Siyaset

Kılıçdaroğlu'ndan 'oy çalındı' suçlaması

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yerel seçimlerde aldıkları oy oranını değerlendirdi. "Benim samimi inancım, bizim en azından 30'u aştığımız şeklindedir ama seçim sandıklarındaki oy çalmalar böyle bir tablonun ortaya çıkmasına yol açtı" dedi.

Konular: Türkiye
Kılıçdaroğlu, Halk TV'de katıldığı programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. [AA]

Yerel seçim sonuçlarını değerlendiren Kılıçdaroğlu, seçimde yüzde 31-32 çıtasını aşabileceklerini düşündüklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, “Kamuoyu yoklamaları vardı, 28-32 bandında gidip gelen. Şu da vardı, oyumuz sürekli artıyordu. Bu artışın 17 Aralık olaylarından sonra biraz yükselebileceğini, beklentimizin de üzerinde yükseklik yakalayabileceğimizi düşünmüştük ama o gerçekleşmedi. Bunun nedenlerine bakmamız gerekiyor" dedi.

Kılıçdaroğlu, neden bekledikleri sonucu alamadıkları yönündeki soruya "Benim samimi inancım, bizim en azından 30'u aştığımız şeklindedir. Ama seçim sandıklarındaki oy çalmalar ve buna benzer pek çok olay böyle bir tablonun ortaya çıkmasına yol açtı. Mesela biz Ankara'da seçimi kazanmıştık. Bir anlamda sandıklarda kaybettik" yanıtını verdi. 

 ‘Toplum yolsuzluğu bilmiyor’

Kılıçdaroğlu, mitinglerde sadece yolsuzlukları konu ettikleri eleştirilerine de yanıt verdi. Seçim çalışmalarında projelerini ve programlarını da anlattıklarını vurguladı. "Yolsuzlukların üzerine gitmenize rağmen beklediğiniz oy neden gelmedi?" sorusunu Kılıçdaroğlu, şöyle yanıtladı:

"Gelmedi ama o insanların vicdanlarının bir yerinde duruyordur çünkü önümüzdeki süreç içinde parlamentoya fezlekeler gelecek. Bütün bu yolsuzluk haberlerine karşın toplumun önemli bir kesimi yolsuzluk olduğunun haberini bile bilmiyor. Böyle bir gelişmeden bilgi sahibi değil. Bu da çok önemli. Toplumun önemli bir kesimi, özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy veren yurttaşlar, bu haberlerin doğru olmadığını, Başbakan'ı zor duruma sokmak için bu haberlerin üretildiğini düşünüyorlar. Önümüzdeki günlerde fezlekeler görüşülecek, soruşturma komisyonları kurulacak, bunların gerçek olduğu biraz daha net toplumun önüne konulacak." 

Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin yerel seçimlerde 2 milyon oy kaybettiğini belirterek, "Yüzde 50'lerden, 55'lerden söz ediyorlardı. Sonunda ne oldu? Yüzde 43 oldu. Demek ki bu toplumun en azından yüzde 57'lik bir karşıtlığı var ve bu giderek artıyor" dedi. 

‘CHP'ye olsaydı CHP kalmazdı"

Kılıçdaroğlu, "CHP'nin elindeki yolsuzluk kozları, AKP'nin eline geçmiş olsaydı ve onu CHP'ye karşı kullansaydı oylarında bir patlama yaratabilirdi, deniliyor. Buna ne diyeceksiniz?" sorusu üzerine ise, "CHP'de böyle bir olay olsaydı, CHP diye bir parti kalmazdı. Bizim tabanımızın ahlaki değerleri yüksektir. CHP'ye oy veren bütün yurttaşlarıma o açıdan saygı gösteriyorum. Biz her kuruşun hesabını soran ve her kuruşun hesabını veren bir siyasi gelenekten geliyoruz. Böyle bir gelenekten gelen bir partinin en ufak yolsuzluklar konusunda bir ahlaki sapması bize ağır bedel olarak dönüyor" ifadelerini kullandı. 

'Erdoğan TİB'den kayıtların silinmesini istedi'

CHP lideri Kılıçdaroğlu, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu gözaltılarının yapıldığı gün, Başbakan Erdoğan ile oğlu arasında geçtiği öne sürülen telefon görüşmeleriyle ilgili de bir iddiada bulundu. Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nına yazı göndererek 17 Aralık'tan sonraki kayıtlarının silinmesini istediğini savundu. Kılıçdaroğlu, "Bunlar toplumun belleğinde yeteri kadar durmadı. O süreçte o kadar çok ses kaydı yayınlandı ki vatandaşın kafası iyice karıştı. Hangisi doğru, hangisi doğru değil. Öyle bir noktaya geldi ki toplum, her akşam saat 6-7'de 'Acaba bugün ne gelecek' diye bekledi" diye konuştu. 

Cumhurbaşkanlığı seçimi

Sosyal medyada CHP'nin Prof. Deniz Ülkü Arıboğan'a cumhurbaşkanlığı adaylığını teklif ettiği yönünde iddiaların yer aldığının belirtilmesi üzerine Kılıçdaroğlu, ''İlk kez duyuyorum ben de. Benim aldığım istihbarata göre de böyle bir şey yok'' dedi.

Cumhurbaşkanı adayı konusunda MHP ile ortak adayda uzlaşma zemini aranıp aranmayacağına ilişkin bir soru üzerine de Kılıçdaroğlu, bunlara karar vermek için daha çok erken olduğunu, bütün seçeneklerin düşünüldüğünü söyledi. "Bu konu daha erken. İsim telaffuz etmek doğru değil. Çünkü bugünden herhangi bir ismin deklare edilmesi onun yıpranmasına yol açabilir. Belli isimleri de kendi aramızda zaman zaman telaffuz ediyoruz ama süreci dikkatle götürmek gerekiyor. Heyecanla hemen öne atılıp isimleri dile getirmek doğru değil. Diğer siyasi partilerle görüşmeler olur mu? Olur tabii. Sonuçta cumhurbaşkanı CHP'nin veya bir başka partinin cumhurbaşkanı olmayacak. Bütün yurttaşların cumhurbaşkanı olacak. Siyaset aynı zamanda bir uzlaşma sanatıdır. Oturulur, belli bir isim konusunda uzlaşılırsa niçin olmasın? Biz kapalı değiliz bu konuda."

‘Cemaat - CHP ilişkisi’

Kılıçdaroğlu, "Cemaat ile işbirliği yapıldı mı?" yönündeki soru üzerine ABD'ye yaptığı ziyareti anlattı. Orada değişik çevrelerden görüşme talepleri geldiğini ve kendisinin de bazı düşünce kuruluşlarında konuşmalar yaptığını anımsatan Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

"Cemaate yakın olduğu söylenen Türklerin oluşturduğu bir grup daha vardı. Onlar da bizi davet ettiler, bir sabah kahvaltısına. Ona da gittik. Cemaate yakın olduğu söylendi, bizim vatandaşlarımız niye gitmeyelim? Oraya gittik, kahvaltımızı yaptık, CHP'yi anlattım onlara... Herkes de dinledi. Bundan sonra bizim cemaatle iç içe olduğumuz yönünde bir söylem gelişti. Niye gelişti ben de bilmiyorum. Bizim özel pazarlıklar yapmamız ya da bir araya gelmemiz söz konusu değil. Bu 17 Aralık operasyonundan sonra Erdoğan, yolsuzluklarını kapatmak için özel bir düşman yaratması gerekiyordu. O düşmanı yarattı. Cemaat işte, paralel bir devlet oluşturdu, 'ben bunların inine gireceğim' falan. Ben şunu söyledim: Devletin içinde paralel bir devlet olmaz, paralel devlet varsa önce şuna bakacağız: O devleti kim yarattı? Herhalde biz değil, iktidarda değiliz. O zaman paralel devleti sen yarattın. Çıktın sen 'Siz ne istediniz de biz vermedik' dedi. Onların her istediğini verdiysen önce çık şu milletin önüne neleri verdiklerini açıkla."

'Yürekli bir savcı arıyoruz'

"Ben şundan kesinlikle eminim: Yolsuzluklar konusunda bir paralel devlet var, baş aktörü, bakanları, bürokratları var. Yüz de yüz belgeli" diyen Kılıçdaroğlu, "Böyle bir yapılanmanın şu anda fezlekesi Meclis'te, sadece baş aktörü için fezleke gelmedi. Onun için de yürekli bir savcı arıyoruz. O da yazacak fezlekesini, 30 milyon avronun nerelere gittiğini biz bileceğiz, hakkımız var. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını soracağız" ifadesini kullandı. Kılıçdaroğlu, bir paralel devlet varsa bununla hukuk kuralları içinde mücadele edilmesi gerektiğini de söyledi.

'Suçluyu içinizde arayın'

Türkiye'nin iyi yönetilmediğini artık herkesin bilmesi gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, Suriye ile ilgili güvenlik toplantısının dinlenilmesine değindi.

Devletin sırlarının rahatlıkla dinlenildiğini söyleyen Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

"Siz suçluyu nerede arayacaksınız? Kendi içinizde arayacaksınız. Dört kişi konuşuyor. Sayın Cumhurbaşkanı 'dinlemeler içeriden yapılmış' dedi. Başka ne suçlu arayacaksınız. O dört kişiden birisi. Devletin en mahrem bilgileri bu şekilde dinlenmez, bu olmaz. 'Biz safmışız' diyor, bir ülkeyi saf adam yönetir mi?" 

Kılıçdaroğlu, Başbakan'ın Anayasa Mahkemesi ve dinleme soruşturmasında tahliye kararı veren hakimlere yönelik eleştirilerine tepki gösterdi. 

MİT yasa teklifi

Kılıçdaroğlu, yeni MİT Yasası ile 'hesap vermeyecek bir istihbarat örgütü yaratıldığını, bunun hukuk devletine aykırı olduğunu' söyledi. MİT Yasası'yla birlikte, Uludere'de 33 köylünün öldüğü bombardımanla ilgili yeni belge ve bilgiler çıksa dahi asla yeni bir soruşturma yapılamayacağını iddia etti.

‘Davalar yeniden görülmeli’

CHP lideri tartışmalı davalar hakkında da soruları yanıtladı. Özel yetkili mahkemelerin adalet dağıtmadığı görüldüğü için kaldırıldığını söyleyen Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

"Madem ki onları kaldırdınız, orada görülen davalar madem ki adaletsizlik üretti, pek çok masum insan hapse girdi; Ergenekon'du, Balyoz'du, İzmir'deki casusluk olayıydı. Ve pek çok masum insan hâlâ hapiste. Bu mahkemelerin davaları yeniden görüşmesi lazım. Aynı şey Sayın Aziz Yıldırım için de geçerlidir. Bağımsız, adalet dağıtan mahkemelerde yargılanmalı."

Kaynak: Halk TV

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;