Haber analiz

Mursi karşıtlarını ABD nasıl finanse etti?

ABD'nin ‘demokrasi yardımı’ inisiyatifinin hedefinde, Orta Doğu’daki Amerikan çıkarlarına muhalefet eden İslamcıların yükselişine tanıklık eden Arap Baharı ülkelerinde, Washington yanlısı sekülerlerin geri çekilmesini durdurmak ve yeniden nüfuz kazanmak vardı.

30 Haziran darbesini kutlayan Mısırlılar
ABD'nin Mursi muhalifi politikacıların Sivil Toplum Kuruluşları'nı fonlaması, Amerikan federal kanunlarına aykırı görünüyor. [AFP]

Berkeley, ABD – Başkan Barack Obama’nın yakın tarihli bir açıklamasında, ordunun demokratik yollarla seçilmiş cumhurbaşkanını devirmesiyle doruğu çıkan Mısır’daki krizde, Birleşik Devletler’in taraf tutmayacağı ifade edilmişti. Ancak Amerikan federal hükümetine ait düzinelerce belgenin şöyle bir gözden geçirilmesi, kısa süre önce görevinden uzaklaştırılan ülkenin Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin devrilmesi çağrısı yapan Mısır muhalefetinin üst düzey figürlerini Washington'ın sessiz sedasız nasıl fonlandığını gösteriyor.

California Üniversitesi, Berkeley Gazetecilik Okulu (U.C. Berkeley’s Graduate School of Journalism) bünyesindeki Araştırmacı Habercilik Programı’nın (Investigative Reporting Program – IRP) elde ettiği belgeler, ABD’nin Orta Doğu bölgesinde demokrasiyi teşvik etmeye yönelik Dışişleri Bakanlığı programı vasıtasıyla fonlamayı gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. Bu program, otokrotik Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in geniş katılımlı gösteriler üzerine Şubat 2011’de istifa etmesinin ardından, Mısır’da huzursuzluğu kışkırtan eylemci ve politikacıları yoğun biçimde destekledi.

Amerikalı yetkililerin ‘demokrasi yardımı’ inisiyatifi adını verdikleri Dışişleri Bakanlığı programı, Obama yönetiminin geniş kapsamlı bir girişiminin parçasıydı. Söz konusu girişimin hedefinde, Orta Doğu’daki Amerikan çıkarlarına büyük ölçüde muhalefet eden İslamcıların yükselişine tanıklık eden Arap Baharı ülkelerinde, Washington yanlısı sekülerlerin geri çekilmesini durdurmak ve yeniden nüfuz kazanmak vardı.

Programın finanse ettiği eylemciler arasında, Mursi hükümetini şiddet kullanarak devirme planları hazırlayan sürgündeki Mısırlı bir polisi memuru ile camilerin kapatılıp vaizlerin sürüklenerek dışarı çıkarılması savunan İslamcı karşıtı bir politikacı yer alıyordu. Hükümet belgeleri, fonlanan eylemciler içerisinde Mısır’ın demokratik şekilde seçilmiş ilk liderinin görevinden alınması için bastıran muhalif politikacılardan oluşan bir zümrenin de bulunduğunu gün ışığına çıkarıyor.

ABD’deki ‘Bilgi Edinme Hakkı Yasası’ (Freedom of Information Act) çerçevesinde toplanan bilgiler, ilgili isimlerle gerçekleştirilen röportajlar ve kamuya açık kayıtlar, Washington’ın ‘demokrasi yardımı’ inisiyatifinin, yabancı ülkelerin siyasi amaçlı yardım yapmasını yasaklayan Mısır kanunlarını çiğnemiş olabileceğini gösteriyor. Bu girişim, vergi mükelleflerinin parasının yabancı politikacıları fonlamak yahut demokratik olarak seçilmiş hükümetleri hedef alan finansal çökertme faaliyetleri yürütmek için kullanılmasını meneden Amerikan federal düzenlemelerini de ihlal etmiş gibi görünüyor.

‘Demokrasi Ofisi’

Washington’ın Orta Doğu’ya demokrasi yardımı programı, Dışişleri Bakanlığı’ndaki bir ajanslar piramidinden geçiyor. Amerikalı vergi mükelleflerinin milyonlarca doları, Bureau for Democracy, Human Rights and Labor (DRL), The U.S.-Middle East Partnership Initiative (MEPI), United States Ageny for International Development (USAID) gibi resmi kurumların yanı sıra The National Endowment for Democracy (NED) gibi Washington merkezli yarı resmi örgütler üstünden aktarılıyor.

Yukarıda sayılan kuruluşlar da kendilerine gelen parayı, aralarında International Republican Institute (IRI), The National Democratic Institute (NDI) ve Freedom House’un da bulunduğu diğer örgütlere kanalize ediyor. Federal belgelere göre, bu gruplar da aldıkları fonları, Mursi karşıtı siyasi partilerin önde gelen mensupları olan ve Sivil Toplum Kuruluşu (STK) eylemcisi olarak adlandırılan kişilerin yönettiği Mısır’daki belli başlı örgütlere gönderiyor. 

The Middle East Partnership Initiative (MEPI), 11 Eylül terör saldırılarının akabinde Orta Doğu siyasetinde nüfuz sağlamaya girişen George W. Bush hükümeti tarafından 2002 yılında başlatıldı. Federal ödenekler veri tabanı, bölge genelinde gerçekleştirilen demokrasi projelerine yaklaşık 900 milyon dolar harcandığını ortaya çıkarıyor.

United States Ageny for International Development (USAID), Orta Doğu’da 1,4 milyar dolarlık bir bütçe yönetiyor. Washington merkezli düşünce kuruluşu Project on Middle East Democracy (POMED) verileri uyarınca, o bütçenin 390 milyon dolarlık kısmı tamamen bölgede demokrasinin teşvik edilmesi için ayrılmış.

ABD hükümeti, ülke başına demokrasi harcama rakamlarını açıklamıyor. Fakat POMED Direktörü Stephen McInerney, Washington’ın 2011’de takriben 64 milyon ve 2012’de 25 milyon dolar harcadığını hesapladı. Mclnerney, (raporun orijinal İngilizce metni) 2013 yılında da (bir önceki yıla) benzer bir miktarın ödeneceğini öngörüyor.

The National Endowment for Democracy (NED), Dışişleri Bakanlığı’na ait demokrasi fonlarının Mısır’a aktarımında kullanılan başlıca vasıtaydı. Federal belgelerde, 2011’de Amerikan Kongresi’nden 118 milyon dolarlık yıllık bütçe onayı alan NED’in, sürgündeki Mısırlı bir polis memuruna birkaç yılda 120 bin doların üzerinde para gönderdiği anlatılıyor. Bahsi geçen polis memuru, kendi ülkesine yıllarca şiddeti kışkırtıcı eylemler gerçekleştirmiş bir şahıs. Bu fonlama, NED’in sadece “denizaşırı ülkelerdeki ‘barışçıl’ siyasi değişim” süreçleriyle bağlantı kurabileceğini açıkça belirten Kongre kararına doğrudan çelişki teşkil ediyor.

Sürgündeki polis

Vaktiyle Mısır polis teşkilatının elit araştırma biriminde görev yapan ve insan haklarını ihlal etmesiyle ün salan Albay Ömer Afifi Süleyman, 2008’den itibaren en az dört yıl süreyle NED fonları aldı. Süleyman ve takipçileri, o zaman zarfında, Mübarek hükümetini hedef aldılar; öyle ki Süleyman daha sonra aynı taktikleri, kısa bir dönem Mübarek’in yerine geçen askerlere (Mısır Yüksek Askeri Konseyi üyelerine) karşı da uyguladı. Çok kısa bir süre önce de gözlerini Mursi hükümetine çevirdi.

ABD’de mülteci statüsünde yaşayan Süleyman, Kahire’deki bir mahkeme tarafından 2012’de gıyabında beş yıl hapis cezasına çarptırdı. Amerikan müttefiki iki ülkenin, İsrail ve Suudi Arabistan’ın Kahire’deki büyükelçiliklerine karşı 2011 yılında gerçekleştirilen şiddet olaylarında rol oynamakla suçlanıyordu. Mahkeme belgeleri ve sosyal medyadaki gönderileri incelendiğinde, Süleyman’ın sosyal medyayı, Mısırlı devlet görevlilerine yönelik saldırıları kışkırtmak için kullandığı açığa çıktı.

ABD İç Gelir İdaresi (US Internal Revenue Service) belgeleri, NED’in Süleyman’a, kurucusu olduğu Hukuk el-Nas (Halkın Hakları) örgütü aracılığıyla on binlerce dolar ödediğini ortaya seriyor. Virginia, Falls Church merkezli Hukuk el-Nas’ın federal kayıtlarına bakılırsa, örgütün yegâne çalışanı Süleyman. NED’in 2008 insan hakları bursu (haberin orijinal İngilizce metni) ile ödüllendirilip ABD’ye yerleşmesinin ardından 2009’da (raporun orijinal İngilizce metni) Hukuk el-Nas için 50 bin dolarlık ikinci NED bursunu alan Süleyman’a 2010’da 60 bin dolar, 2011’de 10 bin dolar tutarında ödenek verildi.

Süleyman, Berkeley Üniversitesi Araştırmacı Habercilik Programı’nın (IRP) kendisiyle yaptığı röportajda, gönülsüzce de olsa The National Endowment for Democracy’den Amerikan hükümeti bursları aldığını itiraf etti. Ancak ayda 2000 ya da 2500 dolara denk düşen bu miktarın yetersiz olduğundan yakınmadan geçemedi: “Bunun çok mu olduğunu düşünüyorsunuz? Obama bize küçük paralar vermek istiyor. Bunu kabul etmeyeceğiz.” 

NED, 2011 ve 2012’de burs verdiği Mısırlıların listesini web sitesinden kaldırdı. NED yetkilileri, defalarca tekrarlanan röportaj isteklerini de yanıtlamadı.


Albay Süleyman, ABD'deki Orta Doğu programlarının en popüler
konuklarındandı. [pomed.org]

‘Toplum yararına tavsiye’

NED'in web sitesi, Süleyman'ın yalnızca şiddet içermeye dokümanlar yayınladığı, grubunun da "bir telefon yardım hattı, instant messaging ve diğer sosyal ağ araçları vasıtasıyla toplum yararına, anlık tavsiyelerde bulunmak" için oluşturulduğunu belirtiyor. Hâlbuki Süleyman’ın Mısır medyasına verdiği röportajlarında, sosyal medya paylaşımlarında ve YouTube’a yüklediği videolarında, o sırada Müslüman Kardeşler’in kurduğu Hürriyet ve Adalet Partisi’nin (HAP) yönettiği Mısır hükümetinin şiddet yoluyla yıkılmasına yönelik cesaret verici ifadeler yer alıyordu.

Mursi muhaliflerinin hükümet karşıtı kitlesel sokak gösterilerine hazırlandığı Haziran 2013 sonlarında, “İlk önce diz kemiklerini kırarak onları güçsüz hale getirin.” talimatını geçmişti Facebook’taki takipçilerine Süleyman. ABD’nin para akıttığı ve eğittiği Mısır ordusu, 3 Temmuz 2013 günü gerçekleştirdiği darbeyi meşrulaştırmak için o gösterileri kullandı.

Süleyman’ın bir diğer paylaşımında, “Kahire’ye giden otobüsleri durdurmak için devrilmiş bir palmiye ağacından yola bariyer yapın. Otobüs bariyeri görüp yavaşladığında da onu ateşe verin, böylece bütün yolcular içindeyken yanacaktır… Allah sizinle olsun.” yazıyordu. Bundan bir ay öncesinde yani Mayıs 2013’te yine Facebook takipçilerine, “Elektrik, su ve gaz kuruluşlarını kontrol edenlerin boyunlarını vurun.” talimatını veriyordu. Mahkeme kayıtları, devleti çökertmeye hedefleyen bu talimatları Mısır’daki yetkili makamlarca fark edilince, Süleyman’ın sosyal medyadaki eski paylaşımlarının bir kısmını sildiğini açığa çıkarıyor.

Facebook’taki 83 bin takipçisine yakın dönemde verdiği talimatlar, benzin ve gazdan oluşan bir karışımın -4 litre gaza 20 litre benzin- yollara dökülme yöntemlerinden peşlerine düşen araçların nasıl engelleneceğine kadar geniş bir alanda uzanıyor. Süleyman, YouTube’daki bir videoda, Mursi’yi Başkanlık Sarayı’ndan çıkarmak amacıyla Aralık 2012’de tabanca ve Molotof kokteylleri ile gerçekleştirilen ve başarısızlıkla sonuçlanan saldırıyı açıkça meşrulaştırıyor.

Medyaya konuşma yetkisi olmadığı için kimliğini saklı tutan Washington’daki Mısır Büyükelçiliği’nden bir görevli, “Süleyman’ın ABD’deki bazı gruplardan destek aldığını biliyoruz, lakin Amerikan hükümetinden destek aldığını bilmiyoruz. Bu gerçekse, bizim için yeni bir haber olacak.” dedi.

Mursi'ye muhalif diğer isimlerin desteklenmesi

ABD hükümet fonlarından faydalanan bir diğer kesim de 3 Temmuz’da devrilen Cumhurbaşkanı’na muhalefet eden parti ve kişilerdi. O muhaliflerin bir kısmı, Mursi’nin görevinden zorla alınması çağrısı dahi yaptı.

Bazı üyeleri ABD’den mali yardım alan ana muhalefet bloğu Ulusal Kurtuluş Cephesi, daha sonra seçilmiş hükümete karşı şiddet eylemlerine dönüşen sokak gösterilerini destekledi. Bu, Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın kendi ilkelerinin çoğuyla da çelişen bir durumdu.

The National Endowment for Democracy ve Amerikan menşeli diğer demokrasi gruplarının uzun vadeli imtiyazlısı, Esra Abdulfettah isimli (haberin orijinal İngilizce metni) 34 yaşında Mısırlı bir kadındı. Abdulfatah, ülkede Aralık 2012’de yeni anayasa etrafında cereyan eden meydan muharebesi esnasında büyük ün kazandı. Eylemcileri, camileri kuşatmaya ve (ağırlıklı olarak HAP mensupları tarafından hazırlanan) ülkenin yeni anayasa taslağı referanduma sunulmadan hemen önce, onu destekleyen bütün Müslüman vaizleri ve dini figürleri kürsülerinden indirip sürüklemeye teşvik etti. Camilerin kuşatılması o zamandan beri sürüyor; çok sayıda insan, camileri korunmaya çalışırken çıkan çatışmalarda yaşamını yitirdi.


Esra Abdulfettah, 2011 devrimi sırasında sosyal medyadaki etkinliği
nedeniyle 'facebook girl' lakabını kazandı. [motleynews.net] 

Amerikan federal kayıtları, ‘Dışişleri Bakanlığı’nın ‘demokrasiyi destekleme’ inisiyatifi kapsamında fonladığı diğer gruplar arasında bulunan Abdulfettah’ın STK’sı Mısır Demokratik Akademisi’nin, NED, MEPI ve NDI üzerinden yardım aldığını gösteriyor. Kayıtlara göre NED, Abdulfettah’ın örgütüne 2011’de yıllık 75 bin dolar vermiş.

Siyasette çok aktif olan Abdulfettah, Kurtuluş Cephesi’nin en etkili figürü olan BM’nin eski nükleer şefi Muhammed Baradey’in başkanlığını yaptığı Düstur Partisi’ne destek toplamak için Mısır’ı boydan boya kat etti. Ordunun Mısır’da yönetimine el koymasına var gücüyle arka çıkarken, Batı’yı da onu ‘darbe’ olarak adlandırmaması noktasında uyardı. Darbenin gerçekleşmesinden birkaç hafta önceki basın açıklamasında Abdulfettah, (haberin orijinal Arapça metni) “30 Haziran, Mursi döneminin son günü olacak.” demişti.

Amerikalı vergi mükelleflerinin parasının, Mısır’ın en zengin insanlarının kurduğu gruplara da gönderilmesi, demokrasi programı kaynaklarının çarçur edildiğine dair soruları artırıyor.

Mişel Munir, Mursi muhalifi TV kanallarının daimi konuğuydu. Haya Partisi’nin liderliğini yürüten – ABD ve Mısır çifte vatandaşı – Munir, kendi STK’sı Mısır İçin El Ele Birliği kanalıyla sessiz sedasız Amerikan fonlarını topladı. Munir’in örgütünü, aralarında Mısır’ın en zengin adamı olan tanınmış Kıpti Hristiyan milyarder Necip Saviris, petrol endüstrisi uzmanı Tarık Hacı, (Amerikan enerji şirketi) Halliburton’ın Mısır’daki ortağı Salah Diab ile Kahire’deki ABD Büyükelçiliği’nin daimi bağlantısı ve Mübarek rejiminin köklü politikacısı Usame Gazali Harb’in de bulunduğu en ateşli muhalefet figürleri kurmuşlardı.

Munir, ABD yardımı aldığını inkar etse de hükümet belgeleri, onun Kahire merkezli örgütüne USAID’in 2011 yılında 873.355 dolar bağışladığını ortaya koyuyor. Munir’in STK’sına ABD Kalkınma Ajansı’ndan 2009’dan sonraki süreçte toplam 1,3 milyon dolar verilmiş. Munir ayrıca, Mursi’nin İslamcı gündemine karşı çıkan ülkenin beş milyonluk Ortodoks Hristiyan Kıpti azınlığının, Cumhurbaşkanı’na karşı 30 Haziran’da sokaklara çıkmasına da yardım etmiş.

Reform ve Kalkınma Partisi üyesi Muhammed Esmat Sedat, ABD'nin mali desteğini, adını taşıyan STK'sı Toplumsal Gelişim ve Reform İçin Sedat Birliği yoluyla aldı. Bu yardım, The Middle East Partnership Initiative tarafından yapılan bir hibe şeklindeydi. Federal bağış kayıtları ile veri tabanı, Sedat’ın ‘devrim sonrası Mısır’ında gençlerle çalışmak’ amacıyla MEPI’den 2011’de 84,445 dolar topladığını gözler önüne seriyor.

Sedat, Mursi karşıtı 30 Haziran protestosunun organizasyonundan sorumlu ana birim konumundaki ‘koordinasyon komitesi’nin (haberin orijinal Arapça metni) üyesiydi. 2008’den itibaren toplamda 265,176 dolar ABD fonu toplayan Sedat, aktif politika yapabilmek amacıyla, gelecek parlamento seçimlerinde bir kez daha yarışacağını ilan etti. Asker ve polislerin 8 Temmuz 2013 günü 50’den fazla Mursi taraftarını öldürmesinin ardından ise güç kullanımını savundu ve Müslüman Kardeşler’i ‘kadın ve çocukları kalkan olarak kullanmak’ ile suçladı.


Resmi kayıtlara göre ABD'den yüklü miktarda fon alan Esmat Sedat,
30 Haziran darbesini açıkça savunuyor. [egyptindependent.com] 

ABD destekli bazı Mısırlı politikacılar, ‘protestoları kışkırtmaları yönünde Washington’ın onları üstü kapalı cesaretlendirdiğini’ söylediler. Mursi’ye muhalefet eden Mısırlı-Amerikalı bir politikacı olan Sadettin İbrahim, (haberin orijinal İngilizce metni) konuyla ilgili şunları dile getirdi: “Amerikalılar bize, bir hafta sürebilecek büyük sokak gösterileri düzenlenirse, ABD’nin Müslüman Kardeşler rejimine yönelik mevcut bütün politikalarını yeniden düşüneceklerini ifade ettiler.”

İbrahim’in Kahire’deki STK’sı olan ve sürekli Amerikan fonlarına mazhar kılınan İbn-i Haldun Kalkınma Çalışmaları Merkezi, ABD’nin demokrasi reklamı parasının en büyük alıcılarından biridir. İbrahim’in yukarıdaki iddiasını, Washington'ın meseleyi alenen yüklenmesi öncesinde, Mursi’ye karşı halkta olumsuz düşünceler uyandırmaları için Amerikalı yetkililerin onları teşvik ettiklerini öne süren’ Mısırlı diğer muhalif politikacıların ifadeleri izledi. 

Demokrasi programı savunması

STK’lar vasıtasıyla politikacılar ile hükümet karşıtı eylemcileri fonlama uygulaması, Dışişleri Bakanlığı ve programla yakınlığı bulunan Washington merkezli Orta Doğu uzmanları tarafından hararetle müdafaa edildi. Kahire’deki ABD Büyükelçiliği Sözcüsü David Linfield, ‘Mısır’da politikacılar ile aktivizm arasındaki çizginin çok bulanık olduğunu’ belirtti. Görüşlerine başvurduğumuz diğer isimler de, kontrol etmediği grupların faaliyetlerinden dolayı ABD’nin sorumlu tutulamayacağını vurguladı.

Amerikan düşünce kuruluşlarından The Atlantic Council’in uzmanlarından Michelle Dunne, (Mısır’da) ‘çok sıcak ve dinamik bir siyaset sahnesi bulunduğunu’ söyledi ve ardından şunları ekledi: “Yalnızca birilerine biraz para vermekle, özgürlüklerini ya da durmak istedikleri konumu onlardan satın alamazsınız.”

George W. Bush yönetiminin Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC) yetkilisi ve Dunne’ın da dahil olduğu Mısır Çalışma Grubu (Working Group on Egypt) üyesi Elliot Abrams, konuyla ilgili görüşlerini, gönderdiği e-mail mesajıyla paylaştı. Abrams, ABD’nin Mısır’da veya Orta Doğu’nun başka bir noktasındaki politikacılara ödeme yaptığını şu sözlerle reddetti: “ABD, ne Mısır’da ne de herhangi bir yerde, siyasi partilere yahut ‘yerel politikacılara’ fon sağladı. Bu kanunen yasaktır ve Kongre’nin titiz gözetimi altında hareket eden tüm devlet kurumları da kanuna dikkatle uymaktadır.”

Fakat konunun hassasiyetinden ötürü kimliğini gizlemek şartıyla konuşan Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkiliye göre, yabancı politik eylemcileri ABD’nin desteklemesi, Amerikan ilkeleriyle bağdaşıyordu. Yetkilinin e-mail mesajında şu ifadeler geçiyordu: “ABD hükümeti, temel insan hakları olan ifade özgürlüğü, barışçıl toplanma ve insan onuru gibi, uzun zamandır benimsediğimiz değerlerle bağlantılı biçimde, dünyanın dört bir yanındaki sivil toplum, demokrasi ve insan hakları eylemcilerine destek sağlamaktadır. ABD’nin Mısır’daki toplumsal yardımı, bu ilkelerle tutarlıdır.”

Kahire’deki bir mahkeme, Mısır’da karışıklık yaratmak amacıyla yasalara aykırı biçimde yabancı fonları kullanmak suçlamasıyla, yerli ve yabancı toplam 43 STK çalışanını Haziran 2013’te mahkum etti. ABD ve BM, bu karardan endişe duyduklarını açıkladı.

Çevrimdışı

Bazı Orta Doğu gözlemcileri, ABD’nin Mısır’daki demokrasi çabasının, insan hakları ve iyi yönetişimden ziyade nüfuz elde etmekle alakalı olduğunu ileri sürdü. 

Dışişleri Bakanlığı için Mısır’daki demokrasi programlarını değerlendiren ve şimdilerde California, Monterey’deki Denizcilik Okulu’nun (Naval Postgraduate School) Ulusal Güvenlik Bölümü’nde (Department of National Security Affairs) profesör olarak görev yapan Robert Springborg, ‘politikacıları fonlamanın bir sorun olduğunu’ söyledi. Springborg sözlerini şöyle devam ettirdi: “Eğer seçim gözlemciliği veya siyasi partilerin iletişim kapasitesini geliştirme tarzında bir program yürütürseniz, ben buna karşı çıkmam. Lakin politikacılara çok fazla para verilmesi – sanırım – pek çok soru işareti doğurur.”

Bu bağlamda kimi Mısırlılar da ABD’nin ‘Orta Doğu’da demokrasi programı’ aracılığıyla siyasi operatörlerin yönettiği örgütlere nakit göndermekle çevrimdışı kaldığını anlattılar. 

Mısır’daki yabancı fonlar üzerinde incelemeler yapan bağımsız araştırmacı ve ülkedeki 2011 devrimini korumak için kurulan ‘İhtilalci Koruyucular’ isimli grubun üyesi olan Esam Nizami, ‘ABD’nin, demokrasiyi destekleme konusunda samimi olmak ve doğrudan Mısır halkına uzanmak yerine etik olmayan bir yol seçtiğine’ dikkat çekti. Nizami, açıklamasını şu ifadeyle tamamladı: “Amerikalılar, Orta Doğu’daki pek çok insanı kurnazlıkla alt edebileceklerini zannediyorlar. Ve şimdiye kadar onlar hakkında sadece iyi niyet besleyen Mısır halkına oldukça düşmanca bir tutum takınıyorlar.

Emad Mekay, bu araştırmayı gerçekleştiren California Üniversitesi, Berkeley bünyesindeki Araştırmacı Habercilik Programı’nın (Investigative Reporting Program, U.C. Berkeley) 2012-2013 dönemi bursiyeri olan bir gazetecidir.

Emad Mekay

Emad Mekay, California Üniversitesi, Berkeley’deki Araştırmacı Habercilik Programı’nın (Investigative Reporting Program, U.C. Berkeley) 2012-2013 dönemi bursiyerleri arasında yer alan bir gazetecidir. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;