Haber analiz

Kıbrıs sorunu ve Türkiyeli göçmenler

Yıllardır Türkiye’den adaya nüfus aktarılması ve bu kişilerin birçoğuna kuzeyde vatandaşlık verilmesi, içinden çıkılması zor bir durum yarattı.

Konular: Türkiye

Haberin Öne Çıkanları

Göç sürüyor

Tam sayı bilinmiyor

Çözümsüzlük hakim

Türkiyeli göçmenlerin büyük çoğunluğu, Kıbrıs'ın kuzeyinde işçi olarak çalışıyor.
Türkiyeli göçmenlerin büyük çoğunluğu, Kıbrıs'ın kuzeyinde işçi olarak çalışıyor. [AA]

Türkiye’nin 1974 yılında Kıbrıs’a yaptığı müdahale sonrasında adaya taşınan ve uluslararası toplum tarafından ‘yerleşikler’ olarak nitelendirilen Türkiyeli göçmenler, Kıbrıs’ta çözümün önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor.

Uluslararası hukuk açısından ‘işgal’ altında olduğu BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla belgelenmiş olan Kıbrıs’ın kuzeyine vatandaşlarını taşıyan Türkiye, bugün birçok çevre tarafından savaş hukukuna ilişkin uluslararası antlaşmalardan Dördüncü Cenevre Konvansiyonu’nun ruhuna aykırı hareket etmiş olarak algılanıyor.

Türkiye’nin, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşunda edindiği garantörlük hakkına dayanarak 1974 yılında adaya yaptığı müdahaleyi takiben bölgeyi kontrolünde tutmayı sürdürmesiyle başlayan göç akımı, bugüne kadar sürerek, mülkiyet konusu ile birlikte adada çözümü bekleyen en büyük maddi sorunlardan birini ortaya çıkarmış oldu.

Kuzeydeki mülkiyet rejimi ile Türkiyeli göçmenler arasında yakın ilişki bulunuyor.

Adayı fiilen (de facto) olarak ikiye bölen müdahale sonrasında 2 Ağustos 1975’te Viyana’da bir nüfus mübadelesi anlaşması imzalandı. Bu anlaşmaya göre kökenine bakılmaksızın isteyen kişi adanın istediği yerinde yaşamayı seçme şansına sahip oldu.

Bu uygulanırken, Türkiye ordusunun askeri kontrolüne geçen kuzey bölgesinden güneye göç eden Kıbrıslı Rum sayısı, tam ters yönde göç eden Türk sayısının çok üzerindeydi. Bu çerçevede, Kıbrıslı Rumların gerilerinde bıraktığı taşınmaz malların miktarı da, Kıbrıslı Türklerin terk ettiklerine göre çok daha fazla oldu.

Planlı göç akımı

Eylül 1975'de güneyde sadece 130 Kıbrıslı Türk yaşarken, kuzeyde 3 bin 582 Kıbrıslı Rum bulunuyordu. Kaynaktan kaynağa değişiklik gösteren veriler, müdahale sonrasında toplam 162 ila 180 bin Rum’un güneye, 43 ila 65 bin Kıbrıslı Türk’ün ise kuzeye göç ettiğini ve arkalarında sırasıyla, yaklaşık bir milyon 350 bin ve 400 bin dönüm taşınmaz mal bıraktığını ortaya koyuyor. Kıbrıslı Rumlar, süreç sonunda arkalarında 46.000 adet mülk bıraktıklarını belirtirken, Kıbrıslı Türkler güneyde 16.200 adet mülkleri bulunduğunu belirtiyor. Bu mallar arasında evlere ek olarak, otel, fabrika ve atölye gibi ticari mülkler de vardı.

Mayıs 1975’te, kendini federe devlet olarak tanımlayan Kuzey Kıbrıs yönetimi, ‘işgücü gereksinimini süratli ve planlı şekilde karşılamak amacıyla’ gizli bir yönetmelik kabul etti.

Bu çerçevede, aynı yıldan itibaren Türkiye, Kuzey Kıbrıs’taki yönetimle işbirliği içinde vatandaşlarını adaya yerleşmeye teşvik etti. Türkiye’nin birçok ilinde bu yönde kampanyalar yapıldı.


Talat (solda) ile Eroğlu, göçmenler hakkında farklı fikirdeler. [AA]

Kuzey Kıbrıs’taki Doğu Akdeniz Üniversitesi yayımlanan Gündem gazetesine konuşan Türkiyeli göçmen Abdurrahman Doğan, süreci şöyle anlatıyor: “Dış devletlerin, bizim Türkiye’den göç ettiğimizi bilmemeleri için bize ver­dikleri, kimlik yerine geçen kağıtta, doğum yeri hanesine Mağusa yazdılar. Daha sonra verilen (1983 yılında tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan eden) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kimliklerimizde gerçek doğum yerimiz yazıldı.”

Türkiye’nin güneyindeki Mersin limanından Haziran 1975’te hareket eden bir gemiyle adaya gelen Doğan, gelirken döşek, mutfak ve giyim eşyaları haricinde hiçbir şey getirmediklerini, Türkiye’nin gönderdiği eşyaların da sadece yorgan ve battaniye olduğunu ifade ediyor. Türkiyeli göçmen, evin diğer eşyalarını ise, Kuzey Kıbrıs yönetiminden Rum eşyalarını cüzi fiyatlarla satın alarak karşıladıklarını belirtiyor. Aile bugün hâlâ aynı evde yaşıyor.

Vatandaşlık tedariki

1980’lerin sonuna kadar devam eden söz konusu politikalar, daha sonraki tarihlerde sağ eğilimli Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) etkin olduğu hükümetlerin iktidarda olduğu dönemlerde dağıtılan vatandaşlıklar çerçevesinde sürdü ve taşınan nüfusun önemli bölümü, oy verme hakkına sahip oldu.

Adanın kuzeyinde zaman içinde, gizli Bakanlar Kurulu oturumları sonucu binlerce vatandaşlık verildi. Kapsamlı çözüme yönelik ‘Annan Planı’ adıyla anılan barış planının adanın iki tarafında da oya sunulacağı referanduma iki ay kala, Şubat 2004’te, büyük çoğunluğu Türkiyeli olan kişilere verilen 1563 vatandaşlık, ‘yasaya uyulmadığı’ gerekçesiyle iptal edildi.

Sol eğilimli Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP) büyük ortağı olduğu iktidar tarafından alınan karar, Derviş Eroğlu başbakanlığındaki sağ Ulusal Birlik Partisi (UBP) – Demokrat Parti (DP) koalisyonunun, 14 Aralık seçimleri öncesinde, 24 Eylül 2003 tarihinde, yasanın şart koştuğu belgeleri istemeksizin KKTC vatandaşlığına aldığı kişileri kapsadı.

Yine sol kanattan Barış ve Demokrasi Hareketi’nin (BDH) lideri Mustafa Akıncı, 2003 yılının sonlarında, Aralık ayındaki genel seçimler öncesinde Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a yazdığı mektupta şu ifadelere vermişti:

“Seçimlere giderken, keyfi vatandaşlık kayıtları hızla artmaktadır. Sadece 24 Eylül günü, 1563 kişi Kıbrıs vatandaşı olmuştur. 1998 ile 2003 arasında 24 bin yeni seçmen kaydedilmiştir.”


Rum yönetimi, Türkiye kökenlilerin güneye geçmesine izin vermiyor. [AA]

Öte yandan, 2006 yılında CTP ile DP’nin koalisyon ortağı olduğu dönemde adanın kuzeyinde düzenlenen nüfus sayımı çerçevesinde bölgede yaşayan toplam kişi sayısı 256.644, bunun içinde tek ve çift uyruklu olduğunu beyan eden ‘KKTC’ vatandaşlarının toplam sayısı ise 178.031 olarak saptandı. Anne ve babası Türkiye doğumlu olan KKTC vatandaşlarının sayısının da 42.572 olduğu ifade edildi.

2011 yılında UBP hükümeti döneminde yapılan sayımda ise Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan kişi sayısı 294.906 olarak kaydedilirken, daha ayrıntılı bir kategorik analize gidilmedi.

Türk Göçmenler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği'ne göre, adanın kuzeyinde yaşayan göçmen sayısının yaklaşık 60 bin; ancak Rum tarafına göre ise aynı veri yaklaşık 120 bin seviyesinde.

Oslo Barış Araştırma Enstitüsü adına araştırmacı Mete Hatay’ın yaptığı 2005 tarihli bir araştırma, kuzeyde ‘KKTC’ vatandaşlığı almış Türkiyeli göçmenlerin sayısının 37.000, toplam göçmen miktarının ise 105.000 olduğunu belirtiyor.

Uluslararası arenadaki kararlar

Strasbourg merkezli uluslararası kuruluş Avrupa Konseyi bünyesinde faaliyet gösteren Parlamenterler Asamblesi’ne bağlı Göç, Mülteciler ve Demografi Komitesi tarafından 2 Mayıs 2003 tarihinde yayımlanan bir raporda, Kıbrıs Türk tarafının izlediği politikalar sonucu yıllardır ‘sistematik’ olarak adaya Türkiye vatandaşlarının taşındığı belirtildi.

Kıbrıslı Türklerin de hızla ada dışına göç ettiğine dikkat çeken rapor, 1974 yılında 118.000 olan Kıbrıslı Türk sayısının 2003 itibarıyla 87.600’e düştüğüne dikkat çekti. Komite, ‘güvenilir kaynaklara göre’ adanın kuzeyindeki Türkiyeli yerleşik sayısının 115.000 olduğunu kaydetti. Rapor bu çerçevede, Kıbrıs’ın kuzeyinde Türkiyeli Türklerin, Kıbrıslı Türklere göre çoğunluk pozisyonuna geçtiğini ifade etti (raporun orijinal İngilizce metni).

BM’ye bağlı Ayrımcılığı Önleme ve Azınlıkları Koruma Komitesi tarafından alınan 1987/19 sayılı ve 1987 tarihli Karar’da da, “Komite, Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgelerinde, sömürgeciliğin bir şekline tekabül eden yerleşik politikası ve pratiğinin hayata geçirilmesinden kaygı duymaktadır” ifadesine yer verildi (raporun orijinal İngilizce metni).

Kaynak: Al Jazeera

Umut Uras

Haber Prodüktörü Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;