Ülke profili

Ülke profili: Almanya

İki dünya savaşının ardından hızla toparlanan Almanya, Avrupa'nın lider siyasi ve ekonomik güçlerinden biri olmayı başardı.

Almanya

Temel Bilgiler

Başkent: Berlin

Yüzölçümü: 357.022 km²

Nüfus: 82 milyon (BM, 2012)

Para birimi: Euro

Dili: Almanca

Kuruluş: 18 Ocak 1871

Avrupa kıtasının en büyük ekonomisi ve Rusya'dan sonraki en kalabalık ikinci ülkesi olan Almanya'nın hem en büyük şehri hem de başkenti olan Berlin, dünyanın önde gelen kültür ve sanat merkezleri arasında yer alıyor.

Almanya, özellikle kurucularından olduğu Avrupa Birliği (AB) ile ilgili meselelerdeki temel karar alıcı rolünü her geçen gün pekiştiriyor. 

2008 küresel ekonomik krizi sonrası AB'nin bütünlüğünün devam etmesi için büyük maddi fedakarlıklarda bulunan Almanya, krizden en çok etkilenen AB üyeleri olan Yunanistan, Portekiz, İspanya ve İrlanda'nın ortak para birimi 'euro' kullanmaktan vazgeçmemesi için yoğun çaba sarfediyor. 

82 milyona yaklaşan nüfusu ile AB'nin en kalabalık üye ülkesi olan Almanya, ekonomi, siyaset ve teknoloji alanlarında da AB'nin lider devletlerinden.

Avrupa Konseyi, G8, G20, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gibi uluslararası organizasyonların da kurucu ve kilit önemdeki üyelerinden.

Almanya ayrıca ABD ve Japonya ile birlikte Birleşmiş Milletler'e en çok bağış yapan ülkelerden biri konumunda. 

Almanya'nın birleşmesi

Almanya, irili ufaklı Alman devletlerinin, içlerinden en güçlüsü olan Prusya'nın öncülüğünde 1871 yılında birleşmeleri ile bağımsız bir devlet olarak dünya sahnesine çıktı. Birleşme ile beraber Prusya Kralı I. Wilhelm Almanya İmparatoru ilan edilirken, Prusya'nın Başbakanı Otto von Bismarck da Almanya Şansölyesi (Başbakanı) oldu. 

O zamana kadar dünyanın dört bir yanında sömürgeler elde eden İngiltere ve Fransa ile arasında ortaya çıkan ekonomik açığı kapatmak isteyen Almanya, hızlı bir sanayileşmeye yöneldi. Bu ekonomik atılım sırasında Rusya ve Avrupa ülkelerine karşı hassas bir denge siyaseti izleme stratejisini benimsedi.

1890 yılına kadar başbakanlık görevini yürüten Bismarck'ın denge siyaseti, II. Wilhelm'in tahta geçmesiyle son buldu. Osmanlı İmparatorluğu ile yakın ilişkiler geliştirmek suretiyle kendisine nüfuz alanları açmaya çalışan genç ve hırslı II. Wilhelm, ülkesinin sömürge yarışındaki geri kalmışlığını telafi etmek için İngiltere ve Fransa ile yoğun bir mücadeleye girişti. 

Avrupa'daki bu zorlu güç mücadelesi, 20. yüzyılın başında Almanya'yı iki dünya savaşına sürükledi. Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) sonunda Almanya'da çıkan iç savaş, Alman kraliyet yönetimine son verilip yerine Ağustos 1919'da Weimar Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla son buldu.

İki savaş arası dönem, Almanya açısından çok zor geçti. 1929 ekonomik krizi (Büyük Buhran) nedeniyle ülke çok büyük ekonomik sıkıntılar yaşadı. Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda imzalamak zorunda kaldığı Versay Antlaşması ile dikte edilen koşullar da ülkeyi zor durumda bırakmıştı. Weimar hükümeti, Versay Antlaşması'nı imzalayarak Almanya'ya ihanet etmekle suçlanıyordu.

Nazi iktidarı ve İkinci Dünya Savaşı

1932 yılında Alman Komünist Partisi ve Nazi (Nasyonal Sosyalist) Partisi parlamentoda çoğunluğu elde etti. Çok sayıdaki başarısız kabine girişiminin ardından Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg, Nazi Partisi Lideri Adolf Hitler'i 30 Ocak 1933’te şansölye olarak atadı. 27 Şubat 1933’te Reichtag (parlamento binası) ateşe verildi. Bunun sonucunda Hitler hükümeti acil durum ilan ederek temel insan haklarını kısıtladı ve sınırsız kanun yapma yetkisini elde etti. 

Sadece Sosyal Demokrat Parti bu duruma karşı oy kullanırken, komünist milletvekillerinin büyük kısmı çoktan hapse gönderilmişti. Hitler, aylar içinde herşeyin merkez tarafından kontrol edildiği otoriter ve totaliter bir devlet yapısı oluşturdu. Ülkenin yeniden silahlanmasıyla birlikte ekonomi de belirgin ölçüde hareketlendi.

Bu tarihten itibaren Hitler’in saldırgan politikaları kendini göstermeye başladı. Almanya, Versay Antlaşması ile kaybettiği Saar bölgesini 1935, Rhineland'ı ise 1936’da kontrol altına aldı. 1938'de Avusturya, 1939'da Çekoslavakya'yı işgal ve ilhak etti. Almanya'nın 1 Eylül 1949'da Polonya'yı işgal etmesi ile savaşa giden süreç tamamlandı. 

İngiltere ve Fransa'nın Almanya’ya savaş ilan etmesi, İkinci Dünya Savaşı'nın başlangıcı oldu. Savaş ilerledikçe Almanya ile müttefikleri İtalya ve Japonya, Kıta Avrupası'nın büyük kısmında, Kuzey Afrika’da ve Uzak Doğu'da hızla hakimiyet sağladılar. Ancak Hitler'in 1941'de uçsuz bucaksız Sovyetler Birliği'ni işgal etmeye kalkışması ve yine 1941 sonunda Japonya'nın, ABD'nin Pearl Harbor limanına düzenlediği hava saldırısıyla başlayan sürecin Almanya'yı ABD'ye savaş ilan etmeye sürüklemesi, savaşın dengelerini değiştirdi. 

Sovyet Kızıl Ordusu’nun Berlin’i işgal etmesiyle 8 Mayıs 1945’te Almanya teslim oldu.

İkinci Dünya Savaşı'nda milyonlarca insan Naziler tarafından katledildi. Altı milyon Yahudi, çok sayıda Roman, Polonyalılar, Slavlar, fiziksel ve zihinsel engelliler, eşcinseller, muhalif partilerden ve farklı dinlerden insanlar toplama kamplarında öldürüldü. 

Savaş nedeniyle Avrupa genelinde 40 milyondan fazla insanın öldüğü tahmin ediliyor. Savaşta 5,3 milyon Alman askeri ve milyonlarca Alman sivil de hayatını kaybetti. 15 milyon etnik Alman, Doğu Avrupa ülkeleri ve Almanya’nın eski doğu bölgelerinde yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kaldı.


Berlin Duvarı, Doğu Almanya'dan Batı Almanya'ya kaçmaya çalışan yüzlerce insana mezar oldu. [AA] 

Almanya'nın bölünmesi ve yeniden birleşmesi

İkinci Dünya Savaşı'nın 1945’te sona ermesinin ardından Almanya, savaşın galipleri olan ABD, İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliği tarafından işgal edildi.

İşgal altındaki Alman toprakları üzerinde, ABD ile Sovyetler Birliği arasında başlayan Soğuk Savaş'ın etkisiyle, iki ayrı Alman devleti kuruldu. ABD, İngiltere ve Fransa'nın kontrolünde kalan batıdaki kısımlar Federal Almanya Cumhuriyeti; Sovyetler Birliği'nin yönetimindeki doğu bölgesi ise Alman Demokratik Cumhuriyeti'ne dönüştü.

Serbest piyasa ekonomisi ve liberal demokratik siyasi sistemi ile Federal Almanya, kendisini dünya ekonomisine ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) gibi Batı'nın güvenlik örgütlerine entegre etmeyi başardı. Sosyalist Doğu Almanya ise Sovyetler Birliği'nin NATO’ya karşı örgütlediği Varşova Paktı şemsiyesi altına girdi. 

Doğu Almanya'dan Batı Almanya'ya kaçışları durdurmak için Doğu Almanya yönetimi tarafından 1961'de inşa edilen Berlin Duvarı'nın 9 Kasım 1989'da yerle bir edilmesi, Soğuk Savaş'ın simgesel sonuna işaret ediyordu.

Berlin Duvarı'nın yıkılması Soğuk Savaş'ın da fiilen sonunu getirdi. İki Almanya 1990'da yeniden birleşirken, Sovyetler Birliği de 1991'de resmen ortadan kalktı. Birleşik Almanya'nın başbakanlık koltuğuna ise Helmut Kohl oturdu.

Varşova Paktı üyesi Doğu Avrupa ülkeleri, yeni dönemde Batı ile hızla bütünleşirken, birleşik Almanya bu bölge üzerinde büyük bir nüfuz sağlamaya başladı. Kaynaklarını önemli ölçüde geliştirerek üretim gücünü arttırdı. 

1957'de hayata geçirilen ve sonrasında AB’nin temeli konumundaki Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun (AET) kurucularından olan Almanya, 1999'dan itibaren AB dahilindeki serbest dolaşım sistemi Şengen'in de üyesi. Ocak 1999’da Almanya ve diğer 10 AB ülkesi, ortak bir para birimi olan 'euro'yu benimsediler. 

Siyasi ve ekonomik yapı

Federal parlamenter cumhuriyet sistemine sahip olan Almanya, halen 1949'da kabul edilen anayasa ile yönetiliyor. Temsili demokrasinin en etkili şekilde uygulandığı ülke, 16 eyaletten meydana geliyor.

İki savaşın ardından hızla toparlanma sürecine giren Almanya'da ekonomik büyüme 1950'lerde ivme kazandı. 1961'de iş gücü talebini karşılamak maksadıyla ‘konuk işçi’ uygulaması başladı. Türkiye, İtalya, Yugoslavya, İspanya, Portekiz ve Yunanistan’dan Almanya’ya yoğun göç dalgası yaşandı. Avrupa’da en fazla Türk nüfusa ev sahipliği yapan ülkede halen üç milyona yakın Türk yaşıyor.

Alman ekonomisi, satın alma gücü paritesine göre, dünyanın beşinci büyük ekonomisi durumunda. Sanayi makineleri, elektronik, kimyasal madde ve ev eşyası üretiminde Avrupa'nın lider ihracatçısı olan Almanya'da, kaliteli iş gücündeki artışın ekonomiye büyük ölçüde yansıdığı belirtiliyor.

Batı Avrupa’daki diğer komşuları gibi Almanya da demografik açıdan bazı sorunlarla karşı karşıya. Bu sorunlar, uzun süreli büyüme planlarında ülkenin karşısına çıkıyor. Düşük doğum oranı ve göç, ülkede sosyal hizmetler ve emeklilik alanlarında reform ihtiyacını doğuruyor.

Alman hükümeti, sosyal demokrat Gerhard Schroder'in başbakanlığı (1998-2005) döneminde bir dizi reform geçirdi. Bu reformlarla, yüksek işsizlik ve düşük ekonomik büyümeyle mücadele edildi. 2006 ve 2007 yıllarında ekonomik büyüme hızlandı, işsizlikte düşüş sağlandı.

Devlet desteği ve çalışma saatlerinin azaltılması gibi uygulamalar sayesinde Almanya, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana yaşanan en büyük ekonomik kriz olan 2008 mali krizini, işsizlikteki az bir artışla atlatılabildi. Bazı AB ülkelerinde işsizlik oranları yüzde 15'i bulurken, Almanya'da 2011'de yüzde 6'ya düştü. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) 2010'da yüzde 3,6 oranında artarken, 2011'de ise yüzde 2,7 oranında artış gerçekleşti. Euro bölgesini etkisi altına alan mali kriz nedeniyle GSYİH 2012 yılında yüzde 0,6 oranında yükselebildi.

Almanya'da kişi başına düşen GSYİH 38 bin 400 dolar (2011). İşsizlik oranı yüzde 6 (dünyada 65. sırada), enflasyon ise yüzde 2,2. Almanya’nın 2010’da yüzde 3,3 olan bütçe açığı ise 2011’de yüzde 1,7 ile AB’nin yüzde 3 limitinin altına düştü.

Şansölye Merkel

Almanya, 2005 yılından itibaren, Angela Merkel'in liderliğindeki muhafazakar 'Hristiyan Birlik' partileri CDU-CSU ortaklığının hakimiyetindeki koalisyon hükümetleri tarafından yönetiliyor. Neo-liberal ekonomi politikalarını benimseyen ve göçmenlerin entegrasyonu konusunda çok sert bir tutum takınan Merkel, ülkeyi Avrupa'daki ekonomik çalkantıdan korumayı büyük ölçüde başardı.

22 Eylül 2013'teki genel seçimlerden CDU-CSU ortaklığı bir kez daha birinci çıktı. İki ayı aşkın müzakerelerin ardından Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile CDU-CSU arasında koalisyon anlaşması imzalandı. Protestan bir papazın kızı olan ve gençliği Doğu Almanya'da geçen Merkel, parlamentoda 17 Aralık 2013 günü yapılan oylamada, üçüncü defa Almanya Şansölyesi seçildi.

Koalisyon anlaşmasında, iki tarafın temel talepleri de karşılandı. SDP'nin talepleri doğrultusunda, 2015'ten itibaren Almanya tarihinde ilk kez asgari ücret uygulamasına geçilmesine, ayrıca emeklilik yaşının düşürülmesine karar verildi. CDU-CSU'nun vergilerin yükseltilmemesi yaklaşımı da koalisyon anlaşmasına girdi.

Çifte vatandaşlık hakkı

Koalisyon anlaşması, Merkel ve CDU-CSU'nun uzun süredir karşı çıktığı çifte vatandaşlık hakkı sorununa kısmen çözüm getirdi. Almanya'da doğan Türkler, 23 yaşına geldiklerinde, iki vatandaşlıktan birini seçmek zorunda kalıyorlardı. SPD'nin ısrarı sonucu, Almanya'da doğup büyüyen gençler, istemeleri halinde her iki vatandaşlık haklarını da koruyabilecekler. Lakin Almanya'ya sonradan yerleşenler için çifte vatandaşlık hakkı söz konusu edilmeyecek.

Merkel'in son kabinesinde ilk kez Türk kökenli bir Alman vatandaşının yer alması, iki ülke ilişkilerine olumlu yansıdı. SPD Genel Başkan Yardımcısı Aydan Özoğuz, Almanya'nın Göç, Mülteci ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı oldu.

Merkel ve arkadaşlarının, Almanya'nın Türkiye'nin AB üyeliği konusundaki katı tavrı ise devam ediyor.

Kaynak: Al Jazeera ve ajanslar

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;