Portre

Portre: Mehmet Ali Talat

Kıbrıs’ta bölünme değil federasyonu savundu, Annan Planı’na evet kampanyasının başını çekti. 2005’te en büyük siyasi rakibi Rauf Denktaş’ın yerine KKTC’nin ikinci cumhurbaşkanı seçildi.

Mehmet Ali Talat siyasette en büyük desteği, eşi Oya Talat'tan gördüğünü söylüyor. [AA]

Mehmet Ali Talat, ayrı bir devlet yerine federasyonu savunduğu için yıllarca “Rumcu” ya da “hain” suçlamasıyla karşılaştı. Ancak daha sonra onun fikirleri, Türk tarafının değişen politikasını yansıttı. 2004’teki referandumda Kıbrıs Türkleri yüzde 65 oranla Annan Planı’na 'evet' dedi. Kampanyanın en büyük destekçisi Talat, bir yıl sonra Denktaş’ın yerine cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu.

İlk siyasi görüşü milliyetçilik

Mehmet Ali Talat, 1952 yılında Kıbrıs'ın Girne’de doğdu. Babası bahçecilikle uğraşıyordu. Yaşadıkları çevrede çok Rum aile yoktu. İlkokula giderken çatışmaların başladığını, radyodan “ya taksim ya ölüm” mitinglerini dinlediğini hatırlıyor. Bu dönemi şu sözlerle anlatıyor:

“O yıllarda benim Rumlar için kardeşlik duygusu beslemem mümkün değildi. Çok az insan vardı Türk-Rum dostluğuna inanan.”

ODTÜ'de solla tanıştı

Lise son sınıftan itibaren Talat'ın siyasete ilgisi arttı. Dönemin etkisiyle ilk siyasi çizgisini milliyetçilik oluşturdu. Ancak üniversite yılları siyasi görüşünü de değiştirdi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Elektrik Mühendisliği Bölümü’nü kazanan Talat, Türkiye’de yüksek öğrenim gördüğü süre boyunca Kıbrıslı Türk öğrencilerin oluşturduğu derneklerde görev aldı. Kıbrıslılar Öğrenim ve Gençlik Federasyonu’nun kurucu başkanlığını yaptı.

Talat, üniversite yıllarında Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırmalar Kurumu'ndan (TÜBİTAK) burs alma hakkı kazandı. Ancak bursu sadece bir ay ödendiktan sonra kesildi. Nedeni ise Kıbrıs Türk Milli Eğitim Bakanlığı'nın TÜBİTAK'a gönderdiği bir yazıydı: Yazıda Talat hakkında şu ifadeler yer alıyordu: "Türkiye'nin Kıbrıs politikasına aykırı davranışlarından ötürü bursunun kesilmesi…"

Gündüz tamircilik akşam siyaset

Mehmet Ali Talat, üniversiteden sonra döndüğü Kıbrıs'ta mühendis olarak iş bulamadı. Beyaz eşya satan bir arkadaşıyla çalışmaya başladı. Buzdolabı tamirciliği yapıyordu. 

1973'te Kıbrıs'taki Cumhuriyetçi Türk Partisi'ne (CTP) katıldı. Gündüzleri çalışıyor, akşamları ise parti çalışmalarına katılıyordu. CTP yönetimine girdi. 1978 yılında evlendiği Oya Talat da CTP Parti Meclisi üyesiydi. 

Talat'a göre CTP, ilk döneminde halka uzak, marjinal bir partiydi:

"CTP o zaman yüzde 10 ila 12 oyu olan bir partiydi. Etkiliydi, sesi gür çıkardı. Çünkü militan bir partiydi, ideolojik bir partiydi, disiplinli bir partiydi. Ama halkın hislerine tercüman olan bir parti değildi."

Talat, KKTC'ye karşı

Rauf Denktaş, 14 Kasım 1983 gecesi, "Yarın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) ilan ediyoruz." dediğinde, muhalefetteki Cumhuriyetçi Türk Partisi’ni zor bir karar bekliyordu. Çözüm için federasyonu savunan parti, ya yeni devletin kuruluşuna karşı çıkacak ve muhtemelen kapatılacaktı. Ya da savunduğu görüşün tersine 'evet' diyerek yoluna devam edecekti.

Talat, 'hayır' oyu verilmesi için çok mücadele etse de CTP yönetimi tek oy farkla, 13’e karşı 14 oyla KKTC’nin kuruluşunu onayladı. Talat, o gece eve döndüğünde hayatında ilk kez ağladığını söylüyor:

Beni çok üzen bir tutarsızlıktı. Bir gün önce bildiri dağıtmıştık, ‘hayır’ diye. ‘Hayır’ demeliydik kesin. Sonra ceremesi neyse öderdik.” 

Talat, yıllar sonra, kuruluşuna karşı çıktığı KKTC'nin ikinci cumhurbaşkanı oldu. Ama KKTC hakkındaki düşüncesi değişmedi: "İyi hesaplanmamış, yanlış bir manevraydı." 

"KKTC'yi ilan etmeye karar verenlerin gerçekte bağımsız bir devlet ilan etme niyeti yoktu. Ortada zaten 1975'te ilan edilen Kıbrıs Türk Federe Devleti vardı. Türk tarafı, milliyetçi galeyanla kendi bindiği dalı kesecek cinsten bir karar aldı. Hem Kıbrıs Türk halkı zora sokuldu, hem de Türkiye dünyada çok ağır baskılarla karşılaştı."

Önce bakan sonra lider

Mehmet Ali Talat, Aralık 1993’te yapılan genel seçimler sonrasında Demokrat Parti (DP) ile CTP'nin kurduğu koalisyon hükümetinde Milli Eğitim ve Kültür Bakanı oldu. Aynı görevi, 2. DP-CTP hükümetinde de sürdürdü. 3. DP-CTP hükümetinde ise Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev aldı. 

Talat bu sırada 14 Ocak 1996 tarihinde toplanan CTP Olağanüstü Kurultayı’nda genel başkanlığa seçildi. 1998 yılında lider olarak katıldığı ilk seçimde CTP'nin oyu yüzde 13'e düştü ve Toplumcu Kurtuluş Partisi'nin (TKP) de gerisinde kalarak solun küçük partisi oldu.


Talat, Birleşik Güçler ittifakıyla başbakan oldu. [AA]

CTP-Birleşik Güçler

Talat bu düşüşün ardından partiyi marjinallikten kurtarmak için çalışmalar yürüttü. CTP halka daha yakın ve esnek bir siyaset izlemeye başladı. Bunun sonucunda 2002 yerel seçimlerinde yeniden yükselişe geçen CTP, ilk kez Lefkoşa'nın belediye başkanlığını kazandı.

Mehmet Ali Talat, 2003 seçimlerine hazırlanırken Annan Planı temelinde bir çözüme ulaşmak için yeni bir yol izledi. Hedef, CTP'li olmayan ancak CTP'nin değerlerine saygılı insanları da partiye çekip bu yolla daha geniş kitlelere ulaşmaktı. Bunun için listeler merkez sağ, sosyal demokrat ve liberal kesimlere açıldı, CTP-Birleşik Güçler ittifakı ortaya çıktı.

Başbakan Talat

Talat'ın aşısı tuttu. 2003 sonundaki seçimlere "Avrupa Evet", "Ortak Görüş: Tek İktidar" ve "Talat Görüşmeci" sloganlarıyla giren CTP-Birleşik Güçler ittifakı sandıktan birinci parti çıktı. Talat, seçimin ardından CTP ve DP arasında kurulan ikinci koalisyon hükümetinin başbakanı oldu.

Kıbrıs politikasında değişiklik

Talat'ın başbakanlığı, Türkiye'nin de Kıbrıs politikasını değiştirdiği dönemle örtüştü. Talat'a göre; Türkiye'de 2002 sonunda iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile böyle bir politika değişikliği olmasaydı Annan Planı'nın değil kabul edilmesi, oya sunulması bile mümkün olmazdı.

“Referandumla sonuçlanacak süreç Tayyip Erdoğan'ın, Ocak 2004'te Davos'ta Annan'a Türk tarafının bir adım önde olacağını söylemesiyle başladı. Seçimleri biz kazanmıştık ve biz çözüm istiyorduk. Erdoğan da çözüm istiyordu. Dolayısıyla bizim adımıza da konuşabilirdi. Annan Planı'nı müzakerelerin zemini olarak kabul etmekte mutabıktık. Birleşmiş Milletler'e (BM) boşlukları tanıma noktasında da anlaşmıştık."

"Yes be annem!"

Kıbrıslı Türk ve Rum liderler, 2004 başında üç ay boyunca Annan Planı üzerinde müzakere yürüttüler. Anlaştıkları konular dışında kalan boşlukları da BM'nin doldurmasını kabul ettiler. 

Talat, iki eşit kurucu devletin olacağı, iki kesimli, iki toplumlu federal bir devlet öneren Annan Planı'nın kabul edilmesi için büyük bir kampanya yürüttü. Karşı cephede ise Kıbrıs'ın efsanevi lideri Rauf Denktaş vardı.

Türklerden 'evet' Rumlardan 'hayır'

24 Nisan 2004'te yapılan referandumda "Yes be annem" pankartları taşıyanların istediği oldu. Kıbrıs Türk halkı yüzde 64,9 oranla plana 'evet' dedi. Rum tarafından ise yüzde 75,9 oranında 'hayır' oyu çıktı.

Uluslararası arenada Kıbrıs Cumhuriyeti olarak hukuken tüm Ada'yı temsilen ancak fiilen sadece Güney Kıbrıs'ı kapsayacak şekilde 1 Mayıs 2004'te Avrupa Birliği (AB) üyesi oldu. Talat, "Rumlar Annan Planı’na hayır demesine rağmen ödüllendirildi, AB’ye alındı." görüşünün çok doğru olmadığını dile getiriyor:

“Fiili durum öyle olsa bile olanlar öyle nitelenemez. Gelişmelerin böyle olacağı belliydi. Rumlar AB’ye Denktaş bey anlaşmaya önce Aralık 2012’de Kopenhag’da, sonra da Şubat 2003’te Lahey’de ‘hayır’ dediği için alındı. Türkler ‘hayır’ dediği, Rumlar ‘evet’ der göründüğü zaman oldu iş.”


Talat 2005'te cumhurbaşkanlığını Denktaş'tan devraldı.
[AA]

Cumhurbaşkanı Talat

Mehmet Ali Talat, referandumun ardından yükselişini sürdürdü. Kıbrıs Türklerinin çözüm isteği, cumhurbaşkanlığı seçimine de yansıdı. Rauf Denktaş, 20 Nisan 2005’te düzenlenen seçimde aday olmadı. İlk turda oyların yüzde 55'ini alan Talat, KKTC'nin ikinci cumhurbaşkanı seçildi.

Talat, bu tarihten sonra çözüm için Kıbrıslı Rum liderler, önce Tasos Papadopulos, sonra Dimitris Hristofyas ile birçok kez bir araya geldi. Özellikle 3 Eylül 2008'de Hristofyas'la başlayan resmi müzakere süreci umutları artırdı. Taraflar, federasyon temelinde Ada'nın birleşmesi ve varılacak anlaşmanın referanduma sunulmasında fikir birliğine vardılar. 

İki lider 2010'a kadar 60 görüşme gerçekleştirdi. 18 Ocak 2010'dan itibaren yoğunlaştırılmış tura geçtiler. Müzakereler sırasında "yönetim ve yetki paylaşımı", "mülkiyet", "AB konuları", "ekonomi", "toprak" ve "güvenlik ve garantiler" olmak üzere altı başlık ele alındı. Ama KKTC'de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle 30 Mart 2010'da görüşmelere ara verildi.

Mehmet Ali Talat, ertesi gün yaptığı bilgilendirme toplantısında, gelinen noktada bütünlüklü bir anlaşma sağlanamadığını söyledi.

Talat'ın yerine Eroğlu

Talat, 23 Nisan 2010'da düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimleri kaybetti. Derviş Eroğlu, KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı seçildi.

Talat'ın seçimi kaybetmesinde, Rumlarla yürütülen müzakerelerin seyrine ilişkin kamuoyunda oluşan hayal kırıklığının payı büyüktü. Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Sorunu'nu çözmeyi misyonu olarak görüyordu ancak bu işin hiç de kolay olmadığının farkındaydı.

"Misyonum Kıbrıs sorununu çözmek"

Talat, gazeteci Erdal Güven'in, "Gün gelip de siyasete veda ettiğinizde ne yapmış olursanız kendinizi başarılı sayarsınız?" sorusunu şöyle yanıtlamıştı:

"Kıbrıs sorununu çözersem. Çözemezsem de başarısız değil, hedefine ulaşamamış bir politikacı olarak görürüm kendimi. Ağzımla kuş tutsam, bu, Kıbrıs sorununu çözmek kadar önemli değil. Benim misyonum, hedefim Kıbrıs sorununu çözmektir."

Kaynak: 'ADAM: Talat'ın Kıbrısı', Erdal Güven (Doğan Kitap, 2009).

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;