Euro Bölgesi borç krizi

Kritik zirve başladı

Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, euronun geleceğine yön verecek AB Zirvesi öncesi, “AB'nin infilak riski hiç bu kadar fazla olmamıştı” dedi.

Haberin Öne Çıkanları

'İnfilak riski'

İngiltere'ye uyarı

'Geri dönülemez'

Merkel, Sarkozy ve Barroso (soldan sağa), zirve öncesinde Avrupa muhafazakar partiler toplantısına katıldı.
Merkel, Sarkozy ve Barroso (soldan sağa), zirve öncesinde Avrupa muhafazakar partiler toplantısına katıldı. [Reuters]

Sarkozy ve Merkel’in önerileri

Maksimum borçlanma ve bütçe açığı seviyelerini içeren İstikrar ve Büyüme Paktı, ülkelerin ulusal hukuku içinde yer alacak. İhaller, Avrupa Adalet Divanı'na götürülebilecek.

Bütçe açıklarını yüzde 3 seviyesinin üzerine çıkaran ülkelere otomatik olarak yaptırım uygulanacak. 

Finansal işlemlere vergi getirilecek. Şirketlere uygulanan vergilerin tabanı da birbirleriyle uyumlu hale getirilecek.

Bu çerçevede, mart ayına kadar yeni bir antlaşma hazırlanacak.

Euro Bölgesi zirveleri düzenlenecek. 

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, borç kriziyle mücadele eden Euro Bölgesi ile Avrupa Birliği’nin (AB) geleceği açısından kritik önemde olan AB zirvesi öncesinde keskin açıklamalar yaptı. Brüksel’de perşembe günü akşamı çalışma yemeğiyle başlayan toplantı, cuma günü yapılacak yoğun görüşmelerle sürecek.

Zirveden hemen önce Fransa'nın Marsilya şehrinde düzenlenen Avrupa muhafazakar partiler toplantısında konuşan Sarkozy, “Avrupa'nın infilak etme riski hiç bu kadar fazla olmamıştı” dedi.

Cumhurbaşkanı açıklamasında, Euro Bölgesi’ne üye ülkelerin krize ilişkin olarak atılacak adımlara karar vermek için hala bir kaç haftaları olduğunu, ama zamanın aleyhlerine işlediğini kaydetti.

Sarkozy, AB bünyesinde yapısal değişim gerektiğini ve reformlara kimsenin karşı çıkmamasını istediklerini söylerken, AB üyesi olan, fakat Euro Bölgesi’ne dahil olmayan ülkelere de uyarıda bulundu. 

Cumhurbaşkanı şunları söyledi:  “(Reformların) 27 ülkede de uygulanmasını istiyoruz. Böylece kimse arkada kalmaz… Eğer önümüze 27 üye bünyesinde engel çıkarsa, 17’ye (Euro Bölgesi üyesine) geçeriz ve 17 üyeli reforma katılan herkesi sevinçle karşılarız.”

Fransız lider ile Almanya Başbakanı Merkel, pazartesi günü bloğun içinde bulunduğu borç krizini aşmak için bir reform paket belirlemiş ve bunu AB Zirvesi’nde tartışmaya açacaklarını belirtmişti. İki lider, önerilerin ana hatlarıyla ilgili bir mektubu Avrupa Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy'a göndermişti.

Sarkozy’nin mesajları isim vermese de, büyük ölçüde İngiltere Başbakanı David Cameron’u hedef alıyordu.

Londra’nın çıkarlarına uymaması durumunda, reformları hayata geçirebilmek için gerekli olan antlaşma değişikliklerine onay vermeyeceklerini söyleyen Cameron, AB’nin içinde borç krizinin çözülmesinin İngiltere için de yararlı olacağını vurgularken, “Elbette bunun karşılığında bizim ısrarcı olacağımız bazı koşullar olacak. Bu koşulların yer almadığı bir anlaşmayı imzalamayacağım” ifadesini kullanmıştı.

‘Geri dönüşün olmadığını göstermeliyiz’

Yine Marsilya’da açıklamalarda bulunan AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso da, üye ülkelere ortak para birimi euroyu yaşatmak için gereken her şeyi yapması çağrısında bulundu.

Barroso, “AB üyesi 27 ülkenin hükümet ve devlet başkanlarına bir çağrıda bulunmak istiyorum. AB olarak hep birlikte elimizden gelen her şeyi yaparak euronun geri dönüşünün olmadığını göstermek zorundayız'' dedi.

Krizin merkezinde güvenilirlik sorunu bulunduğuna dikkat çeken AB Komisyonu Başkanı, bu nedenle daha fazla bütçe disiplini ve uyum gerektiğini vurguladı. Barroso, “Güçlü yönetim olmadan parasal birliği sürdürmek zor olacak… Avrupa’da paylaşılmış egemenliğe ‘evet’ diyoruz” ifadelerini kullandı.

Euro Grubu Başkanı Jean-Claude Juncker de, İngiltere'nin, borç krizine sağlam bir çözüm bulunmasının önünde durmayacağını umduğunu söyledi. Juncker, “Sağlam bir anlaşmaya ihtiyacımız var. AB üyesi 27 ülkeyi bağlayan bir anlaşma istiyorum, ancak bizimle yola devam etmek istemeyen ülkeler ortaya çıkarsa, bunu 17 (Euro Bölgesi üyesi) ülkeyle yapacağız. İngiltere'nin, diğerlerinin yaptığını yapmayacağını söyleyerek tüm sayfaları bir kenara atmasını istemiyorum'' dedi.
 

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor's, AB Zirvesi öncesi, kötüleşen borç krizi ve resesyon ihtimali nedeniyle Euro Bölgesi'ndeki 17 ülkeden 15'inin kredi notlarını düşürebileceği yolunda uyarıda bulunmuştu.

Kuruluş daha önce hiç bu kadar çok üyenin notunu 'negatif izlemeye' alıp, düşürme tehdidinde bulunmamıştı. Bir ülkenin negatif izlemeye alınması, o ülkenin kredi notunun üç ay içinde düşürülebileceği anlamına geliyor.  Kredi notları, muhtemel bir indirim için izlemeye alınan ülkeler arasında Almanya ve Fransa da bulunuyor.

Parasal birliğe üye ülkeler, Yunanistan başta olmak üzere, İtalya, İspanya, Portekiz ve İrlanda gibi üye ülkeleri yoğun olarak etkileyen borç krizinin yayılmaması için çözüm üretmeye çalışıyor. Bu çerçevede, Yunanistan ekonomisini kurtarmaya yönelik kurtarma paketlerini uygulamaya koyan AB liderleri, kurdukları Avrupa Mali İstikrar Fonu (EFSF) çerçevesinde İrlanda ve Portekiz’e de fon sağlıyor.
 
Birçok ülkede tasarruf tedbirleri uygulanırken, İtalya gibi birçok yüksek borçlu Euro Bölgesi ülkeleri, 10 yıllık hazine bonoları için yüzde 7’lere çıkabilen yüksek borçlanma faizleriyle baş etmeye çalışıyor. Avrupa Merkez Bankası’nın tahvil alımlarıyla destek verdiği İtalyan ekonomisinin AB ve Uluslararası Para Fonu (IMF) temsilciler tarafından denetlenmesine de karar verilmişti. 
 

‘Altın kural’

AB üyesi ülkelerin bütçe açıklarının yüzde 3 seviyesini geçmemesini içeren, Angela Merkel’in tabiriyle ‘altın kural’, 1997 yılında Euro Bölgesi daha kurulmadan yürürlüğe giren İstikrar ve Büyüme Paktı’nın bir parçası olarak uygulanıyor. Kural, bu tarihten beri birçok üye ülke tarafından delindi. Almanya ve Fransa, 2002 yılında Avrupa Komisyonu'ndan peş peşe gelen uyarıları dikkate almayarak bu kuralı ihlal etmişti. Yunanistan'ın da Euro Bölgesi'ne katılabilmek amacıyla yıllar boyu yüksek bütçe açığını düşük gösterdiği anlaşılmıştı.

Sarkozy ve Merkel’in reform önerileri

Paris ile Berlin’in önerilerinin özünde (mektubun orjinal İngilizce metni), borçlanma ve kamu harcamalarının denetlenerek, mali disiplinin sağlanması en önemli hedef olarak gösteriliyor. Önerinin maddeleri şunlar: 

- Euro Bölgesi ülkelerin liderleri yılda iki kere düzenlenecek zirvelerde bir araya gelecek. Kriz sona erene kadar buluşmalar her ay yapılacak.

- AB ülkelerinin kamu maliyelerine ilişkin maksimum borçlanma ve bütçe açığı seviyelerini içeren İstikrar ve Büyüme Paktı ülkelerin ulusal hukuku içinde yer alacak. Bir üye ülkenin veya Avrupa Komisyonu’nun talebiyle, AB’nin yüksek yargı organı Avrupa Adalet Divanı söz konusu kuralların ihlalini masaya yatırabilecek.

- İstikrar ve Büyüme Paktı kuralını ihlal ederek bütçe açıklarını yüzde 3 seviyesinin üzerine çıkaran ülkelere, Euro Bölgesi ülkeleri nitelikli çoğunlukla aksi yöne oy kullanılmadığı takdirde otomatik olarak yaptırım uygulanacak. Ek olarak, söz konusu üye devletin hükümetlerinden borçlarını nasıl azaltacağına ilişkin bir plan talep edilecek.

- Finansal işlemlere uygulanacak ortak kurumlar ve mali işlem vergisi ile kaynak yaratılacak. Ayrıca şirketlere uygulanan vergilerin tabanı birbirleriyle uyumlu hale getirilecek.

- İki ülke, bu çerçevede mart ayına kadar yeni bir antlaşma hazırlanmasını talep ediyor.

Kaynak: Al Jazeera ve ajanslar

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;