Görüş

IŞİD-El Kaide çekişmesi

IŞİD'in Suriye ve Irak'taki askeri ilerleyişi ve hilafet ilanı, cihatçı Selefi kutuplaşmayı hızlandırdı. Örgüt, bu iki ülkede El Kaide'nin merkez yönetiminden farklı bir yöntem ve ajanda izliyor.

10 Haziran'da Musul'u ele geçiren IŞİD, Irak'ın kuzeyinde ilerleyişini sürdürüyor. [Fotoğraf: Reuters]

El Kaide'nin merkezi örgütü, bölünme ve kopmalara karşı yıllarca kendi iç kenetlenmesini korudu. Birçok terslikle baş etti, direndi, hayatta kaldı ve 'küresel terörle savaş' politikalarına adapte olma gücünü gösterdi. Böylece dünya genelindeki bölgesel kollarının kendisine bağlılığını muhafaza edebildi. Yalnız nesnel sorunlar, zaman zaman örgütü parçalanma ve dağılma tehlikeleriyle karşı karşıya getirdi.

El Kaide örgütü lideri Usame Bin Ladin'in 2 Mayıs 2011'de Pakistan'ın Abbottabad kentinde öldürülmesinin ardından barışçıl protesto hareketleri birçok Arap ülkesine yayılmıştı. Eymen Zevahiri'nin örgütün liderliğine gelmesiyle birlikte protesto hareketleri karmaşık süreçler içine girdi. Protestolar, Suriye'de barışçıl yapıdan askeri yapıya geçti. Suriye, El Kaide'nin örgütsel yapısının sağlamlığı açısından gerçek bir sınavdı, gücünü ve imkânlarını 'hilafet devleti' kurduğunu ilan edecek derecede geliştiren Irak kolunun isyanına sahne oldu.

El Kaide'nin Irak kolunun merkezi yönetime isyanı, küresel cihatçı Selefi çevrelerde iki ana ekol arasındaki tarihi ideolojik anlaşmazlıkları göz önüne serdi. İlki, küresel düzlemde 'uzak düşmanla' savaşmayı siyasi esaslara önceliyor. İkinci ekol ise ulusal düzlemde 'yakın düşmanla' savaşı dini esaslara önceliyor. Bu durum merkeze bayrak açan kolun, Irak ve Suriye'de önemli toprakları kontrolüne alması ve hilafeti kurduğunu ilan etmesi akabinde küresel cihatçı çevrelerdeki kutuplaşmayı göz önüne serdi.

El Kaide, Batı'yla ve ABD ile savaşmayı, şeriatın uygulanmasını ve hilafetin kurulmasını hedeflerken IŞİD bölgedeki İran nüfuzu ve yayılmacılığıyla mücadeleyi önceliyor. 

by Hasan Ebu Haniye

'Hilafetin doğuşu', El Kaide'nin Irak kolunun örgütün Zevahiri liderliğindeki merkezi yönetimine isyanıyla bağlantılıdır. Arap Baharı'nın rahminden çıkan Suriye devrimi, El Kaide'nin merkezi yönetimi ile bölgesel kolları arasındaki ideolojik ve tarihi örgütsel birçok anlaşmazlığı su yüzüne çıkarmaya çalıştı.

Irak İslam Devleti lideri Ebu Bekir Bağdadi'nin, 9 Nisan 2013'te Suriye'deki Nusra Cephesi'nin kendilerine katıldığını ve  bundan sonra örgütün adının Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) olduğunu açıklaması, şube ile merkez arasındaki tarihi anlaşmazlıkların doruk noktası oldu. Bin Ladin'in liderliği döneminde bu anlaşmazlıklar sınırlı tutulabiliyordu.

Bu açıklamadan bir gün sonra 10 Nisan 2013'te Nusra Cephesi lideri Ebu Muhammed Colani, Bağdadi'nin örgütüne katılmayı reddeden bir bildiri yayınladı; El Kaide'nin merkezine bağlı olduklarını ve Zevahiri'ye açık biatını vurguladı. Böylece anlaşmazlık daha da büyüdü.

Zevahiri, 9 Haziran 2013'te iki kanadın kendi etkinlik sahalarını belirlemelerini, entegrasyonun geçersizliğini, IŞİD'in feshedilip Nusra Cephesi ve Irak İslam Devleti'nin El Kaide'ye bağlı iki ayrı grup olarak varlıklarını sürdürmelerini öngören bir karar yayınlayarak anlaşmazlığı kontrol altına almak istedi; ancak bu çabası sonuçsuz kaldı.

Farklı ajandalar ve tepkiler

El Kaide'nin Irak şubesi ile merkezi örgüt arasındaki anlaşmazlık, Ebu Musab Zerkavi'nin Bin Ladin'e biat etmesinden örgütün devlet ilanı sürecine kadar adım adım büyüdü. El Kaide'nin ajandası, 1998 yılında 'Yahudiler ve Haçlılara karşı Uluslararası İslam Cephesi'nin kurulduğunun ilanından itibaren genel olarak Batı'yla ve özelde (despot Arap rejimlerinin hamisi ve Filistin'i gasp eden stratejik müttefiki İsrail'i kollayan) ABD ile savaşmayı, şeriatın uygulanmasını ve hilafetin kurulmasını hedefliyor. Batı'yla mücadele edip dış hegemonyanın kaldırılması ve despotluğa karşı çıkıp şeriatın etkin kılınması El Kaide'nin iki temel prensibidir.

IŞİD'in ajandası ise özellikle Amerikan güçlerinin Irak'tan çekilmesi sonrası bölgedeki İran nüfuzu ve yayılmacılığıyla mücadele edilmesi (kendi ifadesiyle 'Safevi projesiyle' savaşılması) önceliği üzerine kurulu. Kimlik, Irak kolunun temel hareket noktasını oluştururken jeopolitik çıkarcı yaklaşım, El Kaide merkezi yönetiminin ana unsurunu oluşturmaktadır. Şeriatın etkinleştirilmesi ise tarafların ortak hedefi.

Hilafetin ilanı anlaşmazlığa yeni bir boyut kattı. El Kaide'nin merkezi örgütü ve bölgesel kolları şu ana kadar hilafet ilanına ilişkin bir tutum ortaya koymadılar. El Kaide, Şubat 2014'te bir bildiri yayınlayarak IŞİD örgütünü dışlamıştı. Ancak El Kaide'nin Şam kolu olan Nusra Cephesi ise (IŞİD ile silahlı çatışmaya girmesi ve kadroları içinden bir grubun Bağdadi'yi desteklemesi ve saflarına katılması sebebiyle) hilafet ilanı konusuyla daha fazla ilgiliydi. Nusra Cephesi'nden en sert tepki eski Şer'i yetkili Şeyh Ebu Maria Kahtani'den geldi. Kahtani, IŞİD'i 'aşırı Haricilerden' görerek hilafetinin geçersiz ve bir hayal ürünü olduğunda ısrar etti.

Ayrıca Suriye'de dokuz silahlı İslamcı grup da (Mücahitler Şura Meclisi, Mücahitler Ordusu Meşru Komite, İslam Birliği Şeri Komitesi, Halep Şeri Komitesi, Suriye Müslüman Alimler Komitesi, Şarkiye Bölgesi Merkezi Şeri Komite, İslam Cephesi Şeri Meclisi, İdlib İslam Komitesi, Sahil Şeri Komitesi) Nusra ile aynı bakış açısını benimsedi.

Bağdadi'nin hilafet ilanına, İslamcı hareketlerden, örgütler, güçler ve isimlerden geniş bir kesim karşı çıktı. Irak'ta Haris Dari liderliğindeki Müslüman Alimler Heyeti hilafet ilanını eleştirdi. Şeyh Yusuf Kardavi'nin başkanlığını yaptığı Dünya Müslüman Alimler Birliği de benzer bir bildiri yayınlandı. İslamcı Hizbut-Tahrir, hilafet ilanını kınamada gecikmedi.

Bağdadi ile Zevahiri'nin yöntemi arasında El Kaide'yi temsil etme etrafındaki tartışma ve çekişme, küresel cihatçı Selefi çevrelerde uzun süre devam edecek. Hilafet ilanı, Irak kolu ile merkez arasındaki çekişme halkalarının sonuncusudur.

by Hasan Ebu Haniye

El Kaide'nin merkezi örgütüne isyan eden Irak kanadının hilafet ilanı küresel cihatçı Selefi çevrelerde derin bir çatlak oluşturdu; bu çevreler iki bakış açısı ve yöntemi arasında bölündü.

Cihatçı Selefi akımın dünya çapındaki en önemli teorisyenlerinden ikisi, Ürdünlü İsam Berkavi (Ebu Muhammed Makdisi) ve Ömer Mahmud Ebu Ömer (Ebu Katade) IŞİD örgütünün ilan ettiği 'İslam hilafetine' karşı savaşta ileri bir tutum aldılar.

Haziran 2014 ortasında cezasını tamamlayarak hapisten çıkan Makdisi, 14 Temmuz'da IŞİD hilafetinin geçersiz olduğu yönünde fetva verdi. Makdisi yazdığı iki makalede hilafet ilanını bir 'komplo' olarak gördü. İlk makalesi "Elimdekilerin bazıları bunlar ama hepsi değil" başlığını taşıyordu ve üslubu uzlaşmacı ve sakindi. İkinci makalede ise Bağdadi'ye yüklenme ve hilafeti geçersiz sayma noktasında daha sert bir üslup kullandı. Bu makale "İpini kuvvetle büktükten sonra çözüp açan kadın gibi olmayın" başlığıyla yayınlandı. 

Ebu Katade de Makdisi'nin fetvasından iki gün sonra 16 Temmuz'da, Ürdün'de tutulduğu hapishaneden "Halifenin elbisesi" başlıklı bir mektup yazdı. Ebu Katade mektubunda IŞİD hilafetini geçersiz sayıyor ve bunun 'cehaletin bir örneği' olduğunu ifade ediyordu.

Savunmacı ve hücumcu cihatçı anlayışlar

Ürdün'de Bağdadi'nin hilafetini destekleyen kanadın yanıtı ise 22 Temmuz'da gayet net ve keskin şekilde geldi. Ülkedeki birçok cihatçı Selefi grup ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride "Şeyh Makdisi ve Şeyh Ebu Katade'nin bildirilerinden ve İslam devleti hakkındaki tespitlerinden Allah'a sığınırız. Bu bildirilerin ve yayınların Şer'en ve pratik olarak geçersiz olduğunu düşünüyoruz" denildi. Cihatçı Selefi hareketin önemli isimlerinden Şeyh Ebu Muhammed Tahavi, hapisten yaptığı açıklamalarında Irak'taki 'fetihleri' kutladı, 'Bağdadi'nin Kadisiye savaşı' (İslam ordusunun 636 yılında İranlılara karşı zaferle sonuçlanan savaşı-ç.n) olarak adlandırdığı hilafet ilanını destekledi ve Halife Bağdadi'ye biat ettiğini açıkladı.

Görünen o ki Zerkavi ve halefi Bağdadi'nin yöntemi ile Bin Ladin ve halefi Zevahiri'nin yöntemi arasında El Kaide'yi temsil etme etrafındaki tartışma ve çekişme, küresel cihatçı Selefi çevrelerde uzun süre devam edecek. Hilafet ilanı, Irak kolu ile merkez arasındaki çekişme halkalarının sonuncusudur.

El Kaide'nin merkezi, defansif cihatçı bir anlayışa dayanıyor. Düşmanı veya saldırganı çıkarma politikaları çerçevesinde belirli bir bölgeyi karargâh edinmiyor ve iyi eğitimli askeri bir yapıyla düşmanı yıpratma gücü inşa ediyor. Irak kolu ise hücumcu cihatçı bir anlayışa dayanıyor. Aşırı şiddet politikaları çerçevesinde belirli bir bölgeyi veya yeri karargâh ediniyor. Klasik ve modern anlamları içeren karma bir ordu kurarak konumsal bir kontrol dayatmak suretiyle pozisyonunu sağlamlaştırıyor. Böylelikle farklı cepheler, çevreler ve ülkelerde iki taraf arasındaki kutuplaşma artıyor.

Yalnız bu kutuplaşmada dikkat çeken husus, çekişmenin ve sürtüşmenin El Kaide ideolojisine dayanarak yürütülmesi, El Kaideci boyutun yerel ve uluslararası alanda iç içe geçtiği bir dönemde tarafların kendi konumlarını güçlendirmeleri bağlamında gerçekleşmesidir.

Hasan Ebu Haniye, İslami hareketler uzmanı. 1963 yılında Ürdün’de doğdu. 'Müslüman Kardeşler ile İktidar Arasındaki İlişki Paradoksu', 'Ürdün’deki İslami Hareketlerin Gözünde Kadın ve Siyaset' ve ‘Ürdün’de Cihatçı Selefilik’ gibi kitaplara imza atan Haniye, Arap medyası için analizler kaleme alıyor.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera’nın editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Hasan Ebu Haniye

İslami hareketler uzmanı Ürdünlü yazar. 1963 doğumlu. ‘Müslüman Kardeşler ile İktidar arasındaki ilişki paradoksu’, ‘Ürdün’deki İslami hareketlerin gözünde kadın ve siyaset’ ve ‘Ürdün’de Cihatçı Selefilik’ gibi kitapları bulunuyor. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;