadar Kaddafi’nin 1970 yılında yayınladığı Yeşil Kitap’ta yer alan siyasi felsefeyi temel aldı. Teoride doğrudan demokrasiyle yönetilen ülkenin başındaki Kaddafi (herhangi bir resmi unvanı olmasa da) Trablus’taki ‘devrim’ hükümetine başkanlık etti. Düzinelerce bölgesel ‘halk kongresi’ yerel yönetimleri idare etti ve kentler de yerel konseylere böldü. 

Uygulamada ise, Kaddafi ülkeyle ilgili tek söz sahibi oldu.

Oğulları ise unvanları olmamasına rağmen Libya hükümetinde önemli görevler üstlenir duruma geldi. Kendisini 'ılımlı bir demokrat reformcu' oalrak tanıtan Kaddafi'nin ikinci oğlu Seyfülislam, devrimden önce Libya rejiminin halka görünen yüzü olarak giderek daha fazla öne çıktı.

Diğer oğullar ise arka planda görevler aldı. Hamis Kaddafi, elit bir ordu birliği olan Hamis Tugay’ının başındaydı.

Kaddafi ve ailesinin 40 yıl boyunca muhalefetsiz süren iktidarı, 17 Şubat 2011'de başlayan halk isyanıyla sarsıldı. Protestolarla ateşlenen süreç, kısa sürede silahlı isyana dönüşerek Kaddafi'nin sonunu hazırladı. Şubat ayında varlığını ilan eden Ulusal Geçiş Konseyi, kuruluşunun bir ay sonrasında kendilerinin ülkenin tek temsilcisi olduğunu duyurdu.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kararına dayanarak Fransa, İngiltere ve ABD'nin önderliğinde Libya’ya karşı 18 Mart 2011 akşamı havadan askeri operasyon başlatıldı.

Fransa ve ABD müdahalesinin de etkisiyle Kaddafi 22 Ağustos 2011'de devrildi. Ayaklanmanın sonlarında Sirte yakınlarında Kaddafi'nin konvoyuna NATO destekli saldırı düzenlendi. Saldırıdan yara almadan kurtulan Kaddafi, saklandığı bir geçitten çıkartılarak isyancılar tarafından yakalanarak linç edildi. 

UGK, Kaddafi'nin ölümünden yaklaşık bir ay sonra ülkeyi seçimlere kadar taşıyacak süreçte öncü rolü oynaması için geçici bir hükümet kurulmasını kararlaştırdı.

Bu görev 31 Ekim'de Abdurrahim El Kib'e verildi. 

UGK tarafından hükümeti kurması için görevlendirilen Başbakan Abdürrahim El Kib, kasım ayında ülkeyi seçime kadar yönetecek kabineyi belirledi. Seyfülislam Kaddafi'yi ele geçiren Zintanlı askeri birliğin komutanı olan Usame El Cuvali savunma bakanı ilan edildi.

7 Temmuz 2012'de ise genel seçimler yapıldı. Seçimin galibi Mahmud Cibril liderliğindeki Ulusal Güçler İttifakı oldu. 

Ancak seçimler Libya siyasetini istikrara kavuşturamamıştı. 12 Eylül 2012'de başbakan değişti. 191 milletvekilinin katılımıyla yapılan oylamada İslami eğilimli Mustafa Ebu Şakur Libya'nın ilk seçilmiş başbakanı oldu. Libya'nın ilk başbakanı Mahmud Cibril ise yarışı kaybetti. 

Mustafa Ebu Şakur'un meclise sunduğu kabine listesi iki kez geri çevrildi. Liste onaylanmayınca Ebu Şakur 7 Ekim'de istifa etti. 

Libya Meclis'i 15 Ekim'de Mahmud Cibril liderliğindeki Ulusal Güçler İttifakı tarafından desteklenen Ali Zeydan'ı yeni başbakan seçti. Zeydan, uzun yıllar Kaddafi karşıtı safta yer almış bir aktivist ve diplomattı.

Güvenlik açığı

Libya yönetiminin çözmesi gereken en önemli sorun güvenlik. Birçok havalimanı, liman ve sınır kapısı hâlâ 2011 yılında Libya'nın eski lideri Muammer Kaddafi'yi deviren ve şu anda temel güvenlik rolü oynayan grupların elinde bulunuyor. Trablus Havalimanı Zentan milisleri, güney sınır kapıları ise farklı gruplar ve aşiretlerin kontrolü altında tutuluyor.

Ayaklanma sırasında artan silahlanma sadece Libya'nın değil dünyanın dikkat çektiği bir konu. Uluslararası raporlara göre, ülkede en az 200 bin kişinin evinde silah silah bulunduğu ve çok sayıda silahlı grubun olduğu tahmin ediliyor. Her grubun kendi bölgesinde etkili olması istikrar yakalanmasını engelliyor.

Ülkede Şubat 2011'de Kaddafi karşıtı ayaklanmaların başlamasından önce en az 20 bin omuzdan atılan füze vardı. Çoğu NATO'nun hava saldırılarında tahrip edilse de binlercesi kayboldu. NATO, Libya cephanelerindeki yerden havaya atılan en az 10 bin füzenin izini kaybettiğini de açıklamıştı.

İttifak, bu silahların izini sürmek için ülkeye uzmanlar gönderse de silahların bir kısmının Kaddafi'ye karşı savaşmalarının ardından silah bırakmayan milislerin olduğunu tahmin ediyor.

Eylül 2012'de Libya'da ABD Büyükelçisi ve üç ABD vatandaşı Hz. Muhammed'i hedef alan video nedeniyle öldürüldü. Bir grup saldırgan misyona ateş açtı ve binayı ateşe verdi.

Dönemin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Hillary Clinton saldırıyı, "Özgürleştirdiğimiz bir ülkede bu nasıl olabilir." sözleriyle kınadı.

Geçiş sürecini bir türlü atlatamayan ülkedeki güvenlik krizi bununla da bitmedi. Başbakan Ali Zeydan, Ekim 2013'te başkent Trablus'ta güvenli olduğu için kaldığı otelden silahlı kişilerce kaçırılıp, bir süre sonra serbest bırakıldı.

Kaçırılma olayından bir ay sonra ise Libya'da olağanüstü hal ilan edildi. Nedeni, Trablus'ta Misrata KArtalları Tugayı isimli milis grubu ile güvenlik güçleri arasındaki çatışmalarda en az 40 kişinin ölmesiydi.

Yönetimin önündeki en önemli konulardan birisi de devrim öncesinde savaş suçu işlemekle suçlanan Seyfülislam Kaddafi ve eski istihbarat müdürü Abdullah Es Senusi gibi isimlerin yargı süreçleri. Hollanda'nın Lahey kentinde bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesi, bu kişiler hakkında yargılama talebinde bulunuyor.

Trablus yönetimi ise; bir çok insan hakları örgütünün de Libya'da 'adil yargılanmayacaklarını' düşündükleri isimlerin iadesini reddediyor. 

Ekonomi

Ekonomisi merkezi planlamaya tâbi olan Libya, gelirinin çoğunu petrolden elde ediyor.

OPEC üyesi ülke, varlığı kanıtlanmış petrol rezervleri arasında büyüklük açısından Afrika’da birinci, dünyada dokuzuncu sırada yer alıyor. Bu rezervler, ülkenin gayrisafi yurtiçi hasılasının yarısından ve devlet gelirlerinin yüzde 75’inden daha fazlasına karşılık geliyor. 

Muammer Kaddafi'nin devrilmesiyle sonuçlanan isyan döneminde üretimin neredeyse durduğu ülke uzun bir sürenin ardından Mart 2012'de büyük bir sıçrama yaptı.

Ocak ayında 930 bin varil üretim yapan Libya, şubatta bu miktarı 1,1 milyona çıkardı. 

Petrolün ekonomiye büyük katkı sağladığı ülkede, kişi başına 13 bin 800 dolar gelir düşüyor. Bu değer komşu ülkeler Tunus’ta 9 bin 500 ve Mısır’da ise 6 bin 200 dolar.

Bununla birlikte, petrol zenginliğine rağmen, Libya’da işsizlik ve yoksulluk yüksek seyrediyor. Herhangi bir resmi istatistik mevcut değil, ancak birçok araştırmacı nüfusun üçte birinin işsiz ve yoksul olduğunu ve bu sayının genç Libyalılar arasında daha da yüksek olduğunu söylüyor.

Başta petrol, inşaat ve tıp olmak üzere, çeşitli sektörlerde çalışması için ülkeye daha iyi eğitim almış yabancı işçiler alınıyor. 

Yolsuzluk da, yetersiz merkezi planlama gibi, ekonomik büyümeyi engelliyor. Kaddafi ve ailesi on milyarlarca doları çalmakla ve paranın büyük bir bölümünü yurtdışındaki hesaplarda saklamakla suçlandı. Ancak yolsuzluğa sadece Kaddafi ailesi değil; bir çok yönetici elit de karıştı. 

Petrolden sonra en büyük sektörü tarım olan Libya gıda ithalatı da yapıyor. 

Dış ilişkiler

Libya, Kaddafi yönetimi altında on yıllar boyunca uluslararası toplumun dışında bırakıldı. Bu imaj 2003 yılında değişmeye başladı.

Libya, 1986 yılında Berlin’de bir diskonun bombalanması, 1989 yılında bir Fransa uçağının bombalanması ve 1988 yılında, Pan Am’ın 103 sefer sayılı uçağının İskoçya’nın Lockerbie kasabası üzerinde infilak etmesi gibi, bazı terörist eylemlerle ilişkilendirildi.

ABD’nin Libya’yı ‘terörizmin destekçisi devlet’ olarak ilan etmesi iki ülkenin diplomatik ilişkilerinin kesilmesine yol açtı ve Washington Libya'ya ekonomik yaptırımlar uygulamaya başladı. ABD jetleri, 1986 yılında, Berlin’deki bombalama olayına misilleme olarak Bingazi ve Trablus’u bombalamış ve Kaddafi’nin kızı dahil onlarca insan hayatını kaybetmişti.

Kaddafi, 2003 yılında saldırıların ‘sorumluluğunu kabul’ edip kurbanların ailelerine ‘tazminat’ ödemeyi kabul ettikten sonra uluslararası toplumda kabul görmeye başladı. Ayrıca, nükleer, kimyasal ve biyolojik silah programlarını bırakıp, kuzeydeki komşusu İtalya ile bir işbirliği anlaşması imzaladı.

Kaddafi’nin Afrikalı komşularına yönelik politikası da, başlangıçta, daha az ‘çatışmacı’ olmadı. Kaddafi, Çad ile, iki ülkenin arasında bulunan ve mineraller açısından zengin bir bölgenin kontrolü için, on yıl süreyle savaştı. Bölgenin kontrolünü en sonunda Çad geri aldı. Ayrıca, 1970’lerde Mısır ile kısa bir sınır savaşı da yaşandı. 

Daha sonra, ‘Afrika Birleşik Devletleri’ni teklif eden, Afrika Birliği toplantılarına ev sahipliği yapmayı öneren ve kendisine Afrika’daki ‘kralların kralı’ adını veren Kaddafi, kıtanın lider sesi olmaya çalıştı.

Kaddafi devrildikten sonra yönetime geçen geçiş konseyini ise 100'den fazla ülke tanıdı. 

Batılı ülkelerin desteğini alan Başbakan Ali Zeydan, Libya'yı güvenli ve istikrarlı bir ülke haline getirmeye çalıştıysa da başarılı olamadı. 

Kaynak: Al Jazeera ve ajanslar

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;