Ülke profili

Ülke profili: Bosna-Hersek

Savaşın 1990’larda yıkıma uğrattığı ülke, karmaşık federal yapısını oturtmaya çalışırken, aynı zamanda işsizlik ve yoksullukla boğuşuyor.

Bosna-Hersek

Temel bilgiler

Başkent: Saraybosna

Yüzölçümü: 51.197 km²

Nüfus: 4.622.292 (2011 tahmini)

Para birimi: Konvertibıl Mark

Resmi Diller: Bosnakça, Sırpça ve Hırvatça

Kuruluş tarihi: 1 Mart 1992

Beş yüz yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetinde varlığını sürdüren Balkan ülkesi Bosna-Hersek, 1878 yılında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun kontrolüne geçti.

Ülke, Birinci Dünya Savaşı sonunda, daha sonra Yugoslavya adını alacak, Sırp, Sloven ve Hırvatlardan oluşan imparatorluğa katıldı.

İkinci Dünya Savaşı’nın 1945 yılında sonra ermesinin ardından Doğu Bloğu’na katılan ve komünizmle yönetilmeye başlayan Yugoslavya’da, Yugoslav lider Josip Broz Tito’nun 1980 yılında ölmesi sonrasında ekonomik ve siyasi açıdan zayıflama dönemi başladı.

Bunun yanı sıra, Doğu Bloğu ülkelerinin teker teker komünizmi terk etmelerinin etkisiyle, Yugoslav federe devletleri kendi kendilerini yönetme isteklerini ortaya koydular. Birlik, 1990’lı yıllarla birlikte çatırdamaya başladı. Bu dönemde, Sırbistan Komünist Partisi lideri ve Başbakan Slobadan Miloseviç yönetimindeki Sırbistan-Karadağ da, milliyetçiliğin ve ‘Büyük Sırbistan’ fikrinin yükselişine sahne oldu.

Federe devletlerden Hırvatistan ve Slovenya’nın 1991 yılında bağımsızlıklarını ilan etmesi sonrası Müslüman, Hırvat ve Sırpların yaşadığı Bosna-Hersek, bir yol ayrımında kaldı. Bosnalı Sırplar, Yugoslavya bünyesine kalmak isterken, ülkede yaşayan diğer iki toplum olan Bosnalı Müslümanlar ve Hırvatlar tavırlarını bağımsızlık yönünde koydu.

Federe devlet bünyesinde 1990 yılında düzenlenen ilk genel seçimler sonrası oluşan parlamentonun, Bosnalı Müslüman ve Hırvatların oylarıyla ‘Egemenlik Memorandumu’nu kabul etmesine Bosnalı Sırplar, kendi parlamentolarını kurup Yugoslavya’ya katıldıklarını ilan ederek karşılık verdi. Bu çerçevede, Bosnalı Sırplar, ‘Büyük Sırbistan’ vizyonu ile Bosna-Hersek’in bölündüğünü ve belirli bölgelerin Yugoslavya’ya katıldığını duyurdu.

Bosnalı Sırplar tarafından boykot edilen referandum sonrasında Bosna Hersek’in 1992 yılında bağımsızlığını ilan etmesi, Müslüman, Hırvat ve Sırplar arasında üç buçuk yıl sürecek bir savaşın fitilini ateşledi. Bölgeye müdahale eden Sırbistan-Karadağ’a karşı soydaşlarını korumak isteyen komşu Hırvatistan da Bosna-Hersek’te savaşa girdi. Bosnalı Müslümanlara ise, o dönemde bölgeye uygulanan silah ambargosuna rağmen Türkiye ve İran gibi Müslüman nüfuslu ülkelerden silah yardımı yapıldığı biliniyor.


Ülkeyi büyük yıkıma uğratan savaş sonrasında Saraybosna'nın dış mahallelerinden birinde çekilmiş bir kare. [US Federal Government]

Hırvatlar ile Müslümanlar, 1994 yılında imzaladıkları anlaşma ile ortak bir federasyon oluşturarak, savaştaki tarafları ikiye indirdiler. Savaş, ABD’nin Ohio eyaletinin Dayton şehrinde 1995 üzerinde anlaşılan ve aynı yıl Paris’te imzalanan barış anlaşması ile sona erdi.

Anlaşmalar çerçevesinde ülkenin sınırları korunarak federal bir cumhuriyet oluşturuldu. Ülkeye, yıllar içinde BM, NATO ve AB girişimiyle barış güçleri yerleştirildi. Savaş, çeşitli kaynaklara göre 100 binden fazla kişinin ölümüne ve 2,2 milyon kişinin yaşadıkları bölgeleri terk etmesine neden oldu. Binaların ve her türlü altyapının astronomik seviyede zarar gördüğü trajedi sonrasında Bosna-Hersek, uluslararası toplumun da yardımlarıyla yeniden yapılanma sürecine girdi.

Ülkenin Devlet İstatistik Kurumu'nun resmi olmayan tahmini 2010 yılı verilerine göre, Müslümanlar Bosna-Hersek nüfusunun yüzde 45'ini, Ortodoks Hristiyanlar yüzde 36'sını, Katolik Hristiyanlar ise yüzde 15'ini oluşturuyor.

Siyasi yapı

Yapılanma aşamasındaki bir federal demokratik cumhuriyet olan Bosna-Hersek Cumhuriyeti, hemen hemen eşit yüzölçümüne sahip iki birimden oluşuyor: Hırvat ve Müslümanlardan oluşan Bosna-Hersek Federasyonu (Bosna-Hersek Cumhuriyeti ile karıştırılmamalı) ile Sırplardan oluşan Sırp Cumhuriyeti (Republika Srpska). Bunlara ek olarak, uluslararası denetime tabi Brcko bölgesi tarafların müşterek hakimiyeti altında. 

Devletin ve yürütme erkinin başı olan devlet başkanı, sekiz ayda bir ülkedeki üç toplumun temsilcileri arasında el değiştirir. Üçlü devlet başkanlığı sisteminin üyeleri, dört yılda bir her toplum için ayrı ayrı düzenlenen seçimler çerçevesinde halk oyu ile seçilir. Adaylar iki dönem aday olmalarının ardından dört yıl süreyle aday olamazlar. Devlet başkanının başlıca görev alanları dış ilişkilere ilişkindir.

Ülkede işsizlik, yüzde 40 düzeyinde seyrediyor.
Ülkede işsizlik, yüzde 40 düzeyinde seyrediyor.
[[Reuters]]

Ulusal hükümet, dışişleri, ekonomi ve mali politikadan sorumlu bakanlar kurulu tarafından temsil edilir. Yine sekiz yıllık rotasyon içinde toplumlar arasında el değiştiren bakanlar kurulu başkanlığı, hükümete liderlik eder. Bakanlar kurulu başkanı, devlet başkanı tarafından atanır. Bakanlar kurulu üyeleri ise, bakanlar kurulu başkanı tarafından seçilir ve Temsilciler Meclisi tarafından onaylanır. Genel seçimler dört yılda bir düzenlenir.

Anayasaya göre bakanların en fazla üçte ikisi Bosna-Hersek Federasyonu’ndan olabilir. Her bakanın iki yardımcısı olur ve bu yardımcılar, bakan ile aynı idari bölümden olamaz. Bakanlar kurulu başkanı, bakanlar ve bakan yardımcıları kabineyi oluşturur.

Öte yandan, Saraybosna’da bulunan, iki kamaralı Parlamenterler Meclisi yasama erkini temsil eder.

Parlamenterler Meclisi’nin iki kanadından Temsilciler Meclisi, iki çok üyeli birimden (28 sandalyeli Bosna Hersek Federasyonu ile 14 sandalyeli Sırp Cumhuriyeti) parti listesi oylaması yoluyla, iki yıllığına seçilmiş 42 üyeden oluşan bir organdır.

Halk Meclisi’nde ise, birimlerin yerel parlamentoları tarafından iki yıllığına seçilmiş (5 Sırp, 5 Boşnak ve 5 Hırvat olmak üzere) 15 üye görev yapar.

En yüksek yargı organı Anayasa Mahkemesi, dokuz üyeden oluşur. Bu üyelerden dördü Bosna-Hersek Federasyonu Temsilciler Meclisi, ikisi Sırp Cumhuriyeti Ulusal Meclisi ve üçü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından atanır.

Uluslararası toplumu temsil eden Yüksek Temsilcilik, Dayton Anlaşması’nın sivil yönden uygulanışını denetler. Temsilcilik, geniş müdahale yetkilerine sahip olup, örneğin, kanun dayatabilmekte veya Dayton hükümlerine uymayan siyasetçileri görevden alabilmektedir.

AB ve NATO yolu

Bosna-Hersek'in uluslararası alanda en büyük hedefi NATO ve Avrupa Birliği üyesi olmaktır. Ancak ülkenin bölünmüş siyasi yapısı bu hedefte atılan adımları da yavaşlatmaktadır.

2010'da Bosna-Hersek'e NATO Üyelik Eylem Planı verildi. Bu plan çerçevesinde aday ülkenin siyasi, ekonomik, savunma ve güvenlik alanlarında reformlar yapması gerekiyor.

Bosna-Hersekli siyasi analistlere göre NATO üyeliği tekrar silahlı bir çatışma olasılığını ortadan kaldırır ve yabancı yatırımcılara ülkenin istikrarı konusunda büyük bir güvence verir. 

Avrupa Birliği yolunda Bosna-Hersek'in başarmış olduğu ilk somut adım 2008'de imzalanan İstikrar ve Ortaklik Anlaşması'dır. 2010 yılında da Bosna-Hersek vatandaşlarına AB ülkelerine seyahat için vize muafiyeti verildi.

Bosna-Hersek'in AB üyeliği sürecinde yapması gerekenlerin başında anayasal değişiklikler geliyor. Bu kapsamda biran önce ''Seydiç-Finci kararını'' uygulamaya koyması gerekiyor.

Dayton Barış Antlaşması temelindeki anayasa ile ülkenin kurucu unsuru olarak tanımlanan Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar dışındaki etnik topluluklara cumhurbaşkanlığı için seçilme hakkı verilmiyor.

Bosna Hersek'te yaşayan azınlık mensuplarından Roman aktivist Dervo Seydiç ve ülkedeki Musevi azınlığın temsilcisi Jakob Finci, anayasanın ve seçim yasasının, azınlıkları cumhurbaşkanı seçilmekten men ettiği gerekçesiyle 2006 yılında AİHM'e gitmiş ve yüksek mahkeme Seydiç ve Finci'yi 2009 yılında verdiği kararla haklı bulmuştu.

Yüksek mahkeme kararında, Bosna-Hersek anayasasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin temel ilkeleriyle uyumlu hale getirilmesini istemişti.

Üçlü Zirve toplantıları

Bosna-Hersek istikrarına katkı sağlayan uluslararası görüşmeler kapsamında Türkiye, Bosna-Hersek ve Sırbistan arasında yapılan Üçlü Zirve Toplantısı'nın önemi büyüktür. İlki Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ev sahipliğinde 2010 tarihinde İstanbul'da, ikincisi 2011'de dönemin Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadiç'in ev sahipliğinde Karadjordjevo/Sırbistan'da, sonuncusu da Mayıs 2013'te Ankara'da düzenlenmiştir.

Cumhurbaşkanları düzeyindeki Üçlü Toplantıların yanısıra üç devletin dışişleri bakanları da üçlü görüşmeler yapmaktadır.

Tüm bu görüşmeler ve toplantılar sonucunda Bosna-Hersek Belgrad’a Büyükelçi atamış, Sırbistan Parlamentosu, Srebrenitsa soykırımını kınayan bir kararı kabul etmiş, ayrıca aynı mekanizma kapsamında kararlaştırıldığı üzere Srebrenitsa 15.yıldönümü anma törenlerine dönemin Sırbistan Cumhurbaşkanı Tadiç de katılmıştır.

'İlk' nüfus sayımı

Ekim ayında üç etnisitenin yönettiği Bosna-Hersek'te ilk kez nüfus sayımı yapıldı. 22 yıl sonra yapılan sayım ülkenin gerçek etnik, milliyet, din, dil, ekonomik kimliğini ortaya çıkarması bakımından önemlidir.

Ancak nüfus sayımı sorularının en kritiği 'etnik kimlik' sorusu. Ülkedeki Bosnalı Müslümanların kendilerini 'Boşnak' yerine 'Bosnalı' veya 'Hersekli' tanımlamaları sayılarını 'ötekiler' grubuna kaydıracaktır. Çünkü anayasaya göre Bosna-Hersek kurucu halkları (Boşnak, Sırp ve Hırvatlar) dışındaki herkes 'ötekiler' isimli azınlıktır.

Resmi olmayan ilk sonuçlara göre Bosna-Hersek'in nüfusu yaklaşık 3,8 milyon'dur, bu da 1991 yılındaki nüfus sayımına göre 580 bin kişi kadar azaldığını gösteriyor.

Savaş suçları mahkemesi

Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi adıyla anılan ad hoc mahkeme, Yugoslavya’nın dağılması sürecinde 1991 yılından itibaren çıkan savaşlarda suç işlediği iddia edilen sanıkları yargılıyor. BM Güvenlik Konseyi’nin 827 sayılı kararıyla 25 Mayıs 1993 tarihinde kurulan Mahkeme’nin yargıçları, çeşitli ülkelerden seçiliyor. 

Ekonomi

Savaş sonrası toparlanmak için yoğun çaba harcayan ve bu süreçte dış yardımlarla diaspora havalelerinden yararlanan Bosna-Hersek, sınırlı da olsa bazı piyasa ekonomisi reformları yaptı. Had safhada ademi merkeziyetçi olan devlet yapısı, birimler arasında ekonomik politikalarının koordinasyonunu çok zor bir hale getiriyor.

Ekonomik faaliyetlerin büyük çoğunluğunun kayıt altına alınmadığı ülke, 2003-2008 döneminde ortalama yüzde 5 büyüme yakalasa da, küresel ekonomik krizin etkili olmasıyla bu istikrarı sürdüremedi. Altyapı olmadan hızla oluşturulan ademi merkeziyetçi yapı yüzünden kamu harcamaları, ülkenin satın alma paritesine göre gayri safi milli hasılasının (GSYİH) yarısı gibi yüksek bir düzeyde bulunuyor. 2011 tahmini verilerine göre, söz konusu istatistik 3,17 milyar dolar, kişi başına GSYİH ise 8 bin 200 dolar seviyesinde bulunuyor.

Yüzde 40 seviyesinin üzerindeki işsizlik ve yaygın yoksulluk ile mücadele eden ülke, kredi tedariki ve ticaret alanlarında Batı Avrupa’ya bağımlı durumda.

Kaynak: Al Jazeera ve ajanslar

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;