Haber analiz

Esad ailesi: Demir yumruklu hanedan

Birbirine kenetlenmiş, güçlü bir aile Suriye’yi kırk yıldır yönetiyor.

Konular: Suriye

Esad ailesi kırk yıldır Suriye’yi yönetiyor. Ülkenin belli bölgelerinde bu ailenin popülerliği yadsınamaz. Ne var ki, bu aile iktidarda olduğu süre boyunca ülkenin çalkantısız olduğunu söylemek doğru olmaz.

Asker olan Hafız Esad 1971 yılında, o dönemlerde nüfuz sahibi olan Baas Partisi’nden yönetimi devralarak kansız bir darbe gerçekleştirdi ve Suriye’nin cumhurbaşkanı oldu. Anlatılanlara bakılacak olursa, halk üzerinde dikta yönetimini sıkılaştıran Esad, ordu ve istihbarat servisini güçlendirmeye önem verdi.

Sadık bir milliyetçi olan Esad, Suriye’yi modernleştirdiği ve sanayisini güçlendirdiği için yönetimi destekleyen çevrelerde takdir gördü. Bununla birlikte hem orduyu hem de ekonomiyi güçlü bir hale getirdi.

Ne var ki, Hafız Esad’ın icraatlarından bahsederken 1982 yılında gerçekleştirdiği Hama katliamını es geçilmemeli. Bu katliamda asıl hedef Müslüman Kardeşler idi. Zira Müslüman Kardeşler Baas Partisi yanlısı olan pek çok önemli isme suikast düzenlemişti.

Yaklaşık 40.000 kişinin öldüğü bu katliam, söylenenlere göre Hafız Esad’ın kardeşi Rıfat tarafından gerçekleştirildi. Rıfat, bombalı saldırıların yanısıra evlere de baskınlar düzenledi.

Suriye İnsan Hakları Komitesi’nin raporuna göre, her ne kadar en kanlı saldırı da olsa Hama katliamı ilk değildi:

Bu katliamlar arasında 10 Mart 1980 yılında gerçekleştirilen Cisr Eş Sugur katliamı da bulunmaktadır. Bazı kaynaklara göre şehir havan topu ateşine tutuldu, 97 kişi evlerinden çıkarıldı ve vurularak öldürüldü. 30 ev ise yerle bir edildi. Cisr Eş Sugur katliamı ile aynı zamanda gerçekleştirilen Sarmadah ve Kinsafrah katliamlarında 40 vatandaş öldürüldü. Birkaç ay sonra, 26 Haziran 1980 tarihinde Palmira Hapishanesi’nde bir katliam daha gerçekleştirildi ve 1000’e yakın mahkum hücrelerinde öldürüldü. Pazar katliamında ise 42 vatandaş öldürülürken, 150 kişi de yaralandı. El Rakka katliamında ise onlarca vatandaş bir ortaokulda tutsak edildi ve yakılarak öldürüldü.

Katliamın üzerinden bir yıl geçtikten sonra Hafız Esad kalp rahatsızlığı çekmeye başladı. İyileşene kadar ülkeyi yönetmesi için geçici yönetim kurulu atadı. Ancak Rıfat’ı bu komiteye dahil etmedi.

Bu durum iki kardeşin arasını açtı ve Rıfat iki kez ülkeden sürgün edildi. Ne var ki, zaman zaman geçici görevlere atanan Rıfat, 1984 yılında güvenlik işlerinden sorumlu cumhurbaşkanı yardımcısı ve daha sonrasında 1998 yılında ise cumhurbaşkanı yardımcısı olarak görev yapmıştır.

Hafız’ın ikinci tercihi

Bu esnada, Hafız Esad başkanlık için dört oğlunun arasında en uygun adayı büyük oğlu Basil olarak görüyordu ve Basil’i ona göre yetiştiriyordu.

Suriye ordusunda binbaşı olarak görev yapan Basil baskın kişiliğiyle dikkat çekiyordu. Kardeşi Büşra Esad’ın Asıf Şevket ile evlenmesine karşı çıkan Basil, kardeşinden on yaş büyük olan Asıf Şevket’i, ailesi için fakir ve yaşlı olarak görüyordu.

Büşra’nın Asıf Şevket’le evlenmesini uygun bulmayan Basil, Şevket’i defalarca hapse mahkum etti.

Ancak, 1994 yılında 33 yaşındaki Basil’in Şam’da geçirdiği trafik kazası sonucu ölmesi (ölümünün ardından Büşra ve Şevket ise evlendi) iktidara kimin geleceğine ilişkin kargaşaya neden oldu.

Hafız Esad’ın en büyük ikinci oğlu Beşar, okumayı seviyordu ve tıp alanına ilgisi vardı. Ülkeyi yönetmektense “göz hastalıkları” alanında uzmanlaşmayı tercih ediyordu. En küçük kardeş Mecid ise başkanlık için uygun bir aday olarak görülmüyordu. Zira depresyonda ve madde bağımlısı olduğuna ilişkin söylentiler vardı.

Diğer bir aday ise orduda görev yapan Mahir idi ve söylenenlere göre hırslı bir kişiliğe sahipti.

Ancak Mahir’in değişken ruh haline bir de gençliği eklenince, siyasi alanda pek yetenek ve hırs göstermeyen Beşar’ın karşısında aday olması söz konusu değildi. (2009 yılında 43 yaşındaki Mecid nedeni açıklanamayan “kronik bir hastalık” sonucu yaşamını yitirdi.)

Basil’in ölümünden sonra Britanya’dan Suriye’ye geri döndürülen Beşar, görevi babasından devralması için bir eğitime tâbi tutuldu. Orduda adım adım yükselen Beşar Esad, yolsuzluklarla mücadelede önemli bir isim haline geldi.

“Suriye’nin Varisi Olmak – Beşar’ın Zorlu Sınavı” adlı kitabında Flynt Leverett’in yazdığı üzere bu durum “pek çok sıradan Suriyelinin Beşar’ın doğru kişi olduğuna inanmasına olanak sağladı”.

Hafız Esad zamanında 40 olan cumhurbaşkanı olma yaşı, Beşar cumhurbaşkanı olabilsin diye anayasada yapılan bir değişiklikle aşağı çekildi.

Muhaliflere karşı politika benzerliği (Armut dibine düşer)

Silahsız protestocuların üzerine sürülen tanklar ve kuşatma altındaki kasabalara bakılacak olursa, Beşar ve Mahir kardeşlerin ayaklanmalarla başa çıkma tarzı, 1980’lerde Müslüman Kardeşler ile mücadele eden Hafız ve Rıfat kardeşler ile benzerlik gösteriyor.

Aslına bakacak olursak, genç Esad kardeşlerin icraatları yaşlı Esad kardeşlerin 30 yıl önce yaptıklarını aratmayacak nitelikte.

Esad ailesinin 2011 yılının Mart ayında başlayan ve aylardır devam eden protestolara cevabı uluslararası eleştirilerin hedefi oldu.

Avrupa Birliği, Mayıs ayında 13 Suriyeli yetkiliye yaptırımlar uyguladı. Söz konusu 13 yetkili arasında Mahir Esad ve kuzenlerinin yanısıra, Esad’ın akrabaları da bulunuyor.

Aslında protestoculara karşı uygulanan şiddetli baskıların ardında Mahir Esad’ın komuta ettiği Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’nın 4. Zırhlı Tümeni yer almakta.

Haziran ayında Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Beşar hükümetinin protestolara karşı tavrını değiştirmesi hususunda baskı yaparak, böylesi bir ‘vahşet ’in kabul edilemeyeceğini ve yapılanların bir ‘gaddarlık’ olduğunu belirtti.

Anadolu Ajansı’nın haberine göre Erdoğan, “Şu anda vahşet… Düşünün öldürdükleri kadınların kafasında… Öyle çirkin görüntü veriyorlar ki bu görüntüler yenilir yutulur değil” şeklinde konuştu.

Beşar Esad, aylardır süren bu çalkantılı dönemde sadece birkaç defa halk önünde konuşma yaparak göz önünde olmamaya çalıştı. Yaptığı konuşmalarda ise isyanın sorumlusu olarak dış güçleri suçladı ve protestoculara ‘mikrop’ benzetmesi yaptı.

Esad, 2011 yılının Aralık ayında hükümetinin protestoculara uyguladığı şiddete ilişkin suçlamaları reddetti ve başkomutanı olduğu güvenlik güçlerine “öldürün” ya da “acımasız olun” diye bir emir vermediğini belirtti.

Kendisine, şiddetli bastırma eylemlerine ilişkin sorular yöneltildiğinde ise ABD merkezli ABC Televizyonu’na; “Onlar benim güçlerim değil” şeklinde bir açıklamada bulundu.

“Onlar hükümete bağlı güvenlik güçleri. Bana ait güçler değil. Ben cumhurbaşkanıyım, ülkenin sahibi değil. Çıldırmış kişiler tarafından yönetilmediği müddetçe dünyada hiçbir hükümet kendi vatandaşını öldürmez.”

Kaynak: Al Jazeera

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;